<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MerakliGezgin.com &#187; Kütahya</title>
	<atom:link href="http://merakligezgin.com/category/sehirler/kutahya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merakligezgin.com</link>
	<description>SIZDE YAZIN, HERKES OKUSUN</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2010 10:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aizanoi Antik Kenti &#8211; Aezani (Çavdarhisar)</title>
		<link>http://merakligezgin.com/aizanoi-antik-kenti-aezani-cavdarhisar/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/aizanoi-antik-kenti-aezani-cavdarhisar/ #comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 13:17:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[aizanoi]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1035</guid>
		<description><![CDATA[Aizanoi Antik Kenti
Kütahya şehir    merkezine 57 km. uzaklıkta Çavdarhisar İlçesi&#8217;ndedir. En parlak dönemini ikinci    ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur.    Kentte Zeus adına inşa edilen Anadolu&#8217;nun en iyi korunmuş tapınağı yer alır.    Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitişik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->Aizanoi Antik Kenti</p>
<p>Kütahya şehir    merkezine 57 km. uzaklıkta Çavdarhisar İlçesi&#8217;ndedir. En parlak dönemini ikinci    ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur.    Kentte Zeus adına inşa edilen Anadolu&#8217;nun en iyi korunmuş tapınağı yer alır.    Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitişik stadyum, biri mozaikli olmak üzere    iki hamam ve gymnasium, Kocaçay üzerinde iki adedi halen kullanılır durumda    olan beş köprü ile antik baraj, borsa binası, sütunlu caddeler, nekropol alanları    ve Meter Steune&#8217;nin kutsal mağarası bulunmaktadır. Kentte halen Alman Enstitüsü    adına yapılan arkeolojik kazılar devam etmektedir.</p>
<p>Aizanoi<br />
Tarihi Araştırma ve Anıtlar (Klaus Rheidt)</p>
<p>Penkalas (Kocaçay)    Irmağı&#8217;nın yukarı kesiminde, Tanrıça Meter Steunene&#8217;nin kutsal mağarası civarında    yaşayan Frigya&#8217;lar öncülü olarak antik kaynaklarda adı geçen Azan adlı mitoloji    kahramanın, Su Perisi Erato ile efsanevi Kral Arkas&#8217;ın birleşmesinden ortaya    çıktığı sanılmaktadır. İşte bu mitoloji kahramanından Aizanoi şehrinin adı kaynaklanmış    olabilir. Aizanoi, antik Frigya&#8217;ya bağlı olarak yaşayan Aizanitis&#8217;lerin ana    yerleşmeleriydi.</p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127431&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kutahya7.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="238" height="202" align="right" /><br />
Kentin yüksek platosu üzerinde bulunan Zeus tapınağının çevresinde yapılan yeni    kazılarda, M.Ö. 3. bin yıllarından yerleşme tabakaları ortaya çıkmıştır. Yakın    zamanda ovanın bir çok yerinde saptanan yerleşme tepeciklerinden biri de Anadolu&#8217;nun    erken dönemlerinde bu ana kutsal alanın yerindeydi. Hellenistik Dönemde bu bölge    değişimli olarak Bergama&#8217;ya ve Bithinya&#8217;ya bağlı iken M.Ö. 133&#8242;te Roma egemenliğine    girmiştir. M.Ö. 2. 1. yüzyıldan ilk sikkeler bilinmektedir. Roma İmparatorluk    Döneminde, tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge    sınırlarını aşmış olan Aizanoi&#8217;de kesin kentleşme bulgularına ancak 1. yüzyılın    sonlarına doğru rastlanmaktadır. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi    iken, 7.yüzyıldan itibaren önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Ortaçağda bir    hisara dönüştürülmüştür. Selçuk Beyliği Döneminde Çavdar Tatarları boyu tarafından    üs olarak kullanılmıştır. (13.yüzyıl) Bu yüzden buraya Çavdarhisar adı verilmiştir.</p>
<p>Aizanoi 1824 yılında    Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş ve 1830/40&#8242;lı yıllarda incelenmiş ve    tanımlanmıştır. 1926 yılında M. Schede ve D. Krecker başkanlığında Alman Arkeoloji    Enstitüsü&#8217;nün kazıları başlamıştır. Bu çalışmalara 1970 yılında R. Naumann tarafından    yeniden başlanmış olup halen devam edilmektedir.</p>
<p>Şehir ve Köprüleri</p>
<p>Antik dönemde    Penkalas denilen Kocaçay&#8217;ın her iki yakasında, Aizanoi&#8217;den günümüze kalan yapı    kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk Dönemi eserleridir. İlkbaharda    bugün dahi kabaran sulardan korunmak için her iki kıyıda iri kesme taşlardan    yapılmış koruma duvarları bulunmaktaydı. Antik dönemde iki yakayı birbirine    bağlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Üst taraftaki    alçak ahşap köprü yaya geçidi amaçlı kullanılmaktaydı. Onu takip eden beş kemerli    taş köprü günümüze dek koruna gelmiştir. Yıkılmış olan üç kemerli köprüyü ise    günümüzde de bütün trafik yükünü beş kemerli yapısıyla taşıyan şehrin ana köprüsü    izler. Köprü korkuluğunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan, açılış merasiminin    M.S. 157 yılının eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Yazıt ve kabartmalı    iki korkuluk taşı bugün dördüncü köprünün önünde sergilenmektedir. Kabartmada,    köprüyü bağışlayan M. Apuleius Eurykles&#8217;in deniz yolculuğu gösterilmektedir.    Eurykles, İmparator Hadrian tarafından kurulan, Panhellenion denilen Hellen    Birliği&#8217;nde, M.S. 153 ve 157 yılları arasında Aizanoi&#8217;u Atina&#8217;da temsil etmiştir    ve M.S. 157 yılının sonbaharında Aizanoi&#8217;e geri dönmüştür. Köprüye 1990 yılında    karayolları tarafından yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.</p>
