Archive for the ‘Cafeler & Diğer Mekanlar’ Category

Asri Turşucu

Salı, Kasım 3rd, 2009

asri_tursu1913’te İstanbul Fatih’te Vahdettin Çelikli tarafından kuruldu. 1938’den bu yana Cihangir/Firuzağa’da hizmet veriyor. Brokoli, bamya, karnabahar dahil 30 çeşit turşu satıyor. Turşular Bursa Orhangazi Gedelek Köyü’nde imal ediliyor. Bu nedenle dükkân hasat zamanı, yazın üç ay kapalı. En çok klasik lahana, salatalık, biber turşuları satılıyor. Kilosu 10 lira. Bir litrelik turşu suyu 3 lira. Pazar günü 12.00-20.00, diğer günler 9.00-20.30 arası açık. Tel: (212) 244 47 24

* Not : Fiyatlar değişmiş olabilir

Kaynak : http://eniyion.hurriyet.com.tr

asri_tursu1913’te İstanbul Fatih’te Vahdettin Çelikli tarafından kuruldu. 1938’den bu yana Cihangir/Firuzağa’da hizmet veriyor. Brokoli, bamya, karnabahar dahil 30 çeşit turşu satıyor. Turşular Bursa Orhangazi Gedelek Köyü’nde imal ediliyor. Bu nedenle dükkân hasat zamanı, yazın üç ay kapalı. En çok klasik lahana, salatalık, biber turşuları satılıyor. Kilosu 10 lira. Bir litrelik turşu suyu 3 lira. Pazar günü 12.00-20.00, diğer günler 9.00-20.30 arası açık. Tel: (212) 244 47 24

* Not : Fiyatlar değişmiş olabilir

Kaynak : http://eniyion.hurriyet.com.tr

Mehtap’da Kahvaltı

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Mehtap-bal-kaymak

Bal Kaymak

Haftasonları dışarda kahvaltı yapacaksak tercih ettiğimiz bir kaç yerden birisi de Emirgan daki Mehtap Kafeterya. Yeri tam emirgan otobüs durağının karşısında Sabancıların Atlı Köşkünün hemen yanında , boğazla arasında sadece sahil yolu var. Doğal olarak eşsiz boğaz manzarasına da doyuyorsunuz kahvaltı yaparken.

Menüde fiks bir kahvaltı tabağı mevcut değil. Ne isterseniz onu ortaya seçebiliyorsunuz. Kahvaltı denince aklınıza gelen çoğu yiyecek mevcut. Taze meylerden sıkılan meyve sularıda bir alternatif. Ekmek olarakda göz mesafenizde olan bir fırın tezgahında pideleriniz hazırlanıp fırına veriliyor. Emirganın kalbi olan asırlık çınarların bulunduğu noktadaki Çınar Altı ve  Sütiş’e göre daha sakin olması dikkat çekiyor.

Mehtap-Peynir-tabagi

Peynir Tabağı

Mehtap Kafeterya yarım asırı geçkin süredir hizmet verdiği ve Yahya Kemal’in şiirlerine ilham veren yerden taşınmış 55 metre ilerde yeni mekanında hizmete devam etmektedir.

Avrupa yakasında sahil şehiridi üzerinde kahvaltı yapabileceğiniz eski ve hoş mekanlardan biride Mehtap Kafeterya. Aşırı kalabalıkta yemek yemekten hoşlanmıyor ve sıra beklemek istemiyorsanız Mehtap Kafeterya’yı tercih edebilirsiniz.

Mehtap-bal-kaymak

Bal Kaymak

Haftasonları dışarda kahvaltı yapacaksak tercih ettiğimiz bir kaç yerden birisi de Emirgan daki Mehtap Kafeterya. Yeri tam emirgan otobüs durağının karşısında Sabancıların Atlı Köşkünün hemen yanında , boğazla arasında sadece sahil yolu var. Doğal olarak eşsiz boğaz manzarasına da doyuyorsunuz kahvaltı yaparken.

