Archive for the ‘Muğla’ Category

Labranda Antik Kenti

Pazar, Ağustos 23rd, 2009

Labranda

Zeus Labraundos’un kutsal alanı olan Labranda, eski Karia’da (Güneybatı Anadolu), bağlı olduğu Mylasa (Milas) şehrinin 14 km. kuzey doğusunda yer almaktadır.

En eski buluntular yaklaşık İ.Ö. 600 yılına aittir. 6. ve 5. asırlarda kutsal alan, sonradan tapınak terası olarak kullanılan alan tek küçük suni bir düzeltiden oluşuyordu. 497′de kutsal alanda bir savaş yapılmış ve Karia ordusu müttefikleri Miletlilerle beraber Pers ordusuna yenilmiştir.

İ.Ö.4. yy. tapınağın en önemli devridir. Mausolos (İ.Ö.377-352) ve İdrieus (İ.Ö. 351-344) adlı satraplar zamanında burası yeni bir görünüm kazanmıştır. 355′de Labranda’daki yıllık kurban şöleninde Mausolos kendisine yönelik bir suikastten son anda kurtulmuştur. Burada yer alan bir dizi suni teras, bir veya iki giriş binası, küçük bir Dor binası (olasılıkla çeşme binasıdır), anıtsal merdiven, iki geniş ziyafet salonu (andronlar), sundurmalı yapı (oikoi diye adlandırılır), Stoa ve etrafı sütunlu Zeus Mabedi gibi yapılar bu olaydan sonra yapılmış olsa gerekir. 344′de İdrieus’un ölümüyle bu tür çalışmalara son verilmiştir. İ.S. 4. yüzyılda meydana gelen büyük bir yangın felaketi nedeniyle kutsal alan kült yeri olmaktan çıkmıştır.

Buradaki kazı çalışmaları 1948 yılında Uppsala Üniversitesi’nden A.W. Persson tarafından başlatılmıştır ve o zamandan beri aralıklarla devam etmektedir. Şimdiki kazılar P. Hellström tarafından yürütülmektedir.

Mylasa’dan kutsal alana 8 m. genişliğinde olan kutsal yol ile ulaşılırdı. Bu yolun üzerindeki döşeme izleri bugün bile görülebilmektedir. Alana iki giriş binasından (propylon) biriyle geçilirdi. Bunlar Milas mermerinden yapılmış, iki sütunlu, her iki cephede İon alınlıkları taşıyan etkileyici geçit kapılarıydı.

“Dor Binası” diye adlandırılan yapı, dikdörtgene yakın düzensiz oluşumuyla güney propylon binasının hemen doğusunda yer almaktadır. Kuzeye dönük, dört sütunlu, ön avlulu mermer cepheli, Dor düzeninde bir yapıdır. Muhakkak ki bir çeşme binası işlevindeydi. Roma Devrinde bu küçük bina hamam külliyesine dahil edilmiştir.

Kutsal alanın 200 m. batısında, arkası istinat duvarıyla sağlamlaştırılmış stadyum bulunmaktadır. Yarışların başlama ve bitiş taşları her iki uçta da hâlâ mevcuttur. Kutsal alanda yapılan 5 günlük şölen sırasında burada da bazı yarışlar düzenlenmiş olsa gerektir.

Labranda

Zeus Labraundos’un kutsal alanı olan Labranda, eski Karia’da (Güneybatı Anadolu), bağlı olduğu Mylasa (Milas) şehrinin 14 km. kuzey doğusunda yer almaktadır.

En eski buluntular yaklaşık İ.Ö. 600 yılına aittir. 6. ve 5. asırlarda kutsal alan, sonradan tapınak terası olarak kullanılan alan tek küçük suni bir düzeltiden oluşuyordu. 497′de kutsal alanda bir savaş yapılmış ve Karia ordusu müttefikleri Miletlilerle beraber Pers ordusuna yenilmiştir.

İ.Ö.4. yy. tapınağın en önemli devridir. Mausolos (İ.Ö.377-352) ve İdrieus (İ.Ö. 351-344) adlı satraplar zamanında burası yeni bir görünüm kazanmıştır. 355′de Labranda’daki yıllık kurban şöleninde Mausolos kendisine yönelik bir suikastten son anda kurtulmuştur. Burada yer alan bir dizi suni teras, bir veya iki giriş binası, küçük bir Dor binası (olasılıkla çeşme binasıdır), anıtsal merdiven, iki geniş ziyafet salonu (andronlar), sundurmalı yapı (oikoi diye adlandırılır), Stoa ve etrafı sütunlu Zeus Mabedi gibi yapılar bu olaydan sonra yapılmış olsa gerekir. 344′de İdrieus’un ölümüyle bu tür çalışmalara son verilmiştir. İ.S. 4. yüzyılda meydana gelen büyük bir yangın felaketi nedeniyle kutsal alan kült yeri olmaktan çıkmıştır.

Buradaki kazı çalışmaları 1948 yılında Uppsala Üniversitesi’nden A.W. Persson tarafından başlatılmıştır ve o zamandan beri aralıklarla devam etmektedir. Şimdiki kazılar P. Hellström tarafından yürütülmektedir.