<p>Zeus Tapınağı</p>
<p>Şehrin ana kutsal    alanı olan Zeus tapınağının yapılabilmesi için , Anadolu&#8217;nun erken evrelerine    ait tabakaların ortadan kaldırılmış olduğu, son kazılarda ortaya çıkmıştır.    Tapınak avlusunun seviyesinde, hemen altında Erken Bronz Çağı II&#8217;ye (M.Ö. 2800-2500)    tarihlendirilen keramik parçaları ele geçmiştir. Ortadan kaldırılan tabakaların    molozları tapınak alanının tekrar dolgusu sırasında kullanılmış olmalıdır. Tapınağın    yapımına M.S. 2. yüzyılın 2. çeyreğinde başlanmıştır. Yapımı için gerekli harcamalar,    olasılıkla geniş tapınak arazilerinin icara verilmesiyle sağlanmıştır. Toprağı    kiralayanlar uzun yıllar para ödememekte direndiler. Ancak İmparator Hadrian&#8217;ın    kararıyla paralar ödenince tapınağın inşaasına başlanabildi. İmparator ile kent    arasında bu konuyla ilgili yazışmalar Aizanoi için o kadar önemliydi ki, tapınağın    ön galerisinin (pronaos) kuzey tarafında özel olarak bu yazıta hazırlanmış olan    yerinde bugün dahi bulunmaktadır. Aynı duvarın dış tarafında da uzun yazıtlar    vardır. Burada, köprünün yazıtından bildiğimiz M. Apuleius Eurykles&#8217;ten söz    edilmektedir. Yazıt, Eurykles&#8217;in erdemlerinden ve kent için yaptığı işlerden    övgü ile bahsetmektedir. Tapınağın yazıtlarının ve kesme taşlarının üzerinde    savaş sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu çizimler,    13. yüzyılda tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarlar&#8217;ın yaşamlarından    sahneler göstermektedir. Peristasiste kısa yanların her birinde 8, uzun yanlarda    15&#8242;er İon sütunu yer alır. Sütunlarla iç mekanlar (pronaos, cella ve opisthodomos)    arasındaki uzaklık, sütunlar arasındakinden iki defa daha geniştir; böylece    burada pseudodipteros planlı bir tapınak uygulanmış olmaktadır. 53 x 35 m. ölçülerindeki    podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının    birleşimi, Anadolu&#8217;daki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durumdur    ve tam bir benzerine rastlanmamıştır. Cella, opisthodomos ve pronaosu bütünüyle    kaplayan alanın altındaki alt yapının daha önceki araştırmalarda<img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127431&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kutahya6.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="255" height="171" align="left" /></p>
<p>Aizanoi&#8217;de Meter    Steunene adıyla tapınılan Anadolu&#8217;nun Tanrıça Kybele&#8217;sinin kült yeri olduğu    düşünülmektedir. Tapınağın kuzeybatı alınlığında orta akroterde bir kadın büstünün    bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus&#8217;a değil, aynı zamanda Tanrıça    Kybele&#8217;ye de adanmış olduğunu gösterir. Son araştırmalar ise tapınağın çift    tanrıya, hem Zeus hem de Kybele&#8217;ye adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Etki    uyandıran alt yapı ise belki de kehanet yeri veya tapınağın deposu işlevini    görüyordu. Kadın büstü biçimli akroter, tapınağın önünde, buluntu yerine yakın    bir yere konmuştur.</p>
<p>Agora, Heroon    ve Dor Sütunlu Avlu</p>
<p>Penkalas (bugünkü    Kocaçay) Irmağı&#8217;nın batı yakasında Aizanoi yeni kent merkezinde görkemli yapılara,    Zeus tapınağı ile başlanmıştır. M.S. 2. yüzyılın ortalarında küçük bir tapınak    olarak kabul edilen bir heroon bulunan ve etrafı galeriyle çevrelenmiş olan    agora inşa edilmiştir. Güneyde Dor sütunlu galeriyle çevrili alan, tapınağı    çevreleyen galeriden daha önce yapılmıştır. Bu görkemli yapıların çoğu bugün    köy ev ve bahçelerinin altında kalmış olup çok az bir kısmı günümüze kalmıştır.    Tapınak düzlüğünün güneydoğusundan geçen yolun hemen yanında, agoranın kalp    biçimli bir köşe sütunu görülmektedir. Üzeri kısmen Ortaçağ surlarının yatay    sütunları, bir kısmı da diğer antik yapılardan devşirme olarak kullanılan mimari    parçalar tarafından örtülmüş olan Dor sütunlu avlunun kuzey köşesi 1997 yılında    kazıldı. Köy evleri ve bahçeleri arasında bulunan galerili Dor sütunlu avlunun    doğu köşesi ve avlunun gerisindeki mekanlar 1981 ve 1982 yıllarında kısmen kazıldı.    Mermer kaplı bir podyum üzerinde bulunan heroonun güneybatı duvarında, kuzeybatıdan    podyumlu tapınak yapısına doğru giden bir merdivenin izleri kısmen görülebilmektedir.    Bu yapının şehrin ileri gelenlerinden birinin anıt mezarı olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Hamam ve Yuvarlak    Yapının Kalıntıları</p>
