<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MerakliGezgin.com &#187; Isparta</title>
	<atom:link href="http://merakligezgin.com/category/sehirler/isparta/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merakligezgin.com</link>
	<description>SIZDE YAZIN, HERKES OKUSUN</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2010 10:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Zindan Mağarası &#8211; Isparta</title>
		<link>http://merakligezgin.com/zindan-magarasi-isparta/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/zindan-magarasi-isparta/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 11:49:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[yarasa]]></category>
		<category><![CDATA[zindan]]></category>
		<category><![CDATA[zindan mağarası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1128</guid>
		<description><![CDATA[Zindan Mağarası &#8211; Isparta
Coğrafi Konum ve Ulaşım

Isparta ili Aksu ilçesinin 2 km kuzeydoğusunda Aksu çayı vadisindedir. Çay kıyısını takip eden ve daha yukarıdaki yaylalara giden yolu takip ederek farklı araçlarla Zindan mağarasına ulaşabilirisiniz.

Özellikler
Mağaranın toplam uzunluğu 760 metre, girişe göre en yüksek noktası ise 15.5 metredir. Romalılardan bu yana bilinen ve kullanılan bir mağaradır. Yatay ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><big><strong>Zindan Mağarası &#8211; Isparta</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong>Coğrafi Konum ve Ulaşım<br />
</strong><br />
Isparta ili Aksu ilçesinin 2 km kuzeydoğusunda Aksu çayı vadisindedir. Çay kıyısını takip eden ve daha yukarıdaki yaylalara giden yolu takip ederek farklı araçlarla Zindan mağarasına ulaşabilirisiniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1131" title="zindan_magara_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/zindan_magara_1.jpg" alt="zindan_magara_1" width="500" height="375" /></p>
<p><strong>Özellikler</strong></p>
<p>Mağaranın toplam uzunluğu 760 metre, girişe göre en yüksek noktası ise 15.5 metredir. Romalılardan bu yana bilinen ve kullanılan bir mağaradır. Yatay ve yarı aktif bir mağaradır. Zindan mağarasının bulunduğu Göller bölgesi yöresi yurdumuzun en yoğunu karstlaşmış alanlarından birisidir. Mağaraya girişten itibaren taban toprak ve küçük kaya blokları ile kaplıdır ve burası yaz kış yarasa kolonilerinin barındığı bölümdür.</p>
<p><span id="ctl00_CPH1_lblDescription">Geç Roma ve Bizans döneminde bu mağaranın ağzı kapatılmış ve bir çeşit sığınak veya gizli ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Bizans kaynaklarında buradan Eurymedon açık hava mabedi olarak söz edilmiştir. Yarasaların toplu halde bulunduğu bu mağara turizm yönünden ziyarete açılınca yarasaların kaybolması gibi bir tehlike ile karşılaşılmıştır. Günü</span>müzde Zindan Mağarası Kültür ve Tur<span id="ctl00_CPH1_lblDescription">izm Bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştır. Mağaranın ilk 300 metresi turizm amaçlı olarak aydınlatılmıştır.</span><!--:--><!--:en-->
<p><big><strong>Zindan Mağarası &#8211; Isparta</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong>Coğrafi Konum ve Ulaşım<br />
</strong><br />
Isparta ili Aksu ilçesinin 2 km kuzeydoğusunda Aksu çayı vadisindedir. Çay kıyısını takip eden ve daha yukarıdaki yaylalara giden yolu takip ederek farklı araçlarla Zindan mağarasına ulaşabilirisiniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1131" title="zindan_magara_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/zindan_magara_1.jpg" alt="zindan_magara_1" width="500" height="375" /></p>
<p><strong>Özellikler</strong></p>
<p>Mağaranın toplam uzunluğu 760 metre, girişe göre en yüksek noktası ise 15.5 metredir. Romalılardan bu yana bilinen ve kullanılan bir mağaradır. Yatay ve yarı aktif bir mağaradır. Zindan mağarasının bulunduğu Göller bölgesi yöresi yurdumuzun en yoğunu karstlaşmış alanlarından birisidir. Mağaraya girişten itibaren taban toprak ve küçük kaya blokları ile kaplıdır ve burası yaz kış yarasa kolonilerinin barındığı bölümdür.</p>
<p><span id="ctl00_CPH1_lblDescription">Geç Roma ve Bizans döneminde bu mağaranın ağzı kapatılmış ve bir çeşit sığınak veya gizli ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Bizans kaynaklarında buradan Eurymedon açık hava mabedi olarak söz edilmiştir. Yarasaların toplu halde bulunduğu bu mağara turizm yönünden ziyarete açılınca yarasaların kaybolması gibi bir tehlike ile karşılaşılmıştır. Günü</span>müzde Zindan Mağarası Kültür ve Tur<span id="ctl00_CPH1_lblDescription">izm Bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştır. Mağaranın ilk 300 metresi turizm amaçlı olarak aydınlatılmıştır.</span></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/zindan-magarasi-isparta/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isparta &#8211; Kızıldağ Milli Parkı</title>
		<link>http://merakligezgin.com/isparta-kizildag-milli-parki/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/isparta-kizildag-milli-parki/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 16:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Park]]></category>
		<category><![CDATA[beyşehir]]></category>
		<category><![CDATA[helva bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[kızıldağ]]></category>
		<category><![CDATA[milli park]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1315</guid>
		<description><![CDATA[Isparta &#8211; Kızıldağ Milli Parkı 
Yeri:Isparta ili Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçesi
Ulaşım Akdeniz Bölgesinde Isparta ili Şarkikaraağaç ilçesi sınırlarında yer alan Milli Park Şarkikaraağaç &#8216;a 5 km. Isparta&#8217;ya 120 km. mesafededir.
Özelliği:Parkın üzerinde yer aldığı Kızıldağ ile Beyşehir Gölü &#8216;nün kuzey kıyıları arasında uzanan dalgalı arazi üzerinde genellikle erozyonla aşınmış yer şekilleri görülmektedir. Alanın jeolojik yapısını kalker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><big><strong>Isparta &#8211; Kızıldağ Milli Parkı </strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong><em>Yeri:</em></strong>Isparta ili Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçesi</p>
<p>Ulaşım Akdeniz Bölgesinde Isparta ili Şarkikaraağaç ilçesi sınırlarında yer alan Milli Park Şarkikaraağaç &#8216;a 5 km. Isparta&#8217;ya 120 km. mesafededir.</p>
<p><em><strong>Özelliği:</strong></em>Parkın üzerinde yer aldığı Kızıldağ ile Beyşehir Gölü &#8216;nün kuzey kıyıları arasında uzanan dalgalı arazi üzerinde genellikle erozyonla aşınmış yer şekilleri görülmektedir. Alanın jeolojik yapısını kalker kayaçlarından meydana gelen formasyonlar meydana getirir. Milli Parkın bitki örtüsünü sedir ormanları ve bozuk maki toplulukları meydana getirir. Amatör dağcılar, 1840 m. yükseklikteki Büyüksivri tepeye tırmanarak dağ sporu yapılabilir.</p>
<p><em><strong>Görülebilecek Yerler:</strong></em>Milli Parkın üzerinde yer aldığı Kızıldağ ile Beyşehir Gölü bitki örtüsü, botanik özellikleriyle görülmesi gerekli sedir ormanlarıdır. Ayrıca manzara seyir noktalarından Beyşehir Gölü&#8217;nü görmek mümkündür. Yanı sıra Şarkikaraağaç &#8216;lıların Temmuz ayının ikinci pazarında Milli Parkta düzenledikleri geleneksel Helva Bayramı görülmeye değerdir.</p>
<p><em><strong>Mevcut Hizmetler ve Konaklama:</strong></em>Milli Parkta kamp ve piknik imkanı bulunmaktadır.Sedir ormanlarının oksijen üretimi nedeniyle Milli Parkın temiz havası solunum yolları rahatsızlığı bulunanlar için Büyüksivri tepe uygundur.</p>
<p>Çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Ayrıca Milli Park içinde halka açık bungalovlar ile kır gazinosu bulunmaktadır.<!--:--><!--:en-->
<p><big><strong>Isparta &#8211; Kızıldağ Milli Parkı </strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong><em>Yeri:</em></strong>Isparta ili Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçesi</p>
<p align="justify">Ulaşım Akdeniz Bölgesinde Isparta ili Şarkikaraağaç ilçesi sınırlarında yer alan Milli Park Şarkikaraağaç &#8216;a 5 km. Isparta&#8217;ya 120 km. mesafededir.</p>
<p align="justify"><em><strong>Özelliği:</strong></em>Parkın üzerinde yer aldığı Kızıldağ ile Beyşehir Gölü &#8216;nün kuzey kıyıları arasında uzanan dalgalı arazi üzerinde genellikle erozyonla aşınmış yer şekilleri görülmektedir. Alanın jeolojik yapısını kalker kayaçlarından meydana gelen formasyonlar meydana getirir. Milli Parkın bitki örtüsünü sedir ormanları ve bozuk maki toplulukları meydana getirir. Amatör dağcılar, 1840 m. yükseklikteki Büyüksivri tepeye tırmanarak dağ sporu yapılabilir.</p>
<p align="justify"><em><strong>Görülebilecek Yerler:</strong></em>Milli Parkın üzerinde yer aldığı Kızıldağ ile Beyşehir Gölü bitki örtüsü, botanik özellikleriyle görülmesi gerekli sedir ormanlarıdır. Ayrıca manzara seyir noktalarından Beyşehir Gölü&#8217;nü görmek mümkündür. Yanı sıra Şarkikaraağaç &#8216;lıların Temmuz ayının ikinci pazarında Milli Parkta düzenledikleri geleneksel Helva Bayramı görülmeye değerdir.</p>
<p align="justify"><em><strong>Mevcut Hizmetler ve Konaklama:</strong></em>Milli Parkta kamp ve piknik imkanı bulunmaktadır.Sedir ormanlarının oksijen üretimi nedeniyle Milli Parkın temiz havası solunum yolları rahatsızlığı bulunanlar için Büyüksivri tepe uygundur.</p>
<p align="justify">Çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Ayrıca Milli Park içinde halka açık bungalovlar ile kır gazinosu bulunmaktadır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/isparta-kizildag-milli-parki/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isparta &#8211; Kovada Gölü Milli Parkı</title>
		<link>http://merakligezgin.com/isparta-kovada-golu-milli-parki/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/isparta-kovada-golu-milli-parki/ #comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 16:11:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Park]]></category>
		<category><![CDATA[eğirdir]]></category>
		<category><![CDATA[kovada]]></category>
		<category><![CDATA[milli park]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1317</guid>
		<description><![CDATA[
Isparta &#8211; Kovada Gölü Milli Parkı 
Yeri: Isparta İli
Ulaşım: Akdeniz Bölgesinin güller bölgesinde yer alan Milli Parka, Isparta-Eğirdir-Konya devlet karayolundan ayrılıp güneye dönen 23 km.lik bir yol ile ulaşılmaktadır.
Özelliği: Kovada Gölünün meydana gelişi, Batı Toroslarda görülen karstik göllere benzer.Havzaya düşen yağmur sularının fiziksel ve kimyasal aşınmasına eklenen tektonik yer hareketleriyle şekillenen göl, karstik bir polyedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><!-- # İçerik --></p>
<p><big><strong>Isparta &#8211; Kovada Gölü Milli Parkı</strong></big><strong> </strong></p>
<p><strong></strong><em><strong>Yeri:</strong></em> Isparta İli</p>
<p><em><strong>Ulaşım: </strong></em>Akdeniz Bölgesinin güller bölgesinde yer alan Milli Parka, Isparta-Eğirdir-Konya devlet karayolundan ayrılıp güneye dönen 23 km.lik bir yol ile ulaşılmaktadır.</p>
<p><em><strong>Özelliği:</strong></em> Kovada Gölünün meydana gelişi, Batı Toroslarda görülen karstik göllere benzer.Havzaya düşen yağmur sularının fiziksel ve kimyasal aşınmasına eklenen tektonik yer hareketleriyle şekillenen göl, karstik bir polyedir. Eğirdir Gölünün güneye doğru uzantısı olan Kovada Gölü, sonradan aradaki dar vadinin alüvyonlarla dolması sonunda bugünkü şeklini almıştır.</p>
<p>Tatlısu levreği(sudak), tatlısu istakozu ve sazandan meydana gelen göl faunası sayı olarak oldukça iyi durumdadır. Kızılçam, meşe, çınar ağaçlarından meydana gelen bitki örtüsü ve parkın tabii güzellikleri Milli Parkın ana kaynak değeri olan açıkhava dinlenme kullanma potansiyeline katkıda bulunmaktadır. Sahanın meydana gelişini hazırlayan karst morfolojisi, bakir doğanın araştırılması, yürüyüş, manzara seyretme, tırmanma ve primativ kampçılık imkanı sağlamaktadır.</p>
<p><em><strong>Görülebilecek Yerler: </strong></em>Kovada Gölü Milli Parkı rekreasyonel kullanıma müsait olan en önemli doğal özelliği olan alanlardan biridir.</p>
<p><em><strong>Mevcut Hizmetler ve Konaklama: </strong></em>Sahanın meydana geliş özelliği yürüyüş, tırmanma, kampçılık faaliyetlerine imkan tanımaktadır. Çadır ve karavanla konaklama imkanı mümkündür.<!--:--><!--:en-->
<p><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><big><strong>Isparta &#8211; Kovada Gölü Milli Parkı</strong></big><strong></p>
<p></strong><em><strong>Yeri:</strong></em> Isparta İli</p>
<p align="justify"><em><strong>Ulaşım: </strong></em>Akdeniz Bölgesinin güller bölgesinde yer alan Milli Parka, Isparta-Eğirdir-Konya devlet karayolundan ayrılıp güneye dönen 23 km.lik bir yol ile ulaşılmaktadır.</p>
<p align="justify"><em><strong>Özelliği:</strong></em> Kovada Gölünün meydana gelişi, Batı Toroslarda görülen karstik göllere benzer.Havzaya düşen yağmur sularının fiziksel ve kimyasal aşınmasına eklenen tektonik yer hareketleriyle şekillenen göl, karstik bir polyedir. Eğirdir Gölünün güneye doğru uzantısı olan Kovada Gölü, sonradan aradaki dar vadinin alüvyonlarla dolması sonunda bugünkü şeklini almıştır.</p>
<p align="justify">Tatlısu levreği(sudak), tatlısu istakozu ve sazandan meydana gelen göl faunası sayı olarak oldukça iyi durumdadır. Kızılçam, meşe, çınar ağaçlarından meydana gelen bitki örtüsü ve parkın tabii güzellikleri Milli Parkın ana kaynak değeri olan açıkhava dinlenme kullanma potansiyeline katkıda bulunmaktadır. Sahanın meydana gelişini hazırlayan karst morfolojisi, bakir doğanın araştırılması, yürüyüş, manzara seyretme, tırmanma ve primativ kampçılık imkanı sağlamaktadır.</p>
<p align="justify"><em><strong>Görülebilecek Yerler: </strong></em>Kovada Gölü Milli Parkı rekreasyonel kullanıma müsait olan en önemli doğal özelliği olan alanlardan biridir.</p>
<p align="justify"><em><strong>Mevcut Hizmetler ve Konaklama: </strong></em>Sahanın meydana geliş özelliği yürüyüş, tırmanma, kampçılık faaliyetlerine imkan tanımaktadır. Çadır ve karavanla konaklama imkanı mümkündür.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/isparta-kovada-golu-milli-parki/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pınarözü Mağarası &#8211; Isparta</title>
		<link>http://merakligezgin.com/pinarozu-magarasi-isparta/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/pinarozu-magarasi-isparta/ #comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 13:07:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[pınarözü]]></category>
		<category><![CDATA[Yenişarbademli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1197</guid>
		<description><![CDATA[Pınarözü Mağarası &#8211; Isparta
Coğrafi Konum ve Ulaşım
Isparta’nın Yenişarbademli İlçesinin 11 km batısında yer almaktadır. Beyşehir Gölünün batı kıyısındaki Yenişarbademli’den veya Eğirdir-Yenice üzerinden ya da Şarkikaraağaç-Yenişarbademli üzerinden ulaşılabilmektedir.