Mylasa’dan kutsal alana 8 m. genişliğinde olan kutsal yol ile ulaşılırdı. Bu yolun üzerindeki döşeme izleri bugün bile görülebilmektedir. Alana iki giriş binasından (propylon) biriyle geçilirdi. Bunlar Milas mermerinden yapılmış, iki sütunlu, her iki cephede İon alınlıkları taşıyan etkileyici geçit kapılarıydı.

“Dor Binası” diye adlandırılan yapı, dikdörtgene yakın düzensiz oluşumuyla güney propylon binasının hemen doğusunda yer almaktadır. Kuzeye dönük, dört sütunlu, ön avlulu mermer cepheli, Dor düzeninde bir yapıdır. Muhakkak ki bir çeşme binası işlevindeydi. Roma Devrinde bu küçük bina hamam külliyesine dahil edilmiştir.

Kutsal alanın 200 m. batısında, arkası istinat duvarıyla sağlamlaştırılmış stadyum bulunmaktadır. Yarışların başlama ve bitiş taşları her iki uçta da hâlâ mevcuttur. Kutsal alanda yapılan 5 günlük şölen sırasında burada da bazı yarışlar düzenlenmiş olsa gerektir.

Akbük / Kazıklı >> Giritli Restoran

Çarşamba, Ağustos 19th, 2009

Giritli-Akbuk

Giritli'de Sal

Düşünün ki egede gizli kalmış bir koyda denizin ortasında bir salın üzerinde balık yemenin keyfine varıyorsunuz; adres Akbük-Kazıklı Giritli Restoran.

Gitmek için Akbük’den Kazıklı köyüne doğru yukarı çıkan yoldan gidin, Kazıklı köyünün içine biraz girdikten sonra Giritli Restoran tabelalarını takip edin, köye girdikten sonra 3-4 dk. içinde Giritli’ye ulaşacaksınızdır. Akbük’den 15-20 dk sürüyor.

Burası öyle bir yer ki rezervasyonla çalışıyor. Çünkü biraz geç kalırsanız o büyük keyfi denizden değilde kıyıdan yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Ancak denizden hiçbir zaman uzaklaşmıyorsunuz sal yoksa iskele var. Önceden aradıysanız akşam yemeğinde sallara kuruluyorsunuz. Mekan sahipleri salları denize bırakıyor. Kıyıya bir halatla bağlı tabiki haliyle akıllara servisin nasıl yapılacağı geliyor. İşin bu kısmıda çok güzel. Yemek yediğiniz salın yanına küçük kayıklarla yanaşıp servisinizi yapıyorlar. Egenin serin akşamlarında denizin üzerideki hafif esintiler eşliğinde keyifli bir akşam geçiriyorsunuz.

Giritli-Akbuk-iskele

Giritli'de İskeleden Manzara

Akbük’de genelde hava durgun oluyor, çok nadir olarak rüzgarın güçlü estiği gecelerde Giritli Restoranda sal ile çıkamıyorsunuz ancak sal ile çıkamasanız da, koy çok güzel ve iskele üstünde yemek yemek de çok keyifli oluyor.

Size tavsiyem Giritliye gitmeye karar vermeden önce Akbük koyunun ardındaki tepelerde yükselen yel değirmenlerinin yönlerini dikkate alınız. Yel değirmeleri Didim yönünde dönüyorlarsa, hava Giritli de sal üzerinde ege balıklarını tadmak için tam kıvamında demektir.

Yemek yiyeceğim her yeri önceden görmek isterim, ancak yinede buraya Giritli restoranın numarasını ekliyorum, ben ilk gittiğimde kartlarını kaybetmiştim :D olur ya kaybedersiniz buradan her zaman ulaşabiliriz.

Giritli Balık Restoranı: 0532 786 4423

Giritli-Akbuk

Giritli'de Sal

Düşünün ki egede gizli kalmış bir koyda denizin ortasında bir salın üzerinde balık yemenin keyfine varıyorsunuz; adres Akbük-Kazıklı Giritli Restoran.

Gitmek için Akbük’den Kazıklı köyüne doğru yukarı çıkan yoldan gidin, Kazıklı köyünün içine biraz girdikten sonra Giritli Restoran tabelalarını takip edin, köye girdikten sonra 3-4 dk. içinde Giritli’ye ulaşacaksınızdır. Akbük’den 15-20 dk sürüyor.

Burası öyle bir yer ki rezervasyonla çalışıyor. Çünkü biraz geç kalırsanız o büyük keyfi denizden değilde kıyıdan yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Ancak denizden hiçbir zaman uzaklaşmıyorsunuz sal yoksa iskele var. Önceden aradıysanız akşam yemeğinde sallara kuruluyorsunuz. Mekan sahipleri salları denize bırakıyor. Kıyıya bir halatla bağlı tabiki haliyle akıllara servisin nasıl yapılacağı geliyor. İşin bu kısmıda çok güzel. Yemek yediğiniz salın yanına küçük kayıklarla yanaşıp servisinizi yapıyorlar. Egenin serin akşamlarında denizin üzerideki hafif esintiler eşliğinde keyifli bir akşam geçiriyorsunuz.

Giritli-Akbuk-iskele

Giritli'de İskeleden Manzara

Akbük’de genelde hava durgun oluyor, çok nadir olarak rüzgarın güçlü estiği gecelerde Giritli Restoranda sal ile çıkamıyorsunuz ancak sal ile çıkamasanız da, koy çok güzel ve iskele üstünde yemek yemek de çok keyifli oluyor.