<p>Stadion ve tapınak    alanı arasında, M.S. 2. yüzyılın 2. yarısına ait, önünde sütunlu avlusu ve zengin    süslemeleri bulunan bir hamam yer almaktaydı. Simetrik bu yapının güneydoğu    yarısı 1978-1981 yıllarında kazılmıştır. Hamam mekanlarının zengin mermer kaplamaları    ile su ve ısıtma kanal kalıntıları, bugün bile görülmektedir. Frigidarium ve    caldarium gibi esas yıkanma odaları yapının ortasındadır. Bunlara çok sayıda    yan mekanlar açılmaktadır. Bu mekanların en büyüğünde bir apsis içinde Tanrıça    Hygieia&#8217;nın mermerden bir heykeli vardı. Kuzeydoğuda hamam yapısının önünde    spor çalışmalarının yapıldığı kare biçimli büyük bir avlu (palaestra) yer almaktaydı.    Palaestra&#8217;nın kuzeyindeki tarlalarda bulunan büyük taş bloklar, burada, içi    yuvarlak, dışı çokgen biçimli görkemli bir mezar yapısının yer almış olabileceğini    göstermektedir.</p>
<p>Stadion ve    Tiyatro</p>
<p>Aizanoi&#8217;deki stadion-tiyatro    kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadionda yapılan 1982-1990 yılları arasındaki    araştırmalar, bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3.    yüzyılın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadion    girişinin doğu kısmının onarımı sırasında, yeni bulunan ve tekrar yerlerine    konan yazıtlar, kendisini daha önce ana köprünün yazıtından tanıdığımız, M.    Apuleius Eurykles&#8217;in bu kompleksin yapımında da rol oynadığını göstermektedir.</p>
<p>Stadionun oturma    sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. En geniş    kesimde batı tarafta bir kapı binası vardı. Restorasyon sırasında podyum üzerine    konmuş iki oturma taşı, bu kapı binasının daha sonra bir dönemde oturma basamaklarıyla    örtülerek kullanılmaz hale getirilmiştir. Stadionun tiyatroya bakan cephesi    mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu, aynı zamanda tiyatro sahnesinin de    arka tarafının kaplamasıdır. Mermer parçaları bugün stadionun kuzeyinde görülebilmektedir.    Bu cephe duvarının alçak kaidesi Dor düzenindedir. Pencereli ilk kat üzerinde    büyük kemer açıklıklı yüksek Attika katı gelmektedir. Tiyatronun sahne kısmı    zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli    depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlardır.    Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine    yapılan araştırmalar, yapının önce tek kat olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra    stadion genişletilirken buraya da ikinci bir kat eklenmiştir. Mermer mimarinin    çok az bir kısmı, asıl yeri olan kesme kalker taşlı yapının önünde kalmıştır.    Düşmüş mermer parçaları arasında av sahnesi betimli kaliteli friz parçaları    özellikle dikkat çekmektedir.</p>
<p>Hamam</p>
<p>M.S. 3. yüzyılın    2. yarısında şehrin kuzeydoğusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan    oluşan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inşa edilmiştir. Hamam mekanlarından    birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S.    4. veya 5. yüzyıldan sonra bu hamamın ana mekanı düzenlenmiş ve Aizanoi&#8217;ni erken    Hıristiyan cemaatinin yöneticiliğine atanan piskoposluk merkezi işlevini görmüştür.</p>
<p>Yuvarlak Yapı    (Macellum) ve Geç Antik Sütunlu Cadde</p>
<p>Daha güneyde M.S.    2. yüzyılın 2. yarısında, olasılıkla gıda pazarı olarak kullanılmış yuvarlak    bir yapı (Macellum) vardır. Burası 1971&#8242;de kazılmış ve kısmen onarılan duvarlarına,    M.S. 4. yüzyılın başlarında İmparator Diocletian&#8217;ın 301 yılında enflasyonla    mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası konmuştur. Bu yazıtta,    İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktaydı.    Buna göre, örnek olarak; kuvvetli bir köle, iki eşeğin ücretine, yani 30.000    dinara; bir at ise üç köle ücretine eşitti.</p>
<p>Yuvarlak yapıyı    kuzeydoğudan sınırlayan köy evinin arkası 1992 ila 1995 yılları arasında kazıldı.    Burada, sütunlu galerilerle çevrili olan ve buluntulara göre M.S. 400 yıllarına    tarihlenen bir cadde ortaya çıkarıldı. Sütun ve kiriş parçaları neredeyse bütünüyle    ele geçtiğinden, mermer tamamlamaları az miktarda yapılarak yeniden ayağa kaldırıldı.    Ayağa kaldırmada kullanılmayan mimari parçalar, galerilerin arka duvarlarına    yerleştirildi. Ayrıca, malların satışa sunulduğu dükkanların girişi de buradaydı.    Günümüzde arkadlar gibi, insanı yağmur ve güneşten koruyan bir çatının yapılması    için diğer antik yapılardan malzeme sağlanmıştır. Değişikliğe uğratılıp kullanılan    yalnız mimari parçalar değil, aynı zamanda terk edilmiş yapılardaki heykeller    de yerlerinden alınarak buraya konmuştur. Böylece, kuzeydoğu galerinin sütunları    önünde bir yazıt kaidesinde, soylu bayan Markia Tateis&#8217;in onur yazıtı ve flüt    çalan panter postlu çıplak bir Satyr&#8217;in mermerden heykeli bir araya getirilmiştir.    