<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MerakliGezgin.com &#187; Antalya</title>
	<atom:link href="http://merakligezgin.com/category/sehirler/antalya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merakligezgin.com</link>
	<description>SIZDE YAZIN, HERKES OKUSUN</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2010 10:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Damlataş Mağarası &#8211; Antalya</title>
		<link>http://merakligezgin.com/damlatas-magarasi-antalya/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/damlatas-magarasi-antalya/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 11:17:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Mağaralar]]></category>
		<category><![CDATA[damlataş]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Damlataş Mağarası &#8211; Antalya
Coğrafi Konum ve Ulaşım: Antalya, Alanya İlçesi’nde şehir içinde ve deniz kıyısında bulunmaktadır. Merkeze 3 km. dir.

Özellikleri: Damlataş Mağarası, 1948 yılında vapur iskelesi inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alınıp mağara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><big><strong>Damlataş Mağarası &#8211; Antalya</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong>Coğrafi Konum ve Ulaşım</strong>: Antalya, Alanya İlçesi’nde şehir içinde ve deniz kıyısında bulunmaktadır. Merkeze 3 km. dir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1191" title="damlatas_magara_2" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/damlatas_magara_2.jpg" alt="damlatas_magara_2" width="400" height="266" /></p>
<p><strong>Özellikleri:</strong> Damlataş Mağarası, 1948 yılında vapur iskelesi inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alınıp mağara hakkında araştırmalara başlanmıştır.</p>
<p>Toplam uzunluğu 30m. olan mağara kuru, yatay mağara tipindedir. 200 m.’lik bir alanı kaplamaktadır. Mağaranın kapısından içeri girince 45-50 m uzunluğunda bir geçit, 13-14 m çapında ve 15 m yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ayrıca 15000 senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500 metreküp hava ihtiva etmektedir. İçindeki ısı yaz-kış 22.3 derecedir. Mutlak nem 19.6 derece nispi nem %98&#8242;dir. Mağara dış tesirlerden arınmış olup havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 760 mm dir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1189" title="damlatas_magara_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/damlatas_magara_1.jpg" alt="damlatas_magara_1" width="450" height="338" /></p>
<p>Mağara boşluğunun tamamı 180-200 metrekaredir. Mağara etrafındaki kalınlık 10 m&#8217;yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 5-6 ayında devamlı damlar. Mağaradaki sarkıt ve dikitlerin İ.Ö. 20.000-15.000 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır. Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarasıdır.</p>
<p><strong>Mağaranın Tıbbi Fonksiyonu : </strong>Mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tespit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalde 8-10 misli fazla karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyoaktive gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir.</p>
<p>Alanya&#8217;ya tedavi için gelen hastaların, öncelikle bir doktordan mağaraya girmesinde bir sakınca olmadığına dair rapor alarak, mağaranın ilgili memuruna baş vurması gerekmektedir. Tedavi süresince sembolik bir ücret ödenir.<!--:--><!--:en-->
<p><big><strong>Damlataş Mağarası &#8211; Antalya</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><strong>Coğrafi Konum ve Ulaşım</strong>: Antalya, Alanya İlçesi’nde şehir içinde ve deniz kıyısında bulunmaktadır. Merkeze 3 km. dir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1191" title="damlatas_magara_2" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/damlatas_magara_2.jpg" alt="damlatas_magara_2" width="400" height="266" /></p>
<p><strong>Özellikleri:</strong> Damlataş Mağarası, 1948 yılında vapur iskelesi inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit olunan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu bulunmuştur. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü bu mağara hemen koruma altına alınıp mağara hakkında araştırmalara başlanmıştır.</p>
<p>Toplam uzunluğu 30m. olan mağara kuru, yatay mağara tipindedir. 200 m.’lik bir alanı kaplamaktadır. Mağaranın kapısından içeri girince 45-50 m uzunluğunda bir geçit, 13-14 m çapında ve 15 m yüksekliğinde silindirik bir boşluk, ayrıca 15000 senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağaranın iki katlı olan boşluğu 2500 metreküp hava ihtiva etmektedir. İçindeki ısı yaz-kış 22.3 derecedir. Mutlak nem 19.6 derece nispi nem %98&#8242;dir. Mağara dış tesirlerden arınmış olup havasında bol miktarda asit karbonik vardır. Hava basıncı deniz seviyesinden biraz aşağıda olmasına rağmen 760 mm dir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1189" title="damlatas_magara_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/damlatas_magara_1.jpg" alt="damlatas_magara_1" width="450" height="338" /></p>
<p>Mağara boşluğunun tamamı 180-200 metrekaredir. Mağara etrafındaki kalınlık 10 m&#8217;yi bulduğu için çökme ihtimali yoktur. Senenin 5-6 ayında devamlı damlar. Mağaradaki sarkıt ve dikitlerin İ.Ö. 20.000-15.000 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır. Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarasıdır.</p>
<p><strong>Mağaranın Tıbbi Fonksiyonu : </strong>Mağaranın astıma iyi gelen dört vasfı olduğu tespit edilmiştir. Mağaranın ortamında bulunan normalde 8-10 misli fazla karbondioksit, yüksek oranda nem, alçak sühunet, radyoaktive gibi unsurların ilk ikisinin astıma iyi geldiği, diğer ikisinin de yardımcı faktör olarak kabul edildiği bilinmektedir.</p>
<p>Alanya&#8217;ya tedavi için gelen hastaların, öncelikle bir doktordan mağaraya girmesinde bir sakınca olmadığına dair rapor alarak, mağaranın ilgili memuruna baş vurması gerekmektedir. Tedavi süresince sembolik bir ücret ödenir.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/damlatas-magarasi-antalya/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antalya-Beydağlar</title>
		<link>http://merakligezgin.com/antalya-beydaglar/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/antalya-beydaglar/ #comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 21:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Dağcılık]]></category>
		<category><![CDATA[beydağlar]]></category>
		<category><![CDATA[kızlar sivrisi]]></category>
		<category><![CDATA[soğukpınar]]></category>
		<category><![CDATA[tırmanış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1867</guid>
		<description><![CDATA[Antalya-Beydağlar
Toros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi&#8217;nin batısında kuzey &#8211; güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.
Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya&#8217;yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Antalya-Beydağlar</strong></p>
<p>Toros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi&#8217;nin batısında kuzey &#8211; güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.</p>
<p>Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya&#8217;yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. Eğer uykunuzdan fedakarlık edip güneşin doğuşunu burada yakaladığınızda gözlerinizi kamaştıracak kadar parlak bir gün doğumuna şahit olursunuz.</p>
<p>Yamaç paraşütü yapak isterseniz ve iyi bir hava yakalarsınız muhteşem bir manzarayla karşılaşırsınız. Ayrıca Bey dağları önemli bir dağcılık merkezi olmanın yanında önemli bir kış turizm merkezidir.<br />
Yükseklik : 3069 m.</p>
<p>Konumu : Toros dağlarının Antalya il sınırları içinde kalan batı bölümünü oluştururlar. Akdeniz kıyıları boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanırlar. Yılın her mevsimi gezi ve tırmanışlar için uygundur. Kış ayları dışında en uygun zaman Nisan, Mayıs ve Haziran aylarıdır.</p>
<p>Özellikleri : Genellikle kalker kayalardan oluşan bu sıradağlar, değişik orman örtüleri ile kaplıdır. Bu dağlar üzerinde çok sayıda dağ dorukları yer alır.</p>
<p>Ulaşım : Tırmanışlar için en uygun yaklaşma yeri Antalya- Antalya-Kemer ve Antalya-Elmalıdır. Antalya; İstanbul ve İzmir&#8217;e deniz kara ve hava yolu, Ankara&#8217;ya hava ve karayolu ile bağlıdır.</p>
<p><strong>Tırmanışlar</strong></p>
<p>Beydağlarının en yüksek doruğu olan Kılarsivrisine (3069 m.) tırmanış Elmalı üzerinden yapılır. Buradan otomobil ile çevresi sedir ormanları ile kaplı Çamçukuru yaylasına gidilir. Çamçukuruna kamp kuran dağcılar, bir gün içinde doruk çıkışını yapar ve dönerler. Buzdağlarının en ilginç gezi ve tırmanışı Tahtalı Dağındadır, 2360 m. yükseklikteki bu dağ 2000 m. yüksekliğe kadar değişik türde orman örtüleri ile kaplıdır. Orman örtüsünden sonra dağ çayırları bulunur. Tahtalı Dağa çıkış için Kemer&#8217;den otomobil ile dağın kuzeyindeki Soğukpınar&#8217;a (Soğucaksu) çıkılır. Burada kamp yeri seçilir. Doruk tırmanışı Akdeniz&#8217;i gören sırtlar üzerinden yapılır. Tırmanış sırasında her an görünüm ve manzara değişir.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>Antalya-Beydağlar</strong></p>
<p>Toros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi&#8217;nin batısında kuzey &#8211; güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.</p>
<p>Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya&#8217;yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. Eğer uykunuzdan fedakarlık edip güneşin doğuşunu burada yakaladığınızda gözlerinizi kamaştıracak kadar parlak bir gün doğumuna şahit olursunuz.</p>
<p>Yamaç paraşütü yapak isterseniz ve iyi bir hava yakalarsınız muhteşem bir manzarayla karşılaşırsınız. Ayrıca Bey dağları önemli bir dağcılık merkezi olmanın yanında önemli bir kış turizm merkezidir.<br />
Yükseklik : 3069 m.</p>
<p>Konumu : Toros dağlarının Antalya il sınırları içinde kalan batı bölümünü oluştururlar. Akdeniz kıyıları boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanırlar. Yılın her mevsimi gezi ve tırmanışlar için uygundur. Kış ayları dışında en uygun zaman Nisan, Mayıs ve Haziran aylarıdır.</p>
<p>Özellikleri : Genellikle kalker kayalardan oluşan bu sıradağlar, değişik orman örtüleri ile kaplıdır. Bu dağlar üzerinde çok sayıda dağ dorukları yer alır.</p>
<p>Ulaşım : Tırmanışlar için en uygun yaklaşma yeri Antalya- Antalya-Kemer ve Antalya-Elmalıdır. Antalya; İstanbul ve İzmir&#8217;e deniz kara ve hava yolu, Ankara&#8217;ya hava ve karayolu ile bağlıdır.</p>
<p><strong>Tırmanışlar</strong></p>
<p>Beydağlarının en yüksek doruğu olan Kılarsivrisine (3069 m.) tırmanış Elmalı üzerinden yapılır. Buradan otomobil ile çevresi sedir ormanları ile kaplı Çamçukuru yaylasına gidilir. Çamçukuruna kamp kuran dağcılar, bir gün içinde doruk çıkışını yapar ve dönerler. Buzdağlarının en ilginç gezi ve tırmanışı Tahtalı Dağındadır, 2360 m. yükseklikteki bu dağ 2000 m. yüksekliğe kadar değişik türde orman örtüleri ile kaplıdır. Orman örtüsünden sonra dağ çayırları bulunur. Tahtalı Dağa çıkış için Kemer&#8217;den otomobil ile dağın kuzeyindeki Soğukpınar&#8217;a (Soğucaksu) çıkılır. Burada kamp yeri seçilir. Doruk tırmanışı Akdeniz&#8217;i gören sırtlar üzerinden yapılır. Tırmanış sırasında her an görünüm ve manzara değişir.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/antalya-beydaglar/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Xanthos Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/xanthos-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/xanthos-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 07:14:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[harpagos]]></category>
		<category><![CDATA[kınık]]></category>