Size tavsiyem Giritliye gitmeye karar vermeden önce Akbük koyunun ardındaki tepelerde yükselen yel değirmenlerinin yönlerini dikkate alınız. Yel değirmeleri Didim yönünde dönüyorlarsa, hava Giritli de sal üzerinde ege balıklarını tadmak için tam kıvamında demektir.

Yemek yiyeceğim her yeri önceden görmek isterim, ancak yinede buraya Giritli restoranın numarasını ekliyorum, ben ilk gittiğimde kartlarını kaybetmiştim :D olur ya kaybedersiniz buradan her zaman ulaşabiliriz.

Giritli Balık Restoranı: 0532 786 4423

Andriace Antik Kenti

Cumartesi, Ağustos 1st, 2009

Andriace_04Andriace (Çayağzı)

Myra’nın liman kenti olarak bilinen Andriake, Myra’ya beş dakika uzaklıkta olan Çayağzı’ndadır. Her ne kadar Myra’nın liman kenti olarak bilinirse de Myra’nın yanında müstakil bir şehir olmalıdır. M.Ö. 197′de III. Antiokhos filosuyla Anadolu kıyılarındaki Ptolemaiosların elinde bulunan yerleri alarak Andriake’ye gelmiştir. Traian da Myra’da konaklarken bu limanın iyi bir şekilde planlanması gerektiğini belirtmiş, ne var ki Traian’ın bu fikri kendi zamanında uygulanamamış ancak Hadrian zamanında olabilmiştir.

Andriake kalıntıları, Demre’ye yakın kısımda liman ağzında tepenin eteğinde yer alır. Harabede ilk görülen şey şehre su ulaştıran aquadüktlerdir. Liman ağzında görülen görkemli yapı kalıntısı, Roma Devri’neden kalma bir meydan çeşmesinin bize kadar gelen kısmıdır. Harabenin en büyük yapısı Plakoma adı verilen agoradır. Bu agoranın üç tarafı dükkanlarla çevrili olup ortasında büyük bir sarnıç bulunmaktadır. Agoranın batısında ise Granarium (silo) adı verilen 65x 32 m ebadında 7 odadan meydana gelen bir hububat deposu yeralır. Bütün odalar birbiriyle irtibatlı olup cephelerinde aynı kapılar bulunmaktadır. Ayrıca yanlarına da bekçi odaları yerleştirilmiştir. Cephesi düzgün taşlarla kaplanmış binanın ara ve arka duvarları poligonal tarzda yapılmıştır. Kapı üstündeki kitabesinden ve orta yerdeki Hadrian ve karısı Faustina’nın kabartmasından binanın M.S. 129 yıllarında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Günümüze iyi bir şekilde gelebilen görkemli silo binasında M.S. V. yüzyılda burada görev yapmış olan Herakleon isimli bir memurun rüyasıyla ilgili kabartmalar da yer almaktadır.

Silonun önünde ev kalıntıları ile liman caddesi, caddenin önünde de üstleri yarıya kadar açık gemi barınakları bulunmaktadır. Yamacın batısında gözetleme kulesi yer alır. Limanın kuzey kısmında da Roma Devri’ne ait Lykia tipi lahitlerin yer aldığı nekropol sahası bulunur. Burada da iki Bizans kilisesi vardır.

[nggtags gallery=andriace  template=caption]

Andriace_04Andriace (Çayağzı)

Myra’nın liman kenti olarak bilinen Andriake, Myra’ya beş dakika uzaklıkta olan Çayağzı’ndadır. Her ne kadar Myra’nın liman kenti olarak bilinirse de Myra’nın yanında müstakil bir şehir olmalıdır. M.Ö. 197′de III. Antiokhos filosuyla Anadolu kıyılarındaki Ptolemaiosların elinde bulunan yerleri alarak Andriake’ye gelmiştir. Traian da Myra’da konaklarken bu limanın iyi bir şekilde planlanması gerektiğini belirtmiş, ne var ki Traian’ın bu fikri kendi zamanında uygulanamamış ancak Hadrian zamanında olabilmiştir.

Andriake kalıntıları, Demre’ye yakın kısımda liman ağzında tepenin eteğinde yer alır. Harabede ilk görülen şey şehre su ulaştıran aquadüktlerdir. Liman ağzında görülen görkemli yapı kalıntısı, Roma Devri’neden kalma bir meydan çeşmesinin bize kadar gelen kısmıdır. Harabenin en büyük yapısı Plakoma adı verilen agoradır. Bu agoranın üç tarafı dükkanlarla çevrili olup ortasında büyük bir sarnıç bulunmaktadır. Agoranın batısında ise Granarium (silo) adı verilen 65x 32 m ebadında 7 odadan meydana gelen bir hububat deposu yeralır. Bütün odalar birbiriyle irtibatlı olup cephelerinde aynı kapılar bulunmaktadır. Ayrıca yanlarına da bekçi odaları yerleştirilmiştir. Cephesi düzgün taşlarla kaplanmış binanın ara ve arka duvarları poligonal tarzda yapılmıştır. Kapı üstündeki kitabesinden ve orta yerdeki Hadrian ve karısı Faustina’nın kabartmasından binanın M.S. 129 yıllarında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Günümüze iyi bir şekilde gelebilen görkemli silo binasında M.S. V. yüzyılda burada görev yapmış olan Herakleon isimli bir memurun rüyasıyla ilgili kabartmalar da yer almaktadır.

