<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MerakliGezgin.com &#187; Tarihi Eserler/Saraylar</title>
	<atom:link href="http://merakligezgin.com/category/gezilecek-yerler/tarihi-eserler-saraylar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merakligezgin.com</link>
	<description>SIZDE YAZIN, HERKES OKUSUN</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2010 10:12:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Barhal Manastırı &#8211; Yusufeli &#8211; Artvin</title>
		<link>http://merakligezgin.com/barhal-manastiri-yusufeli-artvin/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/barhal-manastiri-yusufeli-artvin/ #comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 17:49:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[barhal]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[manastır]]></category>
		<category><![CDATA[yusufeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1974</guid>
		<description><![CDATA[Barhal (Altıparmak) Kilisesi
Barhal Kilisesi&#8217;ni tanımadan önce &#8220;Barhal&#8221; kelimesinin nereden geldiğini bilinmeli. M.  Fahrettin KIRZIOĞLU &#8220;Kars Tarihi&#8221; adlı eserinde &#8220;barhal&#8221; kelimesinin nereden geldiğini şöyle açıklamıştır : &#8230;M.Ö. 149-127 yıllarında Artvin ve çevresi Arsaklı Devleti yönetimine geçmiştir.  Eski Oğuzlar olarak bilinen bu devlet zamanında, Barhal Çayı vadisine Bulgar Türkleri  yerleşmişlerdir. Kars havalisine gelip, buraları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1978" title="barhal_kilisesi_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/barhal_kilisesi_02.jpg" alt="barhal_kilisesi_02" width="320" height="254" />Barhal (Altıparmak) Kilisesi</strong></p>
<p>Barhal Kilisesi&#8217;ni tanımadan önce &#8220;Barhal&#8221; kelimesinin nereden geldiğini bilinmeli. M.  Fahrettin KIRZIOĞLU &#8220;Kars Tarihi&#8221; adlı eserinde &#8220;barhal&#8221; kelimesinin nereden geldiğini şöyle açıklamıştır : &#8230;M.Ö. 149-127 yıllarında Artvin ve çevresi Arsaklı Devleti yönetimine geçmiştir.  Eski Oğuzlar olarak bilinen bu devlet zamanında, Barhal Çayı vadisine Bulgar Türkleri  yerleşmişlerdir. Kars havalisine gelip, buraları kendilerine yurt edinen Bulgar  Türklerinin bir kısmı da Çoruh boyuna geçerek Yusufeli ilçesine bağlı bugünkü Sarıgöl  hudutları kesimine yerleşmişler ve buradan geçen çaya da adlarını verirken, bu çayın  ismine izafeten bu suyun kenarında kurulan bu köye de bu ad verilmiş, yani BARKAL (BALKAR /  BULGAR) denmiştir. Artvin&#8217;in Yusufeli ilçesindeki çok balkanlık Barkal /  Balkar Bölgesi ile soldan Çoruh&#8217;a karışan Barkal Deresinde M.Ö. 130 yıllarında                                                      Dağıstan&#8217;dan gelen yarısı                                                      Kars&#8217;ta yarısı Çoruh solunda                                                      yerleşen Bulgar Türklerinin                                                      2100 yıllık milli adlarının                                                      hatırasıdır&#8230;</p>
<p>&#8221; Barhal Manastırı,Yusufeli ilçesinin 12 km  kuzeybatısında, yukarıda bahsedilen Barhal (Altıparmak) Köyü&#8217;nde bulunmaktadır. Aslında  bir manastırdır; fakat geçen yılların ardından günümüze ancak kilise bölümü ulaşabilmiştir. El  yazması bir kitapta,manastırın 10.yüzyılda 2.Bağrat döneminde, Vaftizci Yahya adına yaptırıldığı  yazmaktadır. Bina oldukça sağlamdır ve anıtsallığı ile dikkat çekmektedir. Şu anda ise  cami olarak kullanılmaktadır. 1770 yılında (Hicri 1184), 3.Mustafa tarafından verilen berata göre, İmam  Süleyman&#8217;ın ölümünden sonra Ahmet&#8217;in yarım akçe karşılığında imam hatipliğine getirilişini  doğrulayan belge caminin önemini ortaya koymaktadır. Kilisenin planı üç nefli bazilikaldır ve  duvarlarla birlikte ölçüldüğünde 28,55&#215;18,65 m en-boy uzunluğuna sahiptir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1979" title="barhal_kilisesi_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/barhal_kilisesi_01.jpg" alt="barhal_kilisesi_01" width="499" height="388" /></p>
<p><strong>Manastıra Ulaşım</strong></p>
<p>Kiliseye, Yusufeli ilçe merkezinden, Artvin il merkezinden kiralanacak araçlarla veya köylere  kalkan köy servisleriyle ulaşabilirsiniz. (Köy servisleriyle giderseniz,köyden sonra yürümeniz gereken  yaklaşık 2km bir yol vardır.) Manastır Altıparmak Köyü merkezinden sol tarafa ayrılan yolun yaklaşık 2  km ilerisindedir.</p>
<p><a href="http://www.yusufeligezi.com/" target="_blank">Yusufeli hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız &gt;&gt;&gt;</a><!--:--><!--:en-->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1978" title="barhal_kilisesi_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/barhal_kilisesi_02.jpg" alt="barhal_kilisesi_02" width="320" height="254" />Barhal (Altıparmak) Kilisesi</strong></p>
<p align="justify">Barhal Kilisesi&#8217;ni tanımadan önce &#8220;Barhal&#8221; kelimesinin nereden geldiğini bilinmeli. M.  Fahrettin KIRZIOĞLU &#8220;Kars Tarihi&#8221; adlı eserinde &#8220;barhal&#8221; kelimesinin nereden geldiğini şöyle açıklamıştır : &#8230;M.Ö. 149-127 yıllarında Artvin ve çevresi Arsaklı Devleti yönetimine geçmiştir.  Eski Oğuzlar olarak bilinen bu devlet zamanında, Barhal Çayı vadisine Bulgar Türkleri  yerleşmişlerdir. Kars havalisine gelip, buraları kendilerine yurt edinen Bulgar  Türklerinin bir kısmı da Çoruh boyuna geçerek Yusufeli ilçesine bağlı bugünkü Sarıgöl  hudutları kesimine yerleşmişler ve buradan geçen çaya da adlarını verirken, bu çayın  ismine izafeten bu suyun kenarında kurulan bu köye de bu ad verilmiş, yani BARKAL (BALKAR /  BULGAR) denmiştir. Artvin&#8217;in Yusufeli ilçesindeki çok balkanlık Barkal /  Balkar Bölgesi ile soldan Çoruh&#8217;a karışan Barkal Deresinde M.Ö. 130 yıllarında                                                      Dağıstan&#8217;dan gelen yarısı                                                      Kars&#8217;ta yarısı Çoruh solunda                                                      yerleşen Bulgar Türklerinin                                                      2100 yıllık milli adlarının                                                      hatırasıdır&#8230;</p>