Heykel bugün Kütahya Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir. Onur yazıtı ile Satyr heykeli    arasındaki ilişki, Geç Antik dönem dekor anlayışında içerik endişesi olmadığını    ve burada sütunlu bir caddenin çeşitli unsurlarla süslenmesi gayesinin güdülmüş    olduğunu göstermektedir. Sütunlu caddenin yapılması için, ortadan kaldırılan    en önemli yapı Artemis tapınağı idi. Volütlerın altlıklarında dik duran akant    yaprakları ile bezeli zengin süslemeleri dikkati çeken kuzeydoğu galerinin görkemli    İon başlıkları bu tapınağa aittir. Başlıkların üzerindeki aynı binaya ait arşitravlarda    Tanrıça Artemis&#8217;in ve tapınağı vakfeden Asklepiades&#8217;in adı geçen uzun bir yazıt    vardır. Bu yazıtla tapınağın İmparator Claudius (M.S. 41-54) Döneminde inşa    edildiğini söylemek mümkün olmaktadır. Kuzeydoğu galerinin tabanında döşeli    olarak ele geçen iki plaka, aslında tapınağın alınlık üçgenindendir. Bunlardan    birinde Artemis&#8217;in atribüsü olan geyik, alçak kabartma olarak işlenmiştir. Geç    Antik dönem sütunlu caddesinde kullanılan Artemis tapınağı parçaları sayesinde    sekiz sütunlu tapınağın ön cephesinin rekonstrüksiyonu mümkün olmaktadır.</p>
<p>Yapımı için tapınak    yıkılan sütunlu cadde, 6. yüzyıla kadar varlığını korumuş olup bir deprem neticesinde    yıkılmış olmalıdır.</p>
<p>Sütunlu Cadde    ve Kapı Binası</p>
<p>Aizanoi şehri    yol sisteminin ana ekseni 1991 yılında çeşitli sondajlarla saptanmış 450 m.    uzunluğundaki sütunlu yoldu. Sütunlu bu yol, bugün ancak 1979 yılında kazılmış    olup, köy bahçeleri içindeki, yolun güneybatı ucunu oluşturan kapı binasının    kalıntıları görülmektedir. Sütunlu cadde, tapınaktan ana köprüden geçerek şehir    dışındaki Meter Steunene kutsal alanına giden törensel yolun bir parçasıydı.</p>
<p>Nekropoller</p>
<p>Şehrin ne kadar    büyük olduğu, onu çevreleyen nekropollerin büyüklüğünden anlaşılmaktadır. Nekropollerde    çok çeşitli mezar tipleri görülmektedir; çok sayıda lahitler, Frigya ve Aizanoi    bölgesi için tipik olan kapı biçimli mezar taşları bunlar arasındadır. Kapı    biçimli mezar taşları, mezar mimarisinde öbür dünyaya geçişi sembolize eder.    Çoğu M.S. 2. yüzyıla ait olan bu taşlar üzerinde bulunan yazıtlarda kimin mezarı    olduğu, ya da kimin vakfettiği yer alır. Ayrıca mezar sahibini gösteren işaretler    vardır. Kadın mezar taşları üzerinde yün, yapağı bulunan sepet ve ayna, erkeklerinkinde    ise kartal, aslan ve boğa bulunur.</p>
<p>1990 ve 1991 yıllarında    Aizanoi&#8217;nin 2 km güneybatısında Meter Steunene kutsal alanına giden kutsal yolda,    görkemli iki mezar yapısı ortaya çıkarılmıştır. Haçvari plana sahip batıdaki    mezar yapısının içinde, lahit koymak için yapılmış nişler vardı. Bugün Kütahya    Müzesi&#8217;nin ana salonunda sergilenmekte olan Hellenlerle Amazonlar&#8217;ın savaşını    gösteren üstün kaliteli lahit, işte burada bulunmuştur. Doğudaki dört kemerli    yapı (tetrapylon) Ortaçağ&#8217;da (11./12. yüzyıl) küçük bir Bizans şapeline dönüştürülmüştür.    Burada da Eros betimli mermer lahtin alt kısmı bulunmuştur. Bu parça da Kütahya    Müzesi&#8217;nin bahçesinde sergilenmektedir. Lahitler ve dolayısıyla mezar yapıları    M.S. 155-165 yıllarına tarihlenebilinmektedir.</p>
<p>Meter Steunene    Kutsal Alanı</p>
<p>Şehrin bilinen    en eski kutsal alanı Tanrıça Meter Steunene&#8217;ye ait kült yeri olan, işlenmiş    kayalarla mağara ve bugün çökmüş durumdaki derin kaya inidir. Burada, 1928 yılında    yapılan kazılarda ele geçen pişmiş toprak kült figürinleri, burayı M.Ö. 1. yüzyıl    ile M.S. 2. yüzyıl arasına tarihlemektedir. Mağaranın üst tarafında basamaklı    bir kaya tahtı görülür. Bu tip kutsal alanlara Frigya&#8217;nın kırsal kesimlerinde    rastlanır. Bu da Meter Steunene kutsal alanının M.Ö. 1. yüzyıldan çok önceleri    bile kullanıldığını gösterir. Kaya kesintisinin üstünde taşlardan örülmüş yuvarlak    iki kurban çukuru (bothroi) da kutsal alanın daha erken dönemine ait olabilir.    Burada, halkın inancına göre kaya oluşumlarında yaşadığına inanılan, dağların    ve doğanın hakimi, Anadolu&#8217;nun ana tanrıçasına adaklarda bulunuyorlardı.</p>
<p>Baraj ve Taş    Ocakları</p>
<p>Sel felaketinden    korunmak için Penkalas Nehri (Bedir Dere) üzerinde, iki evrede inşa edildiği    anlaşılan, günümüze iyi koruna gelmiş bir baraj duvarı vardır. Bu iki yapı evresi,    çoğu oturma basamağı olan devşirme mermer parçalarla birbirinden ayrılmaktadır.    Baraj duvarının üst kesimlerindeki kayalıklarda, antik dönemde buranın taş ocağı    olarak kullanıldığına işaret eden izler bulunmaktadır.<!--:--><!--:en-->
<p>Aizanoi Antik Kenti</p>
<p>Kütahya şehir    merkezine 57 km. uzaklıkta Çavdarhisar İlçesi&#8217;ndedir. En parlak dönemini ikinci    ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur.    Kentte Zeus adına inşa edilen Anadolu&#8217;nun en iyi korunmuş tapınağı yer alır.    Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitişik stadyum, biri mozaikli olmak üzere    iki hamam ve gymnasium, Kocaçay üzerinde iki adedi halen kullanılır durumda    olan beş köprü ile antik baraj, borsa binası, sütunlu caddeler, nekropol alanları    ve Meter Steune&#8217;nin kutsal mağarası bulunmaktadır. Kentte halen Alman Enstitüsü    adına yapılan arkeolojik kazılar devam etmektedir.</p>
<p>Aizanoi<br />
Tarihi Araştırma ve Anıtlar (Klaus Rheidt)</p>
