Archive for the ‘Hobi’ Category

Çoruh’ta Rafting Parkurları

Perşembe, Nisan 1st, 2010

Rafting Parkurları
Bayburt’tan başlayıp İspir ve Yusufeli’ni takip ederek Artvin’e kadar yaklaşık 260 km. uzunluğundaki nehirde, 4 farklı etapta rafting yapılmaktadır.

coruh_rafting_01

Bayburt-İspir:   0-106 km

Bayburt’tan Çoruh nehrini takip ederek Dikmetaş köprüsüne ulaşıldığında, köprünün her iki yakasında kamp kurulabilecek yerler mevcut olup parkura buradan başlanabilir, ikinci kampın yeri Aslandede veya Laleli olabilir.

Bayburt – İspir arasındaki parkur 2-3 zorluk derecesindedir. Bu parkur ortalama 3 günde alınabilir. İspir’e gelmeden hemen önce (yaklaşık 3 km.) sol tarafta kamp yapma imkanı mevcuttur. Kamp yerinin yakınındaki benzin istasyonundan ve alışveriş için İspir’den yararlanılabilinir.

İspir-Çamlıkaya: 106-134 km

İspir – Çamlıkaya arası 3 – 4 – 5 zorluk derecesinde bir parkurdur. İspir başlangıç noktasından (stabilize yol girişi km:0) 3.; 6,6.; 6,8.; 7,4. km, 8. kilometrelerdeki su akışı iyi incelenmelidir. 28. kilometrede Çamlıkaya’ya ayrılan yola gelmeden önce, nehrin sol yakasına kamp kurulabilir. İçecek suyu 200 m. ileride yolun sol tarafında dağlardan gelen dereden veya Çamlıkaya yol ayrımındaki beton köprüyü geçince trafonun bulunduğu yerdeki direğin sağ alt tarafındaki pınardan temin etmek mümkündür. Yiyecek imkanları Çamlıkaya’dan (yol ayrımından 4 km mesafede) sağlanabilir.

coruh_rafting_02

Rafting Parkurları
Bayburt’tan başlayıp İspir ve Yusufeli’ni takip ederek Artvin’e kadar yaklaşık 260 km. uzunluğundaki nehirde, 4 farklı etapta rafting yapılmaktadır.

coruh_rafting_01

Bayburt-İspir:   0-106 km

Bayburt’tan Çoruh nehrini takip ederek Dikmetaş köprüsüne ulaşıldığında, köprünün her iki yakasında kamp kurulabilecek yerler mevcut olup parkura buradan başlanabilir, ikinci kampın yeri Aslandede veya Laleli olabilir.

Bayburt – İspir arasındaki parkur 2-3 zorluk derecesindedir. Bu parkur ortalama 3 günde alınabilir. İspir’e gelmeden hemen önce (yaklaşık 3 km.) sol tarafta kamp yapma imkanı mevcuttur. Kamp yerinin yakınındaki benzin istasyonundan ve alışveriş için İspir’den yararlanılabilinir.

İspir-Çamlıkaya: 106-134 km

İspir – Çamlıkaya arası 3 – 4 – 5 zorluk derecesinde bir parkurdur. İspir başlangıç noktasından (stabilize yol girişi km:0) 3.; 6,6.; 6,8.; 7,4. km, 8. kilometrelerdeki su akışı iyi incelenmelidir. 28. kilometrede Çamlıkaya’ya ayrılan yola gelmeden önce, nehrin sol yakasına kamp kurulabilir. İçecek suyu 200 m. ileride yolun sol tarafında dağlardan gelen dereden veya Çamlıkaya yol ayrımındaki beton köprüyü geçince trafonun bulunduğu yerdeki direğin sağ alt tarafındaki pınardan temin etmek mümkündür. Yiyecek imkanları Çamlıkaya’dan (yol ayrımından 4 km mesafede) sağlanabilir.

coruh_rafting_02

Balıklar – Deniz Alası

Perşembe, Ağustos 27th, 2009

deniz_alasi

«Deniz alası», birçok dillerde «Karadeniz alabalığı» diye tanınır. Bu balık som balığı’na benzer, yalnız daha toplu yapılıdır, burnu da daha kısadır. Kuyruk yüzgeci de som balığı’nınkinden daha sığ çatallıdır. Sırtının rengi mavimsi-gridir, yanları ile karnı gümüş parıltılı beyaz ya da sarımsıdır. Bazısında geniş ve düzensiz siyah lekeler vardır bazısında ise yoktur.

Uzunluğu ortalama   50-70 santim, ağırlığı  1-4 kilodur. Bununla beraber 15 kilo ağırlığında olanlarının tutulduğu olmuştur.

Deniz alası, öbür alabalıklardan daha sıcak sularda yasayabilir. Bu yüzden dünya yüzünde çok yaygındır. Avrupa’da İzlanda ve Norveç’le Akdeniz arasındaki sularda, ayrıca Korsika’da, Sardunya’da, hatta doğuda Himalayalardan inen sularda görülür. Birleşik Amerika’nın kuzeyinde, Kanada’da, Arjantin’de, Güney Afrika’da, Seylân’da, Avustralya’da, Tasmanya’da ve Yeni Zelanda’da da tutunmuştur. Eti öbür alabalıklarınki kadar lezzetli değilse de başka türlere elverişli olmayan şartlar altında gelişebilmesi sebebiyle değerli bir balık sayılır.

Deniz alaları da, başka alabalıklar ve som balıkları gibi, yumurtlamak için nehirlere girerler. Bir de bütün hayatlarını tatlı suda geçirenleri vardır. Renkleri biraz farklı olduğu için, bunlar yakın zamana kadar ayrı bir tür  sanılıyordu.

Deniz alası’nın yumurtaları küre biçiminde ve yaklaşık olarak 5 milimetre çapındadır. Öbür alabalıkgillerin yumurtaları gibi sudan biraz ağır ve ilk yuımırtlandıklan zaman az’ çok yapışkandırlar. Dişi, yumurtalarının akıntıyla sürüklenmemesi için, akarsunun çakıllı dibinde 15-20 santim derinliğinde bir çukur kazar ve yumurtalarını bunun içine döker. Yumurtaların dibe yapışmaları da sürüklenmemelerinin sebeplerinden biridir. Dişi bir parti yumurta yumurtladıktan sonra eskisinden biraz yukarıda yeni bir çukur kazmaya girişir, bu arada yerinden oynattığı taşlar ve çakıllar eski çukurun içine yuvarlanarak yumurtaları örter. Yumurtalar böylece 15-20 santimlik bir çakıl örtüsünün altında, yumurta yiyen balıklardan ve başka hayvanlardan korunmuş olurlar. Yavrular çıkana kadar aradan 40-70 gün geçer.

Deniz alaları sonbahar sonlarında yumurta dökerler. Bir deniz alası hayatında yedi kere yumurtlayabilir.

deniz_alasi

«Deniz alası», birçok dillerde «Karadeniz alabalığı» diye tanınır. Bu balık som balığı’na benzer, yalnız daha toplu yapılıdır, burnu da daha kısadır. Kuyruk yüzgeci de som balığı’nınkinden daha sığ çatallıdır. Sırtının rengi mavimsi-gridir, yanları ile karnı gümüş parıltılı beyaz ya da sarımsıdır. Bazısında geniş ve düzensiz siyah lekeler vardır bazısında ise yoktur.

Uzunluğu ortalama   50-70 santim, ağırlığı  1-4 kilodur. Bununla beraber 15 kilo ağırlığında olanlarının tutulduğu olmuştur.

Deniz alası, öbür alabalıklardan daha sıcak sularda yasayabilir. Bu yüzden dünya yüzünde çok yaygındır. Avrupa’da İzlanda ve Norveç’le Akdeniz arasındaki sularda, ayrıca Korsika’da, Sardunya’da, hatta doğuda Himalayalardan inen sularda görülür. Birleşik Amerika’nın kuzeyinde, Kanada’da, Arjantin’de, Güney Afrika’da, Seylân’da, Avustralya’da, Tasmanya’da ve Yeni Zelanda’da da tutunmuştur. Eti öbür alabalıklarınki kadar lezzetli değilse de başka türlere elverişli olmayan şartlar altında gelişebilmesi sebebiyle değerli bir balık sayılır.