<p align="justify">&#8221; Barhal Manastırı,Yusufeli ilçesinin 12 km  kuzeybatısında, yukarıda bahsedilen Barhal (Altıparmak) Köyü&#8217;nde bulunmaktadır. Aslında  bir manastırdır; fakat geçen yılların ardından günümüze ancak kilise bölümü ulaşabilmiştir. El  yazması bir kitapta,manastırın 10.yüzyılda 2.Bağrat döneminde, Vaftizci Yahya adına yaptırıldığı  yazmaktadır. Bina oldukça sağlamdır ve anıtsallığı ile dikkat çekmektedir. Şu anda ise  cami olarak kullanılmaktadır. 1770 yılında (Hicri 1184), 3.Mustafa tarafından verilen berata göre, İmam  Süleyman&#8217;ın ölümünden sonra Ahmet&#8217;in yarım akçe karşılığında imam hatipliğine getirilişini  doğrulayan belge caminin önemini ortaya koymaktadır. Kilisenin planı üç nefli bazilikaldır ve  duvarlarla birlikte ölçüldüğünde 28,55&#215;18,65 m en-boy uzunluğuna sahiptir.</p>
<p align="justify"><img class="aligncenter size-full wp-image-1979" title="barhal_kilisesi_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/barhal_kilisesi_01.jpg" alt="barhal_kilisesi_01" width="499" height="388" /></p>
<p><strong>Manastıra Ulaşım</strong></p>
<p align="justify">Kiliseye, Yusufeli ilçe merkezinden, Artvin il merkezinden kiralanacak araçlarla veya köylere  kalkan köy servisleriyle ulaşabilirsiniz. (Köy servisleriyle giderseniz,köyden sonra yürümeniz gereken  yaklaşık 2km bir yol vardır.) Manastır Altıparmak Köyü merkezinden sol tarafa ayrılan yolun yaklaşık 2  km ilerisindedir.</p>
<p align="justify"><a href="http://www.yusufeligezi.com/" target="_blank">Yusufeli hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız &gt;&gt;&gt;</a></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/barhal-manastiri-yusufeli-artvin/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşhan Manastırı (Kanlı Kilise) &#8211; Yusufeli &#8211; Artvin</title>
		<link>http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ #comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 17:42:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[işhan]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[manastır]]></category>
		<category><![CDATA[yusufeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1963</guid>
		<description><![CDATA[İşhan Manastırı (Kanlı Kilise) 

İşhan Köyün içinde bulunan İşhan Manastırı,   9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile şapelden (küçük  kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır                      piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>İşhan Manastırı (Kanlı Kilise) </strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1964" title="ishan_kilise_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_01.jpg" alt="ishan_kilise_01" width="480" height="370" /></p>
<p>İşhan Köyün içinde bulunan İşhan Manastırı,   9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile şapelden (küçük  kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır                      piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve bu görevini                      16.yüzyıla kadar (Osmanlıların Artvin ve çevresini ele                      geçirene kadar) devam ettirmiştir. Osmanlılar Artvin ve                      çevresini ele geçirdikten sonra manastırın batıya bakan                      tarafı camiye dönüştürülmüş ve bu sayede yapının harap                      olması da engellenmiştir. Cami olarak ibadete açık konumda                      olması ise 1983 yılına kadar devam etmiştir. Şu anda kilise                      bölümü de cami bölümü de kullanılmamaktadır.</p>
<p>Manastır her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendisine  çekmektedir.Turistler köyün ekonomisine katkıda bulunduğu gibi,  aynı zamanda köyün ve yöremizin tanıtımı için de oldukça iyi bir  fırsat sağlamış olmaktadırlar.</p>
<p><strong>Ulaşım</strong></p>
<p>Yusufeli ilçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Olur-Oltu güzergahı  üzerinde ilerlerken sol tarafta yoldan 10km kadar iç kısımdadır.</p>
<p><strong>Neden İşhan Kilisesi&#8217;ne Kanlı Kilise deniyor? </strong></p>
<p>İşhan Kilisesi,onarımını üstlenen güzel Elen uğruna (bölgedeki  Selçuklu kale beylerinden birinin kızı) nice canlar verildiği  için &#8220;Kanlı Kilise&#8221; olarak da anılıyor. İlk kan, Selçuklu  döneminde kilisenin onarımı sırasında çıkan bir isyanda aktı.  Ardından bey kızı &#8220;Elen&#8221; ile evlenmek isteyenler, 2km uzaklıktan  oklarını kilisenin üzerinden aşırtamadıkları için öldürüldü. Bu  olaylardan sonra &#8220;Kanlı Kilise&#8221; diye anılan İşhan Kilisesi tüm  olumsuzluklara rağmen hala ayakta.</p>
<p>İşhan  Kilisesi&#8217;nin yıllarca toprak altında bulunduğu ve Selçuklu  döneminde bulunarak onarıldığı ilgili kaynaklarda yer  alıyor. Köylüler ise kiliseyle ilgili birtakım enteresan  hikayeler anlatıyor.En çok bilinen ve anlatılanlardan birisi ise  şu: Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat&#8217;ın elçisi Veliddin  Ağa, bölgede bulunan Livana ve Tavusker kalelerinden vergi almak  için gönderilir. Veliddin Ağa, İşhan Köyündeki tarihi kiliseyi  görür ve buranın üniversiteye dönüştürüldüğünde halkın  kendilerine bağlanacağını Keykubat&#8217;a önerir. Alaattin Keykubat,bir  sonraki sene Keyrüsrev Ağa&#8217;nın başkanlığındaki bir  grubu, kiliseyi onarması için İşhan&#8217;a gönderir. Kilisenin onarımı  8 yıl sürer. Bu sekiz yıl içerisinde büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa görevden alınır. Kilisenin onarılması görevini bu  kez bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan &#8220;Elen&#8221;  üstlenir. Elen&#8217;in güzelliği dillere destandır.</p>
<p>Bir gün, kendisiyle evlenmek isteyenler arasından seçim yapmak  için bir yarış düzenler. Elen,yarışmacıların kiliseden 2 km  uzaklıkta bulunan mezarlıktan bir ok atacaklarını,kilisenin  üstünden aşıran kişiyle evleneceğini, aşıramayanların ise  okun düştüğü yerde öldürüp, oraya gömüleceğini söyler. Güzel  Elen ile evlenme hayali, birçok delikanlıyı bu yarışa çeker.  Ancak birçoğu oklarının düştüğü yerde öldürülür. Gençler  arasından birinin attığı ok tam kilisenin üstüne düşer, o da  kiliseye gömülür. Şu anda kilisenin önündeki ardıç ağacının,  oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten  ağaç olduğu da söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırmayı  başarabilen tek kişi ise bir Türk genci olan Şerif Bey&#8217;dir.</p>
