Archive for the ‘Konya’ Category

Körükini Mağarası – Konya

Pazar, Ağustos 30th, 2009

korukini_magara_01Körükini Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Beyşehir’e bağlı Çamlık Beldesi’nin 500 m. güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır.

Özellikleri

Toplam uzunluğu 1250 m. olan Körükini Mağarası’nın içinden Uzunsu Deresi geçmektedir. Mağaradan çıkan su değirmen vadisine daha sonra da Değirmenini Mağarası’na girmektedir. Tamamıyla aktif olan mağarada bot kullanımı hatta büyük kaya blokları arasından şelaleler yapan suyu geçmek ayrıca bir deneyim gerektirmektedir. Mağaraya giriş için yaz ve sonbahar ayları en uygun zamanlarıdır. Bahar ayları aşırı su, sifonlar, şelaleler nedeniyle tehlikeli olabilir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

korukini_magara_01Körükini Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Beyşehir’e bağlı Çamlık Beldesi’nin 500 m. güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır.

Özellikleri

Toplam uzunluğu 1250 m. olan Körükini Mağarası’nın içinden Uzunsu Deresi geçmektedir. Mağaradan çıkan su değirmen vadisine daha sonra da Değirmenini Mağarası’na girmektedir. Tamamıyla aktif olan mağarada bot kullanımı hatta büyük kaya blokları arasından şelaleler yapan suyu geçmek ayrıca bir deneyim gerektirmektedir. Mağaraya giriş için yaz ve sonbahar ayları en uygun zamanlarıdır. Bahar ayları aşırı su, sifonlar, şelaleler nedeniyle tehlikeli olabilir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Tınaztepe Mağarası – Konya

Pazar, Ağustos 30th, 2009

Tınaztepe Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya ilinin Seydişehir ilçesinde bulunan Tınaztepe Mağara’sına Konya-Beyşehir-Seydişehir üzerinden, Mortaş Aliminyum Tesisleri yoluyla ulaşılmaktadır.

tinaztepe_magara_1

Özellikler

Toplam uzunluğu 1650 metre, derinliği – 65 metre olan mağara Tınaztepe’nin güneybatı yamacında yer almaktadır. Fosil ve aktif olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Fosil bölümüne bahar aylarında girilecek olursa, sayısı beşi bulan göllerin botla geçilmesi gerekecektir. Sonbahar aylarında suların azalması sonucu aynı galeri yürünerek geçilebilir. Beşinci gölden sonra mağarada 30 metrelik bir inişle Büyük Salon’a gelinmektedir. Bu salon gölle sonlanmaktadır. Tınaztepe Mağarası’nın hemen altında Tınaztepe Düden’i yer almaktadır. Toplam uzunluğu 1550 metre ve derinliği -150 metre olan düdene tüm yıl boyunca su girişi olmaktadır. Yaklaşık 20 metrelik dik bir inişle şelalenin yanında mağaraya girilmekte olup, 10 metrelik inişlerle -150 metrede sifonla düden sonlanmaktadır.

1968 yılında Fransız  bilim adamı Michel Bakalowichz tarafından tıbbi araştırması yapılan Tınaztepe mağaraları astım hastalığı için doğal bir tedavi ortamı sağlıyor. Mağaranın 4 mevsim 9 derece sıcaklıkta bulunması bronşit hastalarına iyi geliyor.

Dünyanın en büyük 3.mağarasının ülkemizde olduğunu duymuş muydunuz?
Türkiye’nin en büyük , dünyanın en büyük 3. Mağarası olan Tınaztepe tanıtım eksikliği nedeniyle turizme yeterince kazandırılamayan değerlerimizden biri.bu doğa harikası turizme 2003 yılında açılmış olmasına rağmen yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekemedi.
Konya’nın Seydişehir İlçesi’nde bulunan mağaranın 230 milyon yılda oluştuğu tahmin ediliyor.
Kaptan Custo’nun ‘Dünya Harikaları’ kitabında yer almasıyla bilinen mağaranın içerisinde bir çok galeri ve gölet de bulunuyor. Gölette botla gezinti de yapılabiliyor.
tinaztepe_bot
22 kilometre uzunluğuyla dünyanın üçüncü büyük, Türkiye’nin en büyük mağarası olan Tınaztepe’nin 1580 metrelik bölümü gezilebiliyor.