Deniz alaları da, başka alabalıklar ve som balıkları gibi, yumurtlamak için nehirlere girerler. Bir de bütün hayatlarını tatlı suda geçirenleri vardır. Renkleri biraz farklı olduğu için, bunlar yakın zamana kadar ayrı bir tür  sanılıyordu.

Deniz alası’nın yumurtaları küre biçiminde ve yaklaşık olarak 5 milimetre çapındadır. Öbür alabalıkgillerin yumurtaları gibi sudan biraz ağır ve ilk yuımırtlandıklan zaman az’ çok yapışkandırlar. Dişi, yumurtalarının akıntıyla sürüklenmemesi için, akarsunun çakıllı dibinde 15-20 santim derinliğinde bir çukur kazar ve yumurtalarını bunun içine döker. Yumurtaların dibe yapışmaları da sürüklenmemelerinin sebeplerinden biridir. Dişi bir parti yumurta yumurtladıktan sonra eskisinden biraz yukarıda yeni bir çukur kazmaya girişir, bu arada yerinden oynattığı taşlar ve çakıllar eski çukurun içine yuvarlanarak yumurtaları örter. Yumurtalar böylece 15-20 santimlik bir çakıl örtüsünün altında, yumurta yiyen balıklardan ve başka hayvanlardan korunmuş olurlar. Yavrular çıkana kadar aradan 40-70 gün geçer.

Deniz alaları sonbahar sonlarında yumurta dökerler. Bir deniz alası hayatında yedi kere yumurtlayabilir.

Taze Balık Nasıl Anlaşılır, Balık Nasıl Temizlenir ?

Perşembe, Ağustos 27th, 2009

fresh fish

Taze balığın görünüşü son derece canlı olur. Taze balık ile bayat balığı aşağıdaki farklılıkları ile anlayabiliriz:

1. Taze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri buğulanmaya başlar ve daha sonra içeri çöker.

2. Taze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pulsuz balıklarda bayatlamaya başladıkça derisinin parlaklığı azalır ve özellikle karın tarafında buruşmalar meydana gelir. Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk anında düzelir. Halbuki bayatlamış balıklarda bu iz kalır. Balığın parlaklığıyla yetinmemek gerekir. Çünkü tezgahtaki balıklara devamlı su serpildiği için parlak görünebilirler.

3. Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu aynen tepsideki gibi dimdik kalkar. Halbuki bayat balığı bu şekilde kaldırınca kuyruk kısmı aşağı doğru sarkar.

4. Taze balığın solungaçları canlı kırmızı olur. Balık bayatladıkça bu renk değişir. Ancak bazı balıkçıların solungaçları kırmızı mürekkep ile boyadıklarını belirtmek lazım. Solungaçlardan aşağı doğru akan kırmızı sıvıyı çok kişi kan zannetsede aslında bu mürekkeptir. Böyle bir aldatmacaya başvuran tezgahtan kesinlikle balık alınmamalıdır.

5. Taze balık hemen hemen kokusuzdur. Bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlarlar.

6. Pullu balıkların pulları tazeyken vücuda sıkıca yapışıktır. Elimizi kafadan kuyruğa doğru sürtünce pulların gelmemesi gerekir.

Balık Nasıl Temizlenir?

PULSUZ VE KÜÇÜK BALIKLAR:

Pulsuz ve küçük boydaki balıkları temizlerken bıçağa gerek yoktur. Balığı sol avucunuzun içine alıp sağ elinizin işaret ve baş parmağı vasıtasıyla balığın kafasını kopararak ve sonra baş parmağınızı karnına sokup yararak temizleyebilirsiniz. Ardından bol suyla iyice yıkamanız gerekir.Balıkları kılçıklı bırakabileceğiniz gibi, pişireceğiniz yemeğe veya kendi arzunuza bağlı olarak fileto da çıkarabilkirsiniz. Bu işlem için karnını yardığınız parmağınızı hiç çıkarmadan kuyruğa kadar yürütmek ve sonra kılçığı ileri geri hafifce oynatıp yumuşak hareketlerle yerinden çıkarmak gerekir. Bu balıklar küçük olduğu için filetoları genelde birbirinden ayırmaya gerek yoktur. Filetoları açık veya kapanmış olarak kullanabilirsiniz. Bunun istisnaları ile filetonun ne şekilde kullanılacağı yemek tariflerinde belirtilmiştir.

Sardalya pullu balık olmakla birlikte yine aynı yöntemle ayıklanır. Ancak ayıklamadan önce parmaklarınızla pullarını kazıyabilirsiniz. Bu işlem için bıçak kullanmaya gerek yoktur, çünkü pullar iri ve yumuşak olduğu için parmak temasıyla yerlerinden ayrılırlar.

ORTA BÜYÜKLÜKTE VE PULSUZ BALIKLAR:

Uskumru, kolyos, istavrit, çinekop gibi orta büyüklükte ve pulsuz balıklar ise bıçak yardımıyla temizlenmelidir. Anüs üzerine bıçakla küçük bir kesik atıktan sonra balığın karnı yarılarak iç organları dışarı çıkarılarak karnı temizlenir. Bu arada solungaçlarının da koparılarak çıkarılması gereklidir. Temizlenmiş balığın içi ve başı bol su ile iyice yıkanmalı ve karın çevresindeki siyah zarlar ile kan pıhtıları bıçak ucuyla iyice temizlenmelidir.

Palamut, torik gibi balıkların karnını tamamen yarmak gerekmez. Anüsün üzerine atacağınız derince bir bıçak kesiğiyle bağırsakların vücuttan ayrılması sağlanır. Karın az yarılarak bıçak ucuyla iç organların tamamı dışarı alınır. Palamut ve torik gibi balıkları iki şekilde doğrayabilirsiniz; dilimlemek veya fileto çıkarmak. Eğer tava veya yahni yapacaksanız balığı 1 parmak (2 ila 2.5 santim) kalınlığında dilimler halinde kesebilirsiniz. Fırın balık için fileto çıkarılması daha iyi olur. Fileto çıkarmak için balığın kuyruk kısmından başlayıp kılçık paralelinde balığı ikiye ayırmak gerekir. Palamut ve toriğin baş kısmında fazla bir şey olmadığından kuyruğu ile birlikte kesip atabilirsiniz. Eğer bu balıklardan lakerda yapacaksanız dilimlerin kalınlığı iki misli yani asgari 4 santim olmalıdır. Lakerda için balık temizlenmesi özel itina ve işlem gerektirir.

filleting-fish12

PULLU BALIKLAR:

Pullu balıkların ise önce pullarının kazınması gerekir. Bu işlem için balığı yatırıp kuyruğundan tutarak bıçağı her iki yanına birkaç defa sürtmek gerekir. Balığın derisinin ve etlerinin zedelenmemesi, balığın kesilmemesi için bıçağı dik tutmak gerekir. İç organlarının temizlenmesi aynen palamutta olduğu gibidir. Balık büyüklüğüne ve yapılacak yemeğe göre bütün bırakılır veya fileto çıkarılır. Pilaki yapılması düşünülüyorsa kalın dilimlere bölebilirsiniz. Lüfer büyüklüğüne göre, kofana ise mutlaka fileto yapılmalıdır. Sarı kanat ise lüferin küçüğü olduğundan iki tarafı boyunca bıçakla çizilerek bütün bırakılır. Çinekopu ise çizmeye dahi gerek yoktur. Lüfer, çinekop, sarıkanat, kofana, levrek, çipura ve özellikle çorbaya uygun kırlangıç, öksüz, adabeyi ve iskorpit gibi balıkların kafaları koparılmaz. Özellikle ilk gruptaki balıkların yanak ve beyinleri çok lezzetlidir.

