<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MerakliGezgin.com &#187; Kayseri</title>
	<atom:link href="http://merakligezgin.com/category/sehirler/kayseri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merakligezgin.com</link>
	<description>SIZDE YAZIN, HERKES OKUSUN</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2010 10:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kayseri-Erciyes Dağı</title>
		<link>http://merakligezgin.com/kayseri-erciyes-dagi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/kayseri-erciyes-dagi/ #comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 21:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dağcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[erciyes]]></category>
		<category><![CDATA[tırmanış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1864</guid>
		<description><![CDATA[Kayseri-Erciyes Dağı
Kentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton&#8217;dur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Kayseri-Erciyes Dağı</strong></p>
<p>Kentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton&#8217;dur. Dağa çıkan ilk Türk ise 1924 yılında Miralay Cemil Cahit Beydir.</p>
<p>Erciyse bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye&#8217;nin önemli bir kış turizm merkezidir. Ayrıca Dağın zirvesine çıktığınızda hava açıksa Kapadokya&#8217; dan Toroslar&#8217; a kadar uzanan bir bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.</p>
<p>Yükseklik  : 3916 m.</p>
<p>Konumu : Orta Anadolu&#8217;da Kayseri ilinin hemen güneyinde yükselir.</p>
<p>Tırmanış Zamanı : Yaz tırmanışları için en uygun zaman Mayıs-Ekim ayları arasıdır.</p>
<p>Özellikleri : Sönmüş genç bir volkan dağ, Orta Anadolu&#8217;nun en yüksek doruğudur. Dağın kuzeyinde 700 m. uzunlukta bir dağ buzulu vardır. Doğu yüzünde 2100-2900 m. yükseklikte yer alan Tekir yaylası bir kış sporları merkezidir. Telesiyejden sonra kamp yeri olan Çobaninine kışın yürüyerek yaklaşık 2,5-3 saatte gidilir. Tırmanış genellikle çoban ininden mola taşına kadar bir saat sürer. Mola taşı tam şeytan deresinin ağzındadır. Buradan, küçük zirve yaklaşık 2-3 saat sürer. Kış ayları Şeytan deresinde çığ tehlikesi olabilir. Bahar aylarında taş düşmesi yüzünden (Mayıs, Haziran ayları) kask kullanılması gerekir. Tur kayağı ile zevkli tırmanışlar yapılabilir.<br />
Ulaşım ve Konaklama : Ankara ve İstanbul&#8217;dan Kayseri&#8217;ye otobüs, tren yada uçakla ulaşılabilir. Tekir yaylasında 100 yataklı kaloriferli ve telefonlu bir dağ evi mevcuttur. Kayseri&#8217;de çeşitli konaklama ve lokanta tesisleri bulunmaktadır. Tekir yaylasında ayrıca özel idareye ait 100 yataklı yeni ve modern bir otel işletmeye açılmıştır.</p>
<p><strong>Tırmanışlar</strong></p>
<p>Malzemeler : Krampon, İp, Kazma, Kask, Muhtelif Emniyet Malzemeleri (Sikke, Buz Burgusu vb), Kamp Malzemesi</p>
<p><strong>Tekir Yaylasından Tırmanış</strong> : En emin tırmanıştır. Kayseri&#8217;ye 25 km. uzaklıktaki dağ evine Hisarcık üzerinden gidilir. Dağ evinden 8-10 saatlik bir sürede ana doruğa çıkış ve iniş gerçekleştirilir. Kuzeybatıdan Tırmanış: Erciyes için biraz güç ancak zevkli bir tırmanıştır. Kayseri&#8217;den otobüs yada otomobil ile Hacılara gidilir. Buradan Akın yurdu üzerinden geçilerek Sütdonduran yaylasında (2850 m.) kamp kurulur, tırmanışa devam edilerek doruğa ulaşılır.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>Kayseri-Erciyes Dağı</strong></p>