Mağara, önünde bulunan şelale görüntüsüyle ziyaretçileri büyülerken şelalenin 22 kilometre derinlikte yeraltı gölüne dökülüyor.

Tınaztepe Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya ilinin Seydişehir ilçesinde bulunan Tınaztepe Mağara’sına Konya-Beyşehir-Seydişehir üzerinden, Mortaş Aliminyum Tesisleri yoluyla ulaşılmaktadır.

tinaztepe_magara_1

Özellikler

Toplam uzunluğu 1650 metre, derinliği – 65 metre olan mağara Tınaztepe’nin güneybatı yamacında yer almaktadır. Fosil ve aktif olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Fosil bölümüne bahar aylarında girilecek olursa, sayısı beşi bulan göllerin botla geçilmesi gerekecektir. Sonbahar aylarında suların azalması sonucu aynı galeri yürünerek geçilebilir. Beşinci gölden sonra mağarada 30 metrelik bir inişle Büyük Salon’a gelinmektedir. Bu salon gölle sonlanmaktadır. Tınaztepe Mağarası’nın hemen altında Tınaztepe Düden’i yer almaktadır. Toplam uzunluğu 1550 metre ve derinliği -150 metre olan düdene tüm yıl boyunca su girişi olmaktadır. Yaklaşık 20 metrelik dik bir inişle şelalenin yanında mağaraya girilmekte olup, 10 metrelik inişlerle -150 metrede sifonla düden sonlanmaktadır.

1968 yılında Fransız  bilim adamı Michel Bakalowichz tarafından tıbbi araştırması yapılan Tınaztepe mağaraları astım hastalığı için doğal bir tedavi ortamı sağlıyor. Mağaranın 4 mevsim 9 derece sıcaklıkta bulunması bronşit hastalarına iyi geliyor.

Dünyanın en büyük 3.mağarasının ülkemizde olduğunu duymuş muydunuz?
Türkiye’nin en büyük , dünyanın en büyük 3. Mağarası olan Tınaztepe tanıtım eksikliği nedeniyle turizme yeterince kazandırılamayan değerlerimizden biri.bu doğa harikası turizme 2003 yılında açılmış olmasına rağmen yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekemedi.
Konya’nın Seydişehir İlçesi’nde bulunan mağaranın 230 milyon yılda oluştuğu tahmin ediliyor.
Kaptan Custo’nun ‘Dünya Harikaları’ kitabında yer almasıyla bilinen mağaranın içerisinde bir çok galeri ve gölet de bulunuyor. Gölette botla gezinti de yapılabiliyor.
tinaztepe_bot
22 kilometre uzunluğuyla dünyanın üçüncü büyük, Türkiye’nin en büyük mağarası olan Tınaztepe’nin 1580 metrelik bölümü gezilebiliyor.

Mağara, önünde bulunan şelale görüntüsüyle ziyaretçileri büyülerken şelalenin 22 kilometre derinlikte yeraltı gölüne dökülüyor.

Konya – Beyşehir Gölü Milli Parkı

Salı, Ağustos 11th, 2009

Konya – Beyşehir Gölü Milli Parkı

Yeri:Konya ili Beyşehir ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım:Milli Park alanına Konya-Beyşehir bağlantısını sağlayan 238 nolu Devlet Karayolu ile ulaşılmaktadır. Saha, Konya’ya 94 km,Isparta’ya 105 km mesafededir.

Özelliği: Ülkemizin üçüncü büyük gölü olan Beyşehir Gölünün jeomorfolojik yapısı karstik arazi şekillerinden, çok sayıda düden ve dolinlerin birleşmesi sonucu oluşan polye karakterindedir. Yörenin genel jeolojik yapısını teşkil eden kalkerlerin , suların kimyasal reaksiyonu sonucu ezilmesi, bu karstik yer şekillerinin kalıntıları olan ve yükseklikleri 20-50 m. arasında değişen çok sayıda ada bulunmaktadır.