Özellikler
Pınargözü mağarası, şimdiye kadar ulaşılabilen 16 km’lik kısmı itibariyle Türkiye’nin en uzun, 4 ile 5 derecelik sıcaklığı ile en soğuk suyuna sahip mağara özelliği taşımaktadır. Daha girişten itibaren 50 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><big><strong>Pınarözü Mağarası &#8211; Isparta</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong>Coğrafi Konum ve Ulaşım</strong></p>
<p>Isparta’nın Yenişarbademli İlçesinin 11 km batısında yer almaktadır. Beyşehir Gölünün batı kıyısındaki Yenişarbademli’den veya Eğirdir-Yenice üzerinden ya da Şarkikaraağaç-Yenişarbademli üzerinden ulaşılabilmektedir.</p>
<p><strong>Özellikler</strong></p>
<p>Pınargözü mağarası, şimdiye kadar ulaşılabilen 16 km’lik kısmı itibariyle Türkiye’nin en uzun, 4 ile 5 derecelik sıcaklığı ile en soğuk suyuna sahip mağara özelliği taşımaktadır. Daha girişten itibaren 50 metredeki sifonun ve içindeki uzun sifonların, tırmanılması gereken şelaleler ve travertenler nedeniyle gezilmesi zor bir mağaradır.</p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="color: #ff0000;">* Ekipmanlı Profesyonel Ziyaretçilerin Girebileceği Mağara</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/pinarozu-magarasi-isparta/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antiocheia (Yalvaç) Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/antiocheia-yalvac-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/antiocheia-yalvac-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 13:35:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[antiocheia]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[yalvaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1056</guid>
		<description><![CDATA[Antiocheia (Yalvaç)

 Antiokheia&#8217;nın Isparta İli&#8217;ne bağlı Yalvaç İlçesi&#8217;nin yaklaşık 1 km. kuzeyinde  ve Sultan Dağları&#8217;nın güney yamaçları boyunca uzanan verimli arazide kurulmuş  bir Pisidia kentidir.
Antiokheia da Apollonia gibi bir Seleukos kolonisidir; fakat kesin kuruluş tarihi  bilinmemektedir. Bu şehir I. Seleukos veya oğlu Antiokhos tarafından kurulmuştur.  M.Ö. 39 ila 36 yılları arasındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><big>Antiocheia (Yalvaç)</big></p>
<p><!-- #İçerik : --></p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-o-01.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="182" height="117" align="left" /> Antiokheia&#8217;nın Isparta İli&#8217;ne bağlı Yalvaç İlçesi&#8217;nin yaklaşık 1 km. kuzeyinde  ve Sultan Dağları&#8217;nın güney yamaçları boyunca uzanan verimli arazide kurulmuş  bir Pisidia kentidir.</p>
<p>Antiokheia da Apollonia gibi bir Seleukos kolonisidir; fakat kesin kuruluş tarihi  bilinmemektedir. Bu şehir I. Seleukos veya oğlu Antiokhos tarafından kurulmuştur.  M.Ö. 39 ila 36 yılları arasındaki bir tarihte Amyntas&#8217;ın idaresi altına giren  Antiokheia, onun M.Ö. 25&#8242;de öldürülmesiyle, bölgenin bütün şehirleri gibi, Galatya  eyaletine dahil edilmiştir.</p>
<p>Antiokheia, M.Ö. 25&#8242;te veya biraz sonra Colonia Caesarea adıyla Roma kolonisi  olmuştur. Kent, pek çok Latince yazıtın da kanıtladığı gibi, yaklaşık olarak ikiyüz  yıldan fazla bu statüsünü korumuştur.</p>
<p>Latince&#8217;nin M.S. 295 yılına kadar resmi dil olarak kullanıldığını imparator ve  legatları için düzenlenmiş olan yazıtlar kanıtlamaktadır. Fakat bu tarihten sonraki  decurioların (eyalet senatörü) protokolleri çoğunlukla Grekçe yazılmıştır. Sikkeler  üzerinde de II. Claudius (M.S. 268-270) Devrinin sonlarına kadar Lâtince ibarelere  rastlanmaktadır. Daha sonra Lâtince&#8217;nin yerini Grekçe almıştır. Yazıtlarda ve  Tanrı Men için adanmış olan adaklarda Lâtince&#8217;nin, Grekçe&#8217;yle kıyaslandığında  çok daha az kullanılmış olduğu görülmektedir.</p>
<p>I.A. Richmond ve R.G. Collingwood&#8217;un tahminlerine göre kent merkezindeki nüfus  7500-10.000 civarında idi. B.Levick ise üç binin üzerinde emekli askerin bulunduğunu  ileri sürmektedir. Ancak, Antiokheia&#8217;nın geniş sınırları içerisinde 30-40 bin  civarında bir nüfusun yaşadığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Antiokheia, M.S. 3. yüzyılın hemen sonunda kurulan genişletilmiş Pisidia eyaletinin  metropolisi olmuştur. Kilise kayıtlarından anladığımıza göre, kent Bizans Devrinde  de önemini korumuştur.</p>
<p>Kentin bilinen en erken sikkeleri M.Ö. 1. yüzyılın sonuna tarihlenmektedir. Koloni  döneminin ilk 150 yılında fazla sikke basmamıştır. Koloni öncesi sikkeleri gibi,  tipler çoğunlukla Tanrı Men ile ilgilidir. Sikkeler üzerinde &#8220;colonia&#8221; yazısı  yer almaktadır. Claudius II&#8217;ye kadar sikke basımı devam etmiştir. Bu sikke basımı  sayesinde kentin ekonomik durumunun M.S. 3. yüzyılda en üst noktaya ulaştığını  anlamaktayız.</p>
<p>İ.S. 713&#8242;de Araplar&#8217;ın istilasına uğrayan kent yakılıp yıkılmıştır. Kazılar sonucu  ele geçen kalıntı izleri ve bulgular bu olayı ve tarihi kanıtlamaktadır. Kentin  tarihi 13.yüzyıla dek izlenebilmektedir. Ancak, bu yüzyılın ikinci yarısından  itibaren halkın bir kısmının o zamanın verimli toprakları olan Yalvaç&#8217;a göçtüğü,  diğer bir kısmının ise başka eyaletlere taşındığı görülmektedir.</p>
<p>Kentin  Tanımlanması<br />
Antiokheia, deniz seviyesinden 1236 m. yükseklikte; Sultan  Dağları&#8217;nın bir kolu üzerinde kuzey-güney yönünde uzanan Anthios Vadisi&#8217;ne hakim  bir tepe üzerindedir. 120 m. yüksekliğindeki bu tepenin doğu, güney ve kuzey yamaçları  sarp olduğundan kente ancak batıdan kolaylıkla ulaşılabilmekteydi.</p>
<p>Akropolün yüzeyi düz olmayıp doğu-batı, kuzey ve güneyde bir takım tepeler, başka  bir ifade ile yedi tepe vardır. Yapıların bir çoğu bu tepelerin yamaçlarında ve  küçük vadiler içinde toplanmıştır.</p>
<p>Arazinin doğal durumundan azami yararlanarak Antiokheia&#8217;da ızgara şehir planının  ustaca uygulanması ilgi çekicidir. Antik kentin ayakta kalmış yapıları pek azdır.  Bunlar genellikle temel kalıntılar halindedir.</p>
<p>Sur dahilinde, birbirine dik olarak; güneyden kuzeye ve doğudan batıya doğru birer  eksen çizilerek, planlama bu eksenlere göre yapılmıştır. Güneyden kuzeye giden  caddeye Decumanus Maximus ve doğudan batıya giden ana caddeye ise Cardo Maximus  adı verilmiştir. Şehir planında esas itibari ile ana caddelere dik açılarla açılan  dar, fakat düz sokakların mevcut olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>Kentin iki ana meydanı şehrin doğusunda ve odak merkezinde idi. Bunlardan birincisi  Augustus Tapınağı önündeki aynı adla anılan meydan, ikincisi bu meydanın batısında  yer alan Tiberius alanıdır. Bu iki meydan arasında enlemesine yerleştirilen propylon  yer almaktadır. Diğer üçüncü bir meydan ise, nymphaeumun önünde bulunmaktadır.</p>
<p>Kentin  kuzeyinde, Roma hamamı-palaestra ve nymphaeum yer alır. Doğudaki tepenin yamaçlarında  Augustus Tapınağı ve alanı, propylon, Tiberus alanı; onun batısında ise sütunlu  cadde yer almaktadır. Sütunlu caddenin kuzeybatısında bouleuterion, bunun güneybatısında  ise tiyatro bulunmaktadır. Tiyatronun kuzeyinde küçük kilise vardır. Kentin merkezi  etrafında ve arazinin elverişli yerlerinde evler serpiştirilmiş durumdadır. Şehrin  batısında Anadolu&#8217;nun en eski kiliselerinden birinin (St. Paul) kalıntıları günümüze  kadar ulaşmıştır. Antiokheia&#8217;da geniş çapta kazı yapılmadığından diğer yapı kalıntıları  hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz.</p>
<p>Kentin kuzeybatı surları temel seviyesinde, güneybatı ve güney surları ise kısmen  ayakta durmaktadır.</p>
<p>Şehrin ana kapısı olan batı kapısı iki yanda surlarla birleşmektedir. Kentin ikinci  kapısı güneydedir. Daha dar olan kuzey kapısı ise hamamla bağlantılıdır. Su kemerleri  kentin kuzeyinde yer almaktadır.</p>
<p>Sur  Duvarları<br />
<img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-0-02.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="221" height="127" align="right" /> Antiokheia hakim bir tepe üzerine kurulmuş ve tamamen oval bir surla çevrilmiştir.  Bugün kısmen ayakta olan ve temel kalıntıları görülen surların uzunluğu 2920 m.dir.  İzlenemeyen kısımları ile birlikte surun tamamı yaklaşık 3000 m. yi bulmaktadır.  Surların çevirdiği alan ise, 47 hektardır.</p>
<p>Kent surlarına dikkat edildiğinde, arazi eğiminin çok olduğu yerlerde; sur kalınlığının  ortalama 1.50 m., diğer yerlerde ise 4.75-5.50 m. ye ulaştığı görülmektedir.</p>
<p>Hellenistik Devirde  inşa edilen ilk surların, Roma ve Bizans çağlarında genişletildiği açık bir şekilde  günümüze dek ulaşan kalıntılardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Batı  Kapısı<br />
Kentin en görkemli kapısı şehrin batısında yer almakta idi. İki  kenar ve iki orta pylonlu olmak üzere üç açıklıklı geçit şeklindedir. Tonozları  taşıyan ayakların gövde ölçüleri 3.20&#215;2.36 m. olup; ayakların kaideleri silmelerle  sınırlandırılmış, sade ve düz yapılmıştır. Açıklıkları 4 m. olan ayakların her  iki yanında bitkisel motiflerle süslü plasterlerin yer aldığı anlaşılmaktadır.  Ön cephenin odak noktasını, merkezde yer alan kemerin iki yanındaki üçgen boşluklarda  (spandrel) ve plasterler üzerinde karşılıklı diz çökmüş flama ve standard taşıyan  iki part kabartması teşkil etmekteydi. Ayrıca plasterler üzerinde girland taşıyan  Nike&#8217;ler de bulunmakta idi.</p>
<p>Batı kapısının, kent dışına bakan kademeli arşitravının genişçe yüzünde bronzdan  kabartma harflerle &#8220;Gaius Lulius Asper Con. 212&#8243; yazıtı yer almaktadır. Arşitrav  üzerinde bulunan frizde, Hippokampos, Triton, Amazon kalkanı (her iki ucu kartal  başı şeklinde) zırh ve çeşitli silah kabartmaları bulunmaktadır.</p>
<p>Bunun üzerindeki ikinci friz ise, bitkisel motiflerle süslenmiştir. Anıtsal kapı  gerek yapı formu, gerekse üzerindeki kitabeden anlaşıldığına göre İ.S. 212 yılında  yapılmış olmalıdır.</p>
<p>Güney  Kapısı<br />
Kentin güneyinde Anthios Vadisi&#8217;ne çıkış için en müsait yerde  inşa edilmiştir. Tek girişli olduğu anlaşılan kapının, günümüze çok az mimarî  kalıntıları ulaşmıştır.</p>
<p>Kuzey  Kapısı<br />
Şehir surunun kuzeybatı köşesinden yaklaşık 70 m. uzaklıkta ve  kuzey yöne bakmaktadır. Tek geçitli olan kapının sadece temel kalıntıları yerinde  görülebilmektedir. Kent surları ile birlikte inşa edildiğini tahmin ettiğimiz  kapı da herhangi bir bezeme unsuruna rastlanmamıştır. Bunların dışında daha küçük  boyutlarda giriş için kullanılan tali kapıların olduğu muhakkaktır.</p>
<p>Augustus Tapınağı<br />
Tapınak kentin en yüksek yerindeki kutsal alan içerisinde ve İmparator Augustus&#8217;un  ölümünden sonra inşa edilmiştir.</p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-m-03.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="115" height="211" align="left" /> Yapının temeli doğal kayanın kesilmesi ile oluşturulmuştur. 2.50 m. yüksekliğindeki  bir podium üzerinde yer alan tapınağa, batı cephesinden 12 basamaklı bir merdivenle  çıkılmakta idi. Tapınak podiumunu teşkil eden doğal kayanın iç kısmı oyulmak sureti  ile meydana getirilen mahzen 5.65&#215;7.90 m. ve 2 m. derinlikte olup, muhtemelen  adak eşyalarının muhafaza edildiği bir yerdi.</p>
<p>Tapınağın arkasında, yarı daire şeklinde doğal kayaya oyularak meydana getirilmiş;  iki katlı bir galeri bulunmakta idi. Alt katta Dor, üst katta ise İon düzeninde  sütunlar kullanılmıştır.</p>
<p>Tapınak önünde, 63&#215;85 m. boyutlarında imparatorun adı ile anılan bir alan bulunmaktadır.  Alanın kuzey ve güney taraflarında yer alan yaklaşık 5 m. genişliğindeki sütunlu  galerilerin ise bugün kısmen temel izleri seçilebilmektedir.</p>