<p>Kentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton&#8217;dur. Dağa çıkan ilk Türk ise 1924 yılında Miralay Cemil Cahit Beydir.</p>
<p>Erciyse bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye&#8217;nin önemli bir kış turizm merkezidir. Ayrıca Dağın zirvesine çıktığınızda hava açıksa Kapadokya&#8217; dan Toroslar&#8217; a kadar uzanan bir bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.</p>
<p>Yükseklik  : 3916 m.</p>
<p>Konumu : Orta Anadolu&#8217;da Kayseri ilinin hemen güneyinde yükselir.</p>
<p>Tırmanış Zamanı : Yaz tırmanışları için en uygun zaman Mayıs-Ekim ayları arasıdır.</p>
<p>Özellikleri : Sönmüş genç bir volkan dağ, Orta Anadolu&#8217;nun en yüksek doruğudur. Dağın kuzeyinde 700 m. uzunlukta bir dağ buzulu vardır. Doğu yüzünde 2100-2900 m. yükseklikte yer alan Tekir yaylası bir kış sporları merkezidir. Telesiyejden sonra kamp yeri olan Çobaninine kışın yürüyerek yaklaşık 2,5-3 saatte gidilir. Tırmanış genellikle çoban ininden mola taşına kadar bir saat sürer. Mola taşı tam şeytan deresinin ağzındadır. Buradan, küçük zirve yaklaşık 2-3 saat sürer. Kış ayları Şeytan deresinde çığ tehlikesi olabilir. Bahar aylarında taş düşmesi yüzünden (Mayıs, Haziran ayları) kask kullanılması gerekir. Tur kayağı ile zevkli tırmanışlar yapılabilir.<br />
Ulaşım ve Konaklama : Ankara ve İstanbul&#8217;dan Kayseri&#8217;ye otobüs, tren yada uçakla ulaşılabilir. Tekir yaylasında 100 yataklı kaloriferli ve telefonlu bir dağ evi mevcuttur. Kayseri&#8217;de çeşitli konaklama ve lokanta tesisleri bulunmaktadır. Tekir yaylasında ayrıca özel idareye ait 100 yataklı yeni ve modern bir otel işletmeye açılmıştır.</p>
<p><strong>Tırmanışlar</strong></p>
<p>Malzemeler : Krampon, İp, Kazma, Kask, Muhtelif Emniyet Malzemeleri (Sikke, Buz Burgusu vb), Kamp Malzemesi</p>
<p><strong>Tekir Yaylasından Tırmanış</strong> : En emin tırmanıştır. Kayseri&#8217;ye 25 km. uzaklıktaki dağ evine Hisarcık üzerinden gidilir. Dağ evinden 8-10 saatlik bir sürede ana doruğa çıkış ve iniş gerçekleştirilir. Kuzeybatıdan Tırmanış: Erciyes için biraz güç ancak zevkli bir tırmanıştır. Kayseri&#8217;den otobüs yada otomobil ile Hacılara gidilir. Buradan Akın yurdu üzerinden geçilerek Sütdonduran yaylasında (2850 m.) kamp kurulur, tırmanışa devam edilerek doruğa ulaşılır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/kayseri-erciyes-dagi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanesh (Kültepe)  Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/kanesh-kultepe-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/kanesh-kultepe-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 05:32:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit]]></category>
		<category><![CDATA[kappadokya]]></category>
		<category><![CDATA[soğanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1717</guid>
		<description><![CDATA[
Kültepe  Örenyeri


Kayseri-Sivas  karayolunun 20. km.sinde yolun 2 km. kuzeyindedir. Yüksekliği 22 m. çapı 50 metreyi  bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren &#8220;Karum&#8221; adı verilen aşağı şehirden  ibarettir.
1948 yılından beri Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığındaki heyet tarafından sistemli  olarak kazılmaktadır. Kazılarda höyükteki en eski yerleşimin Geç Katolik Çağ (M.Ö.300-2500) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->