Göl suyu alkalin özelliktedir. Sazan ,alabalık , çiçek balığı, gövce, sarıbalık ve tatlı su levreği gibi türler, su kaplumbağası ve yılanlar gölün faunasını oluşturmaktadır. Göl içerisindeki irili ufaklı adalar, su kuşlarının yuvalanmaları ve kuluçkalanmaları açısından önem teşkil ederler. Adalar dalgıç türleri , kuğular, karabataklar, bazı balıkçıl türleri ve ördekler için kışlama ve kuluçka alanlarıdır.

Milli parkın orman formasyonu ardıç , karaçam, göknar, sedir ve meşe türleri oluşturmakta ağaçlar yeryer göl kenarına kadar uzanarak Beyşehir Gölünün koylarını ve körfezlerini görsel açıdan eşsiz manzara güzelliklerini kavuştururlar.

Hitit, Frig,Lidya, Pers,Roma ve Bizans egemenliği altında kalan yine 1076′da Konya’da Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulmasıyla Türk egemenliğine girmiştir. Yenişarbademli yakınlarında, göl kenarında ve 3 km. kadar açıktaki Kızkalesi adacığı üzerindeki kalıntılar,Kubadabad Sarayı Harabeleri Selçuk Döneminin eserleridir.

Görülebilecek Yerler: Üstün değerdeki peyzaj güzellikleri, göçmen kuşlar için iyi bir barınak olması , potansiyel göl sularına dayalı su sporlarına elverişli göl kıyılarının bulunması ile Selçuklu Dönemine ait kültürel kaynaklar, Milli Parkın özelliğini oluşturmakta ve görülmeye değer niteliktedir.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkın yoğun ziyaretli dönemi Mayıs-Ekim aylarıdır. Ziyaretçiler için günübirlik ve kamp yapma imkanlarını sunmaktadır.

Çadırla ve karavanla Milli Park yetkililerinin kontrolünde ve göstereceği yerlerde kamp yapılabilir. Ayrıca Beyşehir ilçesi de konaklama için uygundur.

Suluin Mağarası – Konya

Perşembe, Temmuz 30th, 2009

Suluin Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya İli, Beyşehir İlçesi’ne bağlı Çamlık Beldesi’nin 500 m. güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır.

Özellikleri

Körükini Mağarası’ndan çıkan Uzunsu Deresi, 100 m. uzunluktaki Değirmen Vadisi boyunca kayalıklar arasından akarak Değirmenini Mağarası’na girmektedir. Buradan su dev kaya blokları arasından şelaleler yaparak ilerlerken, mağara çok geniş ve yüksek bir galeri halinde devam eder ve 150 m. sonunda Büyük göle ulaşır. Gölle 150 m. daha devam ettikten sonra yaklaşık 30 m. yüksekliği olan büyük bir ağızla yeryüzüne açılmaktadır. Derinliği fazla olan bu göl botla rahatça geçilebilmektedir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Suluin Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya İli, Beyşehir İlçesi’ne bağlı Çamlık Beldesi’nin 500 m. güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır.

Özellikleri

Körükini Mağarası’ndan çıkan Uzunsu Deresi, 100 m. uzunluktaki Değirmen Vadisi boyunca kayalıklar arasından akarak Değirmenini Mağarası’na girmektedir. Buradan su dev kaya blokları arasından şelaleler yaparak ilerlerken, mağara çok geniş ve yüksek bir galeri halinde devam eder ve 150 m. sonunda Büyük göle ulaşır. Gölle 150 m. daha devam ettikten sonra yaklaşık 30 m. yüksekliği olan büyük bir ağızla yeryüzüne açılmaktadır. Derinliği fazla olan bu göl botla rahatça geçilebilmektedir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Baltaini Mağarası – Konya

Perşembe, Temmuz 30th, 2009

Baltaini Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Çamlık beldesi ile Derebucak ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Konya-Beyşehir-Üzümlü-Manavgat yolunun 45. km’sinden ayrılan yolla Çamlık veya Derebucak üzerinden, bu iki yerleşim merkezini bağlayan stabilize karayolu ile ulaşılabilmektedir. Çamlık’a 5 km, Derebucak’a 6 km uzaklıkta bulunmaktadır.