<p>Yapının tarihlemesine gelince, gerek yazıtlardan gerekse bezeme işçiliğinden elde  edilen bulgular, yapım faaliyetlerinin Tiberius Devrinden, Claudius Devrine dek  uzanan bir zaman içerisinde devam ettiğini göstermektedir.</p>
<p>Propylon<br />
Augustus alanı ile Tiberius alanının kesiştiği yerde inşa edilmiştir. Üç  tonozlu ve zafer takı biçiminde yapılmış olan propylon İmparator Augustus onuruna  dikilmiş ve onun deniz ve karada kazandığı zaferlerini sembolize eden heykel ve  kabartmalarla süslenmişti.</p>
<p>Anıtsal giriş kapısına, Tiberius alanından 12 basamaklı bir merdivenle çıkılmakta  idi. Geçit tonozları iki kenar ve iki orta olmak üzere; dört ayak üzerine oturmaktadır.  İki yandaki ayakların ölçüleri, 2.25&#215;3 m. ve ortadaki ayaklar ise 2.50&#215;3 m. dir.</p>
<p>Ayakların  taban açıklıkları iki yanda 3.50 m. olduğu halde, orta kısımda 4.50 m. yi bulmaktadır.  Ayakların kaideleri silmelerle sınırlandırılmış, tonoz ayaklarının önünde ise  Korinth başlıklı dört sütun durmakta ve bunların üzerinde de arşitrav ve friz  yer almakta idi.</p>
<p>Ortada yer alan kemerin, iki yanındaki üçgen boşluklarda plasterler üzerinde diz  çökmüş ve kolları arkadan bağlanmış biri giyimli, diğeri çıplak iki Pisidialı  esir; yüksek kabartma olarak işlenmiştir. Kabartmaların önündeki boşluk ise, bir  meşale ve çelenkle doldurulmuştur. Yanlardaki kemer boşluklarında ise girland  taşıyan kanatlı Eros ve Nike kabartmaları yer almaktadır.</p>
<p>Kademeli olarak yapılan arşitravın merkezi kısmı üzerinde, bronzdan kabartma harflerle  (IMP CAES AVGVSTO PONTIFEX MAX TRIBUNICA POTESTATE XII CON&#8230;) yazıtının bulunduğu  anlaşılmaktadır. Arşitrav ve ayaklar üzerinde kesintisiz devam eden frizin, her  bir kemer altı yolunun merkezi üzerinde iki tritonlu bir grup yer almaktadır.  Ayrıca savaş gemileri, kalkanlar, çeşitli hayvan kabartmaları ile süslü sütun  başlıkları üzerinde yer alan plasterlerde Poseidon ve Demeter gibi tanrı tasvirleri  de yer almaktadır.</p>
<p>Çeşitli silme ve kabartmalar ihtiva eden saçak takımı üstündeki kaide üzerinde  giyimli dev erkek ve kadın heykellerinin durmakta olduğu tahmin edilmektedir.  Bugün bu heykeller teşhir edilmektedir.</p>
<p>Augustus&#8217;un ölümünden önce yazdığı vasiyeti &#8220;Res Gestae Divi Augusti&#8221;, onun yaşam  boyunca yaptığı işlerin özetini vermektedir. Bu metnin Latince bir kopyası da  bu yapıda yer almakta idi. Kazılar sırasında birçok kitabe parçası ele geçirilmiştir.</p>
<p>Anıtsal  giriş kapısını, stilistik açıdan İ.S. I. yüzyılın ortalarına tarihlememiz akla  en yakındır. Çünkü arşitrav üzerindeki yazıt da bu fikrimizi teyid etmektedir.</p>
<p>Tiberius  Alanı<br />
Sütunlu caddenin hemen doğu bitiminde yer alan Tiberius alanını  doğuda propylonun anıtsal merdivenleri; kuzey ve güneyde ise sütunlu galeriler  çevreliyordu.</p>
<p>Bugün temel kalıntılarını gördüğümüz bu yerin ana girişi batı yönünde bulunmakta  ve sütunlu caddeye açılmakta idi.</p>
<p>Kentin sosyal yaşamının geçtiği bu alanda İ.S. 16&#8242;da askerlerin bir grevine de  sahne olmuştur. Hayat şartlarının iyileştirilmesini isteyen Romalı askerler, su  kemerlerinin bir bölümünü tahrip etmişler ve isteklerini elde ettikten sonra,  su yolunu bizzat onarmışlardır.</p>
<p>Sütunlu  Cadde<br />
Antiokheia&#8217;da şehrin bel kemiğini teşkil eden sütunlu cadde, iki  ana caddenin kesiştiği kavşaktan 75 m. kuzeyde ve ikinci ana caddenin doğusundan  başlayarak Tiberius alanına kadar uzanmaktadır.</p>
<p>Kaldırımlı olan ana cadde, hemen hemen 11 m. genişlikte olup; uzunluğu ise 69  m. dir. Caddenin sağında ve solunda, güneyde 5.50 m., kuzeyde ise 5.60 m. derinlikte  portikler; onların gerisinde de 5 m. derinlikte dükkanların yer aldığı temel kalıntılarından  tespit edilmiştir.</p>
<p>Sütunlu cadde üzerinde yer yer heykel kaidelerinin bulunması, Antik Çağda caddenin  heykellerle süslü olduğunu göstermektedir. Ayrıca cadde ortasından geçen ve atık  sularının boşaltıldığı kanaldan başka, her iki tarafta bulunan dükkanların altından  kaynak suları nakleden taş ve toprak künkten yapılmış su yolları dikkat çekmektedir.</p>
<p>Stilistik  ve yapısal özellikleri sütunlu caddenin, imparatorluğun kalkınma dönemlerine,  büyük bir olasılıkla İ.S. I. yüzyılın ortalarına ait olduğu kanısını uyandırmaktadır.</p>
<p>Tiyatro<br />
Kentin merkezine yakın bir tepenin yamacına inşa edilen tiyatro, şehre hakim  bir yerde bulunmaktadır. Örenyerindeki kalıntılar arasında en fazla tahribata  uğramış bir yapıdır.</p>
<p>Antiokheia tiyatrosunun, her antik tiyatro gibi üç esas kısımdan meydana geldiği  görülmektedir.</p>
<ul> 1- Seyircilerin oturmaları için yarım daire şeklinde<br />
tertiplenmiş oturma sıraları  (cavea).<br />
2- Yarım daire şeklinde bir meydan (orkestra).<br />
3- Oyunların oynandığı  sahne binası (skene).</ul>
<p>Tiyatronun  Oturma Kademeleri<br />
Yapının ön yüzü kuzeybatı yönünde yaklaşık 105 m. uzunluğundadır.  Gerideki yuvarlak çevre ortalama 185 m. gelmektedir. Kuzey yönündeki oturma kademeleri,  tepenin yamacı oyulmak suretiyle doğal toprak eğimi üzerine yerleştirilmesine  karşın, güney yönündeki oturma kademelerinin (araziyi tiyatronun şekline uydurmak  için) tonoz ve kemerlerden oluşan bir alt yapı (substrüksiyon) üzerine yerleştirildiği  görülmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan, kentin doğu-batı yönünde uzanan ana caddesinin (Cardo Maximus)  güney caveanın altında bulunan ve başka tiyatrolarda göremediğimiz tonozlu bir  tünel içinden geçmesi çok ilgi çekicidir. Bu kapalı tünelin uzunluğu 56 m., genişliği  ise, 8 m. dir. Roma Döneminde genişletilmiş ve ana cadde tiyatro altında kalmıştır.</p>
<p>Bugünkü  mevcut kalıntılara göre, 5.000 kişiyi alabilecek kapasite de olduğunu tahmin ettiğimiz  tiyatronun dairevi bir kuşakla (diazoma) bölündüğü; muhtemelen 26 basamaktan oluşan,  seyircilerin oturmalarına tahsis edilen basamaklar arasında, inişi ve çıkışı sağlayan  dördü ortada, ikisi yan uçlarda olmak üzere altı ara merdivenin bulunduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Orkestra: Aşağı yukarı yarım daire şeklindedir, çapı 35 m. dir. Oturma sıralarının mevcut  durumuna göre 1.10 m. aşağısında, zeminin taş döşeli olduğu görülmüştür.</p>
<p>Sahne Binası  (skene): Asıl tiyatrodan öne doğru çıkıntılı, 12&#215;55 m. ölçülerinde, dikdörtgen  bir plana sahip olduğu temel kalıntılardan tespit edilmiştir. Bugün kalın bir  moloz tabakası ile örtülü temel yapısı, çok fazla tahribata uğramış durumdadır.  Ancak cephe mimarîsinin bezemeli olduğu ve kabartmalı frizlerle donatıldığı  ele geçen mimarî parçalardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bugün görülen kalıntılar İ.S. 4. yüzyılın başlarına ait olsa gerektir.</p>
<p>Roma Hamamı<br />
Kentin kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Yapı arazinin şekline uydurularak  inşa edilmiş ve bu yüzden düzgün olmayan bir dikdörtgen plan gösterir.</p>
<p>Binanın, biri  palaestra; öteki hamam bölümleri olmak üzere iki kısımdan ibaret olduğu görülmektedir.</p>
<p>Palaestra,  kapalı hamam yapısının önünde yer almaktadır. Üç tarafı revaklarla çevrili olduğu  tahmin edilen orta avlunun, yüzölçümü 20&#215;23 m olup; revaklar kısmı ile birlikte  37&#215;29 m. dir. Taş döşeli tabanı dışında, üst yapıya ait yeterli mimarî parça  ele geçirilemediğinden üst yapı mimarîsi hakkında yeterli bilgimiz bulunmamaktadır.</p>
<p>Kapalı  hamam kısmı; yaptığımız araştırmalar sonucu, yapının palaestraya bir bütün olarak  bağlı olduğu ve çağın diğer hamam yapılarında olduğu gibi üç bölümden meydana  geldiği anlaşılmaktadır.</p>
<ul> 1- Frigidarium (Soğuk kısım),<br />
2- Tepidarium (Ilık kısım),<br />
3- Caldarium  (Sıcak kısım).</ul>
<p>bunların  dışında soyunma yerleri (apoditerium), servis kısımları, su tesisleri, külhan  ve depoların mevcut olduğu ve diğer bölümleri oluşturduğu muhakkaktır.</p>
<p>Yapının mevcut  kalıntılarından, İ.S.I. yüzyılın sonlarında veya II. yüzyılın başlarına ait olduğu  söylenebilir.</p>
<p>Stadium<br />
Sultan Dağları&#8217;nın eteklerinde ve akropolün batısında yer almaktadır.</p>
<p>Stadium&#8217;un uzunluğu  190 m., genişliği ise 30 m. dir. Yapı &#8220;at nalı&#8221; şeklinde bir plana sahiptir. Kent  stadiumu Hellenistik Devirde inşa edilmiş, İ.S.II. yüzyılda ise onarım geçirmiştir.</p>
<p>Stadium,  Antiokheialılar&#8217;ın hayatında antik çağlardan beri önemli rol oynamıştır. Burada  çeşitli oyunlar, özellikle atletizm, güreş ve boks vs. gibi bedensel hareketler  yapılmıştır.</p>
<p>İ.S. 3-4. yüzyıllarda, gladyatör ve vahşi hayvan oyunları da Roma dünyası için  popülerdi. Bu oyunlar daha sonra tiyatro ve stadiumlarda oynanmıştır.</p>
<p>St. Paul Kilisesi<br />
Antiokheia&#8217;nın ilk ve en büyük kilisesi olup, şehir suruna bitişik ve Roma  hamamının yaklaşık 200 m. güneyinde yer almaktadır.</p>
<p>Bazilikal bir plan gösteren binanın boyutları 70&#215;26 m. dir. Doğuya yönelen ve  mekanın dışına taşan apsis, yarım daire şeklinde olup; ortasında daha geniş bir  nef, yanlarda dar iki nef olmak üzere üç neflidir. Orta nef, 43.10&#215;11.90 m., yan  nefler ise 43&#215;4.93 m. ölçülerindedir. İç mekan büyüklükleri farklı üç kısma bölünmüş  olan yapının, asıl mekânı yanlardaki dar mekândan; onüçer sütunla  ayrıldığı ve böylece bu kısımların sütunlarla desteklendiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kilisenin batısında,  enine yerleşik dikdörtgen biçiminde ve önünde altı sütun bulunan bir narteks yer  almaktadır. Narteksin uzunluğu 8.90 m., eni 21 x 76 m. dir. Bu bölümden orta nefe  daha geniş, yan neflere ise dar kapılarla geçilir.</p>
<p>Kilisenin tüm tabanını kaplayan mozaiğin çok renkli ve çeşitli desenlerden oluştuğu  araştırmalar neticesi saptanmıştır. Ayrıca bu mozaik tabanın F.J. Woodbridge tarafından  da dizaynı yapılmıştır. Taban panolarında beş renk ile üç ana desenin kullanıldığı  ve bunlara ilaveten geometrik ve bitkisel motiflerin kullanıldığı görülmüştür.  Mozaiklerde dikkat çeken diğer bir özellik ise, mozaikli asıl mekânın merkezi  yerinde gözle görülebilir ölçüdeki dört adet Yunanca kitabenin yer almasıdır.  Bu kitabeler daha küçük tesseralardan oluşan mozaiği yaptıranlar ile görevli papazların  ad ve adaklarını içermektedir.</p>
<p>Bu kitabelerin birinde adı geçen Optimus, Ortodoks liderlerinden biri olup; İ.S.  375-381 yılları arasında Antiokheia&#8217;da piskoposluk yapmıştır.</p>
<p>Bilindiği gibi İ.S. 46 yılında St. Paul bu kilisenin altında yer alan Sinagog&#8217;ta  Hristiyanlığı yaymak için Barnabas&#8217;la birlikte ilk vaazını vermiştir. Bu nedenle,  St.Paul&#8217;a adanan bu kilise, büyük bir önem arz etmektedir. Diğer taraftan, St.  Paul&#8217;un yeni dini yaymak için vaaz verdiği sinagog üzerine yapılmış ilk kiliseyi  Anadolu&#8217;da sadece Antiokheia&#8217;da görmekteyiz.</p>
<p>Küçük  Kilise<br />
Şehrin merkezinde ve sütunlu caddenin yaklaşık 35 m. batısında  yer alan kilise, Latin haçı şeklinde bir plana sahiptir. Doğu-batı uzantılı yapı,  ortasında geniş bir nef, yanlarda iki nef ile dar bir narteksten meydana gelmiştir.</p>
<p>Bina dıştan  dışa, 43&#215;25.50 m. ölçülerindedir. Yapının yaklaşık 23 m. uzunluğundaki ana mekânının,  iki yan duvar arasındaki mesafesi 15.50 m. olup; bu ölçüler bize asıl mekânın  mümkün olduğu kadar geniş tutulmaya çalışıldığını göstermektedir. Orta nefin doğu  ucunda ise apsis yer almaktadır.</p>
<p>Narteks nef duvarlarının her iki tarafa doğru uzatılması ile elde edilmiş, 6.50  x 23.50 m. boyutlarında ince uzun dikdörtgen bir mekândan ibarettir. Kilisenin  yarım yuvarlak apsisinin iki yanındaki kalan temel kalıntılarından, pastophorion  odalarına sahip olduğunu çıkarmaktayız. Böylece yapının bu odalar ile birlikte  düz bir duvarla sınırlandığı, daha doğrusu doğu duvarının düz bir cepheye sahip  olduğunu görmekteyiz. Kazılar sırasında bulunan bir mühür üzerinde bu kilisenin  üç martyri zikredilmektedir (Neon, Nikon ve Heliodorus). Ayrıca Antiokheia&#8217;da  ilk görev yapan papazın Basus adını taşıdığı da bu mührün diğer yüzünden anlaşılmaktadır.  Yapı plan ve malzeme yönünden İ.S. 5. yüzyılda yapılmış olabilir.</p>