		<category><![CDATA[xanthos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1820</guid>
		<description><![CDATA[Xanthos 
&#8220;Pers    ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos Ovası&#8217;na indiği zaman, Xanthoslular    bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler, yiğitlikte nam saldılar,    ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları, çcukları, hazineleri ve    köleleri kaleye doldurdular. Alttan, yandan ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Xanthos </strong></p>
<p>&#8220;Pers    ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos Ovası&#8217;na indiği zaman, Xanthoslular    bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler, yiğitlikte nam saldılar,    ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları, çcukları, hazineleri ve    köleleri kaleye doldurdular. Alttan, yandan ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi    yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana    saldırdılar ve Xanthos&#8217;ta oturanların tümü de savaşarak öldüler.&#8221;</p>
<p>Heredot M.Ö. 545    yılında Lykialıların Pers komutanı Harpagos&#8217;a karşı savaşını böyle anlatmaktadır.    Bu ateşten yalnızca o sırada başka yerlerde bulunan Xanthoslular kurtulabilmişler,    daha sonra şehirlerine gelerek şehri yeni baştan kurmuşlardır.</p>
<p>Burada    Xanthos&#8217;un M.Ö. V. yüzyılda varolduğunu anlıyoruz. M.Ö. 1200 yılında yapılan    Troya Savaşı sırasında başlarında Xanthoslu Sarpedon olduğu halde Lykialılar    Troya Savaşı&#8217;na katılmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki Xanthos M.Ö. 1200 yıllarında    da vardır. Fakat, görkemli ama talihsiz bu şehir M.Ö. 475 &#8211; 450 sırasında bu    kez bir yangın felaketiyle karşılaşmış, baştan başa yanmıştır. Kazılarda bu    tarihlere ait kalın bir kül tabakası ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>M.Ö. 429&#8242;da Melesandros    isimli Atinalı bir komutan vergi toplamaya kalkınca tüm Lykialılar birleşerek    yine ona karşı koyarlar. Bu savaşta Melesandros ölür ve Atina ile olan ilişkiler    da sona erer. M.Ö. 333&#8242;de İskender&#8217;in eline geçen Xanthos, İskender&#8217;in ölümüyle    M.Ö. 309&#8242;da Ptolemaiosların eline geçer. Daha sonra da Suriye Kralı III. Antiokhos&#8217;un    eline geçen Xanthos&#8217;u bu dönemde büyük bir gelişme içinde görürüz.</p>
<p>M.Ö.    II. yüzyılda Xanthos Lykia Birliği&#8217;nin başşehridir. Bir ara Rodos yönetimine    verilen Xanthos, Rodosluların yönetimine karşı gelerek özgürlüğüne kavuşmuştur.    Tarihi boyunca büyük istilâlar ve felaketler geçiren Xanthos&#8217;u Roma döneminde    M.Ö. 42 yılında Brutus işgal eder. Lykia aakropolünü yerle bir ederek Xanthosluları    kılıçtan geçirir. Xanthoslular Brutus&#8217;a teslim olmamak için yine topluca intihar    ederler. Kucağında çocuğu ile bir kadının ateşe atladığını gören Brutus çok    üzülür ve askerlerine, Xanthosluları kurtaranları ödüllendireceğini söylerse    de çok geç kalır. Hemen bir yıl sonra ise Marcus Antoninus, Brutus&#8217;un açtığı    yaraları sarmak için Xanthos&#8217;a elini uzatır ve şehri yeni baştan imar eder.    Roma İmparotoru Vespasianus da bu şehre dostça davranmış olmalı ki adına bir    tak dikilmiştir. M.S. II. yüzyılda Roma&#8217;nın yanında Lykialı zenginler de Xanthos&#8217;a    yardım etmişlerdir. Örneğin Licinius Langos&#8217;un şehirde bir hamam yaptırdığını    biliyoruz.</p>
<p>Bizans    döneminde bir piskoposluk merkezi olan Xanthos, Arap akınları başlayınca terk    edilmiştir. Xanthos&#8217;u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün    rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara&#8217;ya yanaşan harp gemisiyle    Londra&#8217;ya taşımıştır. Bugün British Museum&#8217;un Lykia salonunda buradan götürülmüş    olan birçok eser sergilenmektedir. 1950&#8242;den beri kazı Fransızlar tarafından    yapılan Xanthos&#8217;u önce Dr. Pierre Demargne, sonra Prof. Dr. Henri Metzger kazmıştır.</p>
<p>Xanthos, Fethiye    &#8211; Kaş yolu üzerinde, Fethiye&#8217;ye 55 km uzaklıktadır. Kınık Köyü&#8217;nün yakınında    Eşen Çayı&#8217;nın ayırdığı Muğla &#8211; Antalya il sınırı üzerindedir. Kınık Köyü&#8217;nün    hemen yanından Xanthos harabelerine çıkılır.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>Xanthos </strong></p>
<p>&#8220;Pers    ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos Ovası&#8217;na indiği zaman, Xanthoslular    bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler, yiğitlikte nam saldılar,    ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları, çcukları, hazineleri ve    köleleri kaleye doldurdular. Alttan, yandan ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi    yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana    saldırdılar ve Xanthos&#8217;ta oturanların tümü de savaşarak öldüler.&#8221;</p>
<p>Heredot M.Ö. 545    yılında Lykialıların Pers komutanı Harpagos&#8217;a karşı savaşını böyle anlatmaktadır.    Bu ateşten yalnızca o sırada başka yerlerde bulunan Xanthoslular kurtulabilmişler,    daha sonra şehirlerine gelerek şehri yeni baştan kurmuşlardır.</p>
<p>Burada    Xanthos&#8217;un M.Ö. V. yüzyılda varolduğunu anlıyoruz. M.Ö. 1200 yılında yapılan    Troya Savaşı sırasında başlarında Xanthoslu Sarpedon olduğu halde Lykialılar    Troya Savaşı&#8217;na katılmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki Xanthos M.Ö. 1200 yıllarında    da vardır. Fakat, görkemli ama talihsiz bu şehir M.Ö. 475 &#8211; 450 sırasında bu    kez bir yangın felaketiyle karşılaşmış, baştan başa yanmıştır. Kazılarda bu    tarihlere ait kalın bir kül tabakası ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>M.Ö. 429&#8242;da Melesandros    isimli Atinalı bir komutan vergi toplamaya kalkınca tüm Lykialılar birleşerek    yine ona karşı koyarlar. Bu savaşta Melesandros ölür ve Atina ile olan ilişkiler    da sona erer. M.Ö. 333&#8242;de İskender&#8217;in eline geçen Xanthos, İskender&#8217;in ölümüyle    M.Ö. 309&#8242;da Ptolemaiosların eline geçer. Daha sonra da Suriye Kralı III. Antiokhos&#8217;un    eline geçen Xanthos&#8217;u bu dönemde büyük bir gelişme içinde görürüz.</p>
<p>M.Ö.    II. yüzyılda Xanthos Lykia Birliği&#8217;nin başşehridir. Bir ara Rodos yönetimine    verilen Xanthos, Rodosluların yönetimine karşı gelerek özgürlüğüne kavuşmuştur.    Tarihi boyunca büyük istilâlar ve felaketler geçiren Xanthos&#8217;u Roma döneminde    M.Ö. 42 yılında Brutus işgal eder. Lykia aakropolünü yerle bir ederek Xanthosluları    kılıçtan geçirir. Xanthoslular Brutus&#8217;a teslim olmamak için yine topluca intihar    ederler. Kucağında çocuğu ile bir kadının ateşe atladığını gören Brutus çok    üzülür ve askerlerine, Xanthosluları kurtaranları ödüllendireceğini söylerse    de çok geç kalır. Hemen bir yıl sonra ise Marcus Antoninus, Brutus&#8217;un açtığı    yaraları sarmak için Xanthos&#8217;a elini uzatır ve şehri yeni baştan imar eder.    Roma İmparotoru Vespasianus da bu şehre dostça davranmış olmalı ki adına bir    tak dikilmiştir. M.S. II. yüzyılda Roma&#8217;nın yanında Lykialı zenginler de Xanthos&#8217;a    yardım etmişlerdir. Örneğin Licinius Langos&#8217;un şehirde bir hamam yaptırdığını    biliyoruz.</p>
<p>Bizans    döneminde bir piskoposluk merkezi olan Xanthos, Arap akınları başlayınca terk    edilmiştir. Xanthos&#8217;u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün    rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara&#8217;ya yanaşan harp gemisiyle    Londra&#8217;ya taşımıştır. Bugün British Museum&#8217;un Lykia salonunda buradan götürülmüş    olan birçok eser sergilenmektedir. 1950&#8242;den beri kazı Fransızlar tarafından    yapılan Xanthos&#8217;u önce Dr. Pierre Demargne, sonra Prof. Dr. Henri Metzger kazmıştır.</p>
<p>Xanthos, Fethiye    &#8211; Kaş yolu üzerinde, Fethiye&#8217;ye 55 km uzaklıktadır. Kınık Köyü&#8217;nün yakınında    Eşen Çayı&#8217;nın ayırdığı Muğla &#8211; Antalya il sınırı üzerindedir. Kınık Köyü&#8217;nün    hemen yanından Xanthos harabelerine çıkılır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/xanthos-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trysa Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/trysa-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/trysa-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 07:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[davazlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gölbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[trysa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1818</guid>
		<description><![CDATA[

Trysa 
Trysa    harabeleri Kaş &#8211; Finike yolu üzerindeki Kyaenai harabelerine ait köyün üzerindeki    kayalara oyulmuş tapınak şeklindeki mezarı gördükten hemen sonra Davazlar Köyü&#8217;ne    gelinir. Trysa bu köyün 1 km ilerisindeki Gölbaşı mevkiindedir.
Tepenin doğu eteğinde,    çıkış yolunun hemen yakınlarında birçok lahit görerek tırmanmaya devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2044" title="trysa_hayran" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/trysa_hayran.jpg" alt="trysa_hayran" width="546" height="358" /></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Trysa </strong></p>
<p>Trysa    harabeleri Kaş &#8211; Finike yolu üzerindeki Kyaenai harabelerine ait köyün üzerindeki    kayalara oyulmuş tapınak şeklindeki mezarı gördükten hemen sonra Davazlar Köyü&#8217;ne    gelinir. Trysa bu köyün 1 km ilerisindeki Gölbaşı mevkiindedir.</p>
<p>Tepenin doğu eteğinde,    çıkış yolunun hemen yakınlarında birçok lahit görerek tırmanmaya devam ederken,    Trysa&#8217;nın kuzey ve batısını çeviren kiklopien tarzı su duvarları ile yapı kalıntılarını    da görmek mümkündür. Tepenin kuzeydoğu ucuna ulaşıldığında Gölbaşı Anıtı olarak    adlandırılan heroonun kalıntıları ile karşılaşılır. Heroon dört yandan çok köşeli    taşlardan örülmüş bir duvar ile çevrilidir. Yerli kayadan oyularak çıkarılan    ve bir aile için hazırlanmış olan lahit bu duvarların batı köşesine konmuştur.</p>
<p>M.Ö. IV. yüzyıla    ait heroona doğu yönünden süslü bir kapı ile girilir. Kapı lentosunun dış yüzünde    belirli aralıklarla işlenmiş kanatlı dört boğa arasında gorgoneion tasviri mevcuttur.    Boğaların dıştakilerinin altlarına koltukta oturan erkekler, içtekilerin altına    ise erkeklere yüzleri dönük ve arkalarında kızları bulunan kadınlar isabet eder.    Bunlar mezarın sahibi olan kişiler olmalıdır.</p>
<p>Heroonu çevreleyen    duvarın iç yüzünde yer alan çift sıra frizde mitolojik sahneler vardır. Kapının    bulunduğu tarafta, dışta; ilk sırada Amazonlarla Yunanlıların savaşı, ikinci    sırada da belden yukarısı insan şeklinde at adam yani Kentaurlar yer alır. Diğer    tarafta ise harp sahnesi bulunmaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2046" title="trysa_figur_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/trysa_figur_1.jpg" alt="trysa_figur_1" width="600" height="286" /></p>
<p>Heroonun doğu duvarında    Theseus ile ilgili kabartmalar iki frizde de duvar boyunca devam eder. Atina    kralının oğlu olan Theseus Atina&#8217;ya babasının yanına gelirken yolları kesen    bütün dev ve vahşi hayvanları öldürmüştür. Girit Adası&#8217;ndaki korkunç Minotauros&#8217;u    öldürerek Yunanistan&#8217;ın en ünlü kahramanı olur. Bu frizlerde ayrıca diğer bir    kahraman olan Perseus da yer alır. Zeus ile Danae&#8217;nin oğlu olan Perseus&#8217;un kahramanlıkları    arasında &#8220;Medusa&#8217;nın başını kesmesi&#8221; de vardır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2047" title="trysa_figur_2" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/trysa_figur_2.jpg" alt="trysa_figur_2" width="594" height="210" /></p>