<p>Penkalas (Kocaçay)    Irmağı&#8217;nın yukarı kesiminde, Tanrıça Meter Steunene&#8217;nin kutsal mağarası civarında    yaşayan Frigya&#8217;lar öncülü olarak antik kaynaklarda adı geçen Azan adlı mitoloji    kahramanın, Su Perisi Erato ile efsanevi Kral Arkas&#8217;ın birleşmesinden ortaya    çıktığı sanılmaktadır. İşte bu mitoloji kahramanından Aizanoi şehrinin adı kaynaklanmış    olabilir. Aizanoi, antik Frigya&#8217;ya bağlı olarak yaşayan Aizanitis&#8217;lerin ana    yerleşmeleriydi.</p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127431&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kutahya7.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="238" height="202" align="right" /><br />
Kentin yüksek platosu üzerinde bulunan Zeus tapınağının çevresinde yapılan yeni    kazılarda, M.Ö. 3. bin yıllarından yerleşme tabakaları ortaya çıkmıştır. Yakın    zamanda ovanın bir çok yerinde saptanan yerleşme tepeciklerinden biri de Anadolu&#8217;nun    erken dönemlerinde bu ana kutsal alanın yerindeydi. Hellenistik Dönemde bu bölge    değişimli olarak Bergama&#8217;ya ve Bithinya&#8217;ya bağlı iken M.Ö. 133&#8242;te Roma egemenliğine    girmiştir. M.Ö. 2. 1. yüzyıldan ilk sikkeler bilinmektedir. Roma İmparatorluk    Döneminde, tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge    sınırlarını aşmış olan Aizanoi&#8217;de kesin kentleşme bulgularına ancak 1. yüzyılın    sonlarına doğru rastlanmaktadır. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi    iken, 7.yüzyıldan itibaren önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Ortaçağda bir    hisara dönüştürülmüştür. Selçuk Beyliği Döneminde Çavdar Tatarları boyu tarafından    üs olarak kullanılmıştır. (13.yüzyıl) Bu yüzden buraya Çavdarhisar adı verilmiştir.</p>
<p>Aizanoi 1824 yılında    Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş ve 1830/40&#8242;lı yıllarda incelenmiş ve    tanımlanmıştır. 1926 yılında M. Schede ve D. Krecker başkanlığında Alman Arkeoloji    Enstitüsü&#8217;nün kazıları başlamıştır. Bu çalışmalara 1970 yılında R. Naumann tarafından    yeniden başlanmış olup halen devam edilmektedir.</p>
<p>Şehir ve Köprüleri</p>
<p>Antik dönemde    Penkalas denilen Kocaçay&#8217;ın her iki yakasında, Aizanoi&#8217;den günümüze kalan yapı    kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk Dönemi eserleridir. İlkbaharda    bugün dahi kabaran sulardan korunmak için her iki kıyıda iri kesme taşlardan    yapılmış koruma duvarları bulunmaktaydı. Antik dönemde iki yakayı birbirine    bağlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Üst taraftaki    alçak ahşap köprü yaya geçidi amaçlı kullanılmaktaydı. Onu takip eden beş kemerli    taş köprü günümüze dek koruna gelmiştir. Yıkılmış olan üç kemerli köprüyü ise    günümüzde de bütün trafik yükünü beş kemerli yapısıyla taşıyan şehrin ana köprüsü    izler. Köprü korkuluğunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan, açılış merasiminin    M.S. 157 yılının eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Yazıt ve kabartmalı    iki korkuluk taşı bugün dördüncü köprünün önünde sergilenmektedir. Kabartmada,    köprüyü bağışlayan M. Apuleius Eurykles&#8217;in deniz yolculuğu gösterilmektedir.    Eurykles, İmparator Hadrian tarafından kurulan, Panhellenion denilen Hellen    Birliği&#8217;nde, M.S. 153 ve 157 yılları arasında Aizanoi&#8217;u Atina&#8217;da temsil etmiştir    ve M.S. 157 yılının sonbaharında Aizanoi&#8217;e geri dönmüştür. Köprüye 1990 yılında    karayolları tarafından yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.</p>
<p>Zeus Tapınağı</p>
<p>Şehrin ana kutsal    alanı olan Zeus tapınağının yapılabilmesi için , Anadolu&#8217;nun erken evrelerine    ait tabakaların ortadan kaldırılmış olduğu, son kazılarda ortaya çıkmıştır.    Tapınak avlusunun seviyesinde, hemen altında Erken Bronz Çağı II&#8217;ye (M.Ö. 2800-2500)    tarihlendirilen keramik parçaları ele geçmiştir. Ortadan kaldırılan tabakaların    molozları tapınak alanının tekrar dolgusu sırasında kullanılmış olmalıdır. Tapınağın    yapımına M.S. 2. yüzyılın 2. çeyreğinde başlanmıştır. Yapımı için gerekli harcamalar,    olasılıkla geniş tapınak arazilerinin icara verilmesiyle sağlanmıştır. Toprağı    kiralayanlar uzun yıllar para ödememekte direndiler. Ancak İmparator Hadrian&#8217;ın    kararıyla paralar ödenince tapınağın inşaasına başlanabildi. İmparator ile kent    arasında bu konuyla ilgili yazışmalar Aizanoi için o kadar önemliydi ki, tapınağın    ön galerisinin (pronaos) kuzey tarafında özel olarak bu yazıta hazırlanmış olan    yerinde bugün dahi bulunmaktadır. Aynı duvarın dış tarafında da uzun yazıtlar    vardır. Burada, köprünün yazıtından bildiğimiz M. Apuleius Eurykles&#8217;ten söz    edilmektedir. Yazıt, Eurykles&#8217;in erdemlerinden ve kent için yaptığı işlerden    övgü ile bahsetmektedir. Tapınağın yazıtlarının ve kesme taşlarının üzerinde    savaş sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu çizimler,    13. yüzyılda tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarlar&#8217;ın yaşamlarından    sahneler göstermektedir. Peristasiste kısa yanların her birinde 8, uzun yanlarda    15&#8242;er İon sütunu yer alır. Sütunlarla iç mekanlar (pronaos, cella ve opisthodomos)    arasındaki uzaklık, sütunlar arasındakinden iki defa daha geniştir; böylece    burada pseudodipteros planlı bir tapınak uygulanmış olmaktadır. 