Menüde fiks bir kahvaltı tabağı mevcut değil. Ne isterseniz onu ortaya seçebiliyorsunuz. Kahvaltı denince aklınıza gelen çoğu yiyecek mevcut. Taze meylerden sıkılan meyve sularıda bir alternatif. Ekmek olarakda göz mesafenizde olan bir fırın tezgahında pideleriniz hazırlanıp fırına veriliyor. Emirganın kalbi olan asırlık çınarların bulunduğu noktadaki Çınar Altı ve  Sütiş’e göre daha sakin olması dikkat çekiyor.

Mehtap-Peynir-tabagi

Peynir Tabağı

Mehtap Kafeterya yarım asırı geçkin süredir hizmet verdiği ve Yahya Kemal’in şiirlerine ilham veren yerden taşınmış 55 metre ilerde yeni mekanında hizmete devam etmektedir.

Avrupa yakasında sahil şehiridi üzerinde kahvaltı yapabileceğiniz eski ve hoş mekanlardan biride Mehtap Kafeterya. Aşırı kalabalıkta yemek yemekten hoşlanmıyor ve sıra beklemek istemiyorsanız Mehtap Kafeterya’yı tercih edebilirsiniz.

Fazıl Bey’in Türk Kahvesi Kadıköy’e Çok Yakışmış

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Kahve içmeyi kim sevmez ki? Ya birde taze çekilmiş ise? Peki taze çekilen kahve şöyle köpüklü bir türk kahvesi ise? Çok mu uzattım o zaman kahve içmeye gidelim…

Kadıköydeki Fazıl Bey’in Türk Kahvesi, önünden geçerken dikkatimi çeken bir yer oldu. Dükkan gayet şirin ve güzel görünüyordu hal böyle oluncada canım bir kahve içmek istedi, ancak yer yoktu. Şöyle bir daha turlayalım Kadıköy çarşısını dedik, yer olursada otururuz diye niyet ettik. Turladık yine yer yoktu, önünden geçerken bir masa kalktı fırsattan istifade hemen oturduk. Sonra öğrenecemki hafta sonları genelde böyle dolu oluyormuş.

Fazıl Bey’in Türk Kahvesi’ne gitmek için, rıhtımdaki migrosun karşı sokagına girin sol tarafınızda görüceksiniz. Migrosu bilmeyenler içinde, kadıköy simit sarayı’nın sokağından girin, ileride sağda migrosu görüceksiniz, karşı sokağına girin ve Fazıl Bey’in Türk Kahvesi.

Fazıl Bey önünde 6-7 masası olan, birde üst katı bulunanan, küçük bir yer. Dükkanın çok sıcak bir görüntüsü var, her yerde kahveler, kahve çekme makinası, pişirme üniteleri var. İçeriside sürekli harıl harıl bir çalışma halinde, ya birileri gelip kahve alıp gidiyor, yada oturanlara servis ile meşgul oluyorlar. Kadıköydeki Fazıl Beyin Türk Kahvesi’inin çalışkan görüntüsüylede insanı cezbediyor.

Dükkanın adabını bilmediğimden, self servis mi garsonlu mu? kalkıp gittim siparişimi verdim. Kalkıp gitmemle limonata olduğunuda öğrendim ancak kahve istiyordum ve onu deneyemedim. 2 sade kahve siparişi verdik. Kahveler yanında lokum ve su ile servis edildi. Kahvenin lezzetine gelince güzel bir türk kahvesi idi. Ancak yanımda babamda vardı ve kahve konusunda benden çok daha deneyimli olduğundan asıl onun fikri önemli idi. Sordum kahve nasıl diye, gayet güzel dedi ve ekledi lokumunuda ye o da güzel…

İçerideki menü aslında oldukça zengin. Türk kahvesi ve sakızlı türk kahvesi iddaalı oldukları kahveler. Ancak bunun dışında, espresso, (cafe latte) dedikleri sütlü kahve, cappucino gibi çeşitlerde içeride bulunmakta. Tabii birde deniyemediğim limonata.

Fiyat konusuna gelince, bir türk kahvesi yanında su ve lokum ile 4 ytl. Böyle bir set, ve iyi bir türk kahvesi için bence normal bir fiyat. Bunun yanına iyi hizmet, farklı bir ortam, sokakta oturup, şehrin bir parçası olma keyfide eklenince yaşanması gereken bir deneyim olduğunu söyleyebilir.