<p>Nymphaeum<br />
Anıtsal çeşme, kuzey-güney caddesinin; kuzey ucunda yer almaktadır. Bugün dahi  belirli bir şekilde temel kalıntıları seçilebilmektedir.</p>
<p>Nymphaeum&#8217;un iki kısım halinde yapıldığı, biri önde çeşmeler bulunan muhtemelen  sütun mimarîsi ile süslü fasad duvar, diğeri bu fasadın arkasında suların  toplandığı depo kısmından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Nymphaeum&#8217;un gerisinde, 10&#215;27 m. ölçülerinde su deposunun temel kalıntıları görülmektedir.  Depoda toplanan su, pişmiş toprak, taş ve kurşundan yapılmış borularla kente dağıtılıyordu.  Şehrin belirli yerlerinde dört çeşmenin bulunduğu, yapılan çalışmalar neticesinde  tespit edilmiştir. Tiberius alanı ile batı kapısının arkasındaki çeşmelerin anıtsal  bir yapıya sahip olduğu, geride kalan kalıntılardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Antiokheia&#8217;da son derece gelişmiş bir su sisteminin varlığı kazılar sırasında  ortaya çıkarılmıştır. Nymphaeum, I. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiş olabilir.</p>
<p>Su  Kemerleri<br />
Kent mimarîsinin en önemli yapılarından birisi de su  kemerleridir. Roma Çağında, Antiokheia şehrinin gelişip büyümesi ile artan su  ihtiyacını günümüzde &#8220;su çıktı&#8221; adı ile anılan kaynaktan alınarak kentin  kuzey yönü boyunca uzanan; yaklaşık 10 km. uzunluktaki su yolu ile sağlanmakta  idi.</p>
<p>Arazinin  topografik yapısına uyarak yerleşme yerine uzanan su kemerleri, nymphaeuma sona  ermekte ve şehrin yaklaşık 2/3&#8217;sinin su ihtiyacını karşılamakta idi. Su kemerlerine  ait kalıntılar yer yer ayakta durmakta, görenleri hayrette bırakacak kadar özenli  ve kuvvetli yapıları ile dikkati çekmektedir.</p>
<p>Ayakta duran kemerlerin yüksekliği, 5-7 m. arasında değişmekte; mevcut uzunluğu  ise, 250 m. yi bulmaktadır. Kemer ayakları 2.10 m. ölçülerinde ve dört metre yüksekliğinde  olup; dikdörtgen blok taşların harç kullanılmadan örülmesi ile yapılmıştır. Kemerlerin  bindiği iki ayak arasındaki açıklık 4.70-3.80 m. arasında değişmektedir.</p>
<p>Su kemerlerinin  üst yapısı tamamen tahrip olduğundan, kemerler üzerindeki suyun yol aldığı akaçların  (canalis) yapısı tam olarak bilinmemektedir. Ancak ele geçen mimarî parçalardan,  su oluğu kesitinin 30 cm. çapında daire olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Su yolunun tarihlemesine gelince: İ.S. I. yüzyılın sonlarında Roma eyaletlerinde  yaygınlaşan su iletim sistemleri Anadolu&#8217;da çeşitli bölgelerde belirgin örnekle  bilinmektedir. Kentin tarihi gelişmesi ile bağlantılı olarak bunun İ.S. I. yüzyılın  sonlarında yapılmış olduğu söylenebilir.</p>
<p>Men  Kutsal Alanı<br />
İlçeye 5 km. uzaklıkta &#8220;Gemen Korusu&#8221; denilen bir tepe üzerinde  kurulmuş olup, taşıtla ulaşılmaktadır. Kutsal alanda &#8220;Ay Tanrısı Men&#8221; adına inşa  edilen tapınağın tarihi İ.Ö. 4. yüzyıla kadar çıkmaktadır. Bu tapınağın dışında  2 kilise, stadium ve evler yer almaktadır.</p>
<p><a name="men"></a>Men Tapınağı<br />
Ay Tanrısı Men, İ.Ö. III. bin yılından beri ibadet edilen  bir eski Anadolu tanrısıdır. Bir gök tanrısı olan Men, aynı zamanda sağlık ve  kehanet tanrısıdır.</p>
<p>Antiokheia Men kültürünün en önemli merkezlerinden biridir. Burada Tanrı Men&#8217;e  adanmış bir tapınağın bulunması da çok doğaldır. Men kutsal alanı, Antiokheia&#8217;nın  kuruluşundan önce, kentin yaklaşık olarak 5 km. güneydoğusunda, Karakuyu Tepesi  üzerinde kurulmuştur.</p>
<p>Tapınak, 43 x 72 m. ölçülerinde, tam dikdörtgen olmayan ve etrafı temenos duvarı  ile çevrili alan içerisinde yer almaktadır.</p>
<p>6 x 11 sütunlu ve İon düzeninde bir peripteros olan tapınağın ölçüleri dıştan  dışa eni 7.95 m. cella&#8217;nın iç ölçüleri 6.45&#215;7.85 m. dir. Krepidoma 9 basamaklı  olup, basamak derinliği 35 cm., yükseklik 25 cm. dir. Tapınağın temel duvarları,  cella duvarının bazı kısımları yer yer ayaktadır. Hemen hemen cella büyüklüğünde  olan opistodomos&#8217;un nasıl sonuçlandığı bilinmemektedir. Batıda yer alan pronaos&#8217;un  önünde muhtemelen 75 cm. çapında dört sütun yer almakta idi.</p>
<p>Kutsal alanın dış duvarlarındaki adak kabartmaları birbirine çok benzemekte olup;  tek bir örnek üzerine yapılmıştır. Hemen hepsinde iki payeli akroterli naiskos  tasviri karşımıza çıkmaktadır. Kabartmaların hepsinin üzerinde bir ya da daha  çok ayça motifleri ile boğa başları bulunmaktadır. Yazıtlı olanlardan ayçaların  sayısının çoğu kez adak yapan kişilerin sayısını gösterdiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Tapınağın alt  yapısında ve temenos duvarında yerel gri renkte kireçtaşı kullanılmış, günümüze  kadar ulaşamayan üst yapıda ise mermer kullanıldığı görülmektedir.</p>
<p>Tapınak İ.Ö. III. yüzyılın başına tarihlenmiştir. Ancak bu kutsal alan en canlı  devrini İ.S. I. ve II. yüzyıllarda yaşamıştır ve tahminen İ.S. 400 yıllarında,  Hristiyanlık&#8217;ın yaygınlaşması ile tahrip edilmiştir.</p>
<p>Limenia  Adası<br />
Yalvaç&#8217;a 25 km. uzaklıkta Gaziri Mevkii&#8217;nde Hoyran Gölü içerisinde  bir ada olup, göl kenarına asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Adanın etrafını çevreleyen  sur duvarlarından başka ada içerisinde, Artemis adına inşa edilmiş bir tapınak  ile diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır.</p>
<p><a name="muze"></a>Yalvaç Müzesi</p>
<p>A-  Tarihçesi</p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-m-01.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="157" height="133" align="right" /> Yalvaç ve çevresindeki tarihi eserler kadar bu yöreden çıkan tarihi eserlerin  yer aldığı Yalvaç Müzesi de büyük bir değer taşımaktadır. Müze kurmaya yönelik  ilk çalışmalar 1947&#8242;de başlamıştır. Bu tarihte önce yöreden etnografik ve arkeolojik  eserler toplanarak bir depoda koruma altına alınmıştır. Sonra müze binasının yapımına  karar verilmiş ve müze 1966 yılında hizmete girmiştir.</p>
<p>B-  İç Teşhir</p>
<p>1. Galeri: Prehistorik Eserler Bölümü<br />
Yalvaç çevresinden derlenen ve ilçeye  19 km. uzaklıkta bulunan Çamharman (Köstük) Höyüğü&#8217;nden tesadüfen elde edilen  (M.Ö. 3000) Eski Tunç Çağına ait pişmiş topraktan yapılmış depaslar, rhytonlar,  vazolar, testiler, kulplu kâseler ve değişik form gösteren diğer kaplar,  bu bölümün ilginç eserleri arasında yer almaktadır. Göller Bölgesi&#8217;nin tipik çanak  çömlek örnekleri ayrı bir vitrinde teşhire sunulmuştur. Ayrıca pişmiş topraktan  yapılan insan ve hayvan figürleri, mermer idoller, taş el baltaları, kemik aletleri  ile çeşitli çağlara ait mühürler de teşhir edilmiştir. Tokmacık&#8217;ta yapılan bir  araştırma sırasında meydana çıkarılan tarih öncesi (M.Ö. 8 milyon) çağın çeşitli  hayvanlarına ait fosiller müzeye ayrı bir önem vermektedir.</p>
<p>2.  Büyük Salon: Klasik Eserler Bölümü<br />
Bu bölümde eserler çağlarına göre kronolojik  bir yerleştirmeye tabi tutulmuşlardır. Yunan Çağından başlayarak Bizans Çağına  kadar gelen eserler arasında pişmiş topraktan yapılmış vazolar, çeşitli içki kapları,  5. ve 4. yüzyıla ait pişmiş topraktan çeşitli mezar buluntuları ayrı ayrı vitrinlerde  teşhir edilmektedir. <img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-m-02.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="162" height="139" align="left" />Diğer  vitrinlerde ise Antiokheia ve Men kutsal alanından elde edilen Roma Çağına ait  pişmiş toprak, mermer, bronzdan yapılmış tanrı ve tanrıça heykelcikleri, hayvan  figürleri, adak kitabeleri, yağ kandilleri, cam koku şişeleri, gözyaşı şişeleri,  bilezikler, değerli taşlardan yapılmış yüzük taşları, madeni yüzükler ve Bizans  Çağına ait bazı ziynet eşyaları teşhir edilmektedir. Çeşitli çağlara ait zengin  altın, gümüş ve bronz sikke koleksiyonları dikkat çeken eserler arasındadır. Ayrıca  bu bölümde heykel, büst ve kabartmalardan oluşan bir köşe de düzenlenmiştir.</p>
<p>3. Küçük Salon:  Etnografik Eserler Bölümü<br />
Anadolu ve Yalvaç el sanatlarının tanıtıldığı  bu bölümde altın, gümüş ve sedef kakmalı tabancalar, tüfekler, kesici ve delici  silahlar, (kılıç, kama, ok ve yaylar) koruyucu silahlar (zırh ve miğferler) yer  almaktadır. El örgüsü yün çoraplar; renkli peşkir, uçkur ve havlular; yemeni ve  örtüler; kadife, sim sırma işlemeli bindallılar, entariler; cepkenler ve ceketler;  üçetekler yine bu bölüme renk katan eserler arasındadır. Altın, gümüş ve bafondan  yapılma kadın süs eşyaları ayrı bir vitrinde teşhir olunmaktadır. Osmanlı bakır  işçiliğinin örneği, bazı mutfak eşyaları da bölümün zenginliğinin bir başka delilidir.  Ayrıca Yalvaç örf ve adetlerine göre düzenlenen &#8220;18. Yüzyıl Yalvaç Evi&#8221; bizden  önceki kuşakların sahip olduğu zevk ve estetik duyguları hakkında yeterli bilgiyi  ziyaretçilere sunmaktadır.</p>
<p>4.  İç Balkon: Yazma Eserler Bölümü<br />
Türk sanatkârlarının İslâm Çağında yaptıkları  güzel yazı sanatına ait levhalar, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;ler, nadide kitaplar bu bölümün  paha biçilmez zenginlikleri arasındadır.</p>
<p>5.  Salon: Resim Galerisi<br />
Müzenin bu kısmında çağdaş Türk ressamlarının resimlerden  oluşan bir koleksiyon sergilenmektedir.</p>
<p>6.  Salon: Açık Teşhir Revak ve bahçede Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı  çağlarına ait mimarî parçalar, mezar stelleri, lahitler, ostotekler, sunaklar,  yazıtlar, heykeller ve mil taşları teşhir edilmektedir. Ayrıca bahçede yer alan  başlıklı sütunlardan oluşturulan sütunlu yol müzeye ilginç bir görünüm kazandırmaktadır.<!--:--><!--:en-->
<p><big>Antiocheia (Yalvaç)</big></p>
<p><!-- #İçerik : --></p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-o-01.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="182" height="117" align="LEFT" /> Antiokheia&#8217;nın Isparta İli&#8217;ne bağlı Yalvaç İlçesi&#8217;nin yaklaşık 1 km. kuzeyinde  ve Sultan Dağları&#8217;nın güney yamaçları boyunca uzanan verimli arazide kurulmuş  bir Pisidia kentidir.</p>
<p>Antiokheia da Apollonia gibi bir Seleukos kolonisidir; fakat kesin kuruluş tarihi  bilinmemektedir. Bu şehir I. Seleukos veya oğlu Antiokhos tarafından kurulmuştur.  M.Ö. 39 ila 36 yılları arasındaki bir tarihte Amyntas&#8217;ın idaresi altına giren  Antiokheia, onun M.Ö. 25&#8242;de öldürülmesiyle, bölgenin bütün şehirleri gibi, Galatya  eyaletine dahil edilmiştir.</p>
<p>Antiokheia, M.Ö. 25&#8242;te veya biraz sonra Colonia Caesarea adıyla Roma kolonisi  olmuştur. Kent, pek çok Latince yazıtın da kanıtladığı gibi, yaklaşık olarak ikiyüz  yıldan fazla bu statüsünü korumuştur.</p>
<p>Latince&#8217;nin M.S. 295 yılına kadar resmi dil olarak kullanıldığını imparator ve  legatları için düzenlenmiş olan yazıtlar kanıtlamaktadır. Fakat bu tarihten sonraki  decurioların (eyalet senatörü) protokolleri çoğunlukla Grekçe yazılmıştır. Sikkeler  üzerinde de II. Claudius (M.S. 268-270) Devrinin sonlarına kadar Lâtince ibarelere  rastlanmaktadır. Daha sonra Lâtince&#8217;nin yerini Grekçe almıştır. Yazıtlarda ve  Tanrı Men için adanmış olan adaklarda Lâtince&#8217;nin, Grekçe&#8217;yle kıyaslandığında  çok daha az kullanılmış olduğu görülmektedir.</p>