<p>Ancak o da, oku attıktan  sonra heyecanla atını hızlı koşturup,bir ağaca çarpıp ölür.  Şerif Bey&#8217;in gömüldüğü yere Ramazan ayının 27.gecesi ışık  düştüğü söylentileri yayılır. Bu olaydan sonra Elen kilisenin  onarımında görev yapan Yahudi bir ustaya âşık olur. Ancak Yahudi  usta da, kilisenin onarımı sırasında üzerine düşen bir taşın  altında kalarak can verir. İşte tüm bu olaylar,tarihi İşhan  Kilisesi&#8217;nin &#8220;Kanlı Kilise&#8221; olarak anılmasına sebep olur.</p>

<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_01' title='ishan_kilise_01'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_01-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_01" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_01-2' title='ishan_kilise_01'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_011-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_01" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_02' title='ishan_kilise_02'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_02-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_02" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_03' title='ishan_kilise_03'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_03-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_03" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_04' title='ishan_kilise_04'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_04-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_04" /></a>

<p><a href="http://www.yusufeligezi.com/" target="_blank">Yusufeli hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız &gt;&gt;&gt;</a><!--:--><!--:en-->
<p align="left"><strong>İşhan Manastırı (Kanlı Kilise) </strong></p>
<p align="justify"><img class="aligncenter size-full wp-image-1964" title="ishan_kilise_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_01.jpg" alt="ishan_kilise_01" width="480" height="370" /></p>
<p align="justify">İşhan Köyün içinde bulunan İşhan Manastırı,   9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile şapelden (küçük  kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır                      piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve bu görevini                      16.yüzyıla kadar (Osmanlıların Artvin ve çevresini ele                      geçirene kadar) devam ettirmiştir. Osmanlılar Artvin ve                      çevresini ele geçirdikten sonra manastırın batıya bakan                      tarafı camiye dönüştürülmüş ve bu sayede yapının harap                      olması da engellenmiştir. Cami olarak ibadete açık konumda                      olması ise 1983 yılına kadar devam etmiştir. Şu anda kilise                      bölümü de cami bölümü de kullanılmamaktadır.</p>
<p align="justify">Manastır her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendisine  çekmektedir.Turistler köyün ekonomisine katkıda bulunduğu gibi,  aynı zamanda köyün ve yöremizin tanıtımı için de oldukça iyi bir  fırsat sağlamış olmaktadırlar.</p>
<p><strong>Ulaşım</strong></p>
<p align="justify">Yusufeli ilçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Olur-Oltu güzergahı  üzerinde ilerlerken sol tarafta yoldan 10km kadar iç kısımdadır.</p>
<p><strong>Neden İşhan Kilisesi&#8217;ne Kanlı Kilise deniyor? </strong></p>
<p align="justify">İşhan Kilisesi,onarımını üstlenen güzel Elen uğruna (bölgedeki  Selçuklu kale beylerinden birinin kızı) nice canlar verildiği  için &#8220;Kanlı Kilise&#8221; olarak da anılıyor. İlk kan, Selçuklu  döneminde kilisenin onarımı sırasında çıkan bir isyanda aktı.  Ardından bey kızı &#8220;Elen&#8221; ile evlenmek isteyenler, 2km uzaklıktan  oklarını kilisenin üzerinden aşırtamadıkları için öldürüldü. Bu  olaylardan sonra &#8220;Kanlı Kilise&#8221; diye anılan İşhan Kilisesi tüm  olumsuzluklara rağmen hala ayakta.</p>
<p align="justify">İşhan  Kilisesi&#8217;nin yıllarca toprak altında bulunduğu ve Selçuklu  döneminde bulunarak onarıldığı ilgili kaynaklarda yer  alıyor. Köylüler ise kiliseyle ilgili birtakım enteresan  hikayeler anlatıyor.En çok bilinen ve anlatılanlardan birisi ise  şu: Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat&#8217;ın elçisi Veliddin  Ağa, bölgede bulunan Livana ve Tavusker kalelerinden vergi almak  için gönderilir. Veliddin Ağa, İşhan Köyündeki tarihi kiliseyi  görür ve buranın üniversiteye dönüştürüldüğünde halkın  kendilerine bağlanacağını Keykubat&#8217;a önerir. Alaattin Keykubat,bir  sonraki sene Keyrüsrev Ağa&#8217;nın başkanlığındaki bir  grubu, kiliseyi onarması için İşhan&#8217;a gönderir. Kilisenin onarımı  8 yıl sürer. Bu sekiz yıl içerisinde büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa görevden alınır. Kilisenin onarılması görevini bu  kez bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan &#8220;Elen&#8221;  üstlenir. Elen&#8217;in güzelliği dillere destandır.</p>
<p align="justify">Bir gün, kendisiyle evlenmek isteyenler arasından seçim yapmak  için bir yarış düzenler. Elen,yarışmacıların kiliseden 2 km  uzaklıkta bulunan mezarlıktan bir ok atacaklarını,kilisenin  üstünden aşıran kişiyle evleneceğini, aşıramayanların ise  okun düştüğü yerde öldürüp, oraya gömüleceğini söyler. Güzel  Elen ile evlenme hayali, birçok delikanlıyı bu yarışa çeker.  Ancak birçoğu oklarının düştüğü yerde öldürülür. Gençler  arasından birinin attığı ok tam kilisenin üstüne düşer, o da  kiliseye gömülür. Şu anda kilisenin önündeki ardıç ağacının,  oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten  ağaç olduğu da söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırmayı  başarabilen tek kişi ise bir Türk genci olan Şerif Bey&#8217;dir.</p>
<p align="justify">Ancak o da, oku attıktan  sonra heyecanla atını hızlı koşturup,bir ağaca çarpıp ölür.  Şerif Bey&#8217;in gömüldüğü yere Ramazan ayının 27.gecesi ışık  düştüğü söylentileri yayılır. Bu olaydan sonra Elen kilisenin  onarımında görev yapan Yahudi bir ustaya âşık olur. Ancak Yahudi  usta da, kilisenin onarımı sırasında üzerine düşen bir taşın  altında kalarak can verir. İşte tüm bu olaylar,tarihi İşhan  Kilisesi&#8217;nin &#8220;Kanlı Kilise&#8221; olarak anılmasına sebep olur.</p>

<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_01' title='ishan_kilise_01'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_01-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_01" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_01-2' title='ishan_kilise_01'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_011-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_01" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_02' title='ishan_kilise_02'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_02-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_02" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_03' title='ishan_kilise_03'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_03-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_03" /></a>