Silonun önünde ev kalıntıları ile liman caddesi, caddenin önünde de üstleri yarıya kadar açık gemi barınakları bulunmaktadır. Yamacın batısında gözetleme kulesi yer alır. Limanın kuzey kısmında da Roma Devri’ne ait Lykia tipi lahitlerin yer aldığı nekropol sahası bulunur. Burada da iki Bizans kilisesi vardır.

[nggtags gallery=andriace  template=caption]

Toprakana Restoran, Ortaca

Çarşamba, Temmuz 22nd, 2009

toprakana_kahvalti_01

Toprak Ana Restoran Ortaca’da yol üstünde yeşiller içinde güzel bir bahçeye sahip, doğaya saygılı olmayı işletme felsefesi haline getirmiş bir mekan. Gayet güzel yeşiller içinde bir bahçeye sahip olan restorandan sabah kahvaltısından kareleri ve nasıl bir kahvaltı olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.

Masada (sıra ile); Tulum peyniri, Tereyağ, Bazlama ( Yörenin Ekmeği), Üzüm reçeli, Yeşil zeytin, Pekmez, İncir reçeli, Turunç reçeli, Beyez peynir, Köy peyniri, Söğüş domates ve salatalık, Yağda yumurta ve bu resimde bulunmayan Güğüm ile çay geliyor.

Ayrıca Toprak Ana Restoran’da işletme sahiplerinin kendi bahçelerinden topladıkları narlar ile yaptıkları taze nar suyunuda içmeden geçmek olmaz…

toprakana_kahvalti_02

toprakana_kahvalti_01

Toprak Ana Restoran Ortaca’da yol üstünde yeşiller içinde güzel bir bahçeye sahip, doğaya saygılı olmayı işletme felsefesi haline getirmiş bir mekan. Gayet güzel yeşiller içinde bir bahçeye sahip olan restorandan sabah kahvaltısından kareleri ve nasıl bir kahvaltı olduğunu sizlerle paylaşmak istedim.

Masada (sıra ile); Tulum peyniri, Tereyağ, Bazlama ( Yörenin Ekmeği), Üzüm reçeli, Yeşil zeytin, Pekmez, İncir reçeli, Turunç reçeli, Beyez peynir, Köy peyniri, Söğüş domates ve salatalık, Yağda yumurta ve bu resimde bulunmayan Güğüm ile çay geliyor.

Ayrıca Toprak Ana Restoran’da işletme sahiplerinin kendi bahçelerinden topladıkları narlar ile yaptıkları taze nar suyunuda içmeden geçmek olmaz…

toprakana_kahvalti_02

Muğla – Marmaris Milli Parkı

Salı, Temmuz 14th, 2009

Muğla – Marmaris Milli Parkı

Yeri: Milli Park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım: Milli Park Muğla iline 6 km mesafede olup 550 ve 400 nolu devlet karayolu ile ulaşılmaktadır. Ayrıca deniz ulaşım imkanlarına da sahiptir.

Özelliği: Sahanın jeolojik yapısı , genel olarak magmatik ve kalker kayaçları ile alüvyon ve yamaç molozlarından oluşmuştur. Kuzey -Batısında mostra veren kretase yaşlı magmatik kayaların okside olması kızıl renkli görünümlere yol açmıştır. Kalkerler ise sahanın doğusunda geniş mostra verirler. Kalker Mostralarının batı kısmı tabakalı , doğu kısmı ise masif durumdadır.

Milli Parkın orman formasyonu kızılçam(Pinus Brutia)oluşturmaktadır. Bununla birlikte endemik bir tür olan sığla ağacı sahanın belirli bölgelerinde yayılım gösterir.Sığla ağaçları, derin nemli ve ağır topraklı taban arazilerinden yetişir. Vadi içerisinde ise kızılçam ,meşe,çınar ve kızılağaç farklı karışık ve etkileyici peyzaj değerlerini sunar.Ayrıca pırnal meşesi,kemes meşesi, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, melengiç, zakkum ve defne gibi ağaçcık formlu Akdeniz bitkileri de Milli Park alanında geniş yayılış alanları gösterirler.

Saha Yaban Hayatı zenginlik içermekte olup özellikle Marmaris -Köyceğiz arasında bulunan ve nesli tükenme tehlikesi bulunan yaban keçilerinin yanı sıra ayı, karakulak,tilki, sincap,gelincik vb. memeli hayvanlara da rastlanmaktadır.

Milli Park sahasında;antik Physkos kenti(Marmaris),Amos(Hisarönü)kenti yer almakta olup, antik çağda bu bölge Karia Bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Burada Rhodos kolonisi izleri görülmektedir. Amos da bir tiyatro,tapınak ve bazı heykel kaidelerine rastlanmaktadır. Bir Karia kenti olan Amos’un etrafı aynı dönemden kalma bir sur duvarı ile çevrilidir. Physkos antik kenti ise Hellenistik çağda inşa edilmiş sur duvarları yer alır.