<div><strong>Kültepe  Örenyeri</strong></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div>Kayseri-Sivas  karayolunun 20. km.sinde yolun 2 km. kuzeyindedir. Yüksekliği 22 m. çapı 50 metreyi  bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren &#8220;Karum&#8221; adı verilen aşağı şehirden  ibarettir.</div>
<div>1948 yılından beri Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığındaki heyet tarafından sistemli  olarak kazılmaktadır. Kazılarda höyükteki en eski yerleşimin Geç Katolik Çağ (M.Ö.300-2500)  olduğu, onu Eski Tunç Hitit, Frig, Hellenistik-Roma çağlarının takip ettiği tespit  edilmiştir.</div>
<div>Karum sahası; höyüğün doğu ve güneydoğu eteklerini çevirmektedir. M.Ö. 1950-1650  yıllarında Anadolu&#8217;ya ticaret maksadıyla gelen Assurlu tüccarlar tarafından iskân  edilmiştir. Höyük ve Karum alanında açığa çıkarılan büyük dinsel ve resmi yapılar,  evler, dükkanlar ve atölyelere ait mimari kalıntılar açık hava müzesi olarak sergilenmektedir.</div>
<div><strong>Soğanlı  Örenyeri</strong></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div>Kayseri-Adana  karayolu üzerinde bulunan Yeşilhisar İlçesi&#8217;ne bağlı, ilçeye 15 km. mesafede Soğanlı  Köyü&#8217;nün içindedir.</div>
<div>Ürgüp, Göreme, Ihlara ve Zelve vadilerinin benzeri doğal oluşum ile kaya kilise  ve mağaralarının, bugünkü köy evleriyle iç içe girdiği bir yerleşim yeridir.</div>
<div>IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlığın Kappadokya&#8217;daki merkezlerinden biri olmuş,  VII. ve VIII. yüzyıllarda önemini sürdürmüştür.</div>
<div>Elliye yakın kaya kilise ve mağarası bulunduğu anlaşılmakla beraber, ancak Balıklı  Gök, Tokalı, Karabaş, Yılanlı, Kubbeli, Geyikli ve St. Barbe kiliseleri gezilebilmektedir.  Bu kiliselerin hepsinde de İsa ve havarilerini konu alan freskler bulunmaktadır.</div>
<div>VIII. ve XIII. yüzyılda Kappadokya bölgesinde yapılan kilise (şapel) ve manastırlardan  en ilginç plan ve görünüşe sahip olanları Soğanlı&#8217;dadır. Ayrıca Soğanlı&#8217;nın eski  halkı da kayalara oyulan ev ve barınaklarda yaşamıştır.</div>
<div>Halen Kappadokya bölgesinde dini amaçlı binlerce kaya olukları ve sivil amaçlı  kaya yerleşimleri bulunmaktadır. Bu oyuklardan 600 kadarı Soğanlı ve Erdemli köylerindedir.  Soğanlı Kayseri&#8217;den 80 km., Göreme ve Ürgüp&#8217;ten 70 km., Derinkuyu ve Doğanlı yeraltı  şehrinden 35 km. uzaklıktadır.</div>
<div>Soğanlı yer hareketleri sırasında çökmelere uğramış ve çöken yerler sel suları  ile daha da derinleşmiş; burada uçurumları olan derin vadiler meydana gelmiştir.</div>
<div>Yer hareketleri ve erozyon sonucu ortaya çıkan en ilginç doğa manzarası masa biçimli  dağlardır. Masa biçimli tepeler ve kubbeli kaya kiliseleri Kappadokya&#8217;dan başka  bir yerde görülmeyen kültür ve doğa varlıklarıdır.</div>
<div>Soğanlı kaya kilisesinin duvarları değişik renklerle boyanmış durumdadır ve üzerine  resimler yapılmıştır. Ayrıca bu kiliseler içinde ve bazı kaya oluklarında dini  resimlerin yasaklandığı ikonoklastik döneme ait tek renkli geometrik motifler  ve haç resimleri bulunmaktadır.</div>
<div>Duvar resimlerindeki konular İncil&#8217;den alınmıştır. İsa peygamberin doğumu, vaftiz  edilişi, mahkemesi, mucizeleri, çarmıha gerilişi, Hz. Meryem&#8217;in başından geçen  olaylar, at üzerinde Kudüs&#8217;e gidişi ve azizlere ait freksler vardır.</div>
<div>Soğanlı kiliseleri arasında Tokalı, Gök, Karabaş, Canavar, Meryem Ana, St. Barbe  ve Geyikli kiliseleri en fazla ilgi çeken ve gezilen yerlerdir.</div>
<div>Kültepe-Kaniş-Karum  Örenyeri</div>