<a href='http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /ishan_kilise_04' title='ishan_kilise_04'><img width="150" height="150" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/ishan_kilise_04-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="ishan_kilise_04" /></a>

<p><a href="http://www.yusufeligezi.com/" target="_blank">Yusufeli hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız &gt;&gt;&gt;</a></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/ishan-manastiri-kanli-kilise-yusufeli-artvin/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldız Sarayı &#8211; Şale</title>
		<link>http://merakligezgin.com/yildiz-sarayi-sale/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/yildiz-sarayi-sale/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 07:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[şale]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız sarayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1470</guid>
		<description><![CDATA[
Yıldız Sarayı    &#8211; Şale
Beşiktaş, Ortaköy    ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda 500.000 m2’lik    bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir koruluktur.    İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra “Kazancıoğlu Bahçesi” adıyla anılan    bu koruluk, büyük bir olasılıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1487" title="sale-kosku_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/sale-kosku_01.jpg" alt="sale-kosku_01" width="434" height="339" />Yıldız Sarayı    &#8211; Şale</strong></p>
<p>Beşiktaş, Ortaköy    ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda 500.000 m<sup>2</sup>’lik    bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir koruluktur.    İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra “Kazancıoğlu Bahçesi” adıyla anılan    bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed Dönemi’nde (1603-1617) padişahın    “Has Bahçe”leri arasına katılmıştır.</p>
<p>Sultan    IV. Murad (1623-1640) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi gören bu    çevre; III. Selim’in, annesi Mihrişah Valide Sultan için “Yıldız” adıyla yaptırdığı    bir köşkten dolayı bu ad ile anılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Sultan III. Mahmud    (1808-1839), Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerinde    eklenen köşk ve kasırlarla gelişen buradaki yapılar topluluğu; Sultan Abdülhamid    Dönemi’nde (1876-1909) yapılan binalarla Yıldız Sarayı adını alarak, İmparatorluğun    bugün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu Eski Saray, Topkapı Sarayı    ve Dolmabahçe Sarayı’ndan sonra dördüncü yönetim merkezi haline gelmiştir.</p>
<p>Yıldız    Sarayı’nın bir parçası olan ve adını Fransızca “dağ evi” anlamına gelen “chalet”    sözcüğünden alan Şale Köşkü, 19. yüzyıl Osmanlı mimarlığının en ilgi çekici    yapılarından biridir. Yüksek duvarlarla çevrili bir bahçe içinde ve farklı tarihlerde    yapılan birbirine bitişik üç ana yapıdan oluşan köşkün birinci bölümünün 1880’de,    Sarkis Balyan’ın yaptığı ikinci bölümünün 1889’da Merasim Köşkü adıyla tanınan    ve D’Aranco’nun yaptığı üçüncü bölümünse 1898 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir.    Son iki bölüm, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’a gelişlerinde konaklaması    için yapılmıştır ve bu özelliğiyle Şale, Yıldız Sarayı yapılar grubu içinde    bir “devlet konukevi” niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Köşk, bodrumuyla    birlikte üç katlı, ahşap ve kâgir olarak yapılmıştır. Osmanlı    konut geleneğine uygun olarak Harem ve Selamlık gibi de kullanılabilecek bölümlerden    oluşan, dış dünyaya yedi kapıyla ve ahşap pancurlu pencerelerle açılan Şale’nin    katları arasındaki bağlantıyı biri mermer, ikisi ahşap zarif merdivenler sağlamaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1489" title="sale_kosku_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/sale_kosku_02.jpg" alt="sale_kosku_02" width="499" height="374" /></p>
<p>Koridorlar üzerinde    düzenlenmiş, altmış oda ve dört salonuyla bir köşk boyutlarını aşan yapının    görkemli mekânlarını Barok, Rokoko ve İslâm etkilerini yansıtan kalem işleri,    geometrik bezemeler ve manzaralı panolar süslemektedir.</p>
<p>Zemini    duvardan duvara yaklaşık 406 m<sup>2</sup>’lik tek parça Hereke halısıyla kaplı,    tavanı altın yaldız panolarla süslenmiş, duvarlarında büyük boy aynalar bulunan    görkemli Tören Salonu, sedef kakma kapılı süslemelerinde belirgin biçimde doğu    etkileri görülen Sedefli Salon, tavanlarındaki manzara resimleriyle ünlü Sarı    Salon, çeşitli Avrupa ülkelerinden gelen değerli döşeme eşyası, birbirinden    zarif çini sobaları, vazoları, görkemli ve oymalı yatak takımlarıyla çok sayıda    salon ve oda, imparatorluğun son yıllarının ince beğenisine tanıklık etmektedir.</p>
<p>Şale    Köşkü, Cumhuriyet döneminde, kısa bir süre için lüks bir kumarhane olarak işletilmiş,    daha sonraysa eski işlevini sürdürerek aralarında İran Şahı Rıza Pehlevi, Suudi    Arabistan Kralı Faysal, Ürdün Kralı Hüseyin, Endonezya Cumhurbaşkanı Sukarno,    Etopya Kralı Haile Selasiye, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gibi adların    da bulunduğu konuklara kapılırını açmıştır.</p>
<p>Günümüzde Yıldız    Şale Köşkü, TBMM’ne bağlı Milli Saraylar bünyesinde bir müze-saray olarak ziyaretçilere    açık tutulmakta, bahçesindeyse ulusal ya da uluslararası boyutta resepsiyonlar    düzenlenmektedir.</p>
<p>Yıldız, Beşiktaş<br />
Tel : (0212) 259 89 77<br />
Faks : (0212) 259 88 26</p>
<p>Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim -28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.<!--:--><!--:en-->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1487" title="sale-kosku_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/sale-kosku_01.jpg" alt="sale-kosku_01" width="434" height="339" />Yıldız Sarayı    &#8211; Şale</strong></p>