TULUM ÇIKARTMA:

Bazı pullu veya pulsuz balıkların derisi oldukça kalındır. Örneğin sinarit veya dil balığı gibi. Bu balıkların derisini komple çıkarabilirsiniz. Bu işleme tulum çıkartma denir. Bu durumda bıçağınızın ucunu kuyruk kısmından derinin altına sokup biraz ayırmak ve sonra oradan tutup yavaş yavaş yukarı doğru çekmek gerekir. Gerekirse arada bıçağınızla tulum çıkartmaya yardım edebilirsiniz. Bu işlemlerden sonra bolca akan kan temizlenmelidir. Pullu balıkların temizlenmesinde pullar etrafa saçılır ve eğer bu işlemi mutfağınızda yapıyorsanız etrafı batırır. Bu nedenle balıkçıda temizletmeyi tercih etmeniz önerilir

fresh fish

Taze balığın görünüşü son derece canlı olur. Taze balık ile bayat balığı aşağıdaki farklılıkları ile anlayabiliriz:

1. Taze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri buğulanmaya başlar ve daha sonra içeri çöker.

2. Taze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pulsuz balıklarda bayatlamaya başladıkça derisinin parlaklığı azalır ve özellikle karın tarafında buruşmalar meydana gelir. Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk anında düzelir. Halbuki bayatlamış balıklarda bu iz kalır. Balığın parlaklığıyla yetinmemek gerekir. Çünkü tezgahtaki balıklara devamlı su serpildiği için parlak görünebilirler.

3. Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu aynen tepsideki gibi dimdik kalkar. Halbuki bayat balığı bu şekilde kaldırınca kuyruk kısmı aşağı doğru sarkar.

4. Taze balığın solungaçları canlı kırmızı olur. Balık bayatladıkça bu renk değişir. Ancak bazı balıkçıların solungaçları kırmızı mürekkep ile boyadıklarını belirtmek lazım. Solungaçlardan aşağı doğru akan kırmızı sıvıyı çok kişi kan zannetsede aslında bu mürekkeptir. Böyle bir aldatmacaya başvuran tezgahtan kesinlikle balık alınmamalıdır.

5. Taze balık hemen hemen kokusuzdur. Bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlarlar.

6. Pullu balıkların pulları tazeyken vücuda sıkıca yapışıktır. Elimizi kafadan kuyruğa doğru sürtünce pulların gelmemesi gerekir.

Balık Nasıl Temizlenir?

PULSUZ VE KÜÇÜK BALIKLAR:

Pulsuz ve küçük boydaki balıkları temizlerken bıçağa gerek yoktur. Balığı sol avucunuzun içine alıp sağ elinizin işaret ve baş parmağı vasıtasıyla balığın kafasını kopararak ve sonra baş parmağınızı karnına sokup yararak temizleyebilirsiniz. Ardından bol suyla iyice yıkamanız gerekir.Balıkları kılçıklı bırakabileceğiniz gibi, pişireceğiniz yemeğe veya kendi arzunuza bağlı olarak fileto da çıkarabilkirsiniz. Bu işlem için karnını yardığınız parmağınızı hiç çıkarmadan kuyruğa kadar yürütmek ve sonra kılçığı ileri geri hafifce oynatıp yumuşak hareketlerle yerinden çıkarmak gerekir. Bu balıklar küçük olduğu için filetoları genelde birbirinden ayırmaya gerek yoktur. Filetoları açık veya kapanmış olarak kullanabilirsiniz. Bunun istisnaları ile filetonun ne şekilde kullanılacağı yemek tariflerinde belirtilmiştir.

Sardalya pullu balık olmakla birlikte yine aynı yöntemle ayıklanır. Ancak ayıklamadan önce parmaklarınızla pullarını kazıyabilirsiniz. Bu işlem için bıçak kullanmaya gerek yoktur, çünkü pullar iri ve yumuşak olduğu için parmak temasıyla yerlerinden ayrılırlar.

ORTA BÜYÜKLÜKTE VE PULSUZ BALIKLAR:

Uskumru, kolyos, istavrit, çinekop gibi orta büyüklükte ve pulsuz balıklar ise bıçak yardımıyla temizlenmelidir. Anüs üzerine bıçakla küçük bir kesik atıktan sonra balığın karnı yarılarak iç organları dışarı çıkarılarak karnı temizlenir. Bu arada solungaçlarının da koparılarak çıkarılması gereklidir. Temizlenmiş balığın içi ve başı bol su ile iyice yıkanmalı ve karın çevresindeki siyah zarlar ile kan pıhtıları bıçak ucuyla iyice temizlenmelidir.

Palamut, torik gibi balıkların karnını tamamen yarmak gerekmez. Anüsün üzerine atacağınız derince bir bıçak kesiğiyle bağırsakların vücuttan ayrılması sağlanır. Karın az yarılarak bıçak ucuyla iç organların tamamı dışarı alınır. Palamut ve torik gibi balıkları iki şekilde doğrayabilirsiniz; dilimlemek veya fileto çıkarmak. Eğer tava veya yahni yapacaksanız balığı 1 parmak (2 ila 2.5 santim) kalınlığında dilimler halinde kesebilirsiniz. Fırın balık için fileto çıkarılması daha iyi olur. Fileto çıkarmak için balığın kuyruk kısmından başlayıp kılçık paralelinde balığı ikiye ayırmak gerekir. Palamut ve toriğin baş kısmında fazla bir şey olmadığından kuyruğu ile birlikte kesip atabilirsiniz. Eğer bu balıklardan lakerda yapacaksanız dilimlerin kalınlığı iki misli yani asgari 4 santim olmalıdır. Lakerda için balık temizlenmesi özel itina ve işlem gerektirir.

filleting-fish12

PULLU BALIKLAR:

Pullu balıkların ise önce pullarının kazınması gerekir. Bu işlem için balığı yatırıp kuyruğundan tutarak bıçağı her iki yanına birkaç defa sürtmek gerekir. Balığın derisinin ve etlerinin zedelenmemesi, balığın kesilmemesi için bıçağı dik tutmak gerekir. İç organlarının temizlenmesi aynen palamutta olduğu gibidir. Balık büyüklüğüne ve yapılacak yemeğe göre bütün bırakılır veya fileto çıkarılır. Pilaki yapılması düşünülüyorsa kalın dilimlere bölebilirsiniz. Lüfer büyüklüğüne göre, kofana ise mutlaka fileto yapılmalıdır. Sarı kanat ise lüferin küçüğü olduğundan iki tarafı boyunca bıçakla çizilerek bütün bırakılır. Çinekopu ise çizmeye dahi gerek yoktur. Lüfer, çinekop, sarıkanat, kofana, levrek, çipura ve özellikle çorbaya uygun kırlangıç, öksüz, adabeyi ve iskorpit gibi balıkların kafaları koparılmaz. Özellikle ilk gruptaki balıkların yanak ve beyinleri çok lezzetlidir.

TULUM ÇIKARTMA:

Bazı pullu veya pulsuz balıkların derisi oldukça kalındır. Örneğin sinarit veya dil balığı gibi. Bu balıkların derisini komple çıkarabilirsiniz. Bu işleme tulum çıkartma denir. Bu durumda bıçağınızın ucunu kuyruk kısmından derinin altına sokup biraz ayırmak ve sonra oradan tutup yavaş yavaş yukarı doğru çekmek gerekir. Gerekirse arada bıçağınızla tulum çıkartmaya yardım edebilirsiniz. Bu işlemlerden sonra bolca akan kan temizlenmelidir. Pullu balıkların temizlenmesinde pullar etrafa saçılır ve eğer bu işlemi mutfağınızda yapıyorsanız etrafı batırır. Bu nedenle balıkçıda temizletmeyi tercih etmeniz önerilir

Kaçkarlarda Kuş Gözlemciliği

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Kuş Gözlemciliği: Milli park içerisinde yapılabilecek en iyi etkinliklerden biridir. Kaçkar Dağları evsahipliği yaptığı bir çok kuş türünden dolayı oldukça özel bir konuma sahiptir. orman ve alpin türler olmak üzere milli park içinde Türkiye’nin başka yerlerinde kolay kolay göremeyeceğiniz kuş türlerini kolaylıkla görebilirsiniz. Dağ horozu, sakallı akbaba, kara ağaçkakan, ur keklik, sürmeli dağ bülbülü, şakrak, kar serçesi görebileceğiniz türlerin başında gelir. Dağ horozu gibi bazı türleri görmek isterseniz oldukça sabırlı olmanız gerekir. Dağ horozu Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde görülebilen ve Kafkasya’ya endemik bir türdür. türü gözlemlemek için en güzel aylar ilkbahar aylarıdır. Sabah çok erken saatlerde ya da akşam güneş battıktan sonra tür kolaylıkla orman gülleri ve alpin çayırlarının bulunduğu bölgelerde görülebilir. Türü gözlemlemek için Kaçkar Dağları milli parkının Yusufeli tarafı en uygun yerlerden biridir. Şakrak ve kara ağaçkakan gibi türleri ise Ayder, Çat ve çevresindeki sık ormanlık alanlarda gözlemleyebilirsiniz. Yine ur keklik içinde zirvelerde bulunan kayalıkları, yine sabah çok erken saatlerde seçmek zorundasınız.