<div>Kayseri Müzesi&#8217;ndeki eserlerin kaynağını temsil eden Kültepe, eski ismiyle Kaniş,  Kayseri&#8217;nin 21 km. kuzeydoğusunda eski Kayseri-Sivas; Kayseri-Malatya anayolu  üzerindedir. Kültepe, biri yerlilerin oturduğu höyükten, öteki aşağı şehir veya  Asur&#8217;lu tüccarların yerleştiği Karum alanından oluşmuştur. Höyüğün çapı 500 m.,  ova seviyesinden yüksekliği 20 m. dir. Tepeyi dört yanından aşağı şehir/Karum  çevirmiştir. Karum, üç yönünde düz ova şeklinde görülmekle beraber, doğu yönü  ova seviyesinden 1.5-2.5 m. lik bir yüksekliğe sahiptir. Çapı 2 km.yi bulan Karum,  höyük ve ortasındaki kalesi sağlam birer sur ile çevrilidir.</div>
<div>Kültepe, araştırmacıların dikkatini 1881 den sonra çekmiştir. O zamana kadar benzerlerine  rastlanmamış olan çivi yazılı tabletler müzelere akıyordu. 1893 ve 1894&#8242;de E.  Chantre, 1906&#8242;da H. Wickler, H. Grothe yaptıkları kazılarda tabletlerin bulunduğu  yeri tespit edemediler. B. Hrozny 1925&#8242;te tesadüfen, tabletlerin çıkarıldığı yeri  ve dolayısıyla Asur Ticaret Kolonileri&#8217;nin merkezini/Karum&#8217;u keşfetti.</div>
<div>1948 yılında Türk Tarih Kurumu ve Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına  höyükte ve Karum&#8217;da başlatılmış olan sistemli kazılar, kesintisiz olarak sürdürülmektedir.</div>
<div>Eski dünyanın ünlü ticaret merkezi Karum Kaniş&#8217;te sonuncusu iki safhalı olmak  üzere (la-b), dört yapı katı vardır (I-IV). Günümüzden dörtbin yıl önce Kuzey  Mezopotamyalı/Asurlu tüccarların Anadolu&#8217;da kurdukları aşağı yukarı yüzelli sene  süren bu uluslararası ticaret ilişkileri döneminde, Anadolu Mezopotamya&#8217;nın eski  uygarlığına açılmış, onlardan yazıyı öğrenmiş, kültür seviyesini yükseltmişti.  II. ve I. katlarında keşfedilen eski Asur dilinde yazılmış çivi yazılı tabletler,  Anadolu ile Asur arasında sürdürülen ticaret hakkında detaylı bilgilerin yanı  sıra, borç alıp-verme, faiz, evlenme-boşanma, veraset, esir ticareti, mahkeme  kararları ve yerli beylerle yapılan yazışmalar hakkında da canlı bilgiler vermektedir.  Bunlar arasında, daha az sayıda, edebi metinler ve okul temrin metinleri de bulunmaktadır.  Anadolu&#8217;yu tarih aydınlığına bu vesikalar kavuşturmuştur. Bunlar Anadolu&#8217;nun en  eski yazılı belgeleridir. Anadolu tarihi burada başlamıştır. Kaniş&#8217;in en önemli  özelliği budur. Kültepe-Kaniş Anadolu&#8217;daki bu ticaret sisteminin baş şehridir.  Aynı zamanda Kaniş Krallığı&#8217;nın da merkezidir. I. ve II. katlar arkeoloji, filoloji  ve şehircilik bakımından en zengin ve en önemli olanlarıdır. Bu iki şehrin birbirinden  taş döşeli sokaklarla ayrılan büyük mahalleleri, tam planlarıyla açığa çıkarılmıştır.  Eski dünyanın ayrı dilleri konuşan bu iki ülkesinin temsilcileri bu şehirlerde  yan yana yaşamışlardır. Onların planları açıkça belli olan evleri, arşivleri,  atölyeleri, depoları, dükkanları gün ışığına çıkarılmıştır. İki katlı evlerin  çoğunda oturma odaları, arşiv ve kiler/depolar bir birinden ayrılmış durumdadır.  Her iki şehir de çıkan bir yangın sonucunda yok olmuştur.</div>
<div>Hitit kültürü ve sanatı, eski Babil sanatını temsil eden Asurlularla yerlilerin  karışmasından meydana gelmiş bir sanattır. Hitit sanat üslubunun Eski Hitit Krallığı  (1650) kurulmadan önce geliştiğini kanıtlayan buluntuların, -damga mühürlerin,  kurşun, tunç, fildişi, gümüş kadın ve erkek tanrı heykelciklerinin- sayısı az  değildir. Bunlar arasında eski Babil tesirini gösteren heykelciklerin yanı sıra  Kuzey Suriye&#8217;den ithal edilmiş fayans heykelcikleri de vardır. Bu, uluslararası  bir ticaret merkezinde beklenmesi gereken bir özelliktir.</div>
