Archive for the ‘İzmit - Kocaeli’ Category

İzmit’den Değirmendere’ye…

Cumartesi, Mayıs 1st, 2010

Bu hafta sonu olan gezim sabah 08.30 da Bostancıdan kalkan Adapazarı ekspresi ile başladı. Türkiye genelinde yapılan yağış ve sel uyarısına aldırmadan düştüm yollara:) Bir buçuk saat süren bir tren yolculuğunun ardından İzmit istasyonundaydım. Beni üniversiteden arkadaşlarım karşıladılar.

-
İlk önce istasyondan çarşıya küçük bir yürüyüş yaptık. İzmitli olan arkadaşım bizi İzmit çarşısında ki “Hoşgör Pastanesi” ne götürdü. 3 katlı bir mekan birde terası var, biz terasta oturmayı tercih ettik. Kahvaltı tabağı ve menemen istedik. Fiyatlar İstanbul’daki kahvaltı yapılan yerlerle aynı sayılır. Menemeni düz büyükçe bir kare tabak ile getirdiler. Kahvaltı tabakları klasikti. Peynir bal salatalık domates… Ama sunumları müşteriye olan yaklaşımları hoşuma gitti. İzmit Hoşgör Pastanesinden memnun ayrıldık.

Hosgor-Kahvalti

-
Sonra bir minibüse binerek Değirmendere’ye gittik. Arkadaşım burayı bana yıllarca anlata anlata bitiremedi. Gerçekten de anlattığı kadar varmış. Sakin sessiz sahil kenarlarını seviyorsanız, Değirmendere sizin için bir alternatif olabilir. Denizin kenarında yeşil alanlar, mermerden ve ahşaptan yapılmış heykeller var. Hatta denizin içinde de bu heykellerden görebilirsiniz.

Degirmendere

-
Yeşil alanların önünde bir yol geçiyor hemen arkasındaki evlerin altlarında da cafeler sıralanmış. Denize sıfır bir cafe tercih ediyorsanız 20-25 metre ilerde de denize sıfır olarak sıralanmış cafeler başlıyor.

Biz bunlardan “Yavuz” tercih ettik. Uzunca bir süre orada oturduk. Yavuzun tam karşısında da %100 meyveden yapılan dondurmalarıyla Değirmendere bilinen Özserbesler var. Ben karadutlunun reklamını görünce onu tercih ediyorum. Oradan da dondurmalarımızı alıp sahil yürüyüşümüze devam ediyoruz. Biraz daha ilerde kumsala inme şansınızda oluyor.

Ozserbesler
-

Yürürken fındık&lokum makinesi görüyoruz. Bu tarz makinelerde ya sakız ya da oyuncak küçük topların alındığını görmüştüm ilk kez karşılaştım hoşumuza gitti fikir.

Findik-makinasi

1 TL. attık içine, kolu çevirdik. Bir kutu fındığımızı aldık. Bayattır bu kesin diye söylendik ama yanılmışız fındıklar tap tazeydi. Değirmendere hafta sonu için günübirlik keyifli zaman geçirebileceğiniz bir sahil kenarı. Hem İstanbul dışı hem yakın ;)

Bu hafta sonu olan gezim sabah 08.30 da Bostancıdan kalkan Adapazarı ekspresi ile başladı. Türkiye genelinde yapılan yağış ve sel uyarısına aldırmadan düştüm yollara:) Bir buçuk saat süren bir tren yolculuğunun ardından İzmit istasyonundaydım. Beni üniversiteden arkadaşlarım karşıladılar.

-
İlk önce istasyondan çarşıya küçük bir yürüyüş yaptık. İzmitli olan arkadaşım bizi İzmit çarşısında ki “Hoşgör Pastanesi” ne götürdü. 3 katlı bir mekan birde terası var, biz terasta oturmayı tercih ettik. Kahvaltı tabağı ve menemen istedik. Fiyatlar İstanbul’daki kahvaltı yapılan yerlerle aynı sayılır. Menemeni düz büyükçe bir kare tabak ile getirdiler. Kahvaltı tabakları klasikti. Peynir bal salatalık domates… Ama sunumları müşteriye olan yaklaşımları hoşuma gitti. İzmit Hoşgör Pastanesinden memnun ayrıldık.