<p>Beşiktaş, Ortaköy    ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda 500.000 m<sup>2</sup>’lik    bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir koruluktur.    İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra “Kazancıoğlu Bahçesi” adıyla anılan    bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed Dönemi’nde (1603-1617) padişahın    “Has Bahçe”leri arasına katılmıştır.</p>
<p>Sultan    IV. Murad (1623-1640) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi gören bu    çevre; III. Selim’in, annesi Mihrişah Valide Sultan için “Yıldız” adıyla yaptırdığı    bir köşkten dolayı bu ad ile anılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Sultan III. Mahmud    (1808-1839), Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerinde    eklenen köşk ve kasırlarla gelişen buradaki yapılar topluluğu; Sultan Abdülhamid    Dönemi’nde (1876-1909) yapılan binalarla Yıldız Sarayı adını alarak, İmparatorluğun    bugün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu Eski Saray, Topkapı Sarayı    ve Dolmabahçe Sarayı’ndan sonra dördüncü yönetim merkezi haline gelmiştir.</p>
<p>Yıldız    Sarayı’nın bir parçası olan ve adını Fransızca “dağ evi” anlamına gelen “chalet”    sözcüğünden alan Şale Köşkü, 19. yüzyıl Osmanlı mimarlığının en ilgi çekici    yapılarından biridir. Yüksek duvarlarla çevrili bir bahçe içinde ve farklı tarihlerde    yapılan birbirine bitişik üç ana yapıdan oluşan köşkün birinci bölümünün 1880’de,    Sarkis Balyan’ın yaptığı ikinci bölümünün 1889’da Merasim Köşkü adıyla tanınan    ve D’Aranco’nun yaptığı üçüncü bölümünse 1898 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir.    Son iki bölüm, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’a gelişlerinde konaklaması    için yapılmıştır ve bu özelliğiyle Şale, Yıldız Sarayı yapılar grubu içinde    bir “devlet konukevi” niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Köşk, bodrumuyla    birlikte üç katlı, ahşap ve kâgir olarak yapılmıştır. Osmanlı    konut geleneğine uygun olarak Harem ve Selamlık gibi de kullanılabilecek bölümlerden    oluşan, dış dünyaya yedi kapıyla ve ahşap pancurlu pencerelerle açılan Şale’nin    katları arasındaki bağlantıyı biri mermer, ikisi ahşap zarif merdivenler sağlamaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1489" title="sale_kosku_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/sale_kosku_02.jpg" alt="sale_kosku_02" width="499" height="374" /></p>
<p>Koridorlar üzerinde    düzenlenmiş, altmış oda ve dört salonuyla bir köşk boyutlarını aşan yapının    görkemli mekânlarını Barok, Rokoko ve İslâm etkilerini yansıtan kalem işleri,    geometrik bezemeler ve manzaralı panolar süslemektedir.</p>
<p>Zemini    duvardan duvara yaklaşık 406 m<sup>2</sup>’lik tek parça Hereke halısıyla kaplı,    tavanı altın yaldız panolarla süslenmiş, duvarlarında büyük boy aynalar bulunan    görkemli Tören Salonu, sedef kakma kapılı süslemelerinde belirgin biçimde doğu    etkileri görülen Sedefli Salon, tavanlarındaki manzara resimleriyle ünlü Sarı    Salon, çeşitli Avrupa ülkelerinden gelen değerli döşeme eşyası, birbirinden    zarif çini sobaları, vazoları, görkemli ve oymalı yatak takımlarıyla çok sayıda    salon ve oda, imparatorluğun son yıllarının ince beğenisine tanıklık etmektedir.</p>
<p>Şale    Köşkü, Cumhuriyet döneminde, kısa bir süre için lüks bir kumarhane olarak işletilmiş,    daha sonraysa eski işlevini sürdürerek aralarında İran Şahı Rıza Pehlevi, Suudi    Arabistan Kralı Faysal, Ürdün Kralı Hüseyin, Endonezya Cumhurbaşkanı Sukarno,    Etopya Kralı Haile Selasiye, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gibi adların    da bulunduğu konuklara kapılırını açmıştır.</p>
<p>Günümüzde Yıldız    Şale Köşkü, TBMM’ne bağlı Milli Saraylar bünyesinde bir müze-saray olarak ziyaretçilere    açık tutulmakta, bahçesindeyse ulusal ya da uluslararası boyutta resepsiyonlar    düzenlenmektedir.</p>
<p>Yıldız, Beşiktaş<br />
Tel : (0212) 259 89 77<br />
Faks : (0212) 259 88 26</p>
<p>Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim -28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/yildiz-sarayi-sale/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldız Sarayı Porselen Fabrikası</title>
		<link>http://merakligezgin.com/yildiz-sarayi-porselen-fabrikasi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/yildiz-sarayi-porselen-fabrikasi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 07:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[porselen]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız sarayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1467</guid>
		<description><![CDATA[Yıldız Sarayı    Porselen Fabrikası

Geleneksel Türk    çini sanatının son temsilcisi olan Yıldız Porselen Fabrikası, Avrupa devletlerinin    porselen sanayii karşısında gerileyen Osmanlı çini sanatına yeni bir yön ve    hız vermek amacıyla kurulmuştur. Bu amaçla ve devlet eliyle 1894 yılında Yıldız    Sarayı bahçesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Yıldız Sarayı    Porselen Fabrikası</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1491" title="yildiz_porselen_3" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/yildiz_porselen_3.jpg" alt="yildiz_porselen_3" width="500" height="375" /></p>
<p>Geleneksel Türk    çini sanatının son temsilcisi olan Yıldız Porselen Fabrikası, Avrupa devletlerinin    porselen sanayii karşısında gerileyen Osmanlı çini sanatına yeni bir yön ve    hız vermek amacıyla kurulmuştur. Bu amaçla ve devlet eliyle 1894 yılında Yıldız    Sarayı bahçesinde kurulan bu fabrika; o yıllarda Yıldız Fabrika-i Himâyûnu olarak    anılıyor ve ürünleri padişahın saray, köşk ve kasırlarındaki eşyalar arasında    özel bir yer alıyordu.</p>
<p>Batı    sanatı ile Anadolu sanatı arasındaki çok yönlü senteze katkıları açısından önemli    bir rol oynayan bu fabrika, Cumhuriyet Dönemi’nde de üretimini sürdürmüş ve    geleneksel Türk çini sanatının dünyaca tanınmasını sağlayan örnekler üretmiştir.</p>
<p>Günümüzde Müze-Fabrika    olarak benzerleri arasında özel bir konumu olan Yıldız Porselen Fabrikası, bir    yandan günümüz insanının beğenisine yönelik örnekler üretmekte öte yandan da    kuruluş yıllarında yaptığı ürünlerin benzerlerini yeniden yaparak, bir dönem    estetiğinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1492" title="Yildiz_porselen_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Yildiz_porselen_01.jpg" alt="Yildiz_porselen_01" width="237" height="234" /><!--:--><!--:en-->