<p><!--:--><!--:en-->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2044" title="trysa_hayran" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/trysa_hayran.jpg" alt="trysa_hayran" width="546" height="358" /></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Trysa </strong></p>
<p>Trysa    harabeleri Kaş &#8211; Finike yolu üzerindeki Kyaenai harabelerine ait köyün üzerindeki    kayalara oyulmuş tapınak şeklindeki mezarı gördükten hemen sonra Davazlar Köyü&#8217;ne    gelinir. Trysa bu köyün 1 km ilerisindeki Gölbaşı mevkiindedir.</p>
<p>Tepenin doğu eteğinde,    çıkış yolunun hemen yakınlarında birçok lahit görerek tırmanmaya devam ederken,    Trysa&#8217;nın kuzey ve batısını çeviren kiklopien tarzı su duvarları ile yapı kalıntılarını    da görmek mümkündür. Tepenin kuzeydoğu ucuna ulaşıldığında Gölbaşı Anıtı olarak    adlandırılan heroonun kalıntıları ile karşılaşılır. Heroon dört yandan çok köşeli    taşlardan örülmüş bir duvar ile çevrilidir. Yerli kayadan oyularak çıkarılan    ve bir aile için hazırlanmış olan lahit bu duvarların batı köşesine konmuştur.</p>
<p>M.Ö. IV. yüzyıla    ait heroona doğu yönünden süslü bir kapı ile girilir. Kapı lentosunun dış yüzünde    belirli aralıklarla işlenmiş kanatlı dört boğa arasında gorgoneion tasviri mevcuttur.    Boğaların dıştakilerinin altlarına koltukta oturan erkekler, içtekilerin altına    ise erkeklere yüzleri dönük ve arkalarında kızları bulunan kadınlar isabet eder.    Bunlar mezarın sahibi olan kişiler olmalıdır.</p>
<p>Heroonu çevreleyen    duvarın iç yüzünde yer alan çift sıra frizde mitolojik sahneler vardır. Kapının    bulunduğu tarafta, dışta; ilk sırada Amazonlarla Yunanlıların savaşı, ikinci    sırada da belden yukarısı insan şeklinde at adam yani Kentaurlar yer alır. Diğer    tarafta ise harp sahnesi bulunmaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2046" title="trysa_figur_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/trysa_figur_1.jpg" alt="trysa_figur_1" width="600" height="286" /></p>
<p>Heroonun doğu duvarında    Theseus ile ilgili kabartmalar iki frizde de duvar boyunca devam eder. Atina    kralının oğlu olan Theseus Atina&#8217;ya babasının yanına gelirken yolları kesen    bütün dev ve vahşi hayvanları öldürmüştür. Girit Adası&#8217;ndaki korkunç Minotauros&#8217;u    öldürerek Yunanistan&#8217;ın en ünlü kahramanı olur. Bu frizlerde ayrıca diğer bir    kahraman olan Perseus da yer alır. Zeus ile Danae&#8217;nin oğlu olan Perseus&#8217;un kahramanlıkları    arasında &#8220;Medusa&#8217;nın başını kesmesi&#8221; de vardır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2047" title="trysa_figur_2" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/trysa_figur_2.jpg" alt="trysa_figur_2" width="594" height="210" /></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/trysa-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tralleis Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/tralleis-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/tralleis-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 07:10:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[argos]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[strabon]]></category>
		<category><![CDATA[tralleis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1814</guid>
		<description><![CDATA[Tralleis 



Bugünkü Aydın İli sınırları içindedir. Efsaneye göre Argoslular ve barbar Trakyalı    Tralleislilerce kurulmuştur. Ancak daha önceleri Karialılarca kullanılmış bir    kent olmalıdır. İ.Ö. 334&#8242;te İskender tarafından alınmasından sonra, Hellenistik    kralıklar arasında sık sık el değiştirmiştir. Bergama krallık çağında ise yontuculukta    zirveye ulaşmış, Bergama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Tralleis </strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2084" title="tralleis_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/tralleis_02.jpg" alt="tralleis_02" width="450" height="281" /></strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2088" title="tralleis_03" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/tralleis_03.jpg" alt="tralleis_03" width="450" height="472" /><br />
</strong></p>
<p>Bugünkü Aydın İli sınırları içindedir. Efsaneye göre Argoslular ve barbar Trakyalı    Tralleislilerce kurulmuştur. Ancak daha önceleri Karialılarca kullanılmış bir    kent olmalıdır. İ.Ö. 334&#8242;te İskender tarafından alınmasından sonra, Hellenistik    kralıklar arasında sık sık el değiştirmiştir. Bergama krallık çağında ise yontuculukta    zirveye ulaşmış, Bergama Zeus sunağında çalıştıkları bilinen Apollonios ve Tauriskos    isimli iki büyük yontu ustasını yetiştirmiştir. Strabon tarafından halkının    zenginliği anlatılan kent üzerinde bugün ayakta kalan tek yapı, Aydınlılarca    Üçgözler olarak adlandırılan İ.S. II. yüzyılda yapılmış gymnasiona ait kalıntıdır.    Nekropol kentin güneyinde modern Aydın&#8217;ın üzerinde yer alıyor. Yapılan kazılarda    ele geçen yazıtlardan ve antik çağ yazarlarının anlattıklarından, Hellenistik    Dönemde Zeus Larasios tapınağı ve buna bağlı Zeus Larasios kültünün varlığı    anlaşılmaktadır. Ancak yeri bugün kesin olarak belli değildir. Bunun dışında    agora, tiyatro, stadion kentin diğer yapılarındandır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2085" title="Tralleis_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Tralleis_01.JPG" alt="Tralleis_01" width="450" height="295" /><!--:--><!--:en-->
<p><strong>Tralleis </strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2084" title="tralleis_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/tralleis_02.jpg" alt="tralleis_02" width="450" height="281" /></strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2088" title="tralleis_03" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/tralleis_03.jpg" alt="tralleis_03" width="450" height="472" /><br />
</strong></p>
<p>Bugünkü Aydın İli sınırları içindedir. Efsaneye göre Argoslular ve barbar Trakyalı    Tralleislilerce kurulmuştur. Ancak daha önceleri Karialılarca kullanılmış bir    kent olmalıdır. İ.Ö. 334&#8242;te İskender tarafından alınmasından sonra, Hellenistik    kralıklar arasında sık sık el değiştirmiştir. Bergama krallık çağında ise yontuculukta    zirveye ulaşmış, Bergama Zeus sunağında çalıştıkları bilinen Apollonios ve Tauriskos    isimli iki büyük yontu ustasını yetiştirmiştir. Strabon tarafından halkının    zenginliği anlatılan kent üzerinde bugün ayakta kalan tek yapı, Aydınlılarca    Üçgözler olarak adlandırılan İ.S. II. yüzyılda yapılmış gymnasiona ait kalıntıdır.    Nekropol kentin güneyinde modern Aydın&#8217;ın üzerinde yer alıyor. Yapılan kazılarda    ele geçen yazıtlardan ve antik çağ yazarlarının anlattıklarından, Hellenistik    Dönemde Zeus Larasios tapınağı ve buna bağlı Zeus Larasios kültünün varlığı    anlaşılmaktadır. Ancak yeri bugün kesin olarak belli değildir. Bunun dışında    agora, tiyatro, stadion kentin diğer yapılarındandır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2085" title="Tralleis_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Tralleis_01.JPG" alt="Tralleis_01" width="450" height="295" /></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/tralleis-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tlos Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/tlos-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/tlos-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 07:08:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[korkuteli]]></category>
		<category><![CDATA[lykia]]></category>
		<category><![CDATA[tlos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1811</guid>
		<description><![CDATA[Tlos    (Kaleasar) 


Fethiye    &#8211; Korkuteli yolu üzerindeki Kemer bucağından, 13 km sonra Yaka Köyündeki, Kale    Mahallesinde bulunan Tlos harabelerine gidilir.
Lykialıların M.Ö.    1200 yıllarında yapılan Troya savaşına katıldığını biliyoruz. Ele geçen belgeler    Lykia şehirlerinin tarihlerinin M.Ö. V. yüzyıla kadar gittiğini göstermektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Tlos    (Kaleasar) </strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2091" title="tlos_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/tlos_01.jpg" alt="tlos_01" width="450" height="338" /><br />
</strong></p>
<p>Fethiye    &#8211; Korkuteli yolu üzerindeki Kemer bucağından, 13 km sonra Yaka Köyündeki, Kale    Mahallesinde bulunan Tlos harabelerine gidilir.</p>
<p>Lykialıların M.Ö.    1200 yıllarında yapılan Troya savaşına katıldığını biliyoruz. Ele geçen belgeler    Lykia şehirlerinin tarihlerinin M.Ö. V. yüzyıla kadar gittiğini göstermektedir.    Daha eski belgeler ele geçmediği için bu şehirlerin kuruluşlarını tam olarak    bilememekteyiz. Lykia&#8217;da hayat II. binlerde başlamaktadır. İşte Tlos&#8217;da tesadüfen    bulunan bir baltanın da M.Ö. II. bin yıla ait olması bu tezimizi kuvvetlendiren    bir delil olarak karşımıza çukmaktadır. Böylece Tlos&#8217;un II. bin yılda Talawa    adıyla varolduğunu bilmekteyiz. İleride ele geçecek diğer belgeler de Lykia    şehirlerinin tarihlerini daha eskilere götürmemize yarayacaktır.</p>
<p>M.Ö.    II. yüzyılda Tlos&#8217;un Lykia Birliği&#8217;ne girdiğini biliyoruz. Bizans döneminde    de varlığını sürdüren Tlos XIX. yüzyıla kadar hayatiyetini sürdürebilmiş nadir    ören yerlerinden birisidir.</p>
<p><a href="http://www.antalyasanalgezinti.com/tlos.php" target="_blank">Tlos Sanal Gezinti için tıklayın &gt;&gt;&gt;</a></p>
<p><a href="http://www.tlosexcavations.com/" target="_blank">Tlos Kazıları &gt;&gt;&gt;</a><!--:--><!--:en-->
<p><strong>Tlos    (Kaleasar) </strong></p>
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-2091" title="tlos_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/tlos_01.jpg" alt="tlos_01" width="450" height="338" /><br />
</strong></p>
<p>Fethiye    &#8211; Korkuteli yolu üzerindeki Kemer bucağından, 13 km sonra Yaka Köyündeki, Kale    Mahallesinde bulunan Tlos harabelerine gidilir.</p>
<p>Lykialıların M.Ö.    1200 yıllarında yapılan Troya savaşına katıldığını biliyoruz. Ele geçen belgeler    Lykia şehirlerinin tarihlerinin M.Ö. V. yüzyıla kadar gittiğini göstermektedir.    Daha eski belgeler ele geçmediği için bu şehirlerin kuruluşlarını tam olarak    bilememekteyiz. Lykia&#8217;da hayat II. binlerde başlamaktadır. İşte Tlos&#8217;da tesadüfen    bulunan bir baltanın da M.Ö. II. bin yıla ait olması bu tezimizi kuvvetlendiren    bir delil olarak karşımıza çukmaktadır. Böylece Tlos&#8217;un II. bin yılda Talawa    adıyla varolduğunu bilmekteyiz. İleride ele geçecek diğer belgeler de Lykia    şehirlerinin tarihlerini daha eskilere götürmemize yarayacaktır.</p>
<p>M.Ö.    II. yüzyılda Tlos&#8217;un Lykia Birliği&#8217;ne girdiğini biliyoruz. Bizans döneminde    de varlığını sürdüren Tlos XIX. yüzyıla kadar hayatiyetini sürdürebilmiş nadir    ören yerlerinden birisidir.</p>
<p><a href="http://www.antalyasanalgezinti.com/tlos.php" target="_blank">Tlos Sanal Gezinti için tıklayın &gt;&gt;&gt;</a></p>
<p><a href="http://www.tlosexcavations.com/" target="_blank">Tlos Kazıları &gt;&gt;&gt;</a></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/tlos-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Theimussa Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/theimussa-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/theimussa-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 07:06:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1808</guid>
		<description><![CDATA[Theimussa    (Kale iskelesi-Üçağız) 
Karayolu    ile Kekova&#8217;yı bağlayan yer Theimussa&#8217;nın bulunduğu Üçağız Köyü&#8217;dür.