<p>I.A. Richmond ve R.G. Collingwood&#8217;un tahminlerine göre kent merkezindeki nüfus  7500-10.000 civarında idi. B.Levick ise üç binin üzerinde emekli askerin bulunduğunu  ileri sürmektedir. Ancak, Antiokheia&#8217;nın geniş sınırları içerisinde 30-40 bin  civarında bir nüfusun yaşadığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Antiokheia, M.S. 3. yüzyılın hemen sonunda kurulan genişletilmiş Pisidia eyaletinin  metropolisi olmuştur. Kilise kayıtlarından anladığımıza göre, kent Bizans Devrinde  de önemini korumuştur.</p>
<p>Kentin bilinen en erken sikkeleri M.Ö. 1. yüzyılın sonuna tarihlenmektedir. Koloni  döneminin ilk 150 yılında fazla sikke basmamıştır. Koloni öncesi sikkeleri gibi,  tipler çoğunlukla Tanrı Men ile ilgilidir. Sikkeler üzerinde &#8220;colonia&#8221; yazısı  yer almaktadır. Claudius II&#8217;ye kadar sikke basımı devam etmiştir. Bu sikke basımı  sayesinde kentin ekonomik durumunun M.S. 3. yüzyılda en üst noktaya ulaştığını  anlamaktayız.</p>
<p>İ.S. 713&#8242;de Araplar&#8217;ın istilasına uğrayan kent yakılıp yıkılmıştır. Kazılar sonucu  ele geçen kalıntı izleri ve bulgular bu olayı ve tarihi kanıtlamaktadır. Kentin  tarihi 13.yüzyıla dek izlenebilmektedir. Ancak, bu yüzyılın ikinci yarısından  itibaren halkın bir kısmının o zamanın verimli toprakları olan Yalvaç&#8217;a göçtüğü,  diğer bir kısmının ise başka eyaletlere taşındığı görülmektedir.</p>
<p>Kentin  Tanımlanması<br />
Antiokheia, deniz seviyesinden 1236 m. yükseklikte; Sultan  Dağları&#8217;nın bir kolu üzerinde kuzey-güney yönünde uzanan Anthios Vadisi&#8217;ne hakim  bir tepe üzerindedir. 120 m. yüksekliğindeki bu tepenin doğu, güney ve kuzey yamaçları  sarp olduğundan kente ancak batıdan kolaylıkla ulaşılabilmekteydi.</p>
<p>Akropolün yüzeyi düz olmayıp doğu-batı, kuzey ve güneyde bir takım tepeler, başka  bir ifade ile yedi tepe vardır. Yapıların bir çoğu bu tepelerin yamaçlarında ve  küçük vadiler içinde toplanmıştır.</p>
<p>Arazinin doğal durumundan azami yararlanarak Antiokheia&#8217;da ızgara şehir planının  ustaca uygulanması ilgi çekicidir. Antik kentin ayakta kalmış yapıları pek azdır.  Bunlar genellikle temel kalıntılar halindedir.</p>
<p>Sur dahilinde, birbirine dik olarak; güneyden kuzeye ve doğudan batıya doğru birer  eksen çizilerek, planlama bu eksenlere göre yapılmıştır. Güneyden kuzeye giden  caddeye Decumanus Maximus ve doğudan batıya giden ana caddeye ise Cardo Maximus  adı verilmiştir. Şehir planında esas itibari ile ana caddelere dik açılarla açılan  dar, fakat düz sokakların mevcut olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>Kentin iki ana meydanı şehrin doğusunda ve odak merkezinde idi. Bunlardan birincisi  Augustus Tapınağı önündeki aynı adla anılan meydan, ikincisi bu meydanın batısında  yer alan Tiberius alanıdır. Bu iki meydan arasında enlemesine yerleştirilen propylon  yer almaktadır. Diğer üçüncü bir meydan ise, nymphaeumun önünde bulunmaktadır.</p>
<p>Kentin  kuzeyinde, Roma hamamı-palaestra ve nymphaeum yer alır. Doğudaki tepenin yamaçlarında  Augustus Tapınağı ve alanı, propylon, Tiberus alanı; onun batısında ise sütunlu  cadde yer almaktadır. Sütunlu caddenin kuzeybatısında bouleuterion, bunun güneybatısında  ise tiyatro bulunmaktadır. Tiyatronun kuzeyinde küçük kilise vardır. Kentin merkezi  etrafında ve arazinin elverişli yerlerinde evler serpiştirilmiş durumdadır. Şehrin  batısında Anadolu&#8217;nun en eski kiliselerinden birinin (St. Paul) kalıntıları günümüze  kadar ulaşmıştır. Antiokheia&#8217;da geniş çapta kazı yapılmadığından diğer yapı kalıntıları  hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz.</p>
<p>Kentin kuzeybatı surları temel seviyesinde, güneybatı ve güney surları ise kısmen  ayakta durmaktadır.</p>
<p>Şehrin ana kapısı olan batı kapısı iki yanda surlarla birleşmektedir. Kentin ikinci  kapısı güneydedir. Daha dar olan kuzey kapısı ise hamamla bağlantılıdır. Su kemerleri  kentin kuzeyinde yer almaktadır.</p>
<p>Sur  Duvarları<br />
<img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-0-02.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="221" height="127" align="RIGHT" /> Antiokheia hakim bir tepe üzerine kurulmuş ve tamamen oval bir surla çevrilmiştir.  Bugün kısmen ayakta olan ve temel kalıntıları görülen surların uzunluğu 2920 m.dir.  İzlenemeyen kısımları ile birlikte surun tamamı yaklaşık 3000 m. yi bulmaktadır.  Surların çevirdiği alan ise, 47 hektardır.</p>
<p>Kent surlarına dikkat edildiğinde, arazi eğiminin çok olduğu yerlerde; sur kalınlığının  ortalama 1.50 m., diğer yerlerde ise 4.75-5.50 m. ye ulaştığı görülmektedir.</p>
<p>Hellenistik Devirde  inşa edilen ilk surların, Roma ve Bizans çağlarında genişletildiği açık bir şekilde  günümüze dek ulaşan kalıntılardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Batı  Kapısı<br />
Kentin en görkemli kapısı şehrin batısında yer almakta idi. İki  kenar ve iki orta pylonlu olmak üzere üç açıklıklı geçit şeklindedir. Tonozları  taşıyan ayakların gövde ölçüleri 3.20&#215;2.36 m. olup; ayakların kaideleri silmelerle  sınırlandırılmış, sade ve düz yapılmıştır. Açıklıkları 4 m. olan ayakların her  iki yanında bitkisel motiflerle süslü plasterlerin yer aldığı anlaşılmaktadır.  Ön cephenin odak noktasını, merkezde yer alan kemerin iki yanındaki üçgen boşluklarda  (spandrel) ve plasterler üzerinde karşılıklı diz çökmüş flama ve standard taşıyan  iki part kabartması teşkil etmekteydi. Ayrıca plasterler üzerinde girland taşıyan  Nike&#8217;ler de bulunmakta idi.</p>
<p>Batı kapısının, kent dışına bakan kademeli arşitravının genişçe yüzünde bronzdan  kabartma harflerle &#8220;Gaius Lulius Asper Con. 212&#8243; yazıtı yer almaktadır. Arşitrav  üzerinde bulunan frizde, Hippokampos, Triton, Amazon kalkanı (her iki ucu kartal  başı şeklinde) zırh ve çeşitli silah kabartmaları bulunmaktadır.</p>
<p>Bunun üzerindeki ikinci friz ise, bitkisel motiflerle süslenmiştir. Anıtsal kapı  gerek yapı formu, gerekse üzerindeki kitabeden anlaşıldığına göre İ.S. 212 yılında  yapılmış olmalıdır.</p>
<p>Güney  Kapısı<br />
Kentin güneyinde Anthios Vadisi&#8217;ne çıkış için en müsait yerde  inşa edilmiştir. Tek girişli olduğu anlaşılan kapının, günümüze çok az mimarî  kalıntıları ulaşmıştır.</p>
<p>Kuzey  Kapısı<br />
Şehir surunun kuzeybatı köşesinden yaklaşık 70 m. uzaklıkta ve  kuzey yöne bakmaktadır. Tek geçitli olan kapının sadece temel kalıntıları yerinde  görülebilmektedir. Kent surları ile birlikte inşa edildiğini tahmin ettiğimiz  kapı da herhangi bir bezeme unsuruna rastlanmamıştır. Bunların dışında daha küçük  boyutlarda giriş için kullanılan tali kapıların olduğu muhakkaktır.</p>
<p>Augustus Tapınağı<br />
Tapınak kentin en yüksek yerindeki kutsal alan içerisinde ve İmparator Augustus&#8217;un  ölümünden sonra inşa edilmiştir.</p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-m-03.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="115" height="211" align="LEFT" /> Yapının temeli doğal kayanın kesilmesi ile oluşturulmuştur. 2.50 m. yüksekliğindeki  bir podium üzerinde yer alan tapınağa, batı cephesinden 12 basamaklı bir merdivenle  çıkılmakta idi. Tapınak podiumunu teşkil eden doğal kayanın iç kısmı oyulmak sureti  ile meydana getirilen mahzen 5.65&#215;7.90 m. ve 2 m. derinlikte olup, muhtemelen  adak eşyalarının muhafaza edildiği bir yerdi.</p>
<p>Tapınağın arkasında, yarı daire şeklinde doğal kayaya oyularak meydana getirilmiş;  iki katlı bir galeri bulunmakta idi. Alt katta Dor, üst katta ise İon düzeninde  sütunlar kullanılmıştır.</p>
<p>Tapınak önünde, 63&#215;85 m. boyutlarında imparatorun adı ile anılan bir alan bulunmaktadır.  Alanın kuzey ve güney taraflarında yer alan yaklaşık 5 m. genişliğindeki sütunlu  galerilerin ise bugün kısmen temel izleri seçilebilmektedir.</p>
<p>Yapının tarihlemesine gelince, gerek yazıtlardan gerekse bezeme işçiliğinden elde  edilen bulgular, yapım faaliyetlerinin Tiberius Devrinden, Claudius Devrine dek  uzanan bir zaman içerisinde devam ettiğini göstermektedir.</p>
<p>Propylon<br />
Augustus alanı ile Tiberius alanının kesiştiği yerde inşa edilmiştir. Üç  tonozlu ve zafer takı biçiminde yapılmış olan propylon İmparator Augustus onuruna  dikilmiş ve onun deniz ve karada kazandığı zaferlerini sembolize eden heykel ve  kabartmalarla süslenmişti.</p>
<p>Anıtsal giriş kapısına, Tiberius alanından 12 basamaklı bir merdivenle çıkılmakta  idi. Geçit tonozları iki kenar ve iki orta olmak üzere; dört ayak üzerine oturmaktadır.  İki yandaki ayakların ölçüleri, 2.25&#215;3 m. ve ortadaki ayaklar ise 2.50&#215;3 m. dir.</p>
<p>Ayakların  taban açıklıkları iki yanda 3.50 m. olduğu halde, orta kısımda 4.50 m. yi bulmaktadır.  Ayakların kaideleri silmelerle sınırlandırılmış, tonoz ayaklarının önünde ise  Korinth başlıklı dört sütun durmakta ve bunların üzerinde de arşitrav ve friz  yer almakta idi.</p>
<p>Ortada yer alan kemerin, iki yanındaki üçgen boşluklarda plasterler üzerinde diz  çökmüş ve kolları arkadan bağlanmış biri giyimli, diğeri çıplak iki Pisidialı  esir; yüksek kabartma olarak işlenmiştir. Kabartmaların önündeki boşluk ise, bir  meşale ve çelenkle doldurulmuştur. Yanlardaki kemer boşluklarında ise girland  taşıyan kanatlı Eros ve Nike kabartmaları yer almaktadır.</p>
<p>Kademeli olarak yapılan arşitravın merkezi kısmı üzerinde, bronzdan kabartma harflerle  (IMP CAES AVGVSTO PONTIFEX MAX TRIBUNICA POTESTATE XII CON&#8230;) yazıtının bulunduğu  anlaşılmaktadır. Arşitrav ve ayaklar üzerinde kesintisiz devam eden frizin, her  bir kemer altı yolunun merkezi üzerinde iki tritonlu bir grup yer almaktadır.  Ayrıca savaş gemileri, kalkanlar, çeşitli hayvan kabartmaları ile süslü sütun  başlıkları üzerinde yer alan plasterlerde Poseidon ve Demeter gibi tanrı tasvirleri  de yer almaktadır.</p>
<p>Çeşitli silme ve kabartmalar ihtiva eden saçak takımı üstündeki kaide üzerinde  giyimli dev erkek ve kadın heykellerinin durmakta olduğu tahmin edilmektedir.  Bugün bu heykeller teşhir edilmektedir.</p>
<p>Augustus&#8217;un ölümünden önce yazdığı vasiyeti &#8220;Res Gestae Divi Augusti&#8221;, onun yaşam  boyunca yaptığı işlerin özetini vermektedir. Bu metnin Latince bir kopyası da  bu yapıda yer almakta idi. Kazılar sırasında birçok kitabe parçası ele geçirilmiştir.</p>
<p>Anıtsal  giriş kapısını, stilistik açıdan İ.S. I. yüzyılın ortalarına tarihlememiz akla  en yakındır. Çünkü arşitrav üzerindeki yazıt da bu fikrimizi teyid etmektedir.</p>
<p>Tiberius  Alanı<br />
Sütunlu caddenin hemen doğu bitiminde yer alan Tiberius alanını  doğuda propylonun anıtsal merdivenleri; kuzey ve güneyde ise sütunlu galeriler  çevreliyordu.</p>
<p>Bugün temel kalıntılarını gördüğümüz bu yerin ana girişi batı yönünde bulunmakta  ve sütunlu caddeye açılmakta idi.</p>
<p>Kentin sosyal yaşamının geçtiği bu alanda İ.S. 16&#8242;da askerlerin bir grevine de  sahne olmuştur. Hayat şartlarının iyileştirilmesini isteyen Romalı askerler, su  kemerlerinin bir bölümünü tahrip etmişler ve isteklerini elde ettikten sonra,  su yolunu bizzat onarmışlardır.</p>
<p>Sütunlu  Cadde<br />
Antiokheia&#8217;da şehrin bel kemiğini teşkil eden sütunlu cadde, iki  ana caddenin kesiştiği kavşaktan 75 m. kuzeyde ve ikinci ana caddenin doğusundan  başlayarak Tiberius alanına kadar uzanmaktadır.</p>
<p>Kaldırımlı olan ana cadde, hemen hemen 11 m. genişlikte olup; uzunluğu ise 69  m. dir. Caddenin sağında ve solunda, güneyde 5.50 m., kuzeyde ise 5.60 m. derinlikte  portikler; onların gerisinde de 5 m. derinlikte dükkanların yer aldığı temel kalıntılarından  tespit edilmiştir.</p>
<p>Sütunlu cadde üzerinde yer yer heykel kaidelerinin bulunması, Antik Çağda caddenin  heykellerle süslü olduğunu göstermektedir. Ayrıca cadde ortasından geçen ve atık  sularının boşaltıldığı kanaldan başka, her iki tarafta bulunan dükkanların altından  kaynak suları nakleden taş ve toprak künkten yapılmış su yolları dikkat çekmektedir.</p>