<p><strong>Yıldız Sarayı    Porselen Fabrikası</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1491" title="yildiz_porselen_3" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/yildiz_porselen_3.jpg" alt="yildiz_porselen_3" width="500" height="375" /></p>
<p>Geleneksel Türk    çini sanatının son temsilcisi olan Yıldız Porselen Fabrikası, Avrupa devletlerinin    porselen sanayii karşısında gerileyen Osmanlı çini sanatına yeni bir yön ve    hız vermek amacıyla kurulmuştur. Bu amaçla ve devlet eliyle 1894 yılında Yıldız    Sarayı bahçesinde kurulan bu fabrika; o yıllarda Yıldız Fabrika-i Himâyûnu olarak    anılıyor ve ürünleri padişahın saray, köşk ve kasırlarındaki eşyalar arasında    özel bir yer alıyordu.</p>
<p>Batı    sanatı ile Anadolu sanatı arasındaki çok yönlü senteze katkıları açısından önemli    bir rol oynayan bu fabrika, Cumhuriyet Dönemi’nde de üretimini sürdürmüş ve    geleneksel Türk çini sanatının dünyaca tanınmasını sağlayan örnekler üretmiştir.</p>
<p>Günümüzde Müze-Fabrika    olarak benzerleri arasında özel bir konumu olan Yıldız Porselen Fabrikası, bir    yandan günümüz insanının beğenisine yönelik örnekler üretmekte öte yandan da    kuruluş yıllarında yaptığı ürünlerin benzerlerini yeniden yaparak, bir dönem    estetiğinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1492" title="Yildiz_porselen_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Yildiz_porselen_01.jpg" alt="Yildiz_porselen_01" width="237" height="234" /></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/yildiz-sarayi-porselen-fabrikasi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maslak Kasırları</title>
		<link>http://merakligezgin.com/maslak-kasirlari/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/maslak-kasirlari/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 07:50:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[kasır]]></category>
		<category><![CDATA[maslak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1464</guid>
		<description><![CDATA[
Maslak Kasırları
Levent    ve Ayazağa semtlerini birbirine bağlayan ana yolun sağında bulunan Maslak Kasırları’nın    yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II. Mahmud Dönemi’nde (1808-1839)    başladığı ve bu bölgenin Sultan II. Abdülhamid’in veliahdlığı sırasında sultanlara    ait bir av ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1495" title="maslak_kasirlar_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/maslak_kasirlar_1.jpg" alt="maslak_kasirlar_1" width="515" height="524" /></strong></p>
<p><strong>Maslak Kasırları</strong></p>
<p>Levent    ve Ayazağa semtlerini birbirine bağlayan ana yolun sağında bulunan Maslak Kasırları’nın    yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II. Mahmud Dönemi’nde (1808-1839)    başladığı ve bu bölgenin Sultan II. Abdülhamid’in veliahdlığı sırasında sultanlara    ait bir av ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu yıllarda tarih    sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırları’nın ne    zaman ve kim tarafından yaptırıldıkları tam olarak saptanamamakla birlikte,    büyük bir bölümü Sultan Abdülaziz Dönemi’ne (1861-1876) tarihlenmektedir.</p>
<p>170.000    m<sup>2</sup>’lik orman arazisinin ortasında yeşilin tüm tonlarını barındıran    bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırları’ndan günümüze; Kasr-ı Hümâyûn,    Mabeyn-i Humâyûn ve Limonluğu, Çadır ve Köşk Paşalar Dairesi gelebilmiştir.    Boğaziçi’nin Karadeniz’e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bir konumda, çevrelerindeki    yeşil örtüyle bütünleşen bu yapılar, 19. Yüzyıl sonları Osmanlı mimarlığı ve    süslemeciliğinin seçkin örneklerini oluşturmaktadır.</p>
<p>Sultan    II. Abdülhamid’in çalışma ve yatak odalarının bulunduğu Kasr-ı Humâyûn bu sultanın    Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur ve bu yönüyle Osmanlı tarihi açısından    özel bir önem taşımaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1496" title="maslak-kasirlari_2" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/maslak-kasirlari_2.jpg" alt="maslak-kasirlari_2" width="521" height="564" /></p>
<p>Günümüzde Kasr-ı    Humâyûn, eldeki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak bir müze-saray    olarak geziye açılmış durumdadır. Mabeyn-i Humâyûn ve ona bağlantılı Limonluk    ile Çadır Köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmış ve ziyaretçilerin    oturup dinlenebilecekleri birer kafeterya kimliğine kavuşturulmuşlardır. Çevredeki    geniş yeşil alansa bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmiş ve “Milli Egemenlik    Koruluğu” adıyla İstanbullular’ın ve tüm ziyaretçilerin hizmetine sunma çalışmaları    sürdürülmektedir.</p>
<p>Maslak, Sarıyer<br />
Tel : (0212) 276 10 22<br />
Faks : (0212) 285 28 02</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!-- İçerik #--><!--:--><!--:en-->
<p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1495" title="maslak_kasirlar_1" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/maslak_kasirlar_1.jpg" alt="maslak_kasirlar_1" width="515" height="524" /></strong></p>
<p><strong>Maslak Kasırları</strong></p>
<p>Levent    ve Ayazağa semtlerini birbirine bağlayan ana yolun sağında bulunan Maslak Kasırları’nın    yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II. Mahmud Dönemi’nde (1808-1839)    başladığı ve bu bölgenin Sultan II. Abdülhamid’in veliahdlığı sırasında sultanlara    ait bir av ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu yıllarda tarih    sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırları’nın ne    zaman ve kim tarafından yaptırıldıkları tam olarak saptanamamakla birlikte,    büyük bir bölümü Sultan Abdülaziz Dönemi’ne (1861-1876) tarihlenmektedir.</p>
<p>170.000    m<sup>2</sup>’lik orman arazisinin ortasında yeşilin tüm tonlarını barındıran    bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırları’ndan günümüze; Kasr-ı Hümâyûn,    Mabeyn-i Humâyûn ve Limonluğu, Çadır ve Köşk Paşalar Dairesi gelebilmiştir.    Boğaziçi’nin Karadeniz’e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bir konumda, çevrelerindeki    yeşil örtüyle bütünleşen bu yapılar, 19. Yüzyıl sonları Osmanlı mimarlığı ve    süslemeciliğinin seçkin örneklerini oluşturmaktadır.</p>