<div>Hitit seramik sanatı, Kültepe&#8217;de teknik ve şekil açısından en yüksek noktasına  erişmiştir. Seramiğin bir bölümü günlük işlerde kullanılmaya uygun değildir. Onlar  törenlerde ve özel durumlarda kullanılmış olmalıdır.</div>
<div>Kültepe ustaları topraktan hayvan şeklinde içki kapları yapmakta usta idiler.  Ayakta duran, yatan, diz çökmüş durumda tasvir edilmiş bu içki kaplarının yanında,  hayvan başı şeklinde olanları da vardır. Bu kutsal hayvan biçimli kaplar, kıymetli  madenlerden yapılmış olanların taklididir. En çok rastlanan ritonlar; aslan, boğa,  antilop, kartal biçimli olanlardır.</div>
<div>İçine tabletlerin konulduğu pişmiş topraktan, mühür baskılı binlerce zarf bulunmuştur.  Mühür ve baskıları sosyal yapıya uygun olarak çeşitli üsluplardadır. Her iki katta  da üslupların gelişimini izlemek ve bunları kronolojik biçimde göstermek mümkündür.</div>
<div>Silindir baskıların büyük çoğunluğu ikinci kattadır. Bu çağda Mezopotamya ile  kurulan sıkı ilişkiler, Anadolu&#8217;da da silindir mühür kullanımını yaygınlaştırmıştır.  Bu çağ mühürleri; 1. Eski Babil, 2. Eski Asur, 3. Eski Suriye, 4. Eski Anadolu  üsluplarına ayrılır. II. kattaki silindir mühür baskılarının çoğu eski Asur üslubundadır.</div>
<div>Eski Anadolu üslubu, Mezopotamya düşünce tarzının Anadolu&#8217;ya yerleşmesinden sonra  olgunlaşmıştır. Hitit sanatının kaynağını oluşturan bu üslup dini, mitolojik,  savaş ve av sahnelerinden oluşur. Mitolojik sahnelerde Mezopotamyalı Anadolulu  unsurlar yan yana görülmektedir.</div>
<div>I. katında çivi yazılı tabletlerde görülen değişiklikler, mühürlerde de tespit  edilmektedir. Bu çağın üslupları II. kattakilerden farklıdır. Ayrıca tabletler  de mühürlenmeye başlanmıştır.</div>
<div>Anadolu üslubunu taşıyan mühürler iki türlüdür:<br />
1. Geleneğe bağlı kalanlar.<br />
2. Eski Hitit mühürleri.</div>
<div>Damga şeklindeki eski Hitit mühürlerinin konularını dini sahneler, karışık varlıklar,  heraldik kartallar, hayvanlar ve yıldızlı simgeler oluşturmaktadır. Bu çağda Asur  ile ticaret bağları çok zayıflamış; yerli özellikler artmış ve yerli krallar güçlenmiştir.  Anadolu birliğe doğru gitmektedir.</div>
<div>II. Kat M.Ö. 1920-1840; I. katı 1798-1740 yılları arasına tarihlenmiştir. II.  ile I. arasında 50-60 yıllık bir boşluk vardır. Kültepe Höyüğü&#8217;nün Roma-Hellenistik,  Greco-Pers ve özellikle Tabal ülkesinin bir şehri olarak önemini Geç-Hitit Döneminde  de koruduğu anlaşılmıştır. Kalede Kaniş Kralı Varşama&#8217;nın sarayı keşfedilmiştir.  Sarayın büyük bir kısmı tahrip edilmiş olmasına rağmen zemin katın 50 odası ve  arşiv vesikalarından bir kısmı açığa çıkarılmıştır. I. katı ile çağdaş olan saray,  altındaki II. kat sarayının enkazı üstüne kurulmuştur. Saray eski Babil modasına  göre inşa edilmiştir.</div>
<p>Tepede bu çağın altındaki Eski Tunç Çağının son ve orta safhaları geniş bir alanda  tetkik edilmiştir. Kültepe&#8217;nin bu dönemi Sümer, Akad sonrası, Akad çağları ile  çağdaştır. Kuzey Suriye ve Mezopotamya&#8217;dan bölgenin tipik seramiği, altın, mücevherat,  Akad sonrasına özgü silindir mühürler ithal edilmiştir. Bunlar Anadolu Mezopotamya  ilişkilerinin Asur Ticaret Kolonileri Çağından çok daha önceleri başladığını kanıtlamaktadır.<!--:--><!--:en-->