<p>Stilistik  ve yapısal özellikleri sütunlu caddenin, imparatorluğun kalkınma dönemlerine,  büyük bir olasılıkla İ.S. I. yüzyılın ortalarına ait olduğu kanısını uyandırmaktadır.</p>
<p>Tiyatro<br />
Kentin merkezine yakın bir tepenin yamacına inşa edilen tiyatro, şehre hakim  bir yerde bulunmaktadır. Örenyerindeki kalıntılar arasında en fazla tahribata  uğramış bir yapıdır.</p>
<p>Antiokheia tiyatrosunun, her antik tiyatro gibi üç esas kısımdan meydana geldiği  görülmektedir.</p>
<ul> 1- Seyircilerin oturmaları için yarım daire şeklinde<br />
tertiplenmiş oturma sıraları  (cavea).<br />
2- Yarım daire şeklinde bir meydan (orkestra).<br />
3- Oyunların oynandığı  sahne binası (skene).</ul>
<p>Tiyatronun  Oturma Kademeleri<br />
Yapının ön yüzü kuzeybatı yönünde yaklaşık 105 m. uzunluğundadır.  Gerideki yuvarlak çevre ortalama 185 m. gelmektedir. Kuzey yönündeki oturma kademeleri,  tepenin yamacı oyulmak suretiyle doğal toprak eğimi üzerine yerleştirilmesine  karşın, güney yönündeki oturma kademelerinin (araziyi tiyatronun şekline uydurmak  için) tonoz ve kemerlerden oluşan bir alt yapı (substrüksiyon) üzerine yerleştirildiği  görülmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan, kentin doğu-batı yönünde uzanan ana caddesinin (Cardo Maximus)  güney caveanın altında bulunan ve başka tiyatrolarda göremediğimiz tonozlu bir  tünel içinden geçmesi çok ilgi çekicidir. Bu kapalı tünelin uzunluğu 56 m., genişliği  ise, 8 m. dir. Roma Döneminde genişletilmiş ve ana cadde tiyatro altında kalmıştır.</p>
<p>Bugünkü  mevcut kalıntılara göre, 5.000 kişiyi alabilecek kapasite de olduğunu tahmin ettiğimiz  tiyatronun dairevi bir kuşakla (diazoma) bölündüğü; muhtemelen 26 basamaktan oluşan,  seyircilerin oturmalarına tahsis edilen basamaklar arasında, inişi ve çıkışı sağlayan  dördü ortada, ikisi yan uçlarda olmak üzere altı ara merdivenin bulunduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Orkestra: Aşağı yukarı yarım daire şeklindedir, çapı 35 m. dir. Oturma sıralarının mevcut  durumuna göre 1.10 m. aşağısında, zeminin taş döşeli olduğu görülmüştür.</p>
<p>Sahne Binası  (skene): Asıl tiyatrodan öne doğru çıkıntılı, 12&#215;55 m. ölçülerinde, dikdörtgen  bir plana sahip olduğu temel kalıntılardan tespit edilmiştir. Bugün kalın bir  moloz tabakası ile örtülü temel yapısı, çok fazla tahribata uğramış durumdadır.  Ancak cephe mimarîsinin bezemeli olduğu ve kabartmalı frizlerle donatıldığı  ele geçen mimarî parçalardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bugün görülen kalıntılar İ.S. 4. yüzyılın başlarına ait olsa gerektir.</p>
<p>Roma Hamamı<br />
Kentin kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Yapı arazinin şekline uydurularak  inşa edilmiş ve bu yüzden düzgün olmayan bir dikdörtgen plan gösterir.</p>
<p>Binanın, biri  palaestra; öteki hamam bölümleri olmak üzere iki kısımdan ibaret olduğu görülmektedir.</p>
<p>Palaestra,  kapalı hamam yapısının önünde yer almaktadır. Üç tarafı revaklarla çevrili olduğu  tahmin edilen orta avlunun, yüzölçümü 20&#215;23 m olup; revaklar kısmı ile birlikte  37&#215;29 m. dir. Taş döşeli tabanı dışında, üst yapıya ait yeterli mimarî parça  ele geçirilemediğinden üst yapı mimarîsi hakkında yeterli bilgimiz bulunmamaktadır.</p>
<p>Kapalı  hamam kısmı; yaptığımız araştırmalar sonucu, yapının palaestraya bir bütün olarak  bağlı olduğu ve çağın diğer hamam yapılarında olduğu gibi üç bölümden meydana  geldiği anlaşılmaktadır.</p>
<ul> 1- Frigidarium (Soğuk kısım),<br />
2- Tepidarium (Ilık kısım),<br />
3- Caldarium  (Sıcak kısım).</ul>
<p>bunların  dışında soyunma yerleri (apoditerium), servis kısımları, su tesisleri, külhan  ve depoların mevcut olduğu ve diğer bölümleri oluşturduğu muhakkaktır.</p>
<p>Yapının mevcut  kalıntılarından, İ.S.I. yüzyılın sonlarında veya II. yüzyılın başlarına ait olduğu  söylenebilir.</p>
<p>Stadium<br />
Sultan Dağları&#8217;nın eteklerinde ve akropolün batısında yer almaktadır.</p>
<p>Stadium&#8217;un uzunluğu  190 m., genişliği ise 30 m. dir. Yapı &#8220;at nalı&#8221; şeklinde bir plana sahiptir. Kent  stadiumu Hellenistik Devirde inşa edilmiş, İ.S.II. yüzyılda ise onarım geçirmiştir.</p>
<p>Stadium,  Antiokheialılar&#8217;ın hayatında antik çağlardan beri önemli rol oynamıştır. Burada  çeşitli oyunlar, özellikle atletizm, güreş ve boks vs. gibi bedensel hareketler  yapılmıştır.</p>
<p>İ.S. 3-4. yüzyıllarda, gladyatör ve vahşi hayvan oyunları da Roma dünyası için  popülerdi. Bu oyunlar daha sonra tiyatro ve stadiumlarda oynanmıştır.</p>
<p>St. Paul Kilisesi<br />
Antiokheia&#8217;nın ilk ve en büyük kilisesi olup, şehir suruna bitişik ve Roma  hamamının yaklaşık 200 m. güneyinde yer almaktadır.</p>
<p>Bazilikal bir plan gösteren binanın boyutları 70&#215;26 m. dir. Doğuya yönelen ve  mekanın dışına taşan apsis, yarım daire şeklinde olup; ortasında daha geniş bir  nef, yanlarda dar iki nef olmak üzere üç neflidir. Orta nef, 43.10&#215;11.90 m., yan  nefler ise 43&#215;4.93 m. ölçülerindedir. İç mekan büyüklükleri farklı üç kısma bölünmüş  olan yapının, asıl mekânı yanlardaki dar mekândan; onüçer sütunla  ayrıldığı ve böylece bu kısımların sütunlarla desteklendiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kilisenin batısında,  enine yerleşik dikdörtgen biçiminde ve önünde altı sütun bulunan bir narteks yer  almaktadır. Narteksin uzunluğu 8.90 m., eni 21 x 76 m. dir. Bu bölümden orta nefe  daha geniş, yan neflere ise dar kapılarla geçilir.</p>
<p>Kilisenin tüm tabanını kaplayan mozaiğin çok renkli ve çeşitli desenlerden oluştuğu  araştırmalar neticesi saptanmıştır. Ayrıca bu mozaik tabanın F.J. Woodbridge tarafından  da dizaynı yapılmıştır. Taban panolarında beş renk ile üç ana desenin kullanıldığı  ve bunlara ilaveten geometrik ve bitkisel motiflerin kullanıldığı görülmüştür.  Mozaiklerde dikkat çeken diğer bir özellik ise, mozaikli asıl mekânın merkezi  yerinde gözle görülebilir ölçüdeki dört adet Yunanca kitabenin yer almasıdır.  Bu kitabeler daha küçük tesseralardan oluşan mozaiği yaptıranlar ile görevli papazların  ad ve adaklarını içermektedir.</p>
<p>Bu kitabelerin birinde adı geçen Optimus, Ortodoks liderlerinden biri olup; İ.S.  375-381 yılları arasında Antiokheia&#8217;da piskoposluk yapmıştır.</p>
<p>Bilindiği gibi İ.S. 46 yılında St. Paul bu kilisenin altında yer alan Sinagog&#8217;ta  Hristiyanlığı yaymak için Barnabas&#8217;la birlikte ilk vaazını vermiştir. Bu nedenle,  St.Paul&#8217;a adanan bu kilise, büyük bir önem arz etmektedir. Diğer taraftan, St.  Paul&#8217;un yeni dini yaymak için vaaz verdiği sinagog üzerine yapılmış ilk kiliseyi  Anadolu&#8217;da sadece Antiokheia&#8217;da görmekteyiz.</p>
<p>Küçük  Kilise<br />
Şehrin merkezinde ve sütunlu caddenin yaklaşık 35 m. batısında  yer alan kilise, Latin haçı şeklinde bir plana sahiptir. Doğu-batı uzantılı yapı,  ortasında geniş bir nef, yanlarda iki nef ile dar bir narteksten meydana gelmiştir.</p>
<p>Bina dıştan  dışa, 43&#215;25.50 m. ölçülerindedir. Yapının yaklaşık 23 m. uzunluğundaki ana mekânının,  iki yan duvar arasındaki mesafesi 15.50 m. olup; bu ölçüler bize asıl mekânın  mümkün olduğu kadar geniş tutulmaya çalışıldığını göstermektedir. Orta nefin doğu  ucunda ise apsis yer almaktadır.</p>
<p>Narteks nef duvarlarının her iki tarafa doğru uzatılması ile elde edilmiş, 6.50  x 23.50 m. boyutlarında ince uzun dikdörtgen bir mekândan ibarettir. Kilisenin  yarım yuvarlak apsisinin iki yanındaki kalan temel kalıntılarından, pastophorion  odalarına sahip olduğunu çıkarmaktayız. Böylece yapının bu odalar ile birlikte  düz bir duvarla sınırlandığı, daha doğrusu doğu duvarının düz bir cepheye sahip  olduğunu görmekteyiz. Kazılar sırasında bulunan bir mühür üzerinde bu kilisenin  üç martyri zikredilmektedir (Neon, Nikon ve Heliodorus). Ayrıca Antiokheia&#8217;da  ilk görev yapan papazın Basus adını taşıdığı da bu mührün diğer yüzünden anlaşılmaktadır.  Yapı plan ve malzeme yönünden İ.S. 5. yüzyılda yapılmış olabilir.</p>
<p>Nymphaeum<br />
Anıtsal çeşme, kuzey-güney caddesinin; kuzey ucunda yer almaktadır. Bugün dahi  belirli bir şekilde temel kalıntıları seçilebilmektedir.</p>
<p>Nymphaeum&#8217;un iki kısım halinde yapıldığı, biri önde çeşmeler bulunan muhtemelen  sütun mimarîsi ile süslü fasad duvar, diğeri bu fasadın arkasında suların  toplandığı depo kısmından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Nymphaeum&#8217;un gerisinde, 10&#215;27 m. ölçülerinde su deposunun temel kalıntıları görülmektedir.  Depoda toplanan su, pişmiş toprak, taş ve kurşundan yapılmış borularla kente dağıtılıyordu.  Şehrin belirli yerlerinde dört çeşmenin bulunduğu, yapılan çalışmalar neticesinde  tespit edilmiştir. Tiberius alanı ile batı kapısının arkasındaki çeşmelerin anıtsal  bir yapıya sahip olduğu, geride kalan kalıntılardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Antiokheia&#8217;da son derece gelişmiş bir su sisteminin varlığı kazılar sırasında  ortaya çıkarılmıştır. Nymphaeum, I. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiş olabilir.</p>
<p>Su  Kemerleri<br />
Kent mimarîsinin en önemli yapılarından birisi de su  kemerleridir. Roma Çağında, Antiokheia şehrinin gelişip büyümesi ile artan su  ihtiyacını günümüzde &#8220;su çıktı&#8221; adı ile anılan kaynaktan alınarak kentin  kuzey yönü boyunca uzanan; yaklaşık 10 km. uzunluktaki su yolu ile sağlanmakta  idi.</p>
<p>Arazinin  topografik yapısına uyarak yerleşme yerine uzanan su kemerleri, nymphaeuma sona  ermekte ve şehrin yaklaşık 2/3&#8217;sinin su ihtiyacını karşılamakta idi. Su kemerlerine  ait kalıntılar yer yer ayakta durmakta, görenleri hayrette bırakacak kadar özenli  ve kuvvetli yapıları ile dikkati çekmektedir.</p>
<p>Ayakta duran kemerlerin yüksekliği, 5-7 m. arasında değişmekte; mevcut uzunluğu  ise, 250 m. yi bulmaktadır. Kemer ayakları 2.10 m. ölçülerinde ve dört metre yüksekliğinde  olup; dikdörtgen blok taşların harç kullanılmadan örülmesi ile yapılmıştır. Kemerlerin  bindiği iki ayak arasındaki açıklık 4.70-3.80 m. arasında değişmektedir.</p>
<p>Su kemerlerinin  üst yapısı tamamen tahrip olduğundan, kemerler üzerindeki suyun yol aldığı akaçların  (canalis) yapısı tam olarak bilinmemektedir. Ancak ele geçen mimarî parçalardan,  su oluğu kesitinin 30 cm. çapında daire olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Su yolunun tarihlemesine gelince: İ.S. I. yüzyılın sonlarında Roma eyaletlerinde  yaygınlaşan su iletim sistemleri Anadolu&#8217;da çeşitli bölgelerde belirgin örnekle  bilinmektedir. Kentin tarihi gelişmesi ile bağlantılı olarak bunun İ.S. I. yüzyılın  sonlarında yapılmış olduğu söylenebilir.</p>
<p>Men  Kutsal Alanı<br />
İlçeye 5 km. uzaklıkta &#8220;Gemen Korusu&#8221; denilen bir tepe üzerinde  kurulmuş olup, taşıtla ulaşılmaktadır. Kutsal alanda &#8220;Ay Tanrısı Men&#8221; adına inşa  edilen tapınağın tarihi İ.Ö. 4. yüzyıla kadar çıkmaktadır. Bu tapınağın dışında  2 kilise, stadium ve evler yer almaktadır.</p>
<p><a name="men"></a>Men Tapınağı<br />
Ay Tanrısı Men, İ.Ö. III. bin yılından beri ibadet edilen  bir eski Anadolu tanrısıdır. Bir gök tanrısı olan Men, aynı zamanda sağlık ve  kehanet tanrısıdır.</p>
<p>Antiokheia Men kültürünün en önemli merkezlerinden biridir. Burada Tanrı Men&#8217;e  adanmış bir tapınağın bulunması da çok doğaldır. Men kutsal alanı, Antiokheia&#8217;nın  kuruluşundan önce, kentin yaklaşık olarak 5 km. güneydoğusunda, Karakuyu Tepesi  üzerinde kurulmuştur.</p>
<p>Tapınak, 43 x 72 m. ölçülerinde, tam dikdörtgen olmayan ve etrafı temenos duvarı  ile çevrili alan içerisinde yer almaktadır.</p>