Limonatayı ve sakızlı türk kahvesini içemedik, bir daha ki sefere onları içmeye gideceğim.

Herkese afiyet olsun…

Kahve içmeyi kim sevmez ki? Ya birde taze çekilmiş ise? Peki taze çekilen kahve şöyle köpüklü bir türk kahvesi ise? Çok mu uzattım o zaman kahve içmeye gidelim…

Kadıköydeki Fazıl Bey’in Türk Kahvesi, önünden geçerken dikkatimi çeken bir yer oldu. Dükkan gayet şirin ve güzel görünüyordu hal böyle oluncada canım bir kahve içmek istedi, ancak yer yoktu. Şöyle bir daha turlayalım Kadıköy çarşısını dedik, yer olursada otururuz diye niyet ettik. Turladık yine yer yoktu, önünden geçerken bir masa kalktı fırsattan istifade hemen oturduk. Sonra öğrenecemki hafta sonları genelde böyle dolu oluyormuş.

Fazıl Bey’in Türk Kahvesi’ne gitmek için, rıhtımdaki migrosun karşı sokagına girin sol tarafınızda görüceksiniz. Migrosu bilmeyenler içinde, kadıköy simit sarayı’nın sokağından girin, ileride sağda migrosu görüceksiniz, karşı sokağına girin ve Fazıl Bey’in Türk Kahvesi.

Fazıl Bey önünde 6-7 masası olan, birde üst katı bulunanan, küçük bir yer. Dükkanın çok sıcak bir görüntüsü var, her yerde kahveler, kahve çekme makinası, pişirme üniteleri var. İçeriside sürekli harıl harıl bir çalışma halinde, ya birileri gelip kahve alıp gidiyor, yada oturanlara servis ile meşgul oluyorlar. Kadıköydeki Fazıl Beyin Türk Kahvesi’inin çalışkan görüntüsüylede insanı cezbediyor.

Dükkanın adabını bilmediğimden, self servis mi garsonlu mu? kalkıp gittim siparişimi verdim. Kalkıp gitmemle limonata olduğunuda öğrendim ancak kahve istiyordum ve onu deneyemedim. 2 sade kahve siparişi verdik. Kahveler yanında lokum ve su ile servis edildi. Kahvenin lezzetine gelince güzel bir türk kahvesi idi. Ancak yanımda babamda vardı ve kahve konusunda benden çok daha deneyimli olduğundan asıl onun fikri önemli idi. Sordum kahve nasıl diye, gayet güzel dedi ve ekledi lokumunuda ye o da güzel…

İçerideki menü aslında oldukça zengin. Türk kahvesi ve sakızlı türk kahvesi iddaalı oldukları kahveler. Ancak bunun dışında, espresso, (cafe latte) dedikleri sütlü kahve, cappucino gibi çeşitlerde içeride bulunmakta. Tabii birde deniyemediğim limonata.

Fiyat konusuna gelince, bir türk kahvesi yanında su ve lokum ile 4 ytl. Böyle bir set, ve iyi bir türk kahvesi için bence normal bir fiyat. Bunun yanına iyi hizmet, farklı bir ortam, sokakta oturup, şehrin bir parçası olma keyfide eklenince yaşanması gereken bir deneyim olduğunu söyleyebilir.

Limonatayı ve sakızlı türk kahvesini içemedik, bir daha ki sefere onları içmeye gideceğim.

Herkese afiyet olsun…

Akveren, Şifahane >> Meyve Suyu İçmek İsteyen Var Mı

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

sifahane_01Bu Pazar günü Kadıköy’e gitmeye karar verdik. İyiki de gitmişiz, sizlerden gelen tavsiye üzerine meyve suyu üzerine doktora yapmış Şifahane.