<p>Sultan    II. Abdülhamid’in çalışma ve yatak odalarının bulunduğu Kasr-ı Humâyûn bu sultanın    Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur ve bu yönüyle Osmanlı tarihi açısından    özel bir önem taşımaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1496" title="maslak-kasirlari_2" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/maslak-kasirlari_2.jpg" alt="maslak-kasirlari_2" width="521" height="564" /></p>
<p>Günümüzde Kasr-ı    Humâyûn, eldeki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak bir müze-saray    olarak geziye açılmış durumdadır. Mabeyn-i Humâyûn ve ona bağlantılı Limonluk    ile Çadır Köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmış ve ziyaretçilerin    oturup dinlenebilecekleri birer kafeterya kimliğine kavuşturulmuşlardır. Çevredeki    geniş yeşil alansa bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmiş ve “Milli Egemenlik    Koruluğu” adıyla İstanbullular’ın ve tüm ziyaretçilerin hizmetine sunma çalışmaları    sürdürülmektedir.</p>
<p>Maslak, Sarıyer<br />
Tel : (0212) 276 10 22<br />
Faks : (0212) 285 28 02</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!-- İçerik #--></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/maslak-kasirlari/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçüksu Kasrı</title>
		<link>http://merakligezgin.com/kucuksu-kasri/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/kucuksu-kasri/ #comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 07:48:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[kandil bahçesi]]></category>
		<category><![CDATA[kasrı]]></category>
		<category><![CDATA[küçüksu]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülmecid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1461</guid>
		<description><![CDATA[
Küçüksu Kasrı
Küçüksu    Kasrı’nın bulunduğu Boğaziçi’nin bu şirin yöresinde, yerleşim tarihi Bizans    Dönemine dek inmektedir. Osmanlılar Döneminde de ilgi çeken ve “Kandil Bahçesi”    adıyla padişahın has bahçelerinden biri olarak kullanılan Küçüksu ve çevresini    IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1483" title="kucuksu-kasri_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/kucuksu-kasri_01.jpg" alt="kucuksu-kasri_01" width="582" height="437" />Küçüksu Kasrı</strong></p>
<p>Küçüksu    Kasrı’nın bulunduğu Boğaziçi’nin bu şirin yöresinde, yerleşim tarihi Bizans    Dönemine dek inmektedir. Osmanlılar Döneminde de ilgi çeken ve “Kandil Bahçesi”    adıyla padişahın has bahçelerinden biri olarak kullanılan Küçüksu ve çevresini    IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir.</p>
<p>17. yüzyıldan başlayarak    çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan    başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud Döneminde (1730-1754)    Divittar Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı    ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmud (1808-1839)    dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır.</p>
<p>Sultan    Abdülmecid Dönemi (1839-1861), özellikle saray ve kasır mimarlığında batılı    biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında    uygulattığı yenilikleri, Küçüksu Kasrı’nda da uygulatmış, eski ve ahşap yapıyı    yıktırarak yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır.</p>
<p>1857 yılında hizmete    giren yeni Küçüksu Kasrı’nın mimarı Nikogos Balyan’dır. Bodrumuyla birlikte    üç katlı olan kasır, 15&#215;27 m.lik bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kargir    olarak yapılmıştır. Bodrum katı kiler, mutfak ve hizmetçilere ayrılmış, diğer    katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle    geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı    olarak kullanılan bir “biniş kasrı” niteliğindedir. Devlete    ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı    olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Abdülaziz    Döneminde (1861-1876) cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli    onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli    işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir.</p>
<p>Kabartmalarla süslü    ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda,    merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar    değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan    görevlendirilmiştir.</p>
<p>Alçı    kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden    farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her    bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki    mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu    Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve    günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1485" title="kucuksu_kasri_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/kucuksu_kasri_02.jpg" alt="kucuksu_kasri_02" width="450" height="321" /></p>
<p>1994 yılında kapsamlı    ve çağdaş bir restorasyon gören Küçüksu Kasrı, halkın ziyaretine açık tutulmakta,    hemen yanıbaşındaki iskeleyi, çeşme meydanını ve özgün bahçesini tarihsel ve    eskiden olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturma    çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalar sona erdiğinde, yapının bahçesi diğer    saray, köşk ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası nitelikteki    resepsiyonlara ayrılacaktır.</p>
<p>Anadolu Hisarı, Beykoz<br />
Tel/Faks : (0216) 332 33 03</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!-- İçerik #--><!--:--><!--:en-->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1483" title="kucuksu-kasri_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/kucuksu-kasri_01.jpg" alt="kucuksu-kasri_01" width="582" height="437" />Küçüksu Kasrı</strong></p>
<p>Küçüksu    Kasrı’nın bulunduğu Boğaziçi’nin bu şirin yöresinde, yerleşim tarihi Bizans    Dönemine dek inmektedir. Osmanlılar Döneminde de ilgi çeken ve “Kandil Bahçesi”    adıyla padişahın has bahçelerinden biri olarak kullanılan Küçüksu ve çevresini    IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir.</p>
<p>17. yüzyıldan başlayarak    çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan    başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud Döneminde (1730-1754)    Divittar Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı    ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmud (1808-1839)    dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır.</p>