<div><strong>Kültepe  Örenyeri</strong></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div>Kayseri-Sivas  karayolunun 20. km.sinde yolun 2 km. kuzeyindedir. Yüksekliği 22 m. çapı 50 metreyi  bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren &#8220;Karum&#8221; adı verilen aşağı şehirden  ibarettir.</div>
<div>1948 yılından beri Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığındaki heyet tarafından sistemli  olarak kazılmaktadır. Kazılarda höyükteki en eski yerleşimin Geç Katolik Çağ (M.Ö.300-2500)  olduğu, onu Eski Tunç Hitit, Frig, Hellenistik-Roma çağlarının takip ettiği tespit  edilmiştir.</div>
<div>Karum sahası; höyüğün doğu ve güneydoğu eteklerini çevirmektedir. M.Ö. 1950-1650  yıllarında Anadolu&#8217;ya ticaret maksadıyla gelen Assurlu tüccarlar tarafından iskân  edilmiştir. Höyük ve Karum alanında açığa çıkarılan büyük dinsel ve resmi yapılar,  evler, dükkanlar ve atölyelere ait mimari kalıntılar açık hava müzesi olarak sergilenmektedir.</div>
<div></div>
<div><strong>Soğanlı  Örenyeri</strong></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div>Kayseri-Adana  karayolu üzerinde bulunan Yeşilhisar İlçesi&#8217;ne bağlı, ilçeye 15 km. mesafede Soğanlı  Köyü&#8217;nün içindedir.</div>
<div>Ürgüp, Göreme, Ihlara ve Zelve vadilerinin benzeri doğal oluşum ile kaya kilise  ve mağaralarının, bugünkü köy evleriyle iç içe girdiği bir yerleşim yeridir.</div>
<div>IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlığın Kappadokya&#8217;daki merkezlerinden biri olmuş,  VII. ve VIII. yüzyıllarda önemini sürdürmüştür.</div>
<div>Elliye yakın kaya kilise ve mağarası bulunduğu anlaşılmakla beraber, ancak Balıklı  Gök, Tokalı, Karabaş, Yılanlı, Kubbeli, Geyikli ve St. Barbe kiliseleri gezilebilmektedir.  Bu kiliselerin hepsinde de İsa ve havarilerini konu alan freskler bulunmaktadır.</div>
<div>VIII. ve XIII. yüzyılda Kappadokya bölgesinde yapılan kilise (şapel) ve manastırlardan  en ilginç plan ve görünüşe sahip olanları Soğanlı&#8217;dadır. Ayrıca Soğanlı&#8217;nın eski  halkı da kayalara oyulan ev ve barınaklarda yaşamıştır.</div>
<div>Halen Kappadokya bölgesinde dini amaçlı binlerce kaya olukları ve sivil amaçlı  kaya yerleşimleri bulunmaktadır. Bu oyuklardan 600 kadarı Soğanlı ve Erdemli köylerindedir.  Soğanlı Kayseri&#8217;den 80 km., Göreme ve Ürgüp&#8217;ten 70 km., Derinkuyu ve Doğanlı yeraltı  şehrinden 35 km. uzaklıktadır.</div>
<div>Soğanlı yer hareketleri sırasında çökmelere uğramış ve çöken yerler sel suları  ile daha da derinleşmiş; burada uçurumları olan derin vadiler meydana gelmiştir.</div>
<div>Yer hareketleri ve erozyon sonucu ortaya çıkan en ilginç doğa manzarası masa biçimli  dağlardır. Masa biçimli tepeler ve kubbeli kaya kiliseleri Kappadokya&#8217;dan başka  bir yerde görülmeyen kültür ve doğa varlıklarıdır.</div>
<div>Soğanlı kaya kilisesinin duvarları değişik renklerle boyanmış durumdadır ve üzerine  resimler yapılmıştır. Ayrıca bu kiliseler içinde ve bazı kaya oluklarında dini  resimlerin yasaklandığı ikonoklastik döneme ait tek renkli geometrik motifler  ve haç resimleri bulunmaktadır.</div>
<div>Duvar resimlerindeki konular İncil&#8217;den alınmıştır. İsa peygamberin doğumu, vaftiz  edilişi, mahkemesi, mucizeleri, çarmıha gerilişi, Hz. Meryem&#8217;in başından geçen  olaylar, at üzerinde Kudüs&#8217;e gidişi ve azizlere ait freksler vardır.</div>
<div>Soğanlı kiliseleri arasında Tokalı, Gök, Karabaş, Canavar, Meryem Ana, St. Barbe  ve Geyikli kiliseleri en fazla ilgi çeken ve gezilen yerlerdir.</div>
<div>Kültepe-Kaniş-Karum  Örenyeri</div>