kackar_daghorozu
Dağ horozuyla ilgili detaylı bilgin için Doğa Derneği tarafından yürütülen Dağ horozu koruma projesi web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.dogadernegi.org/daghorozu

Kuş Gözlemciliği: Milli park içerisinde yapılabilecek en iyi etkinliklerden biridir. Kaçkar Dağları evsahipliği yaptığı bir çok kuş türünden dolayı oldukça özel bir konuma sahiptir. orman ve alpin türler olmak üzere milli park içinde Türkiye’nin başka yerlerinde kolay kolay göremeyeceğiniz kuş türlerini kolaylıkla görebilirsiniz. Dağ horozu, sakallı akbaba, kara ağaçkakan, ur keklik, sürmeli dağ bülbülü, şakrak, kar serçesi görebileceğiniz türlerin başında gelir. Dağ horozu gibi bazı türleri görmek isterseniz oldukça sabırlı olmanız gerekir. Dağ horozu Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde görülebilen ve Kafkasya’ya endemik bir türdür. türü gözlemlemek için en güzel aylar ilkbahar aylarıdır. Sabah çok erken saatlerde ya da akşam güneş battıktan sonra tür kolaylıkla orman gülleri ve alpin çayırlarının bulunduğu bölgelerde görülebilir. Türü gözlemlemek için Kaçkar Dağları milli parkının Yusufeli tarafı en uygun yerlerden biridir. Şakrak ve kara ağaçkakan gibi türleri ise Ayder, Çat ve çevresindeki sık ormanlık alanlarda gözlemleyebilirsiniz. Yine ur keklik içinde zirvelerde bulunan kayalıkları, yine sabah çok erken saatlerde seçmek zorundasınız.

kackar_daghorozu
Dağ horozuyla ilgili detaylı bilgin için Doğa Derneği tarafından yürütülen Dağ horozu koruma projesi web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.dogadernegi.org/daghorozu

Ağrı Dağı

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

agri_dagi_02Ağrı Dağı

Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh – i Nuh, Cebel ül Haristir.

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970′ de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980′li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

Yükseklik : 5165 m.

Konumu : Doğu Anadolu’da İran sınırları yakınında yükselir. (Aras-Murat Nehirleri arası)

Tırmanış Zamanı : Tırmanışlar İçin En Uygun Zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır. Kış tırmanışları zorlu ancak zevklidir.

Özellikleri : Ağrı dağı(5165 m.), Anadolu Yarımadası ve Avrupa’nın en yüksek doruğudur. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır. Ağrı dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.

Ulaşım ve Konaklama : Trabzon-Erzurum-Tahran Uluslararası kara yolları Ağrı eteklerini dolanarak İran’a uzanır. Ankara-Erzurum arasında düzenli olarak hava, demir ve karayolu bağlantısı mevcuttur.

Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt’tır. Buraya Ağrı ve Erzurum’dan ulaşmak mümkündür. Kent ve çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri vardır.

agri_dagi_plan01

Tırmanışlar

Malzemeler    Krampon, İp (11 mm), Buz Kazması, Emniyet Malzemeleri (Perlon, Buz Burgusu vb)
Yaz çıkışlarında    (-5, -10 ºC’ye) dayanaklı uyku tulumu, anorak, rüzgarlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, Dağcıların çıkışları izne tabi olan Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarına tırmanışlarında şu noktalarından hareket etmeleri zorunludur.

* Ağrı dağına çıkışlar Doğubeyazıt – Topçatan köyü – Eli Çiftliği güzergahından olmak şartıyla yalnızca dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır.

* Küçük Ağrı Dağına ise yalnızca kuzeybatı güzergahından çıkış yapılmaktadır. Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota güney rotasıdır.

* Doğubeyazıt’ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak oto mobil ile Eli köyüne ulaşırlar. Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 2800 m. yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır. 2. gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4200 m. dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır. Doruk tırmanışı için krampon, buz kayması ve ip alınması zorunludur. 8-10 saatlik tırmanışla doruğa ulaşılır ve birinci kamp yeri olan 2800 m. ye dönüş yapılır.

agri_dagi_02Ağrı Dağı

Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh – i Nuh, Cebel ül Haristir.

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970′ de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980′li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

Yükseklik : 5165 m.

Konumu : Doğu Anadolu’da İran sınırları yakınında yükselir. (Aras-Murat Nehirleri arası)

Tırmanış Zamanı : Tırmanışlar İçin En Uygun Zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır. Kış tırmanışları zorlu ancak zevklidir.

Özellikleri : Ağrı dağı(5165 m.), Anadolu Yarımadası ve Avrupa’nın en yüksek doruğudur. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır. Ağrı dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.

Ulaşım ve Konaklama : Trabzon-Erzurum-Tahran Uluslararası kara yolları Ağrı eteklerini dolanarak İran’a uzanır. Ankara-Erzurum arasında düzenli olarak hava, demir ve karayolu bağlantısı mevcuttur.

Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt’tır. Buraya Ağrı ve Erzurum’dan ulaşmak mümkündür. Kent ve çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri vardır.

agri_dagi_plan01

Tırmanışlar

Malzemeler    Krampon, İp (11 mm), Buz Kazması, Emniyet Malzemeleri (Perlon, Buz Burgusu vb)
Yaz çıkışlarında    (-5, -10 ºC’ye) dayanaklı uyku tulumu, anorak, rüzgarlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, Dağcıların çıkışları izne tabi olan Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarına tırmanışlarında şu noktalarından hareket etmeleri zorunludur.

* Ağrı dağına çıkışlar Doğubeyazıt – Topçatan köyü – Eli Çiftliği güzergahından olmak şartıyla yalnızca dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır.

* Küçük Ağrı Dağına ise yalnızca kuzeybatı güzergahından çıkış yapılmaktadır. Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota güney rotasıdır.

* Doğubeyazıt’ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak oto mobil ile Eli köyüne ulaşırlar. Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 2800 m. yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır. 2. gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4200 m. dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır. Doruk tırmanışı için krampon, buz kayması ve ip alınması zorunludur. 8-10 saatlik tırmanışla doruğa ulaşılır ve birinci kamp yeri olan 2800 m. ye dönüş yapılır.

Antalya-Beydağlar

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Antalya-Beydağlar

Toros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi’nin batısında kuzey – güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.

Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya’yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. Eğer uykunuzdan fedakarlık edip güneşin doğuşunu burada yakaladığınızda gözlerinizi kamaştıracak kadar parlak bir gün doğumuna şahit olursunuz.

Yamaç paraşütü yapak isterseniz ve iyi bir hava yakalarsınız muhteşem bir manzarayla karşılaşırsınız. Ayrıca Bey dağları önemli bir dağcılık merkezi olmanın yanında önemli bir kış turizm merkezidir.
Yükseklik : 3069 m.

Konumu : Toros dağlarının Antalya il sınırları içinde kalan batı bölümünü oluştururlar. Akdeniz kıyıları boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanırlar. Yılın her mevsimi gezi ve tırmanışlar için uygundur. Kış ayları dışında en uygun zaman Nisan, Mayıs ve Haziran aylarıdır.

Özellikleri : Genellikle kalker kayalardan oluşan bu sıradağlar, değişik orman örtüleri ile kaplıdır. Bu dağlar üzerinde çok sayıda dağ dorukları yer alır.