Burası aynı zamanda    tekneler için iyi bir barınaktır. Üç tarafı yeşil teknelerle çevrili Üçağız    Koyu doğal bir liman görünümündedir. Koyun kuzey kıyısında yer alan Üçağız Köyü&#8217;nün    içinde görülen kalıntılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Theimussa    (Kale iskelesi-Üçağız) </strong></p>
<p>Karayolu    ile Kekova&#8217;yı bağlayan yer Theimussa&#8217;nın bulunduğu Üçağız Köyü&#8217;dür.</p>
<p>Burası aynı zamanda    tekneler için iyi bir barınaktır. Üç tarafı yeşil teknelerle çevrili Üçağız    Koyu doğal bir liman görünümündedir. Koyun kuzey kıyısında yer alan Üçağız Köyü&#8217;nün    içinde görülen kalıntılar Theimussa antik kentine aittir. Şehrin tarihi hakkında    pek bilgi yoktur, ancak bir kitabeden tarihinin M.Ö. IV. yüzyıla kadar indiği    anlaşılmaktadır. Burada daha çok mezar kalıntıları görülürse de köyünü kıyısında    söveleri hâlâ yerinde bir kapı ile alçak bir kayalık üzerinde kule kalıntısı    da görülebilir.</p>
<p>İskelenin hemen    arkasında bulunan bir mezar M.Ö. IV. yüzyıla ait olup ev tipinde ve üzerinde    çıplak, erkek bir genç tasviri vardır. Kitabesinde Kluwanimi&#8217;ye ait olduğu yazılıdır.</p>
<p>Doğuda    denizin hemen yukarısında birbiri üzerine binmiş hissini veren birçok lahit    görülür. Bu mezarların çoğu Hellenistik ve Roma dönemine aittir. Mezarların    üzerindeki yazıtlar da Kyaenai ve Myra vatandaşı diye yazılıdır.</p>
<p>Kaleköy&#8217;deki Simena,    Apollonia, İsinda ve Aperlai ile birlik oluşturduğu gibi herhalde Theimussa&#8217;da,    Myra ve Kyaenai ile bir birlik oluşturmuş olup o şehirlerden birisi ile Lykia    Birliğinde temsil edilmekteydi. Şehrin doğu ucunda kayaların kesilmesiyle 28    m uzunlukta 8 m genişlikte bir iskele bulunmaktadır. Kayaların kesilme izleri    bugün de görülebilir. Buradan Kaleköy&#8217;de bulunan Simena&#8217;ya geçilir.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>Theimussa    (Kale iskelesi-Üçağız) </strong></p>
<p>Karayolu    ile Kekova&#8217;yı bağlayan yer Theimussa&#8217;nın bulunduğu Üçağız Köyü&#8217;dür.</p>
<p>Burası aynı zamanda    tekneler için iyi bir barınaktır. Üç tarafı yeşil teknelerle çevrili Üçağız    Koyu doğal bir liman görünümündedir. Koyun kuzey kıyısında yer alan Üçağız Köyü&#8217;nün    içinde görülen kalıntılar Theimussa antik kentine aittir. Şehrin tarihi hakkında    pek bilgi yoktur, ancak bir kitabeden tarihinin M.Ö. IV. yüzyıla kadar indiği    anlaşılmaktadır. Burada daha çok mezar kalıntıları görülürse de köyünü kıyısında    söveleri hâlâ yerinde bir kapı ile alçak bir kayalık üzerinde kule kalıntısı    da görülebilir.</p>
<p>İskelenin hemen    arkasında bulunan bir mezar M.Ö. IV. yüzyıla ait olup ev tipinde ve üzerinde    çıplak, erkek bir genç tasviri vardır. Kitabesinde Kluwanimi&#8217;ye ait olduğu yazılıdır.</p>
<p>Doğuda    denizin hemen yukarısında birbiri üzerine binmiş hissini veren birçok lahit    görülür. Bu mezarların çoğu Hellenistik ve Roma dönemine aittir. Mezarların    üzerindeki yazıtlar da Kyaenai ve Myra vatandaşı diye yazılıdır.</p>
<p>Kaleköy&#8217;deki Simena,    Apollonia, İsinda ve Aperlai ile birlik oluşturduğu gibi herhalde Theimussa&#8217;da,    Myra ve Kyaenai ile bir birlik oluşturmuş olup o şehirlerden birisi ile Lykia    Birliğinde temsil edilmekteydi. Şehrin doğu ucunda kayaların kesilmesiyle 28    m uzunlukta 8 m genişlikte bir iskele bulunmaktadır. Kayaların kesilme izleri    bugün de görülebilir. Buradan Kaleköy&#8217;de bulunan Simena&#8217;ya geçilir.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/theimussa-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Termessos Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/termessos-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/termessos-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:23:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[frigya]]></category>
		<category><![CDATA[güllük]]></category>
		<category><![CDATA[Termessos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1805</guid>
		<description><![CDATA[TERMESSOS 
Termessos,  Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir. Antalya’nın 30 kilometre  kuzeybatısında yer alır. Denizden ortalama yüksekliği 200 metre olan Antalya  dağları çevresindeki travertenlerden 1.665 metre yükseklikte, Güllük Dağı’nın  tepesinde doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Bir çok vahşi bitkinin  arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos’un, huzur  veren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>TERMESSOS </strong></p>
<p>Termessos,  Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir. Antalya’nın 30 kilometre  kuzeybatısında yer alır. Denizden ortalama yüksekliği 200 metre olan Antalya  dağları çevresindeki travertenlerden 1.665 metre yükseklikte, Güllük Dağı’nın  tepesinde doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Bir çok vahşi bitkinin  arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos’un, huzur  veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farklı ve  etkileyici bir havası vardır. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir  adını taşıyan Milli Park kapsamına alınmıştır.</p>
<p>Termessos’taki çift “s”, şehrin Anadolu insanları tarafından kurulduğuna dair  dilbilimsel bir kanıt sağlar. Strabo’ya göre, Pisidia halkı olan Termessos  sakinleri kendilerini Slymi olarak çağırırlardı. Yaşadıkları dağa da verilen bu  isim, sonraki yıllarda Zeus’la özdeşleştirilen ve burada da Zeus Solymes  kültünün yükselmesine sebep olan Anadolu tanrılarından Solymes’den gelmektedir.  Termessos madeni paralarında genelde bu tanrı vardır ve paralara adını  verilmiştir.</p>
<p>Tarih sahnesinde bu şehirle ilk karşılaşmamız meşhur Büyük İskender  kuşatmasıyla bağlantılıdır. Bu olayla ilk ilgilenen ve Termessos’un stratejik  önemini kaydeden eski tarihçilerden biri olan Arrianos, şehri kuşatan başa  çıkılamaz doğal engellerden dolayı şehrin küçük bir birlikle bile  savunulabileceğini belirtmiştir. İskender, Pamphylia’dan Frigya’ya geçmek  istemişti ve Arrianos’a göre Frigya’ya yol Termessos’tan geçiyordu. Gerçekten  de, daha alçak ve kolay geçitler varken İskender’ın neden o kadar sarp olan  Yenice geçidini tırmanmayı seçtiği hala tartışma konusudur. Perge’deki  düşmanlarının İskender’i yanlış yola gönderdiği de söylenir. İskender,  Termessosluların kapattığı geçidi geçmek için oldukça çaba ve zaman harcamıştır  ve bu sinirle geri dönerek Termessos’u kuşatmıştır. Muhtemelen Termessos’u  zaptedemeyeceğini bildiğinden, İskender hücuma geçmemiştir fakat bunun yerine  kuzeye doğru yürümüş ve öfkesini Sagalassos’dan çıkarmıştır.</p>
<p>Tarihçi Diodors, Termessos tarihinde bir başka unutulmaz olayı da tüm  detaylarıyla kaydetmiştir. M.S. 319’da İskender’in ölümünden sonra,  generallerinden biri, Antigonos Monophtalmos, kendisini Küçük Asya’nın hükümdarı  ilan etmiştir ve esas destekçisi Pisidia olan rakibi Alcetas ile savaşmak için  hazırlanmıştır. Antigonos Monophtalmos’un kuvvetleri, 40.000 piyadeden, 7.000  süvariden ve ayrıca sayısız filden meydana gelmiştir. Bu üstün nitelikli  kuvvetlerin hakkından gelemeyen Alcetas ve arkadaşları Termessos’a  sığınmışlardır. Termessoslular, onlara yardım etme sözü vermişlerdir. Bu sürede,  Antigonos şehrin önüne gelmiş ve burada kamp kurarak düşmanının kendisine iade  edilmesi için çabalamıştır. Yabancı bir Makedon uğruna şehirlerinin felakete  sürüklenmesini istemeyen Termessos yaşlıları Alcetas’ın iade edilmesine karar  vermişler ancak genç Termessoslular verdikleri sözü tutmak istemişler ve bunun  dışına çıkmayı reddetmişlerdir. Yaşlılar, Alcetas’ı bırakma niyetleriyle ilgili  bilgilendirmek amacıyla Antigonos’a heyet yollamışlardır. Savaşa devam etmek  için yapılan gizli bir plana göre, Termessoslu gençler şehri terk etmeyi  başarmıştır. Yakında tutsak olacağını öğrenen Alcetas, düşmanın eline  verilmektense ölmeyi tercih etmiş ve kendini öldürmüştür. Yaşlılar, Antigonos’a  Alcetas’ın cesedini yollamışlardır. Üç gün boyunca cesede her türlü eziyeti  yapan Antigonos, daha sonra cesedi gömmeden bırakarak Pisidia’dan ayrılmıştır.  Olanlara kızan gençler, Alcetas’ın cesedini geri almışlar, saygı içerisinde  gömmüşler ve anısına bir güzel bir anıt dikmişlerdir.</p>
<p>Termessos, açıkça bir liman şehri değildi ancak, toprakları güneybatıda  Attaleia (Antalya) Körfezi boyunca uzanırdı. Şehrin denize olan bu  bağlantısından dolayı şehir, Ptolemyler tarafından alınmıştır. Daha 40 yıl önce  İskender’in güçlü dönemlerinde bile direnen bir şehrin, Mısır egemenliğini kabul  etmesi çok şaşırtıcıdır.</p>
<p>Likya’nın Araxa şehrinde bulunan bir yazıt, Termessos hakkında önemli bilgi  verir. Bu yazıta göre, M.Ö. 200’lerde Termessos bilinmeyen sebeplerden dolayı  Likya şehirleri birliği ile savaştaydı ve M.Ö. 199’da Termessos kendini tekrar  Pisidialı komşusu İsinda ile savaşta buldu. Bu dönemde M.Ö. 2. yüzyılda Küçük  Termessos kolonisinin şehrin yanında kurulduğunu görüyoruz. Termessos, eski  düşmanı Serge ile daha iyi mücadele edebilmek için Pergamum Kralı II Attalos ile  dostça ilişkiler içine girdi. II. Attalos da bu dostluğun anısına Termessos’da 2  katlı bir stoa inşa ettirdi.</p>
<p>Termessos,  Roma’nın müttefikiydi ve böylelikle M.Ö 71’de Roma Senatosu tarafından  bağımsızlığı kabul edildi; bu kanuna göre Termessos’un özgürlüğü ve hakları  garanti altına alındı. Bu bağımsızlık, Galatia Kralı Amyntas ile yapılan ittifak  haricinde (M.Ö. 36-25 yılları hükümdarlık sürdü) uzunca bir süre devam etti.  Termessos’un bağımsızlığı, “Autonomous” (Özerk) adını taşıyan madeni parasıyla  da belgelenmiştir.</p>
<p>Ana yoldan sarp bir yolla şehre ulaşılır. Bu yoldan geçen biri, etrafında  Termessosluların “Kral Caddesi” olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra  Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer bir çok kalıntının  bulunduğu meşhur Yenice Geçiti’ni görebilir. Termessos halkının katkılarıyla  M.Ö. ikinci yüzyılda yapılan Kral Caddesi, yükselen şehrin duvarlarının yanından  geçer ve düz bir yol şeklinde şehrin merkezine kadar uzanır. Şehir kapısının  doğusundaki duvarlarda zarlarla kehanet içeren oldukça enteresan yazıtlar  vardır. Roma İmparatorluğu tarihi boyunca bu tür büyüler, sihirler ve batıl  inançlar yaygındı. Büyük olasılıkla Termessoslular, geleceği tahmin etmeye  oldukça meraklıydılar. Bu tür yazıtlar, genellikle dört beş satır uzunluğundadır  ve zarlarla belirlenen sayılar içerir, kehanet için tanrının adı istenir ve  kehanetin içeriği o tanrının öğütleri içinde verilir.</p>