Özellikler

Toplam uzunluğu 1768 metre, girişe göre en derin noktası -32 metre ve girişe göre en yüksek noktası +6 metre olan mağaranın Düden ve kaynak konumunda iki girişi vardır. Yola yakın olan ağız küçük bir uvalanın sularını çalar ve 2 km güneyde derince yarılmış bir vadinin kenarından, Uzunsu Deresi tarafındaki yamaçtan boşalır. Balatini mağarası, üst üste bulunan iki farklı seviyeden oluşmuştur. Üst katı oluşturan fosil kolun zemini tamamen mağara kili ile kaplıdır ve gelen ziyaretçilerin yapıp bıraktığı heykelciklerle dolu heykel odası ile sonlanmaktadır. Alt kat olan su taşıyan asıl galeride ise suyun az olduğu dönemlerde su içinden yürünerek ilerlenebilmektedir.biri 5 metreden daha derin olmak üzere 3 adet dev Cadıkazanı, geçiş tekniği yada bot kullanılarak geçilebilir. Travertenleri, heykel odası ve dev cadı kazanları mağaranın görülmeye değer güzellikleridir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Baltaini Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Çamlık beldesi ile Derebucak ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Konya-Beyşehir-Üzümlü-Manavgat yolunun 45. km’sinden ayrılan yolla Çamlık veya Derebucak üzerinden, bu iki yerleşim merkezini bağlayan stabilize karayolu ile ulaşılabilmektedir. Çamlık’a 5 km, Derebucak’a 6 km uzaklıkta bulunmaktadır.

Özellikler

Toplam uzunluğu 1768 metre, girişe göre en derin noktası -32 metre ve girişe göre en yüksek noktası +6 metre olan mağaranın Düden ve kaynak konumunda iki girişi vardır. Yola yakın olan ağız küçük bir uvalanın sularını çalar ve 2 km güneyde derince yarılmış bir vadinin kenarından, Uzunsu Deresi tarafındaki yamaçtan boşalır. Balatini mağarası, üst üste bulunan iki farklı seviyeden oluşmuştur. Üst katı oluşturan fosil kolun zemini tamamen mağara kili ile kaplıdır ve gelen ziyaretçilerin yapıp bıraktığı heykelciklerle dolu heykel odası ile sonlanmaktadır. Alt kat olan su taşıyan asıl galeride ise suyun az olduğu dönemlerde su içinden yürünerek ilerlenebilmektedir.biri 5 metreden daha derin olmak üzere 3 adet dev Cadıkazanı, geçiş tekniği yada bot kullanılarak geçilebilir. Travertenleri, heykel odası ve dev cadı kazanları mağaranın görülmeye değer güzellikleridir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

İncesu Mağarası – Karaman

Perşembe, Temmuz 30th, 2009

İncesu Mağarası – Karaman

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Karaman ili Taşkale kasabasının 9,5 km güneyindedir. Bu mağaraya Taşkale kasabasından gidilebilir.

Özellikler

Miyosen kireç taşlarında gelişen mağara sistemi, birbirinden devamı olan iki mağaradan oluşmuştur. Bütünüyle yatay olan mağaralar damlataş birikimi yönünden son derece zengindir. Yağışlı dönemlerde içlerinden küçük bir yer altı nehri akan sistemin iki mağarasından biri olan İncesu Mağarası, 1356 metre uzunluğundadır.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

İncesu Mağarası – Karaman

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Karaman ili Taşkale kasabasının 9,5 km güneyindedir. Bu mağaraya Taşkale kasabasından gidilebilir.