Şifahane’yi tavsiye eden arkadaşımız, sabahları önünde kuyruk olduğunu, sürekli insanların gelip taze sıkılmış meyve suları içtiğini ve aynı zamanada mekanda makarna yediklerini ve gayet ekonomik olduğunu anlatıyordu. Bir çok çeşit taze sıkılmış meyve suyu ekonomik fiyatla, gidip görmek için yeterli bir sebepti aslında, ama yemekde olması merakımı arttırmıştı.

Şifahane adından da anlıyacağınız gibi içerideki taze meyveleri ile şifa dağatan bir yer. Yeri Kadıköy’de rıhtıma inen altı yolun üzerinde solda. Şifahane aslında Simitsarayı’ının da hemen karşısında, sokağın köşebaşında.

Bende size tarif ettiğim yoldan aşağıya doğru yürüdüm, camii’yi geçtikten az sonra Şifahane yazılı tenteyi gördüm. Yalnız daha dükkanı tam göremiyordum, çünkü önünde bir kalabalık vardı. Biraz daha yaklaşınca kalabalığın nedenini anladım, dükkanın önünde bir dolap dolusu yıkanmış tertemiz meyve vardı, içeride böğürtlen, şeftali, kavun, incir… ne ararsan vardı, ve tabağı 2 lira yazıyordu. İçeri girmeden şöyle dışardan biraz daha bakayım dedim. Gözüme çarpan şeyler şunlar oldu; tabak dolusunu makarna 3 lira idi, 1 litre portakal suyu 5ytl yazıyordu. İnsanlar dükkanın öbür ucunda ayak üstü meyve suyu alıp içiyorlardı.

Bende bir meyve tabağı aldım ve içeri geçtik. İçeride 7-8 tane sıkma makinası ne meyve isterseniz o karışımı yapıyorlar, bizde bu çeşiti bulmuşken değişik birşey olsun dedik, bir tane çilek, böğürtlen, üzüm, birde kavun, böğürtlen, elma aldık. İki bardak karışık meyve suyu 5 ytl tuttu. Sonra fark ettim ki nar suyuda varmış, birer tanede ondan içtik. Bir bardak daha içecektim ama midem bana müsade etmedi.

Meyve yemeyi, suyunu içmeyi sevenler için cennet gibi bir yer. Hatta sevmiyene bile sevdirecek tarzda bir yer Şifahane. Çeşit çeşit, renk renk meyveleri görünce insanın hepsinden içesi geliyor.

Burayı bana tavsiye eden Engin arkadışımıza çok teşekkür ediyorum. Ve sizlerden daha çok tavsiye beklerken, gelen tüm tavsiyeleride araştırmaya devam ediyorum. Herkese afiyet olsun…

sifahane_01Bu Pazar günü Kadıköy’e gitmeye karar verdik. İyiki de gitmişiz, sizlerden gelen tavsiye üzerine meyve suyu üzerine doktora yapmış Şifahane.

Şifahane’yi tavsiye eden arkadaşımız, sabahları önünde kuyruk olduğunu, sürekli insanların gelip taze sıkılmış meyve suları içtiğini ve aynı zamanada mekanda makarna yediklerini ve gayet ekonomik olduğunu anlatıyordu. Bir çok çeşit taze sıkılmış meyve suyu ekonomik fiyatla, gidip görmek için yeterli bir sebepti aslında, ama yemekde olması merakımı arttırmıştı.

Şifahane adından da anlıyacağınız gibi içerideki taze meyveleri ile şifa dağatan bir yer. Yeri Kadıköy’de rıhtıma inen altı yolun üzerinde solda. Şifahane aslında Simitsarayı’ının da hemen karşısında, sokağın köşebaşında.

Bende size tarif ettiğim yoldan aşağıya doğru yürüdüm, camii’yi geçtikten az sonra Şifahane yazılı tenteyi gördüm. Yalnız daha dükkanı tam göremiyordum, çünkü önünde bir kalabalık vardı. Biraz daha yaklaşınca kalabalığın nedenini anladım, dükkanın önünde bir dolap dolusu yıkanmış tertemiz meyve vardı, içeride böğürtlen, şeftali, kavun, incir… ne ararsan vardı, ve tabağı 2 lira yazıyordu. İçeri girmeden şöyle dışardan biraz daha bakayım dedim. Gözüme çarpan şeyler şunlar oldu; tabak dolusunu makarna 3 lira idi, 1 litre portakal suyu 5ytl yazıyordu. İnsanlar dükkanın öbür ucunda ayak üstü meyve suyu alıp içiyorlardı.