<p>Resmi binaların bulunduğu Termessos şehri, iç duvarların az ilerisindeki düz  arazide yer alır. Bu yapılardan en dikkat çekici olan çok özel mimari  özelliklere sahip bulunan agoradır. Açık hava pazar yeri olan bu yapının zemini  taş bloklar üzerinde yükselmiştir ve kuzeybatısında beş büyük sarnıç oyulmuştur.  Agora üç yandan stoalarla çevrilmiştir. İki katlı stoada bulunan bir yazıta  göre, stoa, Pergamum Kralı (M.Ö. 150-138 yılları arasında hükümdarlık sürmüştür)  II. Attalos tarafından dostluklarının kanıtı olarak Termessos’a hediye  edilmiştir. Kuzeydoğu stoa, muhtemelen Attalos’un stoası taklit edilerek Osbaras  isimli varlıklı bir Termessoslu tarafından yaptırılmıştır. Agoranın  kuzeydoğusunda bulunan kalıntıların gymnasyuma ait olduğu düşünülmektedir ancak  sık ağaçların arasından bunu anlamak zordur. İki katlı stoa içerde tonozlu  odalarla çevrelenmiş avludan oluşur. Stoanın dışı nişlerle ve Dor nizamında  diğer süslemelerle dekore edilmiştir. Bu yapı M.S. birinci yüzyılı işaret eder.</p>
<p>Agoranın hemen doğusunda tiyatro vardır. Pamphylia Ovasının üzerinde  manzaraya hakim olan tiyatro hiç şüphesiz Termessos ovasının en göz alıcı  yapısıdır. Helenistik dönem tiyatro planını koruyan bu tiyatro, Roma  tiyatrosunun en belirgin özelliklerini sergiler. Helenistik caeva ya da yarım  dairesel oturma alanı, diazoma ile ikiye ayrılır. Diazoma’nın üzerinde sekiz,  aşağısında on altı oturma sırası vardır. Tiyatro, yaklaşık 4000 – 5000 seyirci  kapasitesine sahiptir. Geniş kemerli giriş yolu, cavea ile agorayı bağlar. Güney  parados’a daha sonraları kemer yapılmışsa da kuzey parados orijinalindeki gibi  üstü açık olarak bırakılmıştır. Sahne binası M.S. ikinci yüzyılın özelliklerini  gösterir. Bunun arkasında sadece uzun, dar bir oda vardır. Burası, görkemli bir  şekilde süslenmiş cepheyi kesen beş kapı ile oyunun sahnelendiği podyuma  bağlanır. Sahnenin altında vahşi hayvanların dövüşe çıkarılmadan önce  tutuldukları beş küçük oda vardır. Diğer tüm klasik şehirlerde olduğu gibi  tiyatronun yaklaşık 100 metre ilerisinde odeon vardır. Küçük bir tiyatroyu  andıran bu yapı, M.Ö. birinci yüzyıla kadar uzanabilir. Çatı seviyesine kadar  oldukça iyi korunmuş olan odeon en iyi kalite yontma taş duvarcılığı örneği  sergiler. Alt kat sadeyken ve iki kapıyla ayrılmışken, üst kat Dor düzeninde  süslenmiş ve kare şeklinde kesilmiş taş bloklardan yapılmıştır. Yapının  orijinalinde çatısının olduğu kesindir çünkü ışığı doğu ve batı duvarlarındaki  11 geniş pencereden almaktadır. 25 metre uzunluğundaki bu çatının binanın  üzerinde nasıl durduğu hala belirlenememiştir. Günümüzde içi toprak ve moloz  dolu olan harabedeki oturma düzeni ya da oturma kapasitesi değerlendirmek pek  mümkün değildir. Oturma kapasitesi muhtemelen 600-700 kişiden fazla değildi.  Molozların arasında, renkli mermer parçaları çıkartılmıştır bu da iç duvarların  mozaiklerle süslü olabileceğini göstermektedir. Bu güzel yapının, bouleuterion  ya da konsey odası olarak hizmet vermiş olması da mümkündür.</p>
<p>Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak vardır.  Bunlardan dört tanesi odeonun yanında kutsal olduğu tahmin edilen alanda  bulunmuştur. Bu tapınaklardan ilki odeonun tam arkasında yer alır ve gerçekten  görkemli bir duvarcılık işçiliği sergiler. Bu tapınağın şehrin asıl tanrısı Zeus  Solymeus’a ait olduğu ileri sürülmektedir. Ancak ne yazık ki, geriye 5 metre  yüksekliğindeki tapınağın iç duvarlarından başka çok az şey kalmıştır.</p>
<p>İkinci tapınak odeonun güneybatı köşesinde uzanır. Bu tapınağın cella’sının  duvarlarının boyutları 5.50 x 5.50 metredir ve prostylos tarzındadır. Halen  ayakta duran ve tamamlanmış olan girişte bulunan bir yazıta göre, bu tapınak  Artemis’e ithaf edilmiştir ve hem harabe hem de içindeki kült heykel Aurelia  Armasta isimli bir kadın ve kocası tarafından kendi gelirleri kullanılarak  yaptırılmıştır. Girişin diğer tarafında yazılı bir zemin üzerinde bu kadının  amcasının heykeli durur. Tarzına bakılarak tapınağın tarihinin M.S. ikinci  yüzyılın sonlarına kadar uzandığı söylenebilir.</p>
<p>Artemis tapınağının doğusunda Dor tarzı tapınağın kalıntıları vardır. Bir  kenarda altı veya 11 sütundan oluşan tapınak peripteral tiptedir; boyutlarına  göre değerlendirilecek olursa bu tapınak, Termessos’un en büyük tapınağı  olmalıdır. Rölyeflerden ve yazıtlardan bu tapınağın da Artemis’e ithaf edildiği  anlaşılmıştır.</p>
<p>Daha ileride doğuda kesilmiş taşlardan yapılan terasın üzerinde küçük bir  başka tapınağın kalıntıları vardır. Tapınak yüksek bir podyum üzerinde yükselir,  ancak hangi tanrıya ithaf edildiği bugün bilinmemektedir. Yine de, klasik  tapınak mimarisinin genel kurallarına karşı bu tapınağın girişi sağdadır ve bu  da tapınağın bir yarı tanrıya ya da kahramana ait olabileceğine işaret eder. Bu  tapınağın tarihi M.S. üçüncü yüzyılın başlarına kadar uzanabilir.</p>
<p>Diğer iki tapınak Korinth düzenindeki Attalos Stoası’nın yanında yer alır ve  prostylos tarzındadır. Yine bugün halen bilinmeyen tanrılara ve tanrıçalara  ithaf edilen bu tapınaklar, M.S. ikinci ya da üçüncü yüzyılı işaret ederler.</p>
<p>Bu geniş merkezi alanda bulunan tüm resmi ve kült yapılar arasında, en  ilginçlerinden biri tipik Roma dönemi evi formundadır. Altı metre yüksekliğe  ulaşan Batı duvarında bulunan Dor düzenindeki kapı aralığının üzerinde bir yazıt  görülebilir. Bu yazıtın üzerinde evin sahibinden, şehrin kurucusu olarak övgüyle  söz edilir. Şüphesiz, bu ev Termessos’u kuranın değildi. Belki bu, şehre  fevkalade hizmetler sunan ev sahibine bir ödüldü. Bu tür evler genellikle soylu  kimselere ve zenginlere ait olurdu. Ana giriş, ikinci bir kapıya giden bir  salona, bu ikinci kapı da merkezi avluya ya da atrium’a açılır. Yağmur sularını  tutmak için avlunun ortasında impluvium ya da havuz vardır. Atrium, evin bu gibi  günlük faaliyetlerinde önemli yer tutardı ve aynı zamanda konuk kabul odası  olarak da kullanılırdı. Bu yüzden de sık sık gösterişli bir şekilde süslenirdi.  Evin diğer odaları düzenli bir biçimde atriumun etrafında yer alır.</p>
<p>Geniş, dükkanların sıralandığı portico’ları olan bir cadde, şehir boyunca  kuzey-güney istikametinde uzanırdı. Sütunlar arasındaki boşluklar genellikle,  çoğu güreşçilere ait olan başarılı sporcuların heykelleriyle doldurulmuştur. Bu  heykellerin yazılı kaideleri hala yerlerindedir ve bu yazıları okuyarak bu  caddenin eski ihtişamını yeniden canlandırılabiliriz.</p>
<p>Şehrin güneyi, batısı ve kuzeyinde çoğu şehir duvarları içerisinde olan,  kayaya oyulmuş mezar taşları bulunan geniş mezarlar vardır ve bunlardan bir  tanesinin Alcetas’a ait olduğu düşünülmektedir. Ne yazık ki, mezar hazine  avcıları tarafından yağmalanmıştır. Mezarın içerisinde kline’nın arkasında  sütunların arasında bir çeşit kafes oyulmuştur ve bunun yukarısında muhtemelen  süslenmiş bir friz vardı. Mezarın kalan kısmı M.Ö. dördüncü yüzyıla  tarihlendirilebilecek ata binen bir savaşçının betimlemeleriyle bezenmiştir.  Genç Termessosluların General Alcetas’ın trajik ölümünden ne kadar fazla  etkilendikleri ve onun için görkemli bir mezar yaptıkları bilinmektedir ve  tarihçi Diodoros, Alcetas’ın Antigonos ile at üzerinde savaştığını kaydeder.  Çakışan bu olaylar, aslında mezarın Alcetas’a ait olduğuna ve rölyefde  betimlenenin de o olduğuna işaret eder.</p>
<p>Yüzyıllardır şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit,  insanı bir anda tarihi törenin derinliklerine götürür. Ölüler, kıyafetleri,  mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla bu lahitlere konurdu. Yoksulların  bedenleri, sade taş, kil ya da ahşap lahitlerde yakılırdı. Tarihi M.S. ikinci  yüzyıla uzanan bu lahitler, yüksek kaideler üzerinde durur. Öte yandan zengin  aile mezarlarında, lahitler soyuyla ya da onun yanına gömülme izni olanlarla  birlikte ölen kişi için hazırlanmış şatafatlı bir şekilde bezenmiş yapının içine  yerleştirilmiştir. Böylelikle, kullanım hakkı resmi olarak garanti altına  alınmış oluyordu. Bu biçimde, belirli bir mezarın tarihi belirlenebilir. Ayrıca,  lahitlerinin açılmasını engellemek ve mezar soyguncularını korkutmak için  tanrıların öfkesini çağıran yazıtlar da bulunabilir. Bu yazıtlar aynı zamanda  kurallara uymayanlara uygulanan para cezalarını da belirtir. 300 ile 100.000  denari arasında değişen bu para cezaları genellikle Zeus Solymeus adına şehir  hazinesine ödenirdi ve yasal hükümlerin yerini alırdı.</p>
<p>Şu ana kadar Termessos’ta herhangi bir kazıya başlanılmamıştır.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>TERMESSOS </strong></p>
<p>Termessos,  Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir. Antalya’nın 30 kilometre  kuzeybatısında yer alır. Denizden ortalama yüksekliği 200 metre olan Antalya  dağları çevresindeki travertenlerden 1.665 metre yükseklikte, Güllük Dağı’nın  tepesinde doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Bir çok vahşi bitkinin  arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos’un, huzur  veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farklı ve  etkileyici bir havası vardır. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir  adını taşıyan Milli Park kapsamına alınmıştır.</p>
<p>Termessos’taki çift “s”, şehrin Anadolu insanları tarafından kurulduğuna dair  dilbilimsel bir kanıt sağlar. Strabo’ya göre, Pisidia halkı olan Termessos  sakinleri kendilerini Slymi olarak çağırırlardı. Yaşadıkları dağa da verilen bu  isim, sonraki yıllarda Zeus’la özdeşleştirilen ve burada da Zeus Solymes  kültünün yükselmesine sebep olan Anadolu tanrılarından Solymes’den gelmektedir.  Termessos madeni paralarında genelde bu tanrı vardır ve paralara adını  verilmiştir.</p>
<p>Tarih sahnesinde bu şehirle ilk karşılaşmamız meşhur Büyük İskender  kuşatmasıyla bağlantılıdır. Bu olayla ilk ilgilenen ve Termessos’un stratejik  önemini kaydeden eski tarihçilerden biri olan Arrianos, şehri kuşatan başa  çıkılamaz doğal engellerden dolayı şehrin küçük bir birlikle bile  savunulabileceğini belirtmiştir. İskender, Pamphylia’dan Frigya’ya geçmek  istemişti ve Arrianos’a göre Frigya’ya yol Termessos’tan geçiyordu. Gerçekten  de, daha alçak ve kolay geçitler varken İskender’ın neden o kadar sarp olan  Yenice geçidini tırmanmayı seçtiği hala tartışma konusudur. Perge’deki  düşmanlarının İskender’i yanlış yola gönderdiği de söylenir. İskender,  Termessosluların kapattığı geçidi geçmek için oldukça çaba ve zaman harcamıştır  ve bu sinirle geri dönerek Termessos’u kuşatmıştır. Muhtemelen Termessos’u  zaptedemeyeceğini bildiğinden, İskender hücuma geçmemiştir fakat bunun yerine  kuzeye doğru yürümüş ve öfkesini Sagalassos’dan çıkarmıştır.</p>