<div>Kayseri Müzesi&#8217;ndeki eserlerin kaynağını temsil eden Kültepe, eski ismiyle Kaniş,  Kayseri&#8217;nin 21 km. kuzeydoğusunda eski Kayseri-Sivas; Kayseri-Malatya anayolu  üzerindedir. Kültepe, biri yerlilerin oturduğu höyükten, öteki aşağı şehir veya  Asur&#8217;lu tüccarların yerleştiği Karum alanından oluşmuştur. Höyüğün çapı 500 m.,  ova seviyesinden yüksekliği 20 m. dir. Tepeyi dört yanından aşağı şehir/Karum  çevirmiştir. Karum, üç yönünde düz ova şeklinde görülmekle beraber, doğu yönü  ova seviyesinden 1.5-2.5 m. lik bir yüksekliğe sahiptir. Çapı 2 km.yi bulan Karum,  höyük ve ortasındaki kalesi sağlam birer sur ile çevrilidir.</div>
<div>Kültepe, araştırmacıların dikkatini 1881 den sonra çekmiştir. O zamana kadar benzerlerine  rastlanmamış olan çivi yazılı tabletler müzelere akıyordu. 1893 ve 1894&#8242;de E.  Chantre, 1906&#8242;da H. Wickler, H. Grothe yaptıkları kazılarda tabletlerin bulunduğu  yeri tespit edemediler. B. Hrozny 1925&#8242;te tesadüfen, tabletlerin çıkarıldığı yeri  ve dolayısıyla Asur Ticaret Kolonileri&#8217;nin merkezini/Karum&#8217;u keşfetti.</div>
<div>1948 yılında Türk Tarih Kurumu ve Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına  höyükte ve Karum&#8217;da başlatılmış olan sistemli kazılar, kesintisiz olarak sürdürülmektedir.</div>
<div>Eski dünyanın ünlü ticaret merkezi Karum Kaniş&#8217;te sonuncusu iki safhalı olmak  üzere (la-b), dört yapı katı vardır (I-IV). Günümüzden dörtbin yıl önce Kuzey  Mezopotamyalı/Asurlu tüccarların Anadolu&#8217;da kurdukları aşağı yukarı yüzelli sene  süren bu uluslararası ticaret ilişkileri döneminde, Anadolu Mezopotamya&#8217;nın eski  uygarlığına açılmış, onlardan yazıyı öğrenmiş, kültür seviyesini yükseltmişti.  II. ve I. katlarında keşfedilen eski Asur dilinde yazılmış çivi yazılı tabletler,  Anadolu ile Asur arasında sürdürülen ticaret hakkında detaylı bilgilerin yanı  sıra, borç alıp-verme, faiz, evlenme-boşanma, veraset, esir ticareti, mahkeme  kararları ve yerli beylerle yapılan yazışmalar hakkında da canlı bilgiler vermektedir.  Bunlar arasında, daha az sayıda, edebi metinler ve okul temrin metinleri de bulunmaktadır.  Anadolu&#8217;yu tarih aydınlığına bu vesikalar kavuşturmuştur. Bunlar Anadolu&#8217;nun en  eski yazılı belgeleridir. Anadolu tarihi burada başlamıştır. Kaniş&#8217;in en önemli  özelliği budur. Kültepe-Kaniş Anadolu&#8217;daki bu ticaret sisteminin baş şehridir.  Aynı zamanda Kaniş Krallığı&#8217;nın da merkezidir. I. ve II. katlar arkeoloji, filoloji  ve şehircilik bakımından en zengin ve en önemli olanlarıdır. Bu iki şehrin birbirinden  taş döşeli sokaklarla ayrılan büyük mahalleleri, tam planlarıyla açığa çıkarılmıştır.  Eski dünyanın ayrı dilleri konuşan bu iki ülkesinin temsilcileri bu şehirlerde  yan yana yaşamışlardır. Onların planları açıkça belli olan evleri, arşivleri,  atölyeleri, depoları, dükkanları gün ışığına çıkarılmıştır. İki katlı evlerin  çoğunda oturma odaları, arşiv ve kiler/depolar bir birinden ayrılmış durumdadır.  Her iki şehir de çıkan bir yangın sonucunda yok olmuştur.</div>
<div>Hitit kültürü ve sanatı, eski Babil sanatını temsil eden Asurlularla yerlilerin  karışmasından meydana gelmiş bir sanattır. Hitit sanat üslubunun Eski Hitit Krallığı  (1650) kurulmadan önce geliştiğini kanıtlayan buluntuların, -damga mühürlerin,  kurşun, tunç, fildişi, gümüş kadın ve erkek tanrı heykelciklerinin- sayısı az  değildir. Bunlar arasında eski Babil tesirini gösteren heykelciklerin yanı sıra  Kuzey Suriye&#8217;den ithal edilmiş fayans heykelcikleri de vardır. Bu, uluslararası  bir ticaret merkezinde beklenmesi gereken bir özelliktir.</div>