Hosgor-Kahvalti

-
Sonra bir minibüse binerek Değirmendere’ye gittik. Arkadaşım burayı bana yıllarca anlata anlata bitiremedi. Gerçekten de anlattığı kadar varmış. Sakin sessiz sahil kenarlarını seviyorsanız, Değirmendere sizin için bir alternatif olabilir. Denizin kenarında yeşil alanlar, mermerden ve ahşaptan yapılmış heykeller var. Hatta denizin içinde de bu heykellerden görebilirsiniz.

Degirmendere

-
Yeşil alanların önünde bir yol geçiyor hemen arkasındaki evlerin altlarında da cafeler sıralanmış. Denize sıfır bir cafe tercih ediyorsanız 20-25 metre ilerde de denize sıfır olarak sıralanmış cafeler başlıyor.

Biz bunlardan “Yavuz” tercih ettik. Uzunca bir süre orada oturduk. Yavuzun tam karşısında da %100 meyveden yapılan dondurmalarıyla Değirmendere bilinen Özserbesler var. Ben karadutlunun reklamını görünce onu tercih ediyorum. Oradan da dondurmalarımızı alıp sahil yürüyüşümüze devam ediyoruz. Biraz daha ilerde kumsala inme şansınızda oluyor.

Ozserbesler
-

Yürürken fındık&lokum makinesi görüyoruz. Bu tarz makinelerde ya sakız ya da oyuncak küçük topların alındığını görmüştüm ilk kez karşılaştım hoşumuza gitti fikir.

Findik-makinasi

1 TL. attık içine, kolu çevirdik. Bir kutu fındığımızı aldık. Bayattır bu kesin diye söylendik ama yanılmışız fındıklar tap tazeydi. Değirmendere hafta sonu için günübirlik keyifli zaman geçirebileceğiniz bir sahil kenarı. Hem İstanbul dışı hem yakın ;)

Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası

Pazar, Temmuz 5th, 2009

Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası

1843 yılında Hereke Fabrika-i Hümâyûnu adıyla Hereke’de kurulan fabrika, Osmanlı İmparatorluğu’nun o tarihe kadar halı ve ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı fabrikasıdır.

hereke_hali_02

1800’lü yıllarda başlatılan Türk sanayiinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında açılan bu fabrika, kuruluşundan başlayarak sürekli yenilik ve değişiklikler yaşamıştır. Fabrika, o yılların öncü teknolojisini kullanmakta ve Osmanlı devleti adına milli dokumacılık ürünlerinin geliştirmesi ve çağdaşlaştırılmasına öncülük etmekteydi. Öyleki, Hereke Fabrikası’nın en üst kalitedeki ürünleri; Osmanlı sanayii’nin bir vitrini niteliğindeki başta Dolmabahçe olmak üzere padişaha ait saray, köşk ve kasırlarda yer alıyordu. Öte yandan bu konuda kolaylık sağlaması için Dolmabahçe Sarayı yapılırken, “Hereke Dokumahanesi” adıyla sarayın bünyesinde bir de atölye kurulmuştu.

Cumhuriyet Dönemi’nde de çalışmasını sürdüren Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası; günümüzde bir Müze-Fabrika olarak üretimini sürdürmekte ve konumuyla benzerleri arasında özel bir yer tutmaktadır.

hereke_hali_01

Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası

1843 yılında Hereke Fabrika-i Hümâyûnu adıyla Hereke’de kurulan fabrika, Osmanlı İmparatorluğu’nun o tarihe kadar halı ve ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı fabrikasıdır.

hereke_hali_02

1800’lü yıllarda başlatılan Türk sanayiinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında açılan bu fabrika, kuruluşundan başlayarak sürekli yenilik ve değişiklikler yaşamıştır. Fabrika, o yılların öncü teknolojisini kullanmakta ve Osmanlı devleti adına milli dokumacılık ürünlerinin geliştirmesi ve çağdaşlaştırılmasına öncülük etmekteydi. Öyleki, Hereke Fabrikası’nın en üst kalitedeki ürünleri; Osmanlı sanayii’nin bir vitrini niteliğindeki başta Dolmabahçe olmak üzere padişaha ait saray, köşk ve kasırlarda yer alıyordu. Öte yandan bu konuda kolaylık sağlaması için Dolmabahçe Sarayı yapılırken, “Hereke Dokumahanesi” adıyla sarayın bünyesinde bir de atölye kurulmuştu.

Cumhuriyet Dönemi’nde de çalışmasını sürdüren Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası; günümüzde bir Müze-Fabrika olarak üretimini sürdürmekte ve konumuyla benzerleri arasında özel bir yer tutmaktadır.

hereke_hali_01