<p>6 x 11 sütunlu ve İon düzeninde bir peripteros olan tapınağın ölçüleri dıştan  dışa eni 7.95 m. cella&#8217;nın iç ölçüleri 6.45&#215;7.85 m. dir. Krepidoma 9 basamaklı  olup, basamak derinliği 35 cm., yükseklik 25 cm. dir. Tapınağın temel duvarları,  cella duvarının bazı kısımları yer yer ayaktadır. Hemen hemen cella büyüklüğünde  olan opistodomos&#8217;un nasıl sonuçlandığı bilinmemektedir. Batıda yer alan pronaos&#8217;un  önünde muhtemelen 75 cm. çapında dört sütun yer almakta idi.</p>
<p>Kutsal alanın dış duvarlarındaki adak kabartmaları birbirine çok benzemekte olup;  tek bir örnek üzerine yapılmıştır. Hemen hepsinde iki payeli akroterli naiskos  tasviri karşımıza çıkmaktadır. Kabartmaların hepsinin üzerinde bir ya da daha  çok ayça motifleri ile boğa başları bulunmaktadır. Yazıtlı olanlardan ayçaların  sayısının çoğu kez adak yapan kişilerin sayısını gösterdiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Tapınağın alt  yapısında ve temenos duvarında yerel gri renkte kireçtaşı kullanılmış, günümüze  kadar ulaşamayan üst yapıda ise mermer kullanıldığı görülmektedir.</p>
<p>Tapınak İ.Ö. III. yüzyılın başına tarihlenmiştir. Ancak bu kutsal alan en canlı  devrini İ.S. I. ve II. yüzyıllarda yaşamıştır ve tahminen İ.S. 400 yıllarında,  Hristiyanlık&#8217;ın yaygınlaşması ile tahrip edilmiştir.</p>
<p>Limenia  Adası<br />
Yalvaç&#8217;a 25 km. uzaklıkta Gaziri Mevkii&#8217;nde Hoyran Gölü içerisinde  bir ada olup, göl kenarına asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Adanın etrafını çevreleyen  sur duvarlarından başka ada içerisinde, Artemis adına inşa edilmiş bir tapınak  ile diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır.</p>
<p><a name="muze"></a>Yalvaç Müzesi</p>
<p>A-  Tarihçesi</p>
<p><img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-m-01.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="157" height="133" align="RIGHT" /> Yalvaç ve çevresindeki tarihi eserler kadar bu yöreden çıkan tarihi eserlerin  yer aldığı Yalvaç Müzesi de büyük bir değer taşımaktadır. Müze kurmaya yönelik  ilk çalışmalar 1947&#8242;de başlamıştır. Bu tarihte önce yöreden etnografik ve arkeolojik  eserler toplanarak bir depoda koruma altına alınmıştır. Sonra müze binasının yapımına  karar verilmiş ve müze 1966 yılında hizmete girmiştir.</p>
<p>B-  İç Teşhir</p>
<p>1. Galeri: Prehistorik Eserler Bölümü<br />
Yalvaç çevresinden derlenen ve ilçeye  19 km. uzaklıkta bulunan Çamharman (Köstük) Höyüğü&#8217;nden tesadüfen elde edilen  (M.Ö. 3000) Eski Tunç Çağına ait pişmiş topraktan yapılmış depaslar, rhytonlar,  vazolar, testiler, kulplu kâseler ve değişik form gösteren diğer kaplar,  bu bölümün ilginç eserleri arasında yer almaktadır. Göller Bölgesi&#8217;nin tipik çanak  çömlek örnekleri ayrı bir vitrinde teşhire sunulmuştur. Ayrıca pişmiş topraktan  yapılan insan ve hayvan figürleri, mermer idoller, taş el baltaları, kemik aletleri  ile çeşitli çağlara ait mühürler de teşhir edilmiştir. Tokmacık&#8217;ta yapılan bir  araştırma sırasında meydana çıkarılan tarih öncesi (M.Ö. 8 milyon) çağın çeşitli  hayvanlarına ait fosiller müzeye ayrı bir önem vermektedir.</p>
<p>2.  Büyük Salon: Klasik Eserler Bölümü<br />
Bu bölümde eserler çağlarına göre kronolojik  bir yerleştirmeye tabi tutulmuşlardır. Yunan Çağından başlayarak Bizans Çağına  kadar gelen eserler arasında pişmiş topraktan yapılmış vazolar, çeşitli içki kapları,  5. ve 4. yüzyıla ait pişmiş topraktan çeşitli mezar buluntuları ayrı ayrı vitrinlerde  teşhir edilmektedir. <img src="http://www.kulturvarliklari.gov.tr/Genel/ResimGoster.aspx?BELGEANAH=127417&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalvac-m-02.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="162" height="139" align="LEFT" />Diğer  vitrinlerde ise Antiokheia ve Men kutsal alanından elde edilen Roma Çağına ait  pişmiş toprak, mermer, bronzdan yapılmış tanrı ve tanrıça heykelcikleri, hayvan  figürleri, adak kitabeleri, yağ kandilleri, cam koku şişeleri, gözyaşı şişeleri,  bilezikler, değerli taşlardan yapılmış yüzük taşları, madeni yüzükler ve Bizans  Çağına ait bazı ziynet eşyaları teşhir edilmektedir. Çeşitli çağlara ait zengin  altın, gümüş ve bronz sikke koleksiyonları dikkat çeken eserler arasındadır. Ayrıca  bu bölümde heykel, büst ve kabartmalardan oluşan bir köşe de düzenlenmiştir.</p>
<p>3. Küçük Salon:  Etnografik Eserler Bölümü<br />
Anadolu ve Yalvaç el sanatlarının tanıtıldığı  bu bölümde altın, gümüş ve sedef kakmalı tabancalar, tüfekler, kesici ve delici  silahlar, (kılıç, kama, ok ve yaylar) koruyucu silahlar (zırh ve miğferler) yer  almaktadır. El örgüsü yün çoraplar; renkli peşkir, uçkur ve havlular; yemeni ve  örtüler; kadife, sim sırma işlemeli bindallılar, entariler; cepkenler ve ceketler;  üçetekler yine bu bölüme renk katan eserler arasındadır. Altın, gümüş ve bafondan  yapılma kadın süs eşyaları ayrı bir vitrinde teşhir olunmaktadır. Osmanlı bakır  işçiliğinin örneği, bazı mutfak eşyaları da bölümün zenginliğinin bir başka delilidir.  Ayrıca Yalvaç örf ve adetlerine göre düzenlenen &#8220;18. Yüzyıl Yalvaç Evi&#8221; bizden  önceki kuşakların sahip olduğu zevk ve estetik duyguları hakkında yeterli bilgiyi  ziyaretçilere sunmaktadır.</p>
<p>4.  İç Balkon: Yazma Eserler Bölümü<br />
Türk sanatkârlarının İslâm Çağında yaptıkları  güzel yazı sanatına ait levhalar, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;ler, nadide kitaplar bu bölümün  paha biçilmez zenginlikleri arasındadır.</p>
<p>5.  Salon: Resim Galerisi<br />
Müzenin bu kısmında çağdaş Türk ressamlarının resimlerden  oluşan bir koleksiyon sergilenmektedir.</p>
<p>6.  Salon: Açık Teşhir Revak ve bahçede Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı  çağlarına ait mimarî parçalar, mezar stelleri, lahitler, ostotekler, sunaklar,  yazıtlar, heykeller ve mil taşları teşhir edilmektedir. Ayrıca bahçede yer alan  başlıklı sütunlardan oluşturulan sütunlu yol müzeye ilginç bir görünüm kazandırmaktadır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/antiocheia-yalvac-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adada (Isparta) Antik Kenti &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://merakligezgin.com/antik-kentler-adada/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/antik-kentler-adada/ #comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 21:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[adada]]></category>
		<category><![CDATA[agora]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[herakles]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Adada Antik Kenti &#8211; Isparta &#8211; Sütçüler / Sağrak: Sütçüler İlçesine 12 km. Sağrak Köyüne 2 km.&#8217;dir. Helenistik dönemin en parlak yıllarını yaşamıştır. Büyük İskender&#8217;in Güney Anadolu&#8217;yu almasından sonra sırasıyla Seleukoslar, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve oradan da Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. Prof.Dr. William R.Ramsay kentin para darpedilen bir merkez ve dini yönden bir piskoposluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Adada Antik Kenti &#8211; Isparta &#8211; Sütçüler / Sağrak:</strong> Sütçüler İlçesine 12 km. Sağrak Köyüne 2 km.&#8217;dir. Helenistik dönemin en parlak yıllarını yaşamıştır. Büyük İskender&#8217;in Güney Anadolu&#8217;yu almasından sonra sırasıyla Seleukoslar, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve oradan da Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. Prof.Dr. William R.Ramsay kentin para darpedilen bir merkez ve dini yönden bir piskoposluk olduğunu belirtmiştir. Adada&#8217; nın bastırdığı paraların bir yüzünde boğa başı (Bukranion) diğer yüzünde geometrik merkezli üç başak (trikles) kabartması bulunmaktadır. Bu kabartma güç simgesidir. Aynı kabartmanın işlendiği bir taş Batık kentte bulunmaktadır.<br />
Kentin bağımsızlığı Romalılar kaldırıldıktan sonra Adada&#8217; nın bastırdığı paraların bir yüzüne o dönemin imparatorluğunun başı, diğer yüzüne ise Zeus, Athena ya da aslan postu sarınmış Herakles başı kabartmaları görülür.<br />
Bugün antik kentte görülen kalıntılar şunlardır. Kent alanının geometrik ekseninde yer almış, büyük taşlarla döşeli ilk çağ Ana Caddesi, küçük tapınak kalıntıları ki bu tapınaklar rektangonal (dikdörtgen prizma biçimi) çok düzgün kesilmiş, kimine süs çıkıntısı bırakılmış taşlarla yapılmış Agora ve onu çevreleyen yapılar kompleksi Bouleuterion (kent yöneticileri toplanma yeri), kentin su düzenine ait parçalar, Nekropolis, mausoleiom (ev görünüşünde anıtsal mezar) bulunmaktadır.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.ispartakulturturizm.gov.tr" target="_parent">Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü</a> , Daha fazla bilgi : <a href="http://www.turizm.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF060F3652013265D6FE22B0024275E984" target="_blank">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı</a><!--:--><!--:en-->
<p><strong>Adada Antik Kenti &#8211; Isparta &#8211; Sütçüler / Sağrak:</strong> Sütçüler İlçesine 12 km. Sağrak Köyüne 2 km.&#8217;dir. Helenistik dönemin en parlak yıllarını yaşamıştır. Büyük İskender&#8217;in Güney Anadolu&#8217;yu almasından sonra sırasıyla Seleukoslar, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve oradan da Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. Prof.Dr. William R.Ramsay kentin para darpedilen bir merkez ve dini yönden bir piskoposluk olduğunu belirtmiştir. Adada&#8217; nın bastırdığı paraların bir yüzünde boğa başı (Bukranion) diğer yüzünde geometrik merkezli üç başak (trikles) kabartması bulunmaktadır. Bu kabartma güç simgesidir. Aynı kabartmanın işlendiği bir taş Batık kentte bulunmaktadır.<br />
Kentin bağımsızlığı Romalılar kaldırıldıktan sonra Adada&#8217; nın bastırdığı paraların bir yüzüne o dönemin imparatorluğunun başı, diğer yüzüne ise Zeus, Athena ya da aslan postu sarınmış Herakles başı kabartmaları görülür.<br />
Bugün antik kentte görülen kalıntılar şunlardır. Kent alanının geometrik ekseninde yer almış, büyük taşlarla döşeli ilk çağ Ana Caddesi, küçük tapınak kalıntıları ki bu tapınaklar rektangonal (dikdörtgen prizma biçimi) çok düzgün kesilmiş, kimine süs çıkıntısı bırakılmış taşlarla yapılmış Agora ve onu çevreleyen yapılar kompleksi Bouleuterion (kent yöneticileri toplanma yeri), kentin su düzenine ait parçalar, Nekropolis, mausoleiom (ev görünüşünde anıtsal mezar) bulunmaktadır.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.ispartakulturturizm.gov.tr" target="_parent">Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü</a> , Daha fazla bilgi : <a href="http://www.turizm.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF060F3652013265D6FE22B0024275E984" target="_blank">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı</a></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/antik-kentler-adada/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuz Mağarası</title>
		<link>http://merakligezgin.com/kuz-magarasi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/kuz-magarasi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 13:55:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[asar tepe]]></category>
		<category><![CDATA[damlataş]]></category>
		<category><![CDATA[kuz mağarası]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[sütçüler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=2307</guid>
		<description><![CDATA[Kuz Mağarası
Isparta Sütçüler ilçesinin Kesme Kasabasının güneybatısında bulunan Asar tepe yakınında, 700-750 m. derinliğinde olan Köprüçay kanyonunun yamacında bulunan Kuz Mağarası, 224 m. uzunluğundadır. Mağaranın en derin yeri 17,5 m. olup, içerisindeki dar geçitlerinde ve yan kol bağlantılarında belirgin bir hava akımı vardır. Sıcak ve yarı kuru bir havaya sahiptir.