<div>Hitit seramik sanatı, Kültepe&#8217;de teknik ve şekil açısından en yüksek noktasına  erişmiştir. Seramiğin bir bölümü günlük işlerde kullanılmaya uygun değildir. Onlar  törenlerde ve özel durumlarda kullanılmış olmalıdır.</div>
<div>Kültepe ustaları topraktan hayvan şeklinde içki kapları yapmakta usta idiler.  Ayakta duran, yatan, diz çökmüş durumda tasvir edilmiş bu içki kaplarının yanında,  hayvan başı şeklinde olanları da vardır. Bu kutsal hayvan biçimli kaplar, kıymetli  madenlerden yapılmış olanların taklididir. En çok rastlanan ritonlar; aslan, boğa,  antilop, kartal biçimli olanlardır.</div>
<div>İçine tabletlerin konulduğu pişmiş topraktan, mühür baskılı binlerce zarf bulunmuştur.  Mühür ve baskıları sosyal yapıya uygun olarak çeşitli üsluplardadır. Her iki katta  da üslupların gelişimini izlemek ve bunları kronolojik biçimde göstermek mümkündür.</div>
<div>Silindir baskıların büyük çoğunluğu ikinci kattadır. Bu çağda Mezopotamya ile  kurulan sıkı ilişkiler, Anadolu&#8217;da da silindir mühür kullanımını yaygınlaştırmıştır.  Bu çağ mühürleri; 1. Eski Babil, 2. Eski Asur, 3. Eski Suriye, 4. Eski Anadolu  üsluplarına ayrılır. II. kattaki silindir mühür baskılarının çoğu eski Asur üslubundadır.</div>
<div>Eski Anadolu üslubu, Mezopotamya düşünce tarzının Anadolu&#8217;ya yerleşmesinden sonra  olgunlaşmıştır. Hitit sanatının kaynağını oluşturan bu üslup dini, mitolojik,  savaş ve av sahnelerinden oluşur. Mitolojik sahnelerde Mezopotamyalı Anadolulu  unsurlar yan yana görülmektedir.</div>
<div>I. katında çivi yazılı tabletlerde görülen değişiklikler, mühürlerde de tespit  edilmektedir. Bu çağın üslupları II. kattakilerden farklıdır. Ayrıca tabletler  de mühürlenmeye başlanmıştır.</div>
<div>Anadolu üslubunu taşıyan mühürler iki türlüdür:<br />
1. Geleneğe bağlı kalanlar.<br />
2. Eski Hitit mühürleri.</div>
<div>Damga şeklindeki eski Hitit mühürlerinin konularını dini sahneler, karışık varlıklar,  heraldik kartallar, hayvanlar ve yıldızlı simgeler oluşturmaktadır. Bu çağda Asur  ile ticaret bağları çok zayıflamış; yerli özellikler artmış ve yerli krallar güçlenmiştir.  Anadolu birliğe doğru gitmektedir.</div>
<div>II. Kat M.Ö. 1920-1840; I. katı 1798-1740 yılları arasına tarihlenmiştir. II.  ile I. arasında 50-60 yıllık bir boşluk vardır. Kültepe Höyüğü&#8217;nün Roma-Hellenistik,  Greco-Pers ve özellikle Tabal ülkesinin bir şehri olarak önemini Geç-Hitit Döneminde  de koruduğu anlaşılmıştır. Kalede Kaniş Kralı Varşama&#8217;nın sarayı keşfedilmiştir.  Sarayın büyük bir kısmı tahrip edilmiş olmasına rağmen zemin katın 50 odası ve  arşiv vesikalarından bir kısmı açığa çıkarılmıştır. I. katı ile çağdaş olan saray,  altındaki II. kat sarayının enkazı üstüne kurulmuştur. Saray eski Babil modasına  göre inşa edilmiştir.</div>
<p>Tepede bu çağın altındaki Eski Tunç Çağının son ve orta safhaları geniş bir alanda  tetkik edilmiştir. Kültepe&#8217;nin bu dönemi Sümer, Akad sonrası, Akad çağları ile  çağdaştır. Kuzey Suriye ve Mezopotamya&#8217;dan bölgenin tipik seramiği, altın, mücevherat,  Akad sonrasına özgü silindir mühürler ithal edilmiştir. Bunlar Anadolu Mezopotamya  ilişkilerinin Asur Ticaret Kolonileri Çağından çok daha önceleri başladığını kanıtlamaktadır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/kanesh-kultepe-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