Özellikler

Miyosen kireç taşlarında gelişen mağara sistemi, birbirinden devamı olan iki mağaradan oluşmuştur. Bütünüyle yatay olan mağaralar damlataş birikimi yönünden son derece zengindir. Yağışlı dönemlerde içlerinden küçük bir yer altı nehri akan sistemin iki mağarasından biri olan İncesu Mağarası, 1356 metre uzunluğundadır.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Çatalhöyük Antik Kenti

Cuma, Temmuz 3rd, 2009

catalhoyukÇatalhöyük

Çatalhöyük, Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, ilçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J. Mellaart tarafından keşfedilmiş, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepenin batı yamacında yapılan araştırmalar neticesinde, 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarına tarihlenmektedir. Stil kritiği yolu ile yapılan bu tarihleme, C 14 metodu ile de doğrulanmış bulunmaktadır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir.

Çatalhöyük’teki yerleşimin, yani şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlardadır. Dörtgen duvarlı evlerin duvarları birbirine bitişiktir. Ortak duvar yoktur, her evin kendi müstakil duvarı vardır. Evler ayrı ayrı planlanmış ve ihtiyaç duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım düz damlar üzerinden olmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur duvarları niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Evlerin temel derinlikleri azdır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır. Bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten merdivenle olmaktadır. Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön kısımlarında taban döşemesinden yüksekliği 10-30 cm. arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen nişler bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara nazaran daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise orijinal boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara aplike edilmiştir. Bunların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. Çatalhöyük’te duvar resimleri en erken 10. en geç 11. tabakada bulunmuştur. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. tabakalara aittir. Bu resimler paleolitik insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak devamıdır. İnanç olarak avın bereketi için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür.

catalhoyuk_02

Duvarlara resmedilmiş olan akbabalar tarafından parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme adetleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalar tarafından et kısmı yenerek temizlenen kemikler toparlanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki şekillerin altına gömülürdü. Şekiller altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölü hediyesi olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletlerden taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur. Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler bize ana tanrıça kültürünün (tapınma) başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu heykelcikler 5 ila 15 cm. arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar vaziyette tasvir edilmişlerdir. Bu özellikleri bolluk ve bereketi temsil etmeleri nedeniyledir. Çatalhöyük’te ele geçen alet ve malzemelerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve mukaddes hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük’te kullanılan en önemli malzemelerdir.

Çatalhöyük’te 1996 yılına kadar kazı yapılmamış; bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara devam edilmiştir. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bunların bir kısmı teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

catalhoyuk_01

catalhoyukÇatalhöyük

Çatalhöyük, Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, ilçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J. Mellaart tarafından keşfedilmiş, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepenin batı yamacında yapılan araştırmalar neticesinde, 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarına tarihlenmektedir. Stil kritiği yolu ile yapılan bu tarihleme, C 14 metodu ile de doğrulanmış bulunmaktadır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir.

Çatalhöyük’teki yerleşimin, yani şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlardadır. Dörtgen duvarlı evlerin duvarları birbirine bitişiktir. Ortak duvar yoktur, her evin kendi müstakil duvarı vardır. Evler ayrı ayrı planlanmış ve ihtiyaç duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım düz damlar üzerinden olmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur duvarları niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Evlerin temel derinlikleri azdır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır. Bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten merdivenle olmaktadır. Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön kısımlarında taban döşemesinden yüksekliği 10-30 cm. arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen nişler bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara nazaran daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise orijinal boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara aplike edilmiştir. Bunların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. Çatalhöyük’te duvar resimleri en erken 10. en geç 11. tabakada bulunmuştur. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. tabakalara aittir. Bu resimler paleolitik insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak devamıdır. İnanç olarak avın bereketi için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür.

catalhoyuk_02

Duvarlara resmedilmiş olan akbabalar tarafından parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme adetleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalar tarafından et kısmı yenerek temizlenen kemikler toparlanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki şekillerin altına gömülürdü. Şekiller altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölü hediyesi olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletlerden taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur. Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler bize ana tanrıça kültürünün (tapınma) başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu heykelcikler 5 ila 15 cm. arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar vaziyette tasvir edilmişlerdir. Bu özellikleri bolluk ve bereketi temsil etmeleri nedeniyledir. Çatalhöyük’te ele geçen alet ve malzemelerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve mukaddes hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük’te kullanılan en önemli malzemelerdir.