Ulaşım : Tırmanışlar için en uygun yaklaşma yeri Antalya- Antalya-Kemer ve Antalya-Elmalıdır. Antalya; İstanbul ve İzmir’e deniz kara ve hava yolu, Ankara’ya hava ve karayolu ile bağlıdır.

Tırmanışlar

Beydağlarının en yüksek doruğu olan Kılarsivrisine (3069 m.) tırmanış Elmalı üzerinden yapılır. Buradan otomobil ile çevresi sedir ormanları ile kaplı Çamçukuru yaylasına gidilir. Çamçukuruna kamp kuran dağcılar, bir gün içinde doruk çıkışını yapar ve dönerler. Buzdağlarının en ilginç gezi ve tırmanışı Tahtalı Dağındadır, 2360 m. yükseklikteki bu dağ 2000 m. yüksekliğe kadar değişik türde orman örtüleri ile kaplıdır. Orman örtüsünden sonra dağ çayırları bulunur. Tahtalı Dağa çıkış için Kemer’den otomobil ile dağın kuzeyindeki Soğukpınar’a (Soğucaksu) çıkılır. Burada kamp yeri seçilir. Doruk tırmanışı Akdeniz’i gören sırtlar üzerinden yapılır. Tırmanış sırasında her an görünüm ve manzara değişir.

Antalya-Beydağlar

Toros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi’nin batısında kuzey – güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.

Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya’yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. Eğer uykunuzdan fedakarlık edip güneşin doğuşunu burada yakaladığınızda gözlerinizi kamaştıracak kadar parlak bir gün doğumuna şahit olursunuz.

Yamaç paraşütü yapak isterseniz ve iyi bir hava yakalarsınız muhteşem bir manzarayla karşılaşırsınız. Ayrıca Bey dağları önemli bir dağcılık merkezi olmanın yanında önemli bir kış turizm merkezidir.
Yükseklik : 3069 m.

Konumu : Toros dağlarının Antalya il sınırları içinde kalan batı bölümünü oluştururlar. Akdeniz kıyıları boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanırlar. Yılın her mevsimi gezi ve tırmanışlar için uygundur. Kış ayları dışında en uygun zaman Nisan, Mayıs ve Haziran aylarıdır.

Özellikleri : Genellikle kalker kayalardan oluşan bu sıradağlar, değişik orman örtüleri ile kaplıdır. Bu dağlar üzerinde çok sayıda dağ dorukları yer alır.

Ulaşım : Tırmanışlar için en uygun yaklaşma yeri Antalya- Antalya-Kemer ve Antalya-Elmalıdır. Antalya; İstanbul ve İzmir’e deniz kara ve hava yolu, Ankara’ya hava ve karayolu ile bağlıdır.

Tırmanışlar

Beydağlarının en yüksek doruğu olan Kılarsivrisine (3069 m.) tırmanış Elmalı üzerinden yapılır. Buradan otomobil ile çevresi sedir ormanları ile kaplı Çamçukuru yaylasına gidilir. Çamçukuruna kamp kuran dağcılar, bir gün içinde doruk çıkışını yapar ve dönerler. Buzdağlarının en ilginç gezi ve tırmanışı Tahtalı Dağındadır, 2360 m. yükseklikteki bu dağ 2000 m. yüksekliğe kadar değişik türde orman örtüleri ile kaplıdır. Orman örtüsünden sonra dağ çayırları bulunur. Tahtalı Dağa çıkış için Kemer’den otomobil ile dağın kuzeyindeki Soğukpınar’a (Soğucaksu) çıkılır. Burada kamp yeri seçilir. Doruk tırmanışı Akdeniz’i gören sırtlar üzerinden yapılır. Tırmanış sırasında her an görünüm ve manzara değişir.

Kayseri-Erciyes Dağı

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Kayseri-Erciyes Dağı

Kentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton’dur. Dağa çıkan ilk Türk ise 1924 yılında Miralay Cemil Cahit Beydir.

Erciyse bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye’nin önemli bir kış turizm merkezidir. Ayrıca Dağın zirvesine çıktığınızda hava açıksa Kapadokya’ dan Toroslar’ a kadar uzanan bir bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Yükseklik  : 3916 m.

Konumu : Orta Anadolu’da Kayseri ilinin hemen güneyinde yükselir.

Tırmanış Zamanı : Yaz tırmanışları için en uygun zaman Mayıs-Ekim ayları arasıdır.

Özellikleri : Sönmüş genç bir volkan dağ, Orta Anadolu’nun en yüksek doruğudur. Dağın kuzeyinde 700 m. uzunlukta bir dağ buzulu vardır. Doğu yüzünde 2100-2900 m. yükseklikte yer alan Tekir yaylası bir kış sporları merkezidir. Telesiyejden sonra kamp yeri olan Çobaninine kışın yürüyerek yaklaşık 2,5-3 saatte gidilir. Tırmanış genellikle çoban ininden mola taşına kadar bir saat sürer. Mola taşı tam şeytan deresinin ağzındadır. Buradan, küçük zirve yaklaşık 2-3 saat sürer. Kış ayları Şeytan deresinde çığ tehlikesi olabilir. Bahar aylarında taş düşmesi yüzünden (Mayıs, Haziran ayları) kask kullanılması gerekir. Tur kayağı ile zevkli tırmanışlar yapılabilir.
Ulaşım ve Konaklama : Ankara ve İstanbul’dan Kayseri’ye otobüs, tren yada uçakla ulaşılabilir. Tekir yaylasında 100 yataklı kaloriferli ve telefonlu bir dağ evi mevcuttur. Kayseri’de çeşitli konaklama ve lokanta tesisleri bulunmaktadır. Tekir yaylasında ayrıca özel idareye ait 100 yataklı yeni ve modern bir otel işletmeye açılmıştır.

Tırmanışlar

Malzemeler : Krampon, İp, Kazma, Kask, Muhtelif Emniyet Malzemeleri (Sikke, Buz Burgusu vb), Kamp Malzemesi

Tekir Yaylasından Tırmanış : En emin tırmanıştır. Kayseri’ye 25 km. uzaklıktaki dağ evine Hisarcık üzerinden gidilir. Dağ evinden 8-10 saatlik bir sürede ana doruğa çıkış ve iniş gerçekleştirilir. Kuzeybatıdan Tırmanış: Erciyes için biraz güç ancak zevkli bir tırmanıştır. Kayseri’den otobüs yada otomobil ile Hacılara gidilir. Buradan Akın yurdu üzerinden geçilerek Sütdonduran yaylasında (2850 m.) kamp kurulur, tırmanışa devam edilerek doruğa ulaşılır.

Kayseri-Erciyes Dağı

Kentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton’dur. Dağa çıkan ilk Türk ise 1924 yılında Miralay Cemil Cahit Beydir.

Erciyse bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye’nin önemli bir kış turizm merkezidir. Ayrıca Dağın zirvesine çıktığınızda hava açıksa Kapadokya’ dan Toroslar’ a kadar uzanan bir bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Yükseklik  : 3916 m.

Konumu : Orta Anadolu’da Kayseri ilinin hemen güneyinde yükselir.

Tırmanış Zamanı : Yaz tırmanışları için en uygun zaman Mayıs-Ekim ayları arasıdır.

Özellikleri : Sönmüş genç bir volkan dağ, Orta Anadolu’nun en yüksek doruğudur. Dağın kuzeyinde 700 m. uzunlukta bir dağ buzulu vardır. Doğu yüzünde 2100-2900 m. yükseklikte yer alan Tekir yaylası bir kış sporları merkezidir. Telesiyejden sonra kamp yeri olan Çobaninine kışın yürüyerek yaklaşık 2,5-3 saatte gidilir. Tırmanış genellikle çoban ininden mola taşına kadar bir saat sürer. Mola taşı tam şeytan deresinin ağzındadır. Buradan, küçük zirve yaklaşık 2-3 saat sürer. Kış ayları Şeytan deresinde çığ tehlikesi olabilir. Bahar aylarında taş düşmesi yüzünden (Mayıs, Haziran ayları) kask kullanılması gerekir. Tur kayağı ile zevkli tırmanışlar yapılabilir.
Ulaşım ve Konaklama : Ankara ve İstanbul’dan Kayseri’ye otobüs, tren yada uçakla ulaşılabilir. Tekir yaylasında 100 yataklı kaloriferli ve telefonlu bir dağ evi mevcuttur. Kayseri’de çeşitli konaklama ve lokanta tesisleri bulunmaktadır. Tekir yaylasında ayrıca özel idareye ait 100 yataklı yeni ve modern bir otel işletmeye açılmıştır.