53 x 35 m. ölçülerindeki    podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının    birleşimi, Anadolu&#8217;daki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durumdur    ve tam bir benzerine rastlanmamıştır. Cella, opisthodomos ve pronaosu bütünüyle    kaplayan alanın altındaki alt yapının daha önceki araştırmalarda<img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127431&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kutahya6.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="255" height="171" align="left" /></p>
<p>Aizanoi&#8217;de Meter    Steunene adıyla tapınılan Anadolu&#8217;nun Tanrıça Kybele&#8217;sinin kült yeri olduğu    düşünülmektedir. Tapınağın kuzeybatı alınlığında orta akroterde bir kadın büstünün    bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus&#8217;a değil, aynı zamanda Tanrıça    Kybele&#8217;ye de adanmış olduğunu gösterir. Son araştırmalar ise tapınağın çift    tanrıya, hem Zeus hem de Kybele&#8217;ye adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Etki    uyandıran alt yapı ise belki de kehanet yeri veya tapınağın deposu işlevini    görüyordu. Kadın büstü biçimli akroter, tapınağın önünde, buluntu yerine yakın    bir yere konmuştur.</p>
<p>Agora, Heroon    ve Dor Sütunlu Avlu</p>
<p>Penkalas (bugünkü    Kocaçay) Irmağı&#8217;nın batı yakasında Aizanoi yeni kent merkezinde görkemli yapılara,    Zeus tapınağı ile başlanmıştır. M.S. 2. yüzyılın ortalarında küçük bir tapınak    olarak kabul edilen bir heroon bulunan ve etrafı galeriyle çevrelenmiş olan    agora inşa edilmiştir. Güneyde Dor sütunlu galeriyle çevrili alan, tapınağı    çevreleyen galeriden daha önce yapılmıştır. Bu görkemli yapıların çoğu bugün    köy ev ve bahçelerinin altında kalmış olup çok az bir kısmı günümüze kalmıştır.    Tapınak düzlüğünün güneydoğusundan geçen yolun hemen yanında, agoranın kalp    biçimli bir köşe sütunu görülmektedir. Üzeri kısmen Ortaçağ surlarının yatay    sütunları, bir kısmı da diğer antik yapılardan devşirme olarak kullanılan mimari    parçalar tarafından örtülmüş olan Dor sütunlu avlunun kuzey köşesi 1997 yılında    kazıldı. Köy evleri ve bahçeleri arasında bulunan galerili Dor sütunlu avlunun    doğu köşesi ve avlunun gerisindeki mekanlar 1981 ve 1982 yıllarında kısmen kazıldı.    Mermer kaplı bir podyum üzerinde bulunan heroonun güneybatı duvarında, kuzeybatıdan    podyumlu tapınak yapısına doğru giden bir merdivenin izleri kısmen görülebilmektedir.    Bu yapının şehrin ileri gelenlerinden birinin anıt mezarı olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Hamam ve Yuvarlak    Yapının Kalıntıları</p>
<p>Stadion ve tapınak    alanı arasında, M.S. 2. yüzyılın 2. yarısına ait, önünde sütunlu avlusu ve zengin    süslemeleri bulunan bir hamam yer almaktaydı. Simetrik bu yapının güneydoğu    yarısı 1978-1981 yıllarında kazılmıştır. Hamam mekanlarının zengin mermer kaplamaları    ile su ve ısıtma kanal kalıntıları, bugün bile görülmektedir. Frigidarium ve    caldarium gibi esas yıkanma odaları yapının ortasındadır. Bunlara çok sayıda    yan mekanlar açılmaktadır. Bu mekanların en büyüğünde bir apsis içinde Tanrıça    Hygieia&#8217;nın mermerden bir heykeli vardı. Kuzeydoğuda hamam yapısının önünde    spor çalışmalarının yapıldığı kare biçimli büyük bir avlu (palaestra) yer almaktaydı.    Palaestra&#8217;nın kuzeyindeki tarlalarda bulunan büyük taş bloklar, burada, içi    yuvarlak, dışı çokgen biçimli görkemli bir mezar yapısının yer almış olabileceğini    göstermektedir.</p>
<p>Stadion ve    Tiyatro</p>
<p>Aizanoi&#8217;deki stadion-tiyatro    kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadionda yapılan 1982-1990 yılları arasındaki    araştırmalar, bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3.    yüzyılın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadion    girişinin doğu kısmının onarımı sırasında, yeni bulunan ve tekrar yerlerine    konan yazıtlar, kendisini daha önce ana köprünün yazıtından tanıdığımız, M.    Apuleius Eurykles&#8217;in bu kompleksin yapımında da rol oynadığını göstermektedir.</p>
<p>Stadionun oturma    sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. En geniş    kesimde batı tarafta bir kapı binası vardı. Restorasyon sırasında podyum üzerine    konmuş iki oturma taşı, bu kapı binasının daha sonra bir dönemde oturma basamaklarıyla    örtülerek kullanılmaz hale getirilmiştir. Stadionun tiyatroya bakan cephesi    mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu, aynı zamanda tiyatro sahnesinin de    arka tarafının kaplamasıdır. Mermer parçaları bugün stadionun kuzeyinde görülebilmektedir.    Bu cephe duvarının alçak kaidesi Dor düzenindedir. Pencereli ilk kat üzerinde    büyük kemer açıklıklı yüksek Attika katı gelmektedir. Tiyatronun sahne kısmı    zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli    depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlardır.    Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine    yapılan araştırmalar, yapının önce tek kat olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra    stadion genişletilirken buraya da ikinci bir kat eklenmiştir. Mermer mimarinin    çok az bir kısmı, asıl yeri olan kesme kalker taşlı yapının önünde kalmıştır.    Düşmüş mermer parçaları arasında av sahnesi betimli kaliteli friz parçaları    özellikle dikkat çekmektedir.</p>