Mağaranın genişliği 2-16 m. arasında, yüksekliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->Kuz Mağarası<br />
Isparta Sütçüler ilçesinin Kesme Kasabasının güneybatısında bulunan Asar tepe yakınında, 700-750 m. derinliğinde olan Köprüçay kanyonunun yamacında bulunan Kuz Mağarası, 224 m. uzunluğundadır. Mağaranın en derin yeri 17,5 m. olup, içerisindeki dar geçitlerinde ve yan kol bağlantılarında belirgin bir hava akımı vardır. Sıcak ve yarı kuru bir havaya sahiptir.<br />
Mağaranın genişliği 2-16 m. arasında, yüksekliği de 1-20 m. arasında değişmektedir. Mağaranın orta ve son bölümlerinde çeşitli sarkıt, dikit, sütun, duvar, örtü damlataşı ve damlataş havuzları bulunmaktadır. Bu mağara hidrolojik olarak kalmış fosil bir mağaradır. Bu nedenle de tavandan damlayan ve yan duvarlardan sızan sular dışında içerisi bütünüyle kurudur. Yalnızca bu sular ana girişin son bölümünde küçük gölcükler oluşturmuştur.<!--:--><!--:en-->
<p>Kuz Mağarası<br />
Isparta Sütçüler ilçesinin Kesme Kasabasının güneybatısında bulunan Asar tepe yakınında, 700-750 m. derinliğinde olan Köprüçay kanyonunun yamacında bulunan Kuz Mağarası, 224 m. uzunluğundadır. Mağaranın en derin yeri 17,5 m. olup, içerisindeki dar geçitlerinde ve yan kol bağlantılarında belirgin bir hava akımı vardır. Sıcak ve yarı kuru bir havaya sahiptir.<br />
Mağaranın genişliği 2-16 m. arasında, yüksekliği de 1-20 m. arasında değişmektedir. Mağaranın orta ve son bölümlerinde çeşitli sarkıt, dikit, sütun, duvar, örtü damlataşı ve damlataş havuzları bulunmaktadır. Bu mağara hidrolojik olarak kalmış fosil bir mağaradır. Bu nedenle de tavandan damlayan ve yan duvarlardan sızan sular dışında içerisi bütünüyle kurudur. Yalnızca bu sular ana girişin son bölümünde küçük gölcükler oluşturmuştur.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/kuz-magarasi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnönü Mağarası</title>
		<link>http://merakligezgin.com/inonu-magarasi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/inonu-magarasi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 13:54:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[eğirdir]]></category>
		<category><![CDATA[inönü mağarası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=2305</guid>
		<description><![CDATA[İnönü Mağarası
Isparta Eğirdir ilçesi Sarıidris Köyü’nün 1,5 km. güneyinde, İnönü Tepesi’nin kuzey yamacında bulunan İnönü Mağarası 227 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Yağışlı havalarda mağara içerisinde küçük göletler oluşmaktadır. İçerideki ısı 16 derece, hava nemi ise yüzde 82’dir. Mağara içerisinde yer yer damlataş oluşumları ile karşılaşılmıştır. Mağaranın girişinden sonra dar galeriler halinde yatay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->İnönü Mağarası<br />
Isparta Eğirdir ilçesi Sarıidris Köyü’nün 1,5 km. güneyinde, İnönü Tepesi’nin kuzey yamacında bulunan İnönü Mağarası 227 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Yağışlı havalarda mağara içerisinde küçük göletler oluşmaktadır. İçerideki ısı 16 derece, hava nemi ise yüzde 82’dir. Mağara içerisinde yer yer damlataş oluşumları ile karşılaşılmıştır. Mağaranın girişinden sonra dar galeriler halinde yatay olarak genişleyen mağaranın giriş kısmında geniş bir salon bulunmaktadır. Burada rastlanılan iskeletler mağaranın bir dönem iskan edildiğini veya mezar olarak kullanıldığını da göstermektedir.<!--:--><!--:en-->
<p>İnönü Mağarası<br />
Isparta Eğirdir ilçesi Sarıidris Köyü’nün 1,5 km. güneyinde, İnönü Tepesi’nin kuzey yamacında bulunan İnönü Mağarası 227 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Yağışlı havalarda mağara içerisinde küçük göletler oluşmaktadır. İçerideki ısı 16 derece, hava nemi ise yüzde 82’dir. Mağara içerisinde yer yer damlataş oluşumları ile karşılaşılmıştır. Mağaranın girişinden sonra dar galeriler halinde yatay olarak genişleyen mağaranın giriş kısmında geniş bir salon bulunmaktadır. Burada rastlanılan iskeletler mağaranın bir dönem iskan edildiğini veya mezar olarak kullanıldığını da göstermektedir.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/inonu-magarasi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayıini Mağarası</title>
		<link>http://merakligezgin.com/ayiini-magarasi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/ayiini-magarasi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 13:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[ayıini mağarası]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[yalvaç]]></category>
		<category><![CDATA[yarasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=2302</guid>
		<description><![CDATA[Ayıini Mağarası
Isparta Yalvaç ilçesinin 15 k. Kuzeydoğusunda, Sultan Dağları’nın güney yamacında, Nazillidere Mevkiinde bulunan Ayıini Mağarası 407 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Soğuk ve yarı nemli bir havaya sahip olan mağara içerisinde sarkıt ve dikitler ile sarnıçlar bulunmaktadır. Mağara iki kattan oluşmuş, çatlaklı bir yapısı olan fosil niteliklidir. Mağarada belirgin bir hayvan topluluğuna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->Ayıini Mağarası<br />
Isparta Yalvaç ilçesinin 15 k. Kuzeydoğusunda, Sultan Dağları’nın güney yamacında, Nazillidere Mevkiinde bulunan Ayıini Mağarası 407 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Soğuk ve yarı nemli bir havaya sahip olan mağara içerisinde sarkıt ve dikitler ile sarnıçlar bulunmaktadır. Mağara iki kattan oluşmuş, çatlaklı bir yapısı olan fosil niteliklidir. Mağarada belirgin bir hayvan topluluğuna rastlanmamış, yalnızca bazı bölümlerinde yarasa türleri yaşamaktadır. Mağaranın en başta gelen özelliği de diğer mağaralarda rastlanmayan sarnıçların bulunmasıdır.<!--:--><!--:en-->
<p>Ayıini Mağarası<br />
Isparta Yalvaç ilçesinin 15 k. Kuzeydoğusunda, Sultan Dağları’nın güney yamacında, Nazillidere Mevkiinde bulunan Ayıini Mağarası 407 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağaradır. Soğuk ve yarı nemli bir havaya sahip olan mağara içerisinde sarkıt ve dikitler ile sarnıçlar bulunmaktadır. Mağara iki kattan oluşmuş, çatlaklı bir yapısı olan fosil niteliklidir. Mağarada belirgin bir hayvan topluluğuna rastlanmamış, yalnızca bazı bölümlerinde yarasa türleri yaşamaktadır. Mağaranın en başta gelen özelliği de diğer mağaralarda rastlanmayan sarnıçların bulunmasıdır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/ayiini-magarasi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorgun Mağarası</title>
		<link>http://merakligezgin.com/sorgun-magarasi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/sorgun-magarasi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 13:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[anamas]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[sorgun]]></category>
		<category><![CDATA[sorgun mağarası]]></category>
		<category><![CDATA[sorgun yaylası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=2299</guid>
		<description><![CDATA[Sorgun Mağarası
Isparta Aksu ilçesinde, Sorgun Yaylası&#8217;nda, Anamas Dağları’nın güney eteklerinde bulunan Sorgun Mağarası ilçeye 8 km. uzaklıktadır. Mağara Anamas Dağları’nı oluşturan II.Zamana aittir. Kuzeydoğu-güneydoğu fay hattı üzerinde bulunan mağarada oldukça büyük bir çatlak oluşmuştur. 302 metre uzunluğundaki mağarada yer altı deresi bulunmaktadır. İki girişi olan mağaranın birinci girişi oldukça dardır. İkinci giriş birinci girişin 10 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->Sorgun Mağarası<br />
Isparta Aksu ilçesinde, Sorgun Yaylası&#8217;nda, Anamas Dağları’nın güney eteklerinde bulunan Sorgun Mağarası ilçeye 8 km. uzaklıktadır. Mağara Anamas Dağları’nı oluşturan II.Zamana aittir. Kuzeydoğu-güneydoğu fay hattı üzerinde bulunan mağarada oldukça büyük bir çatlak oluşmuştur. 302 metre uzunluğundaki mağarada yer altı deresi bulunmaktadır. İki girişi olan mağaranın birinci girişi oldukça dardır. İkinci giriş birinci girişin 10 m. uzağındadır. Zemininde sürekli su bulunan mağara 15 m. yüksekliğinde ve 3-5 m. genişliğinde doğu yönüne doğru kavis yaparak devam etmektedir. Zaman zaman daralıp genişleyen mağaranın iç kesimlerinde derinliği 1-1,5 metreye ulaşan su birikintileri bulunmaktadır. Ayrıca içerisi sarkıt, dikit ve sütunlarla kaplıdır. Mağara turizmi yönünden Sorgun Mağarası üzerinde durulması gereken bir mağaradır.<!--:--><!--:en-->
<p>Sorgun Mağarası<br />
Isparta Aksu ilçesinde, Sorgun Yaylası&#8217;nda, Anamas Dağları’nın güney eteklerinde bulunan Sorgun Mağarası ilçeye 8 km. uzaklıktadır. Mağara Anamas Dağları’nı oluşturan II.Zamana aittir. Kuzeydoğu-güneydoğu fay hattı üzerinde bulunan mağarada oldukça büyük bir çatlak oluşmuştur. 302 metre uzunluğundaki mağarada yer altı deresi bulunmaktadır. İki girişi olan mağaranın birinci girişi oldukça dardır. İkinci giriş birinci girişin 10 m. uzağındadır. Zemininde sürekli su bulunan mağara 15 m. yüksekliğinde ve 3-5 m. genişliğinde doğu yönüne doğru kavis yaparak devam etmektedir. Zaman zaman daralıp genişleyen mağaranın iç kesimlerinde derinliği 1-1,5 metreye ulaşan su birikintileri bulunmaktadır. Ayrıca içerisi sarkıt, dikit ve sütunlarla kaplıdır. Mağara turizmi yönünden Sorgun Mağarası üzerinde durulması gereken bir mağaradır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/sorgun-magarasi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