<p>Tarihçi Diodors, Termessos tarihinde bir başka unutulmaz olayı da tüm  detaylarıyla kaydetmiştir. M.S. 319’da İskender’in ölümünden sonra,  generallerinden biri, Antigonos Monophtalmos, kendisini Küçük Asya’nın hükümdarı  ilan etmiştir ve esas destekçisi Pisidia olan rakibi Alcetas ile savaşmak için  hazırlanmıştır. Antigonos Monophtalmos’un kuvvetleri, 40.000 piyadeden, 7.000  süvariden ve ayrıca sayısız filden meydana gelmiştir. Bu üstün nitelikli  kuvvetlerin hakkından gelemeyen Alcetas ve arkadaşları Termessos’a  sığınmışlardır. Termessoslular, onlara yardım etme sözü vermişlerdir. Bu sürede,  Antigonos şehrin önüne gelmiş ve burada kamp kurarak düşmanının kendisine iade  edilmesi için çabalamıştır. Yabancı bir Makedon uğruna şehirlerinin felakete  sürüklenmesini istemeyen Termessos yaşlıları Alcetas’ın iade edilmesine karar  vermişler ancak genç Termessoslular verdikleri sözü tutmak istemişler ve bunun  dışına çıkmayı reddetmişlerdir. Yaşlılar, Alcetas’ı bırakma niyetleriyle ilgili  bilgilendirmek amacıyla Antigonos’a heyet yollamışlardır. Savaşa devam etmek  için yapılan gizli bir plana göre, Termessoslu gençler şehri terk etmeyi  başarmıştır. Yakında tutsak olacağını öğrenen Alcetas, düşmanın eline  verilmektense ölmeyi tercih etmiş ve kendini öldürmüştür. Yaşlılar, Antigonos’a  Alcetas’ın cesedini yollamışlardır. Üç gün boyunca cesede her türlü eziyeti  yapan Antigonos, daha sonra cesedi gömmeden bırakarak Pisidia’dan ayrılmıştır.  Olanlara kızan gençler, Alcetas’ın cesedini geri almışlar, saygı içerisinde  gömmüşler ve anısına bir güzel bir anıt dikmişlerdir.</p>
<p>Termessos, açıkça bir liman şehri değildi ancak, toprakları güneybatıda  Attaleia (Antalya) Körfezi boyunca uzanırdı. Şehrin denize olan bu  bağlantısından dolayı şehir, Ptolemyler tarafından alınmıştır. Daha 40 yıl önce  İskender’in güçlü dönemlerinde bile direnen bir şehrin, Mısır egemenliğini kabul  etmesi çok şaşırtıcıdır.</p>
<p>Likya’nın Araxa şehrinde bulunan bir yazıt, Termessos hakkında önemli bilgi  verir. Bu yazıta göre, M.Ö. 200’lerde Termessos bilinmeyen sebeplerden dolayı  Likya şehirleri birliği ile savaştaydı ve M.Ö. 199’da Termessos kendini tekrar  Pisidialı komşusu İsinda ile savaşta buldu. Bu dönemde M.Ö. 2. yüzyılda Küçük  Termessos kolonisinin şehrin yanında kurulduğunu görüyoruz. Termessos, eski  düşmanı Serge ile daha iyi mücadele edebilmek için Pergamum Kralı II Attalos ile  dostça ilişkiler içine girdi. II. Attalos da bu dostluğun anısına Termessos’da 2  katlı bir stoa inşa ettirdi.</p>
<p>Termessos,  Roma’nın müttefikiydi ve böylelikle M.Ö 71’de Roma Senatosu tarafından  bağımsızlığı kabul edildi; bu kanuna göre Termessos’un özgürlüğü ve hakları  garanti altına alındı. Bu bağımsızlık, Galatia Kralı Amyntas ile yapılan ittifak  haricinde (M.Ö. 36-25 yılları hükümdarlık sürdü) uzunca bir süre devam etti.  Termessos’un bağımsızlığı, “Autonomous” (Özerk) adını taşıyan madeni parasıyla  da belgelenmiştir.</p>
<p>Ana yoldan sarp bir yolla şehre ulaşılır. Bu yoldan geçen biri, etrafında  Termessosluların “Kral Caddesi” olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra  Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer bir çok kalıntının  bulunduğu meşhur Yenice Geçiti’ni görebilir. Termessos halkının katkılarıyla  M.Ö. ikinci yüzyılda yapılan Kral Caddesi, yükselen şehrin duvarlarının yanından  geçer ve düz bir yol şeklinde şehrin merkezine kadar uzanır. Şehir kapısının  doğusundaki duvarlarda zarlarla kehanet içeren oldukça enteresan yazıtlar  vardır. Roma İmparatorluğu tarihi boyunca bu tür büyüler, sihirler ve batıl  inançlar yaygındı. Büyük olasılıkla Termessoslular, geleceği tahmin etmeye  oldukça meraklıydılar. Bu tür yazıtlar, genellikle dört beş satır uzunluğundadır  ve zarlarla belirlenen sayılar içerir, kehanet için tanrının adı istenir ve  kehanetin içeriği o tanrının öğütleri içinde verilir.</p>
<p>Resmi binaların bulunduğu Termessos şehri, iç duvarların az ilerisindeki düz  arazide yer alır. Bu yapılardan en dikkat çekici olan çok özel mimari  özelliklere sahip bulunan agoradır. Açık hava pazar yeri olan bu yapının zemini  taş bloklar üzerinde yükselmiştir ve kuzeybatısında beş büyük sarnıç oyulmuştur.  Agora üç yandan stoalarla çevrilmiştir. İki katlı stoada bulunan bir yazıta  göre, stoa, Pergamum Kralı (M.Ö. 150-138 yılları arasında hükümdarlık sürmüştür)  II. Attalos tarafından dostluklarının kanıtı olarak Termessos’a hediye  edilmiştir. Kuzeydoğu stoa, muhtemelen Attalos’un stoası taklit edilerek Osbaras  isimli varlıklı bir Termessoslu tarafından yaptırılmıştır. Agoranın  kuzeydoğusunda bulunan kalıntıların gymnasyuma ait olduğu düşünülmektedir ancak  sık ağaçların arasından bunu anlamak zordur. İki katlı stoa içerde tonozlu  odalarla çevrelenmiş avludan oluşur. Stoanın dışı nişlerle ve Dor nizamında  diğer süslemelerle dekore edilmiştir. Bu yapı M.S. birinci yüzyılı işaret eder.</p>
<p>Agoranın hemen doğusunda tiyatro vardır. Pamphylia Ovasının üzerinde  manzaraya hakim olan tiyatro hiç şüphesiz Termessos ovasının en göz alıcı  yapısıdır. Helenistik dönem tiyatro planını koruyan bu tiyatro, Roma  tiyatrosunun en belirgin özelliklerini sergiler. Helenistik caeva ya da yarım  dairesel oturma alanı, diazoma ile ikiye ayrılır. Diazoma’nın üzerinde sekiz,  aşağısında on altı oturma sırası vardır. Tiyatro, yaklaşık 4000 – 5000 seyirci  kapasitesine sahiptir. Geniş kemerli giriş yolu, cavea ile agorayı bağlar. Güney  parados’a daha sonraları kemer yapılmışsa da kuzey parados orijinalindeki gibi  üstü açık olarak bırakılmıştır. Sahne binası M.S. ikinci yüzyılın özelliklerini  gösterir. Bunun arkasında sadece uzun, dar bir oda vardır. Burası, görkemli bir  şekilde süslenmiş cepheyi kesen beş kapı ile oyunun sahnelendiği podyuma  bağlanır. Sahnenin altında vahşi hayvanların dövüşe çıkarılmadan önce  tutuldukları beş küçük oda vardır. Diğer tüm klasik şehirlerde olduğu gibi  tiyatronun yaklaşık 100 metre ilerisinde odeon vardır. Küçük bir tiyatroyu  andıran bu yapı, M.Ö. birinci yüzyıla kadar uzanabilir. Çatı seviyesine kadar  oldukça iyi korunmuş olan odeon en iyi kalite yontma taş duvarcılığı örneği  sergiler. Alt kat sadeyken ve iki kapıyla ayrılmışken, üst kat Dor düzeninde  süslenmiş ve kare şeklinde kesilmiş taş bloklardan yapılmıştır. Yapının  orijinalinde çatısının olduğu kesindir çünkü ışığı doğu ve batı duvarlarındaki  11 geniş pencereden almaktadır. 25 metre uzunluğundaki bu çatının binanın  üzerinde nasıl durduğu hala belirlenememiştir. Günümüzde içi toprak ve moloz  dolu olan harabedeki oturma düzeni ya da oturma kapasitesi değerlendirmek pek  mümkün değildir. Oturma kapasitesi muhtemelen 600-700 kişiden fazla değildi.  Molozların arasında, renkli mermer parçaları çıkartılmıştır bu da iç duvarların  mozaiklerle süslü olabileceğini göstermektedir. Bu güzel yapının, bouleuterion  ya da konsey odası olarak hizmet vermiş olması da mümkündür.</p>
<p>Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak vardır.  Bunlardan dört tanesi odeonun yanında kutsal olduğu tahmin edilen alanda  bulunmuştur. Bu tapınaklardan ilki odeonun tam arkasında yer alır ve gerçekten  görkemli bir duvarcılık işçiliği sergiler. Bu tapınağın şehrin asıl tanrısı Zeus  Solymeus’a ait olduğu ileri sürülmektedir. Ancak ne yazık ki, geriye 5 metre  yüksekliğindeki tapınağın iç duvarlarından başka çok az şey kalmıştır.</p>
<p>İkinci tapınak odeonun güneybatı köşesinde uzanır. Bu tapınağın cella’sının  duvarlarının boyutları 5.50 x 5.50 metredir ve prostylos tarzındadır. Halen  ayakta duran ve tamamlanmış olan girişte bulunan bir yazıta göre, bu tapınak  Artemis’e ithaf edilmiştir ve hem harabe hem de içindeki kült heykel Aurelia  Armasta isimli bir kadın ve kocası tarafından kendi gelirleri kullanılarak  yaptırılmıştır. Girişin diğer tarafında yazılı bir zemin üzerinde bu kadının  amcasının heykeli durur. Tarzına bakılarak tapınağın tarihinin M.S. ikinci  yüzyılın sonlarına kadar uzandığı söylenebilir.</p>
<p>Artemis tapınağının doğusunda Dor tarzı tapınağın kalıntıları vardır. Bir  kenarda altı veya 11 sütundan oluşan tapınak peripteral tiptedir; boyutlarına  göre değerlendirilecek olursa bu tapınak, Termessos’un en büyük tapınağı  olmalıdır. Rölyeflerden ve yazıtlardan bu tapınağın da Artemis’e ithaf edildiği  anlaşılmıştır.</p>
<p>Daha ileride doğuda kesilmiş taşlardan yapılan terasın üzerinde küçük bir  başka tapınağın kalıntıları vardır. Tapınak yüksek bir podyum üzerinde yükselir,  ancak hangi tanrıya ithaf edildiği bugün bilinmemektedir. Yine de, klasik  tapınak mimarisinin genel kurallarına karşı bu tapınağın girişi sağdadır ve bu  da tapınağın bir yarı tanrıya ya da kahramana ait olabileceğine işaret eder. Bu  tapınağın tarihi M.S. üçüncü yüzyılın başlarına kadar uzanabilir.</p>
<p>Diğer iki tapınak Korinth düzenindeki Attalos Stoası’nın yanında yer alır ve  prostylos tarzındadır. Yine bugün halen bilinmeyen tanrılara ve tanrıçalara  ithaf edilen bu tapınaklar, M.S. ikinci ya da üçüncü yüzyılı işaret ederler.</p>
<p>Bu geniş merkezi alanda bulunan tüm resmi ve kült yapılar arasında, en  ilginçlerinden biri tipik Roma dönemi evi formundadır. Altı metre yüksekliğe  ulaşan Batı duvarında bulunan Dor düzenindeki kapı aralığının üzerinde bir yazıt  görülebilir. Bu yazıtın üzerinde evin sahibinden, şehrin kurucusu olarak övgüyle  söz edilir. Şüphesiz, bu ev Termessos’u kuranın değildi. Belki bu, şehre  fevkalade hizmetler sunan ev sahibine bir ödüldü. Bu tür evler genellikle soylu  kimselere ve zenginlere ait olurdu. Ana giriş, ikinci bir kapıya giden bir  salona, bu ikinci kapı da merkezi avluya ya da atrium’a açılır. Yağmur sularını  tutmak için avlunun ortasında impluvium ya da havuz vardır. Atrium, evin bu gibi  günlük faaliyetlerinde önemli yer tutardı ve aynı zamanda konuk kabul odası  olarak da kullanılırdı. Bu yüzden de sık sık gösterişli bir şekilde süslenirdi.  Evin diğer odaları düzenli bir biçimde atriumun etrafında yer alır.</p>
<p>Geniş, dükkanların sıralandığı portico’ları olan bir cadde, şehir boyunca  kuzey-güney istikametinde uzanırdı. Sütunlar arasındaki boşluklar genellikle,  çoğu güreşçilere ait olan başarılı sporcuların heykelleriyle doldurulmuştur. Bu  heykellerin yazılı kaideleri hala yerlerindedir ve bu yazıları okuyarak bu  caddenin eski ihtişamını yeniden canlandırılabiliriz.</p>
<p>Şehrin güneyi, batısı ve kuzeyinde çoğu şehir duvarları içerisinde olan,  kayaya oyulmuş mezar taşları bulunan geniş mezarlar vardır ve bunlardan bir  tanesinin Alcetas’a ait olduğu düşünülmektedir. Ne yazık ki, mezar hazine  avcıları tarafından yağmalanmıştır. Mezarın içerisinde kline’nın arkasında  sütunların arasında bir çeşit kafes oyulmuştur ve bunun yukarısında muhtemelen  süslenmiş bir friz vardı. Mezarın kalan kısmı M.Ö. dördüncü yüzyıla  tarihlendirilebilecek ata binen bir savaşçının betimlemeleriyle bezenmiştir.  Genç Termessosluların General Alcetas’ın trajik ölümünden ne kadar fazla  etkilendikleri ve onun için görkemli bir mezar yaptıkları bilinmektedir ve  tarihçi Diodoros, Alcetas’ın Antigonos ile at üzerinde savaştığını kaydeder.  Çakışan bu olaylar, aslında mezarın Alcetas’a ait olduğuna ve rölyefde  betimlenenin de o olduğuna işaret eder.</p>