<p>Hamam</p>
<p>M.S. 3. yüzyılın    2. yarısında şehrin kuzeydoğusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan    oluşan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inşa edilmiştir. Hamam mekanlarından    birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S.    4. veya 5. yüzyıldan sonra bu hamamın ana mekanı düzenlenmiş ve Aizanoi&#8217;ni erken    Hıristiyan cemaatinin yöneticiliğine atanan piskoposluk merkezi işlevini görmüştür.</p>
<p>Yuvarlak Yapı    (Macellum) ve Geç Antik Sütunlu Cadde</p>
<p>Daha güneyde M.S.    2. yüzyılın 2. yarısında, olasılıkla gıda pazarı olarak kullanılmış yuvarlak    bir yapı (Macellum) vardır. Burası 1971&#8242;de kazılmış ve kısmen onarılan duvarlarına,    M.S. 4. yüzyılın başlarında İmparator Diocletian&#8217;ın 301 yılında enflasyonla    mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası konmuştur. Bu yazıtta,    İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktaydı.    Buna göre, örnek olarak; kuvvetli bir köle, iki eşeğin ücretine, yani 30.000    dinara; bir at ise üç köle ücretine eşitti.</p>
<p>Yuvarlak yapıyı    kuzeydoğudan sınırlayan köy evinin arkası 1992 ila 1995 yılları arasında kazıldı.    Burada, sütunlu galerilerle çevrili olan ve buluntulara göre M.S. 400 yıllarına    tarihlenen bir cadde ortaya çıkarıldı. Sütun ve kiriş parçaları neredeyse bütünüyle    ele geçtiğinden, mermer tamamlamaları az miktarda yapılarak yeniden ayağa kaldırıldı.    Ayağa kaldırmada kullanılmayan mimari parçalar, galerilerin arka duvarlarına    yerleştirildi. Ayrıca, malların satışa sunulduğu dükkanların girişi de buradaydı.    Günümüzde arkadlar gibi, insanı yağmur ve güneşten koruyan bir çatının yapılması    için diğer antik yapılardan malzeme sağlanmıştır. Değişikliğe uğratılıp kullanılan    yalnız mimari parçalar değil, aynı zamanda terk edilmiş yapılardaki heykeller    de yerlerinden alınarak buraya konmuştur. Böylece, kuzeydoğu galerinin sütunları    önünde bir yazıt kaidesinde, soylu bayan Markia Tateis&#8217;in onur yazıtı ve flüt    çalan panter postlu çıplak bir Satyr&#8217;in mermerden heykeli bir araya getirilmiştir.    Heykel bugün Kütahya Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir. Onur yazıtı ile Satyr heykeli    arasındaki ilişki, Geç Antik dönem dekor anlayışında içerik endişesi olmadığını    ve burada sütunlu bir caddenin çeşitli unsurlarla süslenmesi gayesinin güdülmüş    olduğunu göstermektedir. Sütunlu caddenin yapılması için, ortadan kaldırılan    en önemli yapı Artemis tapınağı idi. Volütlerın altlıklarında dik duran akant    yaprakları ile bezeli zengin süslemeleri dikkati çeken kuzeydoğu galerinin görkemli    İon başlıkları bu tapınağa aittir. Başlıkların üzerindeki aynı binaya ait arşitravlarda    Tanrıça Artemis&#8217;in ve tapınağı vakfeden Asklepiades&#8217;in adı geçen uzun bir yazıt    vardır. Bu yazıtla tapınağın İmparator Claudius (M.S. 41-54) Döneminde inşa    edildiğini söylemek mümkün olmaktadır. Kuzeydoğu galerinin tabanında döşeli    olarak ele geçen iki plaka, aslında tapınağın alınlık üçgenindendir. Bunlardan    birinde Artemis&#8217;in atribüsü olan geyik, alçak kabartma olarak işlenmiştir. Geç    Antik dönem sütunlu caddesinde kullanılan Artemis tapınağı parçaları sayesinde    sekiz sütunlu tapınağın ön cephesinin rekonstrüksiyonu mümkün olmaktadır.</p>
<p>Yapımı için tapınak    yıkılan sütunlu cadde, 6. yüzyıla kadar varlığını korumuş olup bir deprem neticesinde    yıkılmış olmalıdır.</p>
<p>Sütunlu Cadde    ve Kapı Binası</p>
<p>Aizanoi şehri    yol sisteminin ana ekseni 1991 yılında çeşitli sondajlarla saptanmış 450 m.    uzunluğundaki sütunlu yoldu. Sütunlu bu yol, bugün ancak 1979 yılında kazılmış    olup, köy bahçeleri içindeki, yolun güneybatı ucunu oluşturan kapı binasının    kalıntıları görülmektedir. Sütunlu cadde, tapınaktan ana köprüden geçerek şehir    dışındaki Meter Steunene kutsal alanına giden törensel yolun bir parçasıydı.</p>
<p>Nekropoller</p>
<p>Şehrin ne kadar    büyük olduğu, onu çevreleyen nekropollerin büyüklüğünden anlaşılmaktadır. Nekropollerde    çok çeşitli mezar tipleri görülmektedir; çok sayıda lahitler, Frigya ve Aizanoi    bölgesi için tipik olan kapı biçimli mezar taşları bunlar arasındadır. Kapı    biçimli mezar taşları, mezar mimarisinde öbür dünyaya geçişi sembolize eder.    Çoğu M.S. 2. yüzyıla ait olan bu taşlar üzerinde bulunan yazıtlarda kimin mezarı    olduğu, ya da kimin vakfettiği yer alır. Ayrıca mezar sahibini gösteren işaretler    vardır. Kadın mezar taşları üzerinde yün, yapağı bulunan sepet ve ayna, erkeklerinkinde    ise kartal, aslan ve boğa bulunur.</p>