Çatalhöyük’te 1996 yılına kadar kazı yapılmamış; bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara devam edilmiştir. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bunların bir kısmı teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

catalhoyuk_01

Yerköprü Mağarası – Antalya

Cuma, Temmuz 3rd, 2009

Yerköprü Mağarası – Antalya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Antalya ile Konya ilinin Hadim ilçesi sınırının yakınlarında, Göksu vadisinde bulunmaktadır. Mağaraya Konya-Karaman yoluyla , Kayaağzı-Habiller köyleri üzerinden 116 km.’lik bir yolculukla ulaşılmaktadır. Ayrıca mağaranın bulunduğu Göksu vadisine Mersin-Silifke üzerinden de ulaşılabilmektedir.

Özellikler

Mağara tamamen bir traverten tüfün içinde yer almaktadır. Türkiye’nin doğası en güzel mağaralarından birisidir. Göksu nehrinin traverten tüfünün altında oluşturduğu mağara 500 metre kadar uzunluktadır ve suyun battığı yerde mağara sifonlanmaktadır. Mağaranın çıkış ağzında, Göksu nehrinin, dışarıdan akan bir bölümü mağaradan çıkar. Diğer bölümüne bir şelale ile birleşirken bir doğa harikası oluşturmakta ve derin, mavi göller oluşturarak Göksu nehri devam etmektedir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Yerköprü Mağarası – Antalya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Antalya ile Konya ilinin Hadim ilçesi sınırının yakınlarında, Göksu vadisinde bulunmaktadır. Mağaraya Konya-Karaman yoluyla , Kayaağzı-Habiller köyleri üzerinden 116 km.’lik bir yolculukla ulaşılmaktadır. Ayrıca mağaranın bulunduğu Göksu vadisine Mersin-Silifke üzerinden de ulaşılabilmektedir.

Özellikler

Mağara tamamen bir traverten tüfün içinde yer almaktadır. Türkiye’nin doğası en güzel mağaralarından birisidir. Göksu nehrinin traverten tüfünün altında oluşturduğu mağara 500 metre kadar uzunluktadır ve suyun battığı yerde mağara sifonlanmaktadır. Mağaranın çıkış ağzında, Göksu nehrinin, dışarıdan akan bir bölümü mağaradan çıkar. Diğer bölümüne bir şelale ile birleşirken bir doğa harikası oluşturmakta ve derin, mavi göller oluşturarak Göksu nehri devam etmektedir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Çatalhöyük – Çumra / Konya

Perşembe, Temmuz 2nd, 2009

Çatalhöyük

Çatalhöyük, Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, ilçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J. Mellaart tarafından keşfedilmiş, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepenin batı yamacında yapılan araştırmalar neticesinde, 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarına tarihlenmektedir. Stil kritiği yolu ile yapılan bu tarihleme, C 14 metodu ile de doğrulanmış bulunmaktadır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir.

Çatalhöyük’teki yerleşimin, yani şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlardadır. Dörtgen duvarlı evlerin duvarları birbirine bitişiktir. Ortak duvar yoktur, her evin kendi müstakil duvarı vardır. Evler ayrı ayrı planlanmış ve ihtiyaç duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım düz damlar üzerinden olmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur duvarları niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Evlerin temel derinlikleri azdır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır. Bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten merdivenle olmaktadır. Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön kısımlarında taban döşemesinden yüksekliği 10-30 cm. arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen nişler bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara nazaran daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise orijinal boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara aplike edilmiştir. Bunların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. Çatalhöyük’te duvar resimleri en erken 10. en geç 11. tabakada bulunmuştur. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. tabakalara aittir. Bu resimler paleolitik insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak devamıdır. İnanç olarak avın bereketi için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür.