<p>Sultan    Abdülmecid Dönemi (1839-1861), özellikle saray ve kasır mimarlığında batılı    biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında    uygulattığı yenilikleri, Küçüksu Kasrı’nda da uygulatmış, eski ve ahşap yapıyı    yıktırarak yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır.</p>
<p>1857 yılında hizmete    giren yeni Küçüksu Kasrı’nın mimarı Nikogos Balyan’dır. Bodrumuyla birlikte    üç katlı olan kasır, 15&#215;27 m.lik bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kargir    olarak yapılmıştır. Bodrum katı kiler, mutfak ve hizmetçilere ayrılmış, diğer    katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle    geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı    olarak kullanılan bir “biniş kasrı” niteliğindedir. Devlete    ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı    olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Abdülaziz    Döneminde (1861-1876) cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli    onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli    işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir.</p>
<p>Kabartmalarla süslü    ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda,    merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar    değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan    görevlendirilmiştir.</p>
<p>Alçı    kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden    farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her    bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki    mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu    Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve    günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1485" title="kucuksu_kasri_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/kucuksu_kasri_02.jpg" alt="kucuksu_kasri_02" width="450" height="321" /></p>
<p>1994 yılında kapsamlı    ve çağdaş bir restorasyon gören Küçüksu Kasrı, halkın ziyaretine açık tutulmakta,    hemen yanıbaşındaki iskeleyi, çeşme meydanını ve özgün bahçesini tarihsel ve    eskiden olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturma    çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalar sona erdiğinde, yapının bahçesi diğer    saray, köşk ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası nitelikteki    resepsiyonlara ayrılacaktır.</p>
<p>Anadolu Hisarı, Beykoz<br />
Tel/Faks : (0216) 332 33 03</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!-- İçerik #--></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/kucuksu-kasri/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ihlamur Kasırları</title>
		<link>http://merakligezgin.com/ihlamur-kasirlari/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/ihlamur-kasirlari/ #comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 07:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[I. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Ihlamur]]></category>
		<category><![CDATA[kasır]]></category>
		<category><![CDATA[Maiyet Köşkü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1458</guid>
		<description><![CDATA[Ihlamur Kasırları

Beşiktaş,    Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nin 18. yüzyılda Hacı Hüseyin    Bağları adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir. Sultan III. Ahmed    Dönemi’nde Padişah’a ait bir “Has Bahçe”ye dönüştürülmesine karşılık 19.yüzyılın    ikinci yarısına kadar &#8220;Hacı Hüseyin Bağları&#8221; olarak bilinen bu alan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Ihlamur Kasırları</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1499" title="Ihlamur_kasri_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Ihlamur_kasri_01.jpg" alt="Ihlamur_kasri_01" width="510" height="482" /></p>
<p>Beşiktaş,    Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nin 18. yüzyılda Hacı Hüseyin    Bağları adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir. Sultan III. Ahmed    Dönemi’nde Padişah’a ait bir “Has Bahçe”ye dönüştürülmesine karşılık 19.yüzyılın    ikinci yarısına kadar &#8220;Hacı Hüseyin Bağları&#8221; olarak bilinen bu alan,    I. Abdülhamid (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi çekmiştir.</p>
<p>Sultan Abdülmecid’in    (1839-1861) Osmanlı tahtına geçmesiyle birlikte yeni yapılaşmalara gidilmiş,Beşiktaş’ta    Dolmabahçe Sarayı, Küçüksu Kasrı ve Ihlamur Mesiresi’nin bulunduğu bu alanda    da Ihlamur Kasırları’nın yapımına başlanmıştır.</p>
<p>Sultan    Abdülmecid Ihlamur Mesiresi’ne bugünkü kasırları yaptırmadan önce de sık sık    gelir ve buradaki yalın ve küçük bağ evinde dinlenir; kimi konukları bu arada    ünlü Fransız ozanı Lamartine’i burada kabul ederek görüşürdü.</p>
<p>Yüksek çevre duvarlarının    sınırlandırıldığı 24.724 m<sup>2</sup> lik ağaçlı bir alan içindeki Nikogos    Balyan’ın yaptığı bu iki yapı; yapıldıkları 1849-1855 yıllarından bu yana kimi    zaman &#8220;Nüzhetiye&#8221; kimi zaman da &#8220;Ihlamur Kasırları&#8221; adıyla    anılagelmiştir.</p>
<p>Törenler için düşünülen    ve kullanılan Merasim Köşkü: Ön cephesindeki dönemin beğenisini yansıtan Barok    çizgiler taşıyan merdiveni, ilginç ve hareketli kabartmalarıyla çarpıcı bir    mimarlığa sahiptir. İç süslemelerinde; Osmanlı sanatında 19. yüzyılda tercih    edilen motifler ve kalem işleri kullanılmış, Avrupa’nın çeşitli üsluplarındaki    mobilyalar ve döşeme öğeleriyle belirli bir bütünlük sağlanmıştır.</p>
<p>Padişahın    maiyeti, kimi zaman da haremi tarafından kullanılan Maiyet Köşkü ise; diğerine    oranla daha küçük ve daha yalındır.</p>
<p>Sultan Abdülmecid’in    genç yaşta ölümünden sonra, Abdülaziz de (1861-1876) ağabeyinin sevdiği bu yapılara    ve çevreye fazla önem vermemekle birlikte ilgi göstermiş, meraklı olduğu horoz    ve koç döğüşüyle güreşlerin bazılarını bu bahçede yaptırmıştır. Sultan Mehmed    Reşad’ın da (1909-1918) zaman zaman kullandığı yapıda, İstanbul’u ziyaret eden    Bulgar ve Sırp kralları ağırlanmıştır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1500" title="Ihlamur_kasri_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Ihlamur_kasri_02.jpg" alt="Ihlamur_kasri_02" width="350" height="263" /></p>
<p>Cumhuriyet’in    kuruluşundan sonra 1966 yılında TBMM Milli Saraylar bünyesinde katılan Ihlamur    Kasırları’nın Merasim Köşkü