Görülebilecek Yerler: Milli Park sahası içerisinde bakir kıyılar, flora ve fauna açısından zenginliği ile başta Cennet Adası ve diğer adalar görülmeye değer. Ayrıca bitki zenginliği ile peyzaj değerleri yüksek olan vadi boyları da ziyaretçilere doyumsuz görüntüler sunar.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Yöreye gelen ve doğa içerisinde bulunmaktan zevk duyan ziyaretçiler için sahil boylarında günübirlik ve kamp alanları mevcuttur. Marmaris , İçmeler yerleşim alanları tatil bölgesi Milli Parkın ziyaretçilerine konaklama imkanı sunmaktadır.

Muğla – Marmaris Milli Parkı

Yeri: Milli Park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım: Milli Park Muğla iline 6 km mesafede olup 550 ve 400 nolu devlet karayolu ile ulaşılmaktadır. Ayrıca deniz ulaşım imkanlarına da sahiptir.

Özelliği: Sahanın jeolojik yapısı , genel olarak magmatik ve kalker kayaçları ile alüvyon ve yamaç molozlarından oluşmuştur. Kuzey -Batısında mostra veren kretase yaşlı magmatik kayaların okside olması kızıl renkli görünümlere yol açmıştır. Kalkerler ise sahanın doğusunda geniş mostra verirler. Kalker Mostralarının batı kısmı tabakalı , doğu kısmı ise masif durumdadır.

Milli Parkın orman formasyonu kızılçam(Pinus Brutia)oluşturmaktadır. Bununla birlikte endemik bir tür olan sığla ağacı sahanın belirli bölgelerinde yayılım gösterir.Sığla ağaçları, derin nemli ve ağır topraklı taban arazilerinden yetişir. Vadi içerisinde ise kızılçam ,meşe,çınar ve kızılağaç farklı karışık ve etkileyici peyzaj değerlerini sunar.Ayrıca pırnal meşesi,kemes meşesi, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, melengiç, zakkum ve defne gibi ağaçcık formlu Akdeniz bitkileri de Milli Park alanında geniş yayılış alanları gösterirler.

Saha Yaban Hayatı zenginlik içermekte olup özellikle Marmaris -Köyceğiz arasında bulunan ve nesli tükenme tehlikesi bulunan yaban keçilerinin yanı sıra ayı, karakulak,tilki, sincap,gelincik vb. memeli hayvanlara da rastlanmaktadır.

Milli Park sahasında;antik Physkos kenti(Marmaris),Amos(Hisarönü)kenti yer almakta olup, antik çağda bu bölge Karia Bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Burada Rhodos kolonisi izleri görülmektedir. Amos da bir tiyatro,tapınak ve bazı heykel kaidelerine rastlanmaktadır. Bir Karia kenti olan Amos’un etrafı aynı dönemden kalma bir sur duvarı ile çevrilidir. Physkos antik kenti ise Hellenistik çağda inşa edilmiş sur duvarları yer alır.

Görülebilecek Yerler: Milli Park sahası içerisinde bakir kıyılar, flora ve fauna açısından zenginliği ile başta Cennet Adası ve diğer adalar görülmeye değer. Ayrıca bitki zenginliği ile peyzaj değerleri yüksek olan vadi boyları da ziyaretçilere doyumsuz görüntüler sunar.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Yöreye gelen ve doğa içerisinde bulunmaktan zevk duyan ziyaretçiler için sahil boylarında günübirlik ve kamp alanları mevcuttur. Marmaris , İçmeler yerleşim alanları tatil bölgesi Milli Parkın ziyaretçilerine konaklama imkanı sunmaktadır.

Muğla – Saklıkent Milli Parkı

Perşembe, Haziran 11th, 2009

Muğla – Saklıkent Milli Parkı

Yeri:Saklıkent Milli Parkı Muğla ili Fethiye ilçesi ile Antalya ili Kaş ilçesi sınırları içerisinde, Eşen çayının bir kolu üzerinde yer almaktadır.Ulaşım: Saklıkent’e ,güneyden Kalkan-Yeşilova yol ayrımından Palamut köyü ile kuzeyden Kemer yolu ile ulaşılmaktadır.

Özelliği: Milli Parkın ana özelliğini, 1000-1100 m. yüzeyi içerisinde gelişen ve oldukça dik vadi yamaçlarına sahip Saklıkent Kanyonu oluşturulmaktadır. Kanyon iki havza arasında uzanan Antesedan bir özellik sunmaktadır.

Yöredeki irili ufaklı kanyonların meydana gelmesinde tektonik emarelerin yanında kast oluşumunda önemli rol oynadığı görülmektedir. Özellikle Saklıkent Kanyonu içerisinde , bazı kesimlerin, karstik tünellerin çökmesi sonucu , kanyonun oluşumuna katkıda bulunduğu gözlenmektedir. Bu tür yerler vadi yamaçlarının birbirine doğru hafif ters şekilde eğimlendikleri ve tabanda önemli oranda enkaz deposunun varlığı ile vadinin diğer kesimlerinden ayrılırlar.