<p>Yüzyıllardır şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit,  insanı bir anda tarihi törenin derinliklerine götürür. Ölüler, kıyafetleri,  mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla bu lahitlere konurdu. Yoksulların  bedenleri, sade taş, kil ya da ahşap lahitlerde yakılırdı. Tarihi M.S. ikinci  yüzyıla uzanan bu lahitler, yüksek kaideler üzerinde durur. Öte yandan zengin  aile mezarlarında, lahitler soyuyla ya da onun yanına gömülme izni olanlarla  birlikte ölen kişi için hazırlanmış şatafatlı bir şekilde bezenmiş yapının içine  yerleştirilmiştir. Böylelikle, kullanım hakkı resmi olarak garanti altına  alınmış oluyordu. Bu biçimde, belirli bir mezarın tarihi belirlenebilir. Ayrıca,  lahitlerinin açılmasını engellemek ve mezar soyguncularını korkutmak için  tanrıların öfkesini çağıran yazıtlar da bulunabilir. Bu yazıtlar aynı zamanda  kurallara uymayanlara uygulanan para cezalarını da belirtir. 300 ile 100.000  denari arasında değişen bu para cezaları genellikle Zeus Solymeus adına şehir  hazinesine ödenirdi ve yasal hükümlerin yerini alırdı.</p>
<p>Şu ana kadar Termessos’ta herhangi bir kazıya başlanılmamıştır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/termessos-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telmessos Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/telmessos-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/telmessos-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[fethiye]]></category>
		<category><![CDATA[letoon]]></category>
		<category><![CDATA[Pınara]]></category>
		<category><![CDATA[telmessos]]></category>
		<category><![CDATA[tlos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1802</guid>
		<description><![CDATA[Telmessos    (Fethiye) 
Fethiye,    Mendos Dağı&#8217;nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına eski Telmessos&#8217;un    üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır.    Fethiye, konaklama tesislerinin fazla oluşu, birbirinden güzel koyları ve yat    turizminin de gelişmesinden dolayı Batı Lykia bölgesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Telmessos    (Fethiye) </strong></p>
<p>Fethiye,    Mendos Dağı&#8217;nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına eski Telmessos&#8217;un    üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır.    Fethiye, konaklama tesislerinin fazla oluşu, birbirinden güzel koyları ve yat    turizminin de gelişmesinden dolayı Batı Lykia bölgesi gezilerinin merkezini    teşkil eder. Dalaman Havaalanı&#8217;ndan 50 km uzaklıkta bulunan Fethiye&#8217;ye Muğla,    Denizli ve Antalya yoluyla gelinebildiği gibi, deniz yoluyla da ulaşılabilir.    Tarih, doğa ve deniz ile iç içe olan Fethiye&#8217;de konaklayanlar, civardaki Kadyanda,    Pınara, Tlos, Sidyma, Xanthos, Letoon ve Patara gibi antik şehirleri de kolaylıkla    gezebilirler. Burada, 16 derecenin altına düşmeyen sıcaklığıyla dokuz ay kalınıp    denizden faydalanılabilir.</p>
<p>Adını tanrı Apollon&#8217;un    oğlu Telmessos&#8217;tan aldığı söylenen kent M.Ö. 547 yılında Pers generali Harpagos&#8217;un    eline geçerek Karya Satraplığı&#8217;na bağlanır. M.Ö.V. yüzyılın ortalarında Attik    &#8211; Delos Birliği&#8217;ne katılan şehir daha sonra birlikten ayrılarak bağımsız kalmıştır.    M.Ö. IV. yüzyılda Lykia Birliğini oluşturma gayreti içindeki Limyralı Perikles&#8217;in    Telmessos&#8217;a sefer açtığını ve onun birliğin içine girmesini sağladığını biliyoruz.    Perikles&#8217;in (M.Ö. 360) hakimiyetine son veren İskender, Telmessos&#8217;u alarak kentin    kralını yine şehrin başında bırakmış, ancak komutan Nearkhos&#8217;u da genel Lykia    valisi atayarak yoluna devam etmiş, bu şekilde Telmessosluların gönlünü almaya    çalışmıştır. Ancak Kral Antipatrides bir müddet sonra Vali Niarkhos&#8217;a karşı    çıkmışsa da Nearkhos bir kutlama için şehre müzisyenler göndermiş, müzisyenlerin    aletleri arasına kılıçlar saklayarak şehri zaptetmiştir. Telmessos, İskender&#8217;in    ölümünden sonra bir müddet Ptolemaiosların yönetiminde kalmış, M.Ö. 189&#8242;dan    sonra Bergama Krallığı&#8217;na bağlanmış Bergama Kralı III. Attolos&#8217;un ölümünden    sonra topraklarını Roma&#8217;ya bırakan vasiyetnamesi ile de doğrudan Roma&#8217;ya bağlanmıştır.</p>
<p>M.Ö.    88 tarihinde Pontus Kralı Mithridates Roma topraklarına saldırmışsa da yapılan    savaşta yenilmiştir. Bu savaşta Roma&#8217;nın yanında yer alan Rodos&#8217;a, Telmessos    ve kıyı şeridi armağan olarak verilmiştir. Bu dönem içinde, diğer Lykia şehirleri    gibi Telmessos da Rodoslulardan şikayetçi olmuş ve sonunda Roma Lykia&#8217;yı Rodoslulardan    geri almıştır. Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, M.S. VII. Yüzyıldan    sonra Arap akınları ile önemini kaybetmiştir. VII. yüzyılda II. Anastasius Telmessos&#8217;a    kendi adını vererek Anastasiupolis demiş fakat bu isim fazla tutmamıştır. 1424&#8242;de    Osmanlı topraklarına katılan Telmessos&#8217;a uzak şehir anlamına gelen Makri, daha    sonrada Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey&#8217;in    anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir. 1850&#8242;lerde Telmessos&#8217;u    gören C. Texier&#8217;in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro    o zaman görülebiliyormuş. C. Texier&#8217;den sonra 1856&#8242;da meydana gelen büyük deprem    bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci    büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.</p>
<p>Bugünkü Fethiye,    bu depremden sonra, yani 1957&#8242;den sonra kurulan Fethiye&#8217;dir. Telmessos&#8217;un iskele    yakınında bulunan tiyatrosu bugün kazılarla ortaya çıkartılmıştır. Erken Roma    döneminde yapılan ve M.S. II. yüzyılda onarım geçiren bu tiyatro 5000 kişiliktir.    Şehrin ilk kurulduğu yer olan kale, bir surla çevrilidir. Bugün bu surların    altında Roma, üzerinde de Orta Çağ&#8217;da yapılan surlar görülür. Zira Rodos Şövalyeleri    bu kaleyi kullanarak bölgeye hakim olmaya çalışmışlar ve limandaki Şövalye Adası&#8217;nı    kullanarak şehri denetim altında tutmuşlardır. Şehrin akropolünün doğru yüzünde    her taraftan görülen ve şehrin üzerinde görkemli görüntüsü yer alan Amyntas&#8217;ın    mezarı adeta Fethiye&#8217;nin simgesi olmuştur. Cephesi iki sütunu olan ion tapınağı    tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias&#8217;ın oğlu Amyntas&#8217;a ait olup M.Ö. IV. yüzyılda    yapılmıştır. Bu mezarı 1850&#8242;lerde gören C. Texirer de mezar kapısının sol üst    köşesine imzasını atarak burayı gördüğünü sanki belgelemek istemiştir. Amyntas    mezarının yanında ona benzeyen ancak sütununun biri kırılmış, tapınak biçimli    bir kaya mezarı ile başka kaya mezarları da bulunmaktadır. Şehrin içinde de    Lykia tipi birçok lahit görülür. Bunlardan biri hemen bu kaya anıtlarının altındaki    sokakta, bir de hükümet binası ile iskelenin yanıdadır. Hükümet binası yanındaki    lahit, kabartmalı olup sağlam olarak günümüze gelebilmiştir. Kapaktaki kabartmalarda    dörder savaşçı ellerinde kalkanları olduğu halde, savaşmakta, uzun giysili bir    adam sağ tarafta koltukta oturmaktadır. Yan yüzlerde de figürler vardır. M.Ö.    340 yıllarına ait bu lahdin, eskiden alt kısımlarında da kabartmaların olduğu,    hem Ch. Fellows hem de C. Texier&#8217;in çizimlerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca Cumhuriyet    Mahallesi&#8217;nde bulunan ve M.Ö. IV. yüzyıla ait iki lahitten birisi kabartmalıdır.    Ancak bu kabartmalar çok tahrip olmuştur.</p>
<p>Fethiye&#8217;nin çevreside    antik şehirlerle doludur. Örneğin Eşen&#8217;in kuzeybatısında, Fethiye&#8217;ye 45 km uzaklıkta    bulunan Minare Köyü&#8217;ndeki Pınara harabeleri ilginç Lykia kaya mezarlarına sahiptir.    Burada tiyatro, odeion ve tapınak gibi bir çok yapı sağlam olarak görülür. Eşen&#8217;in    güneyinde Dodurga Köyü&#8217;nde bulunan Sidyma harabelerinde de yine görülmeye değer    ilginç mezar anıtları bulunmaktadır. Lykia&#8217;nın altı büyük kentinden birisi olan,    Fethiye&#8217;ye 40 km uzaklıkta, Yaka Köyü&#8217;nde bulunan Tlos harabeleri de akropol,    tiyatro, hamam, agora ve stadion gibi kalıntılarıyla çarpıcı bir görünüm arz    eder. Bunlardan başka Fethiye&#8217;ye 25 km. uzaklıktaki Üzümlü&#8217;de bulunan Kadyanda&#8217;da    stadion, tiyatro, agora ve hamam kalıntıları yer almaktadır.</p>
<p>Bugün olduğu gibi    yüzyıllarca önce de insanlar bu güzel bölgeyi beğenmiş ve yerleşmişlerdir. Fethiye    Körfezi içinde de bazı antik yerleşmeler vardır. Bedri Rahmi Koyu üzerinde Krya,    Manastır Koyu üzerinde Lissa ve Lydai ile Göcek yolundaki İnlice&#8217;de Daidala    antik kenti bunlardan birkaçıdır.</p>
<p>Doğa ve tarihle    bütünleşen Fethiye&#8217;de birbirinden güzel koylar gezilebilir. 4 km uzunluğundaki    tabii plajı ile Çalış ve Karagözler şehrin içindeki plajlardır. Buralarda denize    girebileceği gibi Fethiye&#8217;den kalkan dolmuş motorları ile Fethiye koyları da    günübirlik görülebilir. Bu oniki adalar gezisi rüya gibidir. Ayrıca 19 km uzaklıktaki    Günnük ağaçlarıyla ünlü Küçük Kargı, 17 km uzaklıktaki Katranca Koyu, Ölüdeniz,    Belcekız ve Belcekız&#8217;a 3 km uzaklıktaki Kıdrak, sık çam ağaçları ve berrak denizi    ile ideal bir dinlenme yeridir. Ölüdeniz&#8217;den 5 &#8211; 6 km uzaklıkta, 350 m yükseklikte    dağlar arasındaki Kelebekler Vadisi de ayrı bir güzellik oluşturur.</p>
<p>Ölüdeniz ise ayrı    gezi güzergâhıdır. Burada bulunan ve 1925 yıllarında büyük bir kent olan Kayaköy,    değişim yoluyla boşalmış olan taş evleriyle dikkati çeker. Kayaköy&#8217;e giderken    görülen Hisarönü, modern bir konaklama ve alışveriş merkezi olmuştur.</p>
<p>Ayrıca Gemili Adası    ve Karacaören Adaları&#8217;nın üzerleri de eskiden ne denli önemli olduklarını ispatlarcasına    kalıntılarla doludur. İlçe merkezindeki müze görülebilir. Fethiye&#8217;ye 50 km uzaklıktaki    bir doğa harikası olan 18 km uzunluktaki kanyonuyla ünlü Saklıkent ve Fethiye    yaylaları ile Tlos yakınındaki Yaka Park sıcaktan bunalanlar için bulunmaz yerlerdir.    Babadağ&#8217;da yapılan yamaç paraşütü, oniki ay boyunca yapılabilen scuba, Dalaman    ve Eşen çaylarında yapılan rafting ve kano sporları ayrı bir aktivite oluşturmaktadır.    Fethiye tarihi ile doğanın harika bir şekilde bütünleştiği ender yerlerden birisidir.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>Telmessos    (Fethiye) </strong></p>