Tırmanışlar

Malzemeler : Krampon, İp, Kazma, Kask, Muhtelif Emniyet Malzemeleri (Sikke, Buz Burgusu vb), Kamp Malzemesi

Tekir Yaylasından Tırmanış : En emin tırmanıştır. Kayseri’ye 25 km. uzaklıktaki dağ evine Hisarcık üzerinden gidilir. Dağ evinden 8-10 saatlik bir sürede ana doruğa çıkış ve iniş gerçekleştirilir. Kuzeybatıdan Tırmanış: Erciyes için biraz güç ancak zevkli bir tırmanıştır. Kayseri’den otobüs yada otomobil ile Hacılara gidilir. Buradan Akın yurdu üzerinden geçilerek Sütdonduran yaylasında (2850 m.) kamp kurulur, tırmanışa devam edilerek doruğa ulaşılır.

Mersin-Bolkar Dağları

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Mersin-Bolkar Dağları

Alp dağlarının Türkiye’ deki kanadını oluşturan Bolkar dağları, güneybatıda Reşadiye’ den başlayıp Anadolu’nun güney kıyılarına paralel olarak uzandıktan sonra, doğuda İran’ın Zağanos Dağlarına bağlanır.

Bolkar dağlarında 3000 metreyi aşan bir çok zirve bulunuyor. Bunlardan Medetsiz (3524 m.) aralarında en yüksek olanıdır. Meydan ise Bolkar dağlarını görmek isteyenler için çok iyi bir kamp noktasıdır. Meydan’a yaklaşık 45 dakika uzaklıkta, güney batıda bulunan Karagöl (2650 m.) çok güzel bir kamp noktasıdır ve buraya Haziran ayında gidilirse gölü sarı ağırlıklı çiçeklerin kuşattığı görülür. Ayrıca kökleri Orta Asya’ya uzanan Yörüklerin arasında, binlerce yıldır bozulmamış geçmişe de yolculuk yapmanız mümkündür.

Yükseklik : 3524 m.

Konumu : Orta Toros dağlarının Niğde-Mersin İlleri arasında kalan uzantısıdır.

Tırmanış Zamanı : Yaz tırmanışları için en uygun zaman 15 Mayıs-15 Ağustos tarihleri arası, Kış tırmanışları için en uygun zaman Aralık sonu, Ocak başı ile Şubat sonu, Mart başıdır.

Özellikleri . Kalker kayalardan oluşan kıvrımlardan yaz mevsiminde yer yer kalıcı karlarla kaplıdır. Değişik türde orman örtüleri, dağ çayırları ve bitki topluluklarına sahiptir. Ulaşım En yüksek doruk olan Medeksiz doruğuna ulaşmak için Ankara-Adana karayolundan Ulukışla-Çiftehan ve Pozantı-Çamalan alınır.

Tırmanışlar

Medeksiz doruğuna tırmanış için Çiftehan üzerinden Maden köyüne gidilir. Yaz aylarında Maden köyünden sonra Meydan Yaylasına kadar arazili arabalarla gidilebilir. Burası aynı zamanda kamp yeridir. Çamalan üzerinden hareket edilmesi halinde Elmalıpınarı’na otomobil ile ulaşılır. Buradan başlatılacak gezi ve tırmanışlar için her dağcı kendine göre bir çıkış yolu seçebilir.

Mersin-Bolkar Dağları

Alp dağlarının Türkiye’ deki kanadını oluşturan Bolkar dağları, güneybatıda Reşadiye’ den başlayıp Anadolu’nun güney kıyılarına paralel olarak uzandıktan sonra, doğuda İran’ın Zağanos Dağlarına bağlanır.

Bolkar dağlarında 3000 metreyi aşan bir çok zirve bulunuyor. Bunlardan Medetsiz (3524 m.) aralarında en yüksek olanıdır. Meydan ise Bolkar dağlarını görmek isteyenler için çok iyi bir kamp noktasıdır. Meydan’a yaklaşık 45 dakika uzaklıkta, güney batıda bulunan Karagöl (2650 m.) çok güzel bir kamp noktasıdır ve buraya Haziran ayında gidilirse gölü sarı ağırlıklı çiçeklerin kuşattığı görülür. Ayrıca kökleri Orta Asya’ya uzanan Yörüklerin arasında, binlerce yıldır bozulmamış geçmişe de yolculuk yapmanız mümkündür.

Yükseklik : 3524 m.

Konumu : Orta Toros dağlarının Niğde-Mersin İlleri arasında kalan uzantısıdır.

Tırmanış Zamanı : Yaz tırmanışları için en uygun zaman 15 Mayıs-15 Ağustos tarihleri arası, Kış tırmanışları için en uygun zaman Aralık sonu, Ocak başı ile Şubat sonu, Mart başıdır.

Özellikleri . Kalker kayalardan oluşan kıvrımlardan yaz mevsiminde yer yer kalıcı karlarla kaplıdır. Değişik türde orman örtüleri, dağ çayırları ve bitki topluluklarına sahiptir. Ulaşım En yüksek doruk olan Medeksiz doruğuna ulaşmak için Ankara-Adana karayolundan Ulukışla-Çiftehan ve Pozantı-Çamalan alınır.

Tırmanışlar

Medeksiz doruğuna tırmanış için Çiftehan üzerinden Maden köyüne gidilir. Yaz aylarında Maden köyünden sonra Meydan Yaylasına kadar arazili arabalarla gidilebilir. Burası aynı zamanda kamp yeridir. Çamalan üzerinden hareket edilmesi halinde Elmalıpınarı’na otomobil ile ulaşılır. Buradan başlatılacak gezi ve tırmanışlar için her dağcı kendine göre bir çıkış yolu seçebilir.

Niğde-Aladağlar

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Niğde-Aladağlar

Kayseri – Niğde – Adana illeri arasında bulunan Aladağlar, bitki örtüsü ve hayvan çeşitleri bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir, bu nedenle dağın 54.524 hektarlık bir bölümü 1995 yılında Milli park ilan edilmiştir.

Aladağlarda tırmanışlar için 3700 metre üzerinde üç doruk, 3000 metrenin üzerinde çok sayıda doruk olan dağ içinde bir çok gölün bulunduğu genişçe bir kazanı andırır. İlk baharda eriyen karlardan dolayı bir çok göl oluşur ama kurak yaz mevsiminde bir çok göl buharlaşıp yok olur. Sadece yer altı suyu ile beslenen bir kaç göl kalır.
Yükseklik : 3756 m.
Konumu : Niğde il sınırları içinde devam eden Toros dağ kıvrımlarının (Orta Toroslar) en yüksek doruklarıdır.
Tırmanış Zamanı : En uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ayları
Özellikleri : Kalker kayalardan oluşmaktadır. Emli ve Barasama vadileri dışında ormanlık alan görülmez, Alpin bitki toplulukları gelişmiştir.
Ulaşım ve Konaklama :  Aladağlara ulaşım için üç ana yol bulunmaktadır.

Batı Yönünden : Niğde’den araçla 1,5 saatte Çukurbağ veya Demirkazık köyüne gidilir. Bu köyde her tür otel hizmeti veren bir dağ evi vardır.

Güney Yönünden : Adana’dan Karsantıya buradan da Acıman veya Trak yaylarına gidilir.

Kuzey-Kuzeydoğu Yönünden : Kayseri’den Yahyalıya buradan da Barazama veya Büyük Çakır (Şelale) köylerine gidilir.