Yöre tektonik kontrollü bir jeomorfolojik gelişimine sahip olup, özellikle düşey yönlü tektonizma Saklıkent kanyonunda gelişme seyrini etkilemiş ve bugünkü görünümünü almasında Litelojik yapıya önemli ölçüde yardımcı olmuştur.

Milli Park alanında Orman Formasyonu kızılçam(Pinus Brutia),karaçam(Pinus Nigra) ve sedir (Cedrus Libani) meydana gelmektedir. Bunlar sahadaki jeomorfolojik basamaklarında bulunduğu yükseltiye göre sırasıyla maki,kızılçam,karaçam,ve sedir yer alır. Kanyon girişine yakın kesimlerde kızılçam yaygınlık gösterirken , özellikle Milli Parkın güneydoğu kesiminde 1000 m.nin üzerinde ki zonlarda karaçam, Dumanlıdağ ve yakın çevresinde ise anıt niteliğinde sedirler etkileyici görüntüler sunar. Ayrıca Aktez yaylasının güneydoğu kesimi , soğanlı bitkilerin (Sıklemenlerin)endemik olarak yerleştikleri ve yetiştikleri sahadır.

Görülebilecek Yerler:

Milli Park sahasında; Milli Parka ismini veren ve ziyaretçileri vahşi yapısıyla çeken Saklıkent Kanyonu görülmeye değerdir. Ayrıca Milli Park yüksek rakımlı bölgelerinde yer alan yayla gelişimleri hem sosyal-kültürel yaşam şekilleri ile hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilere doğanın sunduğu eşsiz değerleri oluştururlar. Dumanlıdağ mevkii gerek anıt niteliğindeki sedir ağaçlarının etkisini bırakması gerekse denize açılan etkileyici manzara seyir noktası olması sebebiyle ziyaretçilerin mutlak uğraması gerekli noktalardır.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama:

Fethiye ilçe merkezi ile Kaş ilçe merkezinde konaklama yapılabilir. Milli Park sahasında yer alan yayla yerleşimlerin de ise görüşmeler yapılarak konaklama sağlanabilir. Aynı Milli Park mahalli Teşkilatının uygun gördüğü sahalarda geçici olarak çadır ve karavanla konaklama yapılabilir.

Muğla – Saklıkent Milli Parkı

Yeri:Saklıkent Milli Parkı Muğla ili Fethiye ilçesi ile Antalya ili Kaş ilçesi sınırları içerisinde, Eşen çayının bir kolu üzerinde yer almaktadır.Ulaşım: Saklıkent’e ,güneyden Kalkan-Yeşilova yol ayrımından Palamut köyü ile kuzeyden Kemer yolu ile ulaşılmaktadır.

Özelliği: Milli Parkın ana özelliğini, 1000-1100 m. yüzeyi içerisinde gelişen ve oldukça dik vadi yamaçlarına sahip Saklıkent Kanyonu oluşturulmaktadır. Kanyon iki havza arasında uzanan Antesedan bir özellik sunmaktadır.

Yöredeki irili ufaklı kanyonların meydana gelmesinde tektonik emarelerin yanında kast oluşumunda önemli rol oynadığı görülmektedir. Özellikle Saklıkent Kanyonu içerisinde , bazı kesimlerin, karstik tünellerin çökmesi sonucu , kanyonun oluşumuna katkıda bulunduğu gözlenmektedir. Bu tür yerler vadi yamaçlarının birbirine doğru hafif ters şekilde eğimlendikleri ve tabanda önemli oranda enkaz deposunun varlığı ile vadinin diğer kesimlerinden ayrılırlar.

Yöre tektonik kontrollü bir jeomorfolojik gelişimine sahip olup, özellikle düşey yönlü tektonizma Saklıkent kanyonunda gelişme seyrini etkilemiş ve bugünkü görünümünü almasında Litelojik yapıya önemli ölçüde yardımcı olmuştur.

Milli Park alanında Orman Formasyonu kızılçam(Pinus Brutia),karaçam(Pinus Nigra) ve sedir (Cedrus Libani) meydana gelmektedir. Bunlar sahadaki jeomorfolojik basamaklarında bulunduğu yükseltiye göre sırasıyla maki,kızılçam,karaçam,ve sedir yer alır. Kanyon girişine yakın kesimlerde kızılçam yaygınlık gösterirken , özellikle Milli Parkın güneydoğu kesiminde 1000 m.nin üzerinde ki zonlarda karaçam, Dumanlıdağ ve yakın çevresinde ise anıt niteliğinde sedirler etkileyici görüntüler sunar. Ayrıca Aktez yaylasının güneydoğu kesimi , soğanlı bitkilerin (Sıklemenlerin)endemik olarak yerleştikleri ve yetiştikleri sahadır.

Görülebilecek Yerler:

Milli Park sahasında; Milli Parka ismini veren ve ziyaretçileri vahşi yapısıyla çeken Saklıkent Kanyonu görülmeye değerdir. Ayrıca Milli Park yüksek rakımlı bölgelerinde yer alan yayla gelişimleri hem sosyal-kültürel yaşam şekilleri ile hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilere doğanın sunduğu eşsiz değerleri oluştururlar. Dumanlıdağ mevkii gerek anıt niteliğindeki sedir ağaçlarının etkisini bırakması gerekse denize açılan etkileyici manzara seyir noktası olması sebebiyle ziyaretçilerin mutlak uğraması gerekli noktalardır.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama:

Fethiye ilçe merkezi ile Kaş ilçe merkezinde konaklama yapılabilir. Milli Park sahasında yer alan yayla yerleşimlerin de ise görüşmeler yapılarak konaklama sağlanabilir. Aynı Milli Park mahalli Teşkilatının uygun gördüğü sahalarda geçici olarak çadır ve karavanla konaklama yapılabilir.