<p>Fethiye,    Mendos Dağı&#8217;nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına eski Telmessos&#8217;un    üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır.    Fethiye, konaklama tesislerinin fazla oluşu, birbirinden güzel koyları ve yat    turizminin de gelişmesinden dolayı Batı Lykia bölgesi gezilerinin merkezini    teşkil eder. Dalaman Havaalanı&#8217;ndan 50 km uzaklıkta bulunan Fethiye&#8217;ye Muğla,    Denizli ve Antalya yoluyla gelinebildiği gibi, deniz yoluyla da ulaşılabilir.    Tarih, doğa ve deniz ile iç içe olan Fethiye&#8217;de konaklayanlar, civardaki Kadyanda,    Pınara, Tlos, Sidyma, Xanthos, Letoon ve Patara gibi antik şehirleri de kolaylıkla    gezebilirler. Burada, 16 derecenin altına düşmeyen sıcaklığıyla dokuz ay kalınıp    denizden faydalanılabilir.</p>
<p>Adını tanrı Apollon&#8217;un    oğlu Telmessos&#8217;tan aldığı söylenen kent M.Ö. 547 yılında Pers generali Harpagos&#8217;un    eline geçerek Karya Satraplığı&#8217;na bağlanır. M.Ö.V. yüzyılın ortalarında Attik    &#8211; Delos Birliği&#8217;ne katılan şehir daha sonra birlikten ayrılarak bağımsız kalmıştır.    M.Ö. IV. yüzyılda Lykia Birliğini oluşturma gayreti içindeki Limyralı Perikles&#8217;in    Telmessos&#8217;a sefer açtığını ve onun birliğin içine girmesini sağladığını biliyoruz.    Perikles&#8217;in (M.Ö. 360) hakimiyetine son veren İskender, Telmessos&#8217;u alarak kentin    kralını yine şehrin başında bırakmış, ancak komutan Nearkhos&#8217;u da genel Lykia    valisi atayarak yoluna devam etmiş, bu şekilde Telmessosluların gönlünü almaya    çalışmıştır. Ancak Kral Antipatrides bir müddet sonra Vali Niarkhos&#8217;a karşı    çıkmışsa da Nearkhos bir kutlama için şehre müzisyenler göndermiş, müzisyenlerin    aletleri arasına kılıçlar saklayarak şehri zaptetmiştir. Telmessos, İskender&#8217;in    ölümünden sonra bir müddet Ptolemaiosların yönetiminde kalmış, M.Ö. 189&#8242;dan    sonra Bergama Krallığı&#8217;na bağlanmış Bergama Kralı III. Attolos&#8217;un ölümünden    sonra topraklarını Roma&#8217;ya bırakan vasiyetnamesi ile de doğrudan Roma&#8217;ya bağlanmıştır.</p>
<p>M.Ö.    88 tarihinde Pontus Kralı Mithridates Roma topraklarına saldırmışsa da yapılan    savaşta yenilmiştir. Bu savaşta Roma&#8217;nın yanında yer alan Rodos&#8217;a, Telmessos    ve kıyı şeridi armağan olarak verilmiştir. Bu dönem içinde, diğer Lykia şehirleri    gibi Telmessos da Rodoslulardan şikayetçi olmuş ve sonunda Roma Lykia&#8217;yı Rodoslulardan    geri almıştır. Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, M.S. VII. Yüzyıldan    sonra Arap akınları ile önemini kaybetmiştir. VII. yüzyılda II. Anastasius Telmessos&#8217;a    kendi adını vererek Anastasiupolis demiş fakat bu isim fazla tutmamıştır. 1424&#8242;de    Osmanlı topraklarına katılan Telmessos&#8217;a uzak şehir anlamına gelen Makri, daha    sonrada Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey&#8217;in    anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir. 1850&#8242;lerde Telmessos&#8217;u    gören C. Texier&#8217;in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro    o zaman görülebiliyormuş. C. Texier&#8217;den sonra 1856&#8242;da meydana gelen büyük deprem    bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci    büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.</p>
<p>Bugünkü Fethiye,    bu depremden sonra, yani 1957&#8242;den sonra kurulan Fethiye&#8217;dir. Telmessos&#8217;un iskele    yakınında bulunan tiyatrosu bugün kazılarla ortaya çıkartılmıştır. Erken Roma    döneminde yapılan ve M.S. II. yüzyılda onarım geçiren bu tiyatro 5000 kişiliktir.    Şehrin ilk kurulduğu yer olan kale, bir surla çevrilidir. Bugün bu surların    altında Roma, üzerinde de Orta Çağ&#8217;da yapılan surlar görülür. Zira Rodos Şövalyeleri    bu kaleyi kullanarak bölgeye hakim olmaya çalışmışlar ve limandaki Şövalye Adası&#8217;nı    kullanarak şehri denetim altında tutmuşlardır. Şehrin akropolünün doğru yüzünde    her taraftan görülen ve şehrin üzerinde görkemli görüntüsü yer alan Amyntas&#8217;ın    mezarı adeta Fethiye&#8217;nin simgesi olmuştur. Cephesi iki sütunu olan ion tapınağı    tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias&#8217;ın oğlu Amyntas&#8217;a ait olup M.Ö. IV. yüzyılda    yapılmıştır. Bu mezarı 1850&#8242;lerde gören C. Texirer de mezar kapısının sol üst    köşesine imzasını atarak burayı gördüğünü sanki belgelemek istemiştir. Amyntas    mezarının yanında ona benzeyen ancak sütununun biri kırılmış, tapınak biçimli    bir kaya mezarı ile başka kaya mezarları da bulunmaktadır. Şehrin içinde de    Lykia tipi birçok lahit görülür. Bunlardan biri hemen bu kaya anıtlarının altındaki    sokakta, bir de hükümet binası ile iskelenin yanıdadır. Hükümet binası yanındaki    lahit, kabartmalı olup sağlam olarak günümüze gelebilmiştir. Kapaktaki kabartmalarda    dörder savaşçı ellerinde kalkanları olduğu halde, savaşmakta, uzun giysili bir    adam sağ tarafta koltukta oturmaktadır. Yan yüzlerde de figürler vardır. M.Ö.    340 yıllarına ait bu lahdin, eskiden alt kısımlarında da kabartmaların olduğu,    hem Ch. Fellows hem de C. Texier&#8217;in çizimlerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca Cumhuriyet    Mahallesi&#8217;nde bulunan ve M.Ö. IV. yüzyıla ait iki lahitten birisi kabartmalıdır.    Ancak bu kabartmalar çok tahrip olmuştur.</p>
<p>Fethiye&#8217;nin çevreside    antik şehirlerle doludur. Örneğin Eşen&#8217;in kuzeybatısında, Fethiye&#8217;ye 45 km uzaklıkta    bulunan Minare Köyü&#8217;ndeki Pınara harabeleri ilginç Lykia kaya mezarlarına sahiptir.    Burada tiyatro, odeion ve tapınak gibi bir çok yapı sağlam olarak görülür. Eşen&#8217;in    güneyinde Dodurga Köyü&#8217;nde bulunan Sidyma harabelerinde de yine görülmeye değer    ilginç mezar anıtları bulunmaktadır. Lykia&#8217;nın altı büyük kentinden birisi olan,    Fethiye&#8217;ye 40 km uzaklıkta, Yaka Köyü&#8217;nde bulunan Tlos harabeleri de akropol,    tiyatro, hamam, agora ve stadion gibi kalıntılarıyla çarpıcı bir görünüm arz    eder. Bunlardan başka Fethiye&#8217;ye 25 km. uzaklıktaki Üzümlü&#8217;de bulunan Kadyanda&#8217;da    stadion, tiyatro, agora ve hamam kalıntıları yer almaktadır.</p>
<p>Bugün olduğu gibi    yüzyıllarca önce de insanlar bu güzel bölgeyi beğenmiş ve yerleşmişlerdir. Fethiye    Körfezi içinde de bazı antik yerleşmeler vardır. Bedri Rahmi Koyu üzerinde Krya,    Manastır Koyu üzerinde Lissa ve Lydai ile Göcek yolundaki İnlice&#8217;de Daidala    antik kenti bunlardan birkaçıdır.</p>
<p>Doğa ve tarihle    bütünleşen Fethiye&#8217;de birbirinden güzel koylar gezilebilir. 4 km uzunluğundaki    tabii plajı ile Çalış ve Karagözler şehrin içindeki plajlardır. Buralarda denize    girebileceği gibi Fethiye&#8217;den kalkan dolmuş motorları ile Fethiye koyları da    günübirlik görülebilir. Bu oniki adalar gezisi rüya gibidir. Ayrıca 19 km uzaklıktaki    Günnük ağaçlarıyla ünlü Küçük Kargı, 17 km uzaklıktaki Katranca Koyu, Ölüdeniz,    Belcekız ve Belcekız&#8217;a 3 km uzaklıktaki Kıdrak, sık çam ağaçları ve berrak denizi    ile ideal bir dinlenme yeridir. Ölüdeniz&#8217;den 5 &#8211; 6 km uzaklıkta, 350 m yükseklikte    dağlar arasındaki Kelebekler Vadisi de ayrı bir güzellik oluşturur.</p>
<p>Ölüdeniz ise ayrı    gezi güzergâhıdır. Burada bulunan ve 1925 yıllarında büyük bir kent olan Kayaköy,    değişim yoluyla boşalmış olan taş evleriyle dikkati çeker. Kayaköy&#8217;e giderken    görülen Hisarönü, modern bir konaklama ve alışveriş merkezi olmuştur.</p>
<p>Ayrıca Gemili Adası    ve Karacaören Adaları&#8217;nın üzerleri de eskiden ne denli önemli olduklarını ispatlarcasına    kalıntılarla doludur. İlçe merkezindeki müze görülebilir. Fethiye&#8217;ye 50 km uzaklıktaki    bir doğa harikası olan 18 km uzunluktaki kanyonuyla ünlü Saklıkent ve Fethiye    yaylaları ile Tlos yakınındaki Yaka Park sıcaktan bunalanlar için bulunmaz yerlerdir.    Babadağ&#8217;da yapılan yamaç paraşütü, oniki ay boyunca yapılabilen scuba, Dalaman    ve Eşen çaylarında yapılan rafting ve kano sporları ayrı bir aktivite oluşturmaktadır.    Fethiye tarihi ile doğanın harika bir şekilde bütünleştiği ender yerlerden birisidir.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/telmessos-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Syedra Antik Kenti</title>
		<link>http://merakligezgin.com/syedra-antik-kenti/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/syedra-antik-kenti/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 06:17:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[alanya]]></category>
		<category><![CDATA[antik kent]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[syedra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1799</guid>
		<description><![CDATA[Syedra
Alanya-Gazipaşa    karayolunun yaklaşık 20.km.sinde Seki Köyü sınırları içerisindedir. Kente, batıda    halen ayakta olan anıtsal kapı ile girilir. Kentte, Antik Çağdan günümüze değin    kullanılan, içleri sıvalı doğal kaynaktan beslenen sarnıçlar vardır. Kentin    su gereksinimi çok sayıdaki diğer sarnıçlarla da karşılanmaktadır. Kent içindeki   [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Syedra</strong></p>
<p>Alanya-Gazipaşa    karayolunun yaklaşık 20.km.sinde Seki Köyü sınırları içerisindedir. Kente, batıda    halen ayakta olan anıtsal kapı ile girilir. Kentte, Antik Çağdan günümüze değin    kullanılan, içleri sıvalı doğal kaynaktan beslenen sarnıçlar vardır. Kentin    su gereksinimi çok sayıdaki diğer sarnıçlarla da karşılanmaktadır. Kent içindeki    bir mağarada, doğal kayaya oyulmuş nişin çevresi freskolarla süslenmiştir. Mağara    dinsel amaçlı kullanılmıştır ve vaftiz mağarası olarak bilinmektedir. Kentin    doğusunda, çok görkemli bir yapı kalıntısı olan hamam ile karşılaşıyoruz. Zemininde    yer yer mozaik kalıntıları görülmektedir. Hamamın hemen batısında kuzey-güney    doğrultusunda kentin sütunlu caddesi uzanmaktadır. Caddenin kuzeyindeki duvarda    nişler yapılmıştır.1994 yılından bu yana Alanya Müze Müdürlüğü&#8217;nce yapılan kazılar    sonucunda, sütunlu caddenin, 250 x 10 metre boyutlarında ve kuzeyi sütunların    taşıdığı ahşap çatı ile kapalı, güneyi taş döşemeli açık yol şeklinde olduğu    ortaya çıkmıştır. Oyun ve yarışlarla ilgili bilgiler içeren birçok yazıtın varlığı    kente önem kazandırmıştır. Kentdeki diğer önemli yapılar tapınak, tiyatro, dükkanlar,    evler ve kent surlardır. Kazılar sonucunda kentin İ.Ö.7.yüzyıldan İ.S.13.yüzyıla    kadar ki tarihine ilişkin kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/syedra-antik-kenti/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