Bende bir meyve tabağı aldım ve içeri geçtik. İçeride 7-8 tane sıkma makinası ne meyve isterseniz o karışımı yapıyorlar, bizde bu çeşiti bulmuşken değişik birşey olsun dedik, bir tane çilek, böğürtlen, üzüm, birde kavun, böğürtlen, elma aldık. İki bardak karışık meyve suyu 5 ytl tuttu. Sonra fark ettim ki nar suyuda varmış, birer tanede ondan içtik. Bir bardak daha içecektim ama midem bana müsade etmedi.

Meyve yemeyi, suyunu içmeyi sevenler için cennet gibi bir yer. Hatta sevmiyene bile sevdirecek tarzda bir yer Şifahane. Çeşit çeşit, renk renk meyveleri görünce insanın hepsinden içesi geliyor.

Burayı bana tavsiye eden Engin arkadışımıza çok teşekkür ediyorum. Ve sizlerden daha çok tavsiye beklerken, gelen tüm tavsiyeleride araştırmaya devam ediyorum. Herkese afiyet olsun…

Gezi İstanbul – Eski İstanbul klasiği

Perşembe, Temmuz 23rd, 2009

gezi_istanbulGezi İstanbul’un iki yeri var. Biri Taksim’de, diğeri de Kemerburgaz’da. Atatürk Kültür Merkezi’nin yanındaki, 30 yıllık bir Taksim klasiği. İki yıl önce yeni sahibi tarafından klasik tarzı korunarak yenilendi. Kemerburgaz’daki ise dört ay önce açıldı. Bugüne kadar poşet çay Gezi’nin kapısından içeri girmemiş. Hepsi demleme, bitki çayları ise hem demleme hem organik. Çay saati için çok zengin bir mönüsü var. Pasta, kek, simit, poğaça, kruvasan ve tatlı-tuzlu kurabiyeleri tadarken, yeryüzünün bütün müziklerini dinleyebilirsiniz. Mutfak ekibi şef Yılmaz Akyüz’ün öncülüğünde 20 yıldır birlikte çalışıyor. Müşterilerine İstanbul’un eski lezzetlerini sunuyor. Paskalya çöreği, el açması börek çeşitleri, Musevi börekası, Selanik gevreği ve Şam kurabiyesi bulabilirsiniz. Bu arada 40’a yakın tatlı kurabiye ve 30’a yakın da tuzlu çeşitleri var.
İSTANBUL / Tel: (212) 292 53 53

Kaynak : http://eniyion.hurriyet.com.tr

gezi_istanbulGezi İstanbul’un iki yeri var. Biri Taksim’de, diğeri de Kemerburgaz’da. Atatürk Kültür Merkezi’nin yanındaki, 30 yıllık bir Taksim klasiği. İki yıl önce yeni sahibi tarafından klasik tarzı korunarak yenilendi. Kemerburgaz’daki ise dört ay önce açıldı. Bugüne kadar poşet çay Gezi’nin kapısından içeri girmemiş. Hepsi demleme, bitki çayları ise hem demleme hem organik. Çay saati için çok zengin bir mönüsü var. Pasta, kek, simit, poğaça, kruvasan ve tatlı-tuzlu kurabiyeleri tadarken, yeryüzünün bütün müziklerini dinleyebilirsiniz. Mutfak ekibi şef Yılmaz Akyüz’ün öncülüğünde 20 yıldır birlikte çalışıyor. Müşterilerine İstanbul’un eski lezzetlerini sunuyor. Paskalya çöreği, el açması börek çeşitleri, Musevi börekası, Selanik gevreği ve Şam kurabiyesi bulabilirsiniz. Bu arada 40’a yakın tatlı kurabiye ve 30’a yakın da tuzlu çeşitleri var.
İSTANBUL / Tel: (212) 292 53 53

Kaynak : http://eniyion.hurriyet.com.tr