Göcek West Cafe & Bistro

Pazar, Mayıs 24th, 2009

gocek_westcafe_kahvalti02Göcek’te deniz kenarında bulunan West Cafe & Bistro kahvaltı edebileceğiniz güzel mekanlardan birisi. Günün ilerleyen saatlerinde çeşitli içecekler ve yemekler de bulabilir, isteseniz gecenin geç saatlerinde içkinizi yudumlayabilirsiniz. Göcek’i bilenler nasıl olsa bu cafe’nin yerini biliyordur, bilmeyenler için tarifi ise şöyle … Göcek’te alışveriş merkezi gibi sayılabilecek aynı zamanda ufak bir meydan olan bir alan var, oradan denize doğru yürüyün (belediye marinaya doğru), sonra sağa dönün … 50-100 metre sonra sağınızda West Cafe’yi göreceksiniz …

DIVING POINTS AROUND BODRUM PENINSULA

Cumartesi, Mayıs 23rd, 2009


Bodrum has made a significant name for itself in Turkish tourism with its Gulets, beaches, coves and Nightlife but it has also become known for its diving with important diving points and new diving locations opened in September 2001.* The only Underwater Archaeology Museum in Turkey is in Bodrum and is also increasingly drawing people to the region.

BIG BANGO
It is one of the symbol diving points of the region, with a maximum depth of four metres. It can be reached by sailing 20 minutes from Bodrum. The waters around Bodrum, Gumbet and Cos Island gradually get deeper whereas in the Karaada region the sea bed plunges, with the shallows being 28-32 metres.

In some of shallows and on the outskirts you can see pieces of amphorae, even if in small numbers. It is certain that you will come across large grey mullet, grouper, large rock grouper, octopus and shoals of sargo and sea bream. If you are lucky you even see turtles and barracuda.

SMALL BANGO
The Kucuk (Small) Bango is about 200 metres from the Buyuk (Big) Bango. Initially the depth is five to six metres, then increases to eight metres before graduating out to 28-30 metres. All types of life forms the you can see in Buyuk Bango can also be found here.

These two sties, that are popular with the Bodrum diving schools, are so interesting that they make one say, “Are there this many types and numbers of fish in the Mediterranean Sea?” If you go close you can see clearly from the boat.

KARGI ISLAND:
The island of Kargi is about one and a half hours sail from Bodrum or 500 metres off Akyarlar Point. This island is the closest point to the Greek island of Cos (3.5 sea miles). On the top of the island is a lighthouse. The diving point is the side that faces the gulf, though there are other points suitable for diving.

In the area facing towards Cos, at a depth of five to 25 metres, there are pieces of amphorae that are possibly related to a Roman ship wreck from the 4th century AD. The interesting part of diving here is the perpendicular rocks which are towering like hills from the bottom to the surface on the shores, on the hill 50 metres distance from the shores, the shallows out to 17 metres from the surface.

The waters off the coast of the island are 20-22 metres in depth, with rocks at 36 metres. Fish here are also plentiful. You can certainly see many shoals of sea bream and barracuda. The only disadvantage to this location for diving are the strong currents at certain times of the year towards the island of Cos.

KOÇEK ISLAND:
Kocek Island is a sea mile away from the island of Kargi in the direction of Bodrum and has small rocky islets. It is one and a half kilometres from the coves of Akyarlar, Karaincir and Aspat Hill.
The advantage of this islet is that there are not many rocks near the surface but around it there are lots of pieces of amphorae from various centuries. The part near the land is 8-10 metres deep, while on the Bodrum-Kargi side it is 20-22 metres and on the Gokova side is 32-34 metres.

In the direction of Gokova two iron anchors belonging to the late era are now intermixed with the rocks. At this diving point, where the number of barracuda and silver coloured sea bream are highest, other than the fish you will come across in Kargi shelled sea animals such as triton and pina.

KARAADA – KAÇAKÇI COVE:
This is a small cove at the far end of Karaada island. The diving clubs usually prefer to use this region for their educational classes. It is possible to dive on both points at the end of the cove.

The feature of this location is that there is a cave in the cove with its opening one metre under water which runs 40-50 metres inside the island.

It is advised to dive with a diving tutor or an expert as the entrance to the cave is narrow. The stalactites in the cave are impressive. Moreover the temperature of this sea is 5º celcius warmer than other waters.
KARAADA – DELIKLI COVE:
The Delikli Caves face in the direction of Cos and are in the centre of that side of Karaada. The depth in the area where the caves are located is 20-25 metres and on the small cove on the other side the depth is as much as 40-45 metres.The entrance to the first cave is 15 metres deep but it is not advisable to enter as its opening is very narrow.

The second cave is 20 to 30 metres away from the first and its entrance is quite wide and comfortable to get into. It is at a depth of 12-14 metres and if you look at crevices here it is likely that you will see scorpion fish, crayfish and lobster.