Duvarlara resmedilmiş olan akbabalar tarafından parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme adetleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalar tarafından et kısmı yenerek temizlenen kemikler toparlanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki şekillerin altına gömülürdü. Şekiller altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölü hediyesi olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletlerden taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur. Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler bize ana tanrıça kültürünün (tapınma) başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu heykelcikler 5 ila 15 cm. arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar vaziyette tasvir edilmişlerdir. Bu özellikleri bolluk ve bereketi temsil etmeleri nedeniyledir. Çatalhöyük’te ele geçen alet ve malzemelerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve mukaddes hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük’te kullanılan en önemli malzemelerdir.

Çatalhöyük’te 1996 yılına kadar kazı yapılmamış; bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara devam edilmiştir. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bunların bir kısmı teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

Çatalhöyük

Çatalhöyük, Konya’nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, ilçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J. Mellaart tarafından keşfedilmiş, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepenin batı yamacında yapılan araştırmalar neticesinde, 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarına tarihlenmektedir. Stil kritiği yolu ile yapılan bu tarihleme, C 14 metodu ile de doğrulanmış bulunmaktadır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir.

Çatalhöyük’teki yerleşimin, yani şehirciliğin en iyi bilinen dönemi 7. ve 11. katlardadır. Dörtgen duvarlı evlerin duvarları birbirine bitişiktir. Ortak duvar yoktur, her evin kendi müstakil duvarı vardır. Evler ayrı ayrı planlanmış ve ihtiyaç duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım düz damlar üzerinden olmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur duvarları niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Evlerin temel derinlikleri azdır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır. Bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup, eve giriş damda açılan bir delikten merdivenle olmaktadır. Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön kısımlarında taban döşemesinden yüksekliği 10-30 cm. arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen nişler bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara nazaran daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise orijinal boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara aplike edilmiştir. Bunların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. Çatalhöyük’te duvar resimleri en erken 10. en geç 11. tabakada bulunmuştur. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. tabakalara aittir. Bu resimler paleolitik insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak devamıdır. İnanç olarak avın bereketi için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür.

Duvarlara resmedilmiş olan akbabalar tarafından parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme adetleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalar tarafından et kısmı yenerek temizlenen kemikler toparlanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki şekillerin altına gömülürdü. Şekiller altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölü hediyesi olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, kesici aletlerden taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur. Çatalhöyük kazısında ele geçen heykelcikler bize ana tanrıça kültürünün (tapınma) başlangıcı ve zamanın inançları hakkında özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu heykelcikler 5 ila 15 cm. arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar vaziyette tasvir edilmişlerdir. Bu özellikleri bolluk ve bereketi temsil etmeleri nedeniyledir. Çatalhöyük’te ele geçen alet ve malzemelerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve mukaddes hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük’te kullanılan en önemli malzemelerdir.

Çatalhöyük’te 1996 yılına kadar kazı yapılmamış; bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara devam edilmiştir. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bunların bir kısmı teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

Sakaltıtan Mağarası – Konya

Salı, Haziran 30th, 2009

Sakaltıtan Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya İli’ne bağlı Seydişehir İlçesi yakınlarındadır. Mağaraya Seydişehir, Süleymaniye Köyü-Mortaş yolu ile ulaşılır.

Özellikleri

Dikey bir mağara olan mağaranın toplam derinliği 303 metredir.

* Ekipmanlı Profesyonel Ziyaretçilerin Girebileceği Mağara

Sakaltıtan Mağarası – Konya

Coğrafi Konum ve Ulaşım

Konya İli’ne bağlı Seydişehir İlçesi yakınlarındadır. Mağaraya Seydişehir, Süleymaniye Köyü-Mortaş yolu ile ulaşılır.

Özellikleri

Dikey bir mağara olan mağaranın toplam derinliği 303 metredir.

* Ekipmanlı Profesyonel Ziyaretçilerin Girebileceği Mağara