Tırmanışlar
Malzemeler : Normal Kamp Malzemeleri, İp, Emniyet Malzemeleri (Karabin, Sikke, Perlon Bant vb)

Demirkazık Tırmanışı

Aladağların en yüksek zirvesi olan Demirkazık (3756 m.) tırmanışı için Çukurbağ köyünden yaya olarak 1,5 saat uzaklıktaki Sokulupınar kamp yeri olarak seçilir. Kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş normal olarak 10-12 saat sürer. Aladağlara çok sayıda tırmanış yapacaklar Yedigöller Vadisini kamp yeri olarak seçmelidirler. Çukurbağ köyü-Yedigöller yaya 10-12 saattir. Yedigöllerden Emler Zirvesi, (3723 m) Kızılkaya (3723 m), Direktaş (3470 m) doruklarına çeşitli çıkış yollarından ulaşılır. Demirkazık Köyünde Özel İdarece yaptırılmış bulunan 100 yataklı yeni ve modern bir Dağ Evi bulunmaktadır. Burada yemek ve duş imkanı olduğu gibi, bir kütüphanesi ve dinlenme salonları da mevcuttur. Dağ evinden hareket edilerek Demirkazık ve Küçük Demirkazık (3425 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür.

Ayrıca Çukurbağ köyünden hareketle 1,5-2 saatlik bir yürüyüş sonunda Emli vadisine varılır. Buradan da Kaldı (3734 m), Güzeller (3461 m) ve Alaca (3588 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür.

Niğde-Aladağlar

Kayseri – Niğde – Adana illeri arasında bulunan Aladağlar, bitki örtüsü ve hayvan çeşitleri bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir, bu nedenle dağın 54.524 hektarlık bir bölümü 1995 yılında Milli park ilan edilmiştir.

Aladağlarda tırmanışlar için 3700 metre üzerinde üç doruk, 3000 metrenin üzerinde çok sayıda doruk olan dağ içinde bir çok gölün bulunduğu genişçe bir kazanı andırır. İlk baharda eriyen karlardan dolayı bir çok göl oluşur ama kurak yaz mevsiminde bir çok göl buharlaşıp yok olur. Sadece yer altı suyu ile beslenen bir kaç göl kalır.
Yükseklik : 3756 m.
Konumu : Niğde il sınırları içinde devam eden Toros dağ kıvrımlarının (Orta Toroslar) en yüksek doruklarıdır.
Tırmanış Zamanı : En uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ayları
Özellikleri : Kalker kayalardan oluşmaktadır. Emli ve Barasama vadileri dışında ormanlık alan görülmez, Alpin bitki toplulukları gelişmiştir.
Ulaşım ve Konaklama :  Aladağlara ulaşım için üç ana yol bulunmaktadır.

Batı Yönünden : Niğde’den araçla 1,5 saatte Çukurbağ veya Demirkazık köyüne gidilir. Bu köyde her tür otel hizmeti veren bir dağ evi vardır.

Güney Yönünden : Adana’dan Karsantıya buradan da Acıman veya Trak yaylarına gidilir.

Kuzey-Kuzeydoğu Yönünden : Kayseri’den Yahyalıya buradan da Barazama veya Büyük Çakır (Şelale) köylerine gidilir.

Tırmanışlar
Malzemeler : Normal Kamp Malzemeleri, İp, Emniyet Malzemeleri (Karabin, Sikke, Perlon Bant vb)

Demirkazık Tırmanışı

Aladağların en yüksek zirvesi olan Demirkazık (3756 m.) tırmanışı için Çukurbağ köyünden yaya olarak 1,5 saat uzaklıktaki Sokulupınar kamp yeri olarak seçilir. Kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş normal olarak 10-12 saat sürer. Aladağlara çok sayıda tırmanış yapacaklar Yedigöller Vadisini kamp yeri olarak seçmelidirler. Çukurbağ köyü-Yedigöller yaya 10-12 saattir. Yedigöllerden Emler Zirvesi, (3723 m) Kızılkaya (3723 m), Direktaş (3470 m) doruklarına çeşitli çıkış yollarından ulaşılır. Demirkazık Köyünde Özel İdarece yaptırılmış bulunan 100 yataklı yeni ve modern bir Dağ Evi bulunmaktadır. Burada yemek ve duş imkanı olduğu gibi, bir kütüphanesi ve dinlenme salonları da mevcuttur. Dağ evinden hareket edilerek Demirkazık ve Küçük Demirkazık (3425 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür.

Ayrıca Çukurbağ köyünden hareketle 1,5-2 saatlik bir yürüyüş sonunda Emli vadisine varılır. Buradan da Kaldı (3734 m), Güzeller (3461 m) ve Alaca (3588 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür.

Rize-Kaçkar Sıradağları

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

Rize-Kaçkar Sıradağları

Rize ve Hopa arasında yer alan yıl boyunda gözlenebilen keskin buzulları, masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları, coşkulu dereleri, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanları ile doğal bir park görünümünde olan Kaçkar sıradağlarının en yüksek tepeleri Altıparmak (3480 m.), Kavran (3932 m.) ve Verçenik (3710 m.) dir.

Güney rotasından çıkışı kolay olan Kaçkarları her yıl yüzlerce dağcı dağı ziyaret etmektedir. Eğer sis yoksa Doğu Karadeniz dağlarının muhteşem görüntüsünü izleyebilirsiniz. Kuzey rotasını ise daha çok deneyimli dağcılar tercih ederler ve kuzeyden zirve yapmanın başka bir avantajı geri dönüşte Ayder yaylasında kaplıcalara uğrayabilmenizdir.

Dağa yaz aylarında tırmanmak ne kadar kolay ise kış aylarında tırmanmak o kadar zordur. Kış aylarında kar vadileri doldurur, yaylaları örter ve evler yok olur. Ayrıca buzulların eğimi her zaman çığ düşmesine uygundur.

Yükseklik

Konumu Doğu Karadeniz de, Rize-Hopa kıyılarında paralel olarak uzanır. Tırmanma Zamanı Yaz Tırmanışları için en uygun zaman Ağustos ve Eylül ayları, Kış Tırmanışları için en uygun zaman Şubat ve Mart ayları,

Özellikleri Genel olarak, granit, siyanit, granodiorit ve andezit taşlardan oluşan bir yapıya sahiptir. Şiddetli akarsu ve buzul aşındırması sonucunda sert ve arızalı bir görünüm kazanmıştır. Deniz kıyısında yükselmeye başlayan bu dağların kuzey yamaçları gür orman örtüleri ile kaplıdır. Kaçkar dağları batıdan doğuya doğru 3 bölüm halinde uzanır. Batıda Verçenik, Ortada Kavran ve Doğuda Altıparmak dağları yer alır.

Ulaşım

Kaçkarlara en kolay ulaşım kuzey yönündendir. Bu yön için Trabzon-Rize-Ardeşen üzerinden Çamlıhemşin’e gidilir. Bu yol 75 km.dir. Kaçkar zirvesi yönünde yürüyüş yapmak için Ayder Yaylası’nda konaklamak mümkündür. Buradan “Aşağı Kavron – Yukarı Kavron” yoluyla Kaçkar zirvesi eteklerine ulaşılır. Kaçkar Dağlarının diğer bir önemli zirvesi olan Verçenik’e ise, Çat ve Başhemşin üzerinden ulaşılıyor.

Tırmanışlar

Kavran Doruklarına Tırmanış (Kuzeyden)

Tırmanış için hazırlıklar son olarak Ayder’ de yapılır. Otomobil ile istenirse Aşağı Kavran ve Yukarı Kavran’ a kadar gidilir. Aşağı Kavran’la Yukarı Kavran arası yürüme ile gidilirse 1,5 saat zaman alıp Yukarı Kavran’dan 2 saatlik bir yürüyüşle 2900 m. yükseklikteki Boğaçayırı (Öküzçayırı) mevkiine ulaşılır ve kamp kurulur. Kamp yerinden Kavran dağları doruklarına çeşitli tırmanışlar yapılabilir. En yüksek doruk olan Kaçkar(Kavran), (3932 m.)kamp yerinin güneyinde yükselir. Kuzeyden 7-9 saatlik tırmanışla doruğa varılır.