At the top of the cave you have a gap of one metre and you can easily get through and get to depth of six and seven metres. What is interesting is that there are air pockets everywhere once you get out of the cave. In the front of the cave, at a depth of 25 metres, you can see seaweed and it is possible that you see two very large grouper.

KARAADA – AKSONA POINT:
Aksona Point was named by the sponge diver that discovered the place first. It is on Karaada Island in the direction of Gulf of Gokova, in other words in the south. Starting from the shore the water is three metres deep, then gradually reaches 20 metres and then further out 40-45 metres over rocky peaks.

Apart from seeing archaeological pieces on the bottom, if you are lucky you can also see a wide range of fish, including octopus, grouper, sea bream, sea bass, and barracuda. If you are really lucky can see thornback rays and crayfish. For some months of the year the current is strong and sometimes there is a strong current towards the point.

YASSIKAYA ISLAND:
This island is off the south end of Karaada, some 300-400 metres from Aksona Point. The waters facing Karaada and in the north are shallow and, since it is heavily seaweed covered, is not suitable for swimming. On the south east end of the island the water is deeper as rocks drop down in sets while on the south side it is deeper and rockier still.

At this point, on almost at all of the dives, you can see lobsters, octopus, see bream, crayfish, sea bream, barracuda and black tail. On some of your dives you will get to see a thornback ray at least three metres long. The divers should pay attention to the strong current on the surface or bottom that sets in from the direction of Knidos.
ORAK ISLAND & POINT:
This point is in the Gulf of Gokova and is in a one and half hour sail from Bodurm. It is also the furthest point reached for daily diving. The point has an unbelievably beautiful underwater topography for those who like wall diving.

You anchor in the small cove right in from the mooring point and can dive on both sides of the point. The diving at the point facing the Gulf of Gokova is very exciting. In this direction at the 32-34 metre level there a cave covered with purple sponges.

It is the dream of all divers to go down at this spot from the Point onwards as it has such interesting underwater wall diving, firstly at 25 metres and then to 65-70 metres. Although there is a not high probability of seeing fish you can still see lobster, sea bass, and 2.5 to five metres long thornback rays.

*Though Bodrum has the most interesting and beautiful diving spots in Turkey, until 24 September 2001 the only areas where diving was permitted was Akyarlar Point and Orak Island.
In the Official Gazette issued on this date, as was the case in many other coastal areas of Turkey, the Bodrum Peninsula ( barring the area between Gumusluk and Yalikavak )was fully opened up to tourism and scuba diving.

Gulluk, a quiet place – BODRUM

Cumartesi, Mayıs 23rd, 2009

A 8-km-long street which puts on one side Milas-Bodrum to the right from the country road will lead you to Gulluk. Is too overcrowded to you Bodrum, here you can spend quiet holidays and profit, nevertheless, from the obvious Bodrum.

Nowadays Gulluk is still a quiet(calm) place, but also you became certainly a witness of it, “discovers (finds out)” like remote, peaceful places suddenly and with holiday apartments zugebaut became, so that they were not to be recognised after a few years.

If we wait (watch for), we will see what happens. Gulluk is a small (little) port. From the harbour (port) the bauxite which is promoted in the surroundings (area) is exported. Anyway you will see on the way to Gulluk the trucks which transport bauxite.

Gulluk could preserve with his coastal fishermen who have sat down in the gulf(golf) of Mandalya and in the bay Asin and with his (its) cafes and restaurants the atmosphere (ambience) of a pretty fishing village.

The hotels and houses (homes) which are on the hills which rise (build up) from the coast have any time look (glance) at the sea. With a fishing net fastened (fixed) to posts in the north of the city (town) and in the sea tasty fish of the most different kind (way) are caught.
Sit down in one of the restaurants on the coast and order (appoint) the delightful eel. The Turkish name of the eel is (reads) “Yilan baligi” (queue fish), but you cannot be deterred (be scared off) by it, he is superior. In most bays of the surroundings (area) fish cultures are put on (invested).

Also there is in Gulluk, as well as in the neighbouring town Bodrum, shipyards in which the boats typical for the region (area) (Guletten) are built. Indeed, the sight of the shipyards is nice, but about the sight which the towed small boats in the harbour (port) offer to say the same is heavy.

Yaliciftlik – BODRUM

Cumartesi, Mayıs 23rd, 2009

YALICIFTLIK – CIFTLIKKOY
One way back from Torba or from bodrum centre one day can be spared for the newly developing holiday centres of yaliciftlik and ciftlikkoy.

Yaliciftlik is on the road to kizilagac and at entrance of the gulf of gokova and possibly the best seas of bodrum are in the small coves to be found here. in the coves of Pabuc and kargicik.

The most popular with bodrum locals is the past, there are now high quality hotels and holiday resorts. the daily boat and yacht tours find an indent in these coves to have their breaks. the hill sloping down to the coves have many walking trails that have a brilliant scenery.

the village of Ciftlik is inland. it is large with many districts. the village style live continues here. However, slowly people from the cities have begun building villas in the area.

On the top of the hill above the alazeytin district of the village are the ruins of the ancient city of Syangela. You can get to the ruins by a 20 minutes walk through the olive trees from the end of the alazeytin district.