<p>1990 ve 1991 yıllarında    Aizanoi&#8217;nin 2 km güneybatısında Meter Steunene kutsal alanına giden kutsal yolda,    görkemli iki mezar yapısı ortaya çıkarılmıştır. Haçvari plana sahip batıdaki    mezar yapısının içinde, lahit koymak için yapılmış nişler vardı. Bugün Kütahya    Müzesi&#8217;nin ana salonunda sergilenmekte olan Hellenlerle Amazonlar&#8217;ın savaşını    gösteren üstün kaliteli lahit, işte burada bulunmuştur. Doğudaki dört kemerli    yapı (tetrapylon) Ortaçağ&#8217;da (11./12. yüzyıl) küçük bir Bizans şapeline dönüştürülmüştür.    Burada da Eros betimli mermer lahtin alt kısmı bulunmuştur. Bu parça da Kütahya    Müzesi&#8217;nin bahçesinde sergilenmektedir. Lahitler ve dolayısıyla mezar yapıları    M.S. 155-165 yıllarına tarihlenebilinmektedir.</p>
<p>Meter Steunene    Kutsal Alanı</p>
<p>Şehrin bilinen    en eski kutsal alanı Tanrıça Meter Steunene&#8217;ye ait kült yeri olan, işlenmiş    kayalarla mağara ve bugün çökmüş durumdaki derin kaya inidir. Burada, 1928 yılında    yapılan kazılarda ele geçen pişmiş toprak kült figürinleri, burayı M.Ö. 1. yüzyıl    ile M.S. 2. yüzyıl arasına tarihlemektedir. Mağaranın üst tarafında basamaklı    bir kaya tahtı görülür. Bu tip kutsal alanlara Frigya&#8217;nın kırsal kesimlerinde    rastlanır. Bu da Meter Steunene kutsal alanının M.Ö. 1. yüzyıldan çok önceleri    bile kullanıldığını gösterir. Kaya kesintisinin üstünde taşlardan örülmüş yuvarlak    iki kurban çukuru (bothroi) da kutsal alanın daha erken dönemine ait olabilir.    Burada, halkın inancına göre kaya oluşumlarında yaşadığına inanılan, dağların    ve doğanın hakimi, Anadolu&#8217;nun ana tanrıçasına adaklarda bulunuyorlardı.</p>
<p>Baraj ve Taş    Ocakları</p>
<p>Sel felaketinden    korunmak için Penkalas Nehri (Bedir Dere) üzerinde, iki evrede inşa edildiği    anlaşılan, günümüze iyi koruna gelmiş bir baraj duvarı vardır. Bu iki yapı evresi,    çoğu oturma basamağı olan devşirme mermer parçalarla birbirinden ayrılmaktadır.    Baraj duvarının üst kesimlerindeki kayalıklarda, antik dönemde buranın taş ocağı    olarak kullanıldığına işaret eden izler bulunmaktadır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/aizanoi-antik-kenti-aezani-cavdarhisar/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kütahya Yoncalı Efsanesi</title>
		<link>http://merakligezgin.com/kutahya-yoncali-efsanesi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/kutahya-yoncali-efsanesi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2009 13:27:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[kaplica]]></category>
		<category><![CDATA[yoncalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=2286</guid>
		<description><![CDATA[YONCALI EFSANESİ:
Bir zamanlar Kütahya valisinin güzel bir kızı varmış. Bu kız amansız bir hastalığa tutulur.Kötü ve bulaşıcı olan bu hastalık tedavi edilemez. Sağlığından ümit kesirli ve başkalarına da bulaşır korkusuyla kızın kimsesiz boş bir yere bırakılması düşünürlü ve bir gün Yoncalı&#8217;nın bulunduğu yere bir çadır kurulur. Kız oraya bırakılır. Yemeği bırakılır. Kız orada bir müddet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2325" title="Yoncali_kaplica" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Yoncali_kaplica.jpg" alt="Yoncali_kaplica" width="360" height="270" />YONCALI EFSANESİ:</p>
<p>Bir zamanlar Kütahya valisinin güzel bir kızı varmış. Bu kız amansız bir hastalığa tutulur.Kötü ve bulaşıcı olan bu hastalık tedavi edilemez. Sağlığından ümit kesirli ve başkalarına da bulaşır korkusuyla kızın kimsesiz boş bir yere bırakılması düşünürlü ve bir gün Yoncalı&#8217;nın bulunduğu yere bir çadır kurulur. Kız oraya bırakılır. Yemeği bırakılır. Kız orada bir müddet kaldıktan sonra bir gün tüyleri dökülmüş, cılız bir kurt görür. Kurt her gün ikindi serinliğinde çayırın yanından geçerek bir yere gidip gelmektedir. Bir müddet sonra kurt düzelmeye ve tüylerinin çıkmaya başladığı görür Kız bu durumu merak eder. Sürünerek bunun izinden gider. Birde bakar ki; çayırlıklar arasında bataklık var . Kurt birinci batağa girip içine batıp batıp çıkmaktadır. Buradan çıkıp ikinci batağa girmekte ve sonunda temiz suda durulanıp çıkmaktadır. Bu durumu gören kız aynı şekilde bataklara girip çıkmaya başlamış. Günden güne iyileşmiş gücü yerine gelmiş, yüzü gözü düzelmiş.Tam iyileştiği bir gün bir çoban onu görür ve kızı sever. Yanına gelir. &#8220;in misin, cin misin?&#8221; der kızda &#8220;ne inim ne de cinim senin gibi adem oğluyum&#8221; der ve olanı biteni anlatır.Çoban kızı alıp babasına götürür. Baba kızını iyileşmiş görünce sevincinden &#8220;Dile benden ne dilersen?&#8221; der. Çoban birkaç kez sağlın diledikten sonra kızının kendisine verilmesi ister. Baba da kızını verir. Kızda çobanla evlenir. Baba, buraya bir hamam ve bir cami yaptırır. Herkese şifa olsun diye.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/kutahya-yoncali-efsanesi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