Kavran Doruklarına Tırmanış (Güneyden)
Yusufeli, Barhal, Yaylalar (Hevek), Olgunlar, Meretet rotası takip edilerek tırmanılır. Erzurum’dan Yusufeli Olgunlar’a ulaşım yörenin araçları ile yapılmaktadır. Ayrıca istenildiğinde Yusufeli’nden her an araç kiralamak mümkündür. Son hazırlıklar Yusufeli’nde yapılır. Beslenme konusunda , kalan eksikler Yaylalar (Hevek) köyünden temin edilebilir. Bu bölgede barınmak için pansiyonlarda mevcuttur. Olgunlar mahallesine kadar araba gitmektedir. Bu bölgede çadır kurmak için kamp yerleri de bulunur. Ayrıca malzeme taşımak için hayvan kiralama imkanı mevcuttur. Yaylalar köyünden ana kamp yeri olan Dilberdüzü mevkiine 5 saatlik yürüyüşle çok rahat gidilir. Ana kampın çevresinde günü birlik gezi ve tırmanışlar yapılacak doruklar mevcut olup kamp yerinden Kaçkar Dağı doruğuna değişik rotalardan tırmanılmaktadır. 9-10 saatlik bir tırmanışla doruğa tırmanılıp kamp yerine varılır. Ağustos ve Eylül aylarında krampon, kazmaya ihtiyaç yoktur. Kaçkar doruğu kamp yeri olan Dilberüzü’nün (Büyük dağ düzü) kuzeyinde kalır. Doruk kamp yerinden görülmez. Doruğu görebilmek için kamp yerinin güneyinde ve güneybatısındaki tepelere 30 dakika tırmanmak gerekir. Kamp yerinin yüksekliği 3000 metredir. Her iki rotadan da geçiş mümkündür. Güney rotasından Altıparmak dağlarına gitme imkanı vardır.

Altıparmak Dağlarına Tırmanış
Tırmanışa kuzeyden başlandığında Ayder ve Dutha yaylası geçilir. Agveçur, Kaçkar ve Zigam yaylarından kamplar kurularak Karataş (3492 m.) ve Altıparmak (3480 m) doruklarına çıkılır. Tırmanışa güneyden başlayanlar otomobil ile Erzurum’dan Altıparmak Barhal köyüne gelirler. Buradan 5 saatte yaya olarak Karagöl kamp yerine ulaşırlar. Kamp yerinden her dağcı, kendi tekniğine göre istediği doruğa ulaşır.

kackar_plan

Rize-Kaçkar Sıradağları

Rize ve Hopa arasında yer alan yıl boyunda gözlenebilen keskin buzulları, masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları, coşkulu dereleri, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanları ile doğal bir park görünümünde olan Kaçkar sıradağlarının en yüksek tepeleri Altıparmak (3480 m.), Kavran (3932 m.) ve Verçenik (3710 m.) dir.

Güney rotasından çıkışı kolay olan Kaçkarları her yıl yüzlerce dağcı dağı ziyaret etmektedir. Eğer sis yoksa Doğu Karadeniz dağlarının muhteşem görüntüsünü izleyebilirsiniz. Kuzey rotasını ise daha çok deneyimli dağcılar tercih ederler ve kuzeyden zirve yapmanın başka bir avantajı geri dönüşte Ayder yaylasında kaplıcalara uğrayabilmenizdir.

Dağa yaz aylarında tırmanmak ne kadar kolay ise kış aylarında tırmanmak o kadar zordur. Kış aylarında kar vadileri doldurur, yaylaları örter ve evler yok olur. Ayrıca buzulların eğimi her zaman çığ düşmesine uygundur.

Yükseklik

Konumu Doğu Karadeniz de, Rize-Hopa kıyılarında paralel olarak uzanır. Tırmanma Zamanı Yaz Tırmanışları için en uygun zaman Ağustos ve Eylül ayları, Kış Tırmanışları için en uygun zaman Şubat ve Mart ayları,

Özellikleri Genel olarak, granit, siyanit, granodiorit ve andezit taşlardan oluşan bir yapıya sahiptir. Şiddetli akarsu ve buzul aşındırması sonucunda sert ve arızalı bir görünüm kazanmıştır. Deniz kıyısında yükselmeye başlayan bu dağların kuzey yamaçları gür orman örtüleri ile kaplıdır. Kaçkar dağları batıdan doğuya doğru 3 bölüm halinde uzanır. Batıda Verçenik, Ortada Kavran ve Doğuda Altıparmak dağları yer alır.

Ulaşım

Kaçkarlara en kolay ulaşım kuzey yönündendir. Bu yön için Trabzon-Rize-Ardeşen üzerinden Çamlıhemşin’e gidilir. Bu yol 75 km.dir. Kaçkar zirvesi yönünde yürüyüş yapmak için Ayder Yaylası’nda konaklamak mümkündür. Buradan “Aşağı Kavron – Yukarı Kavron” yoluyla Kaçkar zirvesi eteklerine ulaşılır. Kaçkar Dağlarının diğer bir önemli zirvesi olan Verçenik’e ise, Çat ve Başhemşin üzerinden ulaşılıyor.

Tırmanışlar

Kavran Doruklarına Tırmanış (Kuzeyden)

Tırmanış için hazırlıklar son olarak Ayder’ de yapılır. Otomobil ile istenirse Aşağı Kavran ve Yukarı Kavran’ a kadar gidilir. Aşağı Kavran’la Yukarı Kavran arası yürüme ile gidilirse 1,5 saat zaman alıp Yukarı Kavran’dan 2 saatlik bir yürüyüşle 2900 m. yükseklikteki Boğaçayırı (Öküzçayırı) mevkiine ulaşılır ve kamp kurulur. Kamp yerinden Kavran dağları doruklarına çeşitli tırmanışlar yapılabilir. En yüksek doruk olan Kaçkar(Kavran), (3932 m.)kamp yerinin güneyinde yükselir. Kuzeyden 7-9 saatlik tırmanışla doruğa varılır.

Kavran Doruklarına Tırmanış (Güneyden)
Yusufeli, Barhal, Yaylalar (Hevek), Olgunlar, Meretet rotası takip edilerek tırmanılır. Erzurum’dan Yusufeli Olgunlar’a ulaşım yörenin araçları ile yapılmaktadır. Ayrıca istenildiğinde Yusufeli’nden her an araç kiralamak mümkündür. Son hazırlıklar Yusufeli’nde yapılır. Beslenme konusunda , kalan eksikler Yaylalar (Hevek) köyünden temin edilebilir. Bu bölgede barınmak için pansiyonlarda mevcuttur. Olgunlar mahallesine kadar araba gitmektedir. Bu bölgede çadır kurmak için kamp yerleri de bulunur. Ayrıca malzeme taşımak için hayvan kiralama imkanı mevcuttur. Yaylalar köyünden ana kamp yeri olan Dilberdüzü mevkiine 5 saatlik yürüyüşle çok rahat gidilir. Ana kampın çevresinde günü birlik gezi ve tırmanışlar yapılacak doruklar mevcut olup kamp yerinden Kaçkar Dağı doruğuna değişik rotalardan tırmanılmaktadır. 9-10 saatlik bir tırmanışla doruğa tırmanılıp kamp yerine varılır. Ağustos ve Eylül aylarında krampon, kazmaya ihtiyaç yoktur. Kaçkar doruğu kamp yeri olan Dilberüzü’nün (Büyük dağ düzü) kuzeyinde kalır. Doruk kamp yerinden görülmez. Doruğu görebilmek için kamp yerinin güneyinde ve güneybatısındaki tepelere 30 dakika tırmanmak gerekir. Kamp yerinin yüksekliği 3000 metredir. Her iki rotadan da geçiş mümkündür. Güney rotasından Altıparmak dağlarına gitme imkanı vardır.

Altıparmak Dağlarına Tırmanış
Tırmanışa kuzeyden başlandığında Ayder ve Dutha yaylası geçilir. Agveçur, Kaçkar ve Zigam yaylarından kamplar kurularak Karataş (3492 m.) ve Altıparmak (3480 m) doruklarına çıkılır. Tırmanışa güneyden başlayanlar otomobil ile Erzurum’dan Altıparmak Barhal köyüne gelirler. Buradan 5 saatte yaya olarak Karagöl kamp yerine ulaşırlar. Kamp yerinden her dağcı, kendi tekniğine göre istediği doruğa ulaşır.

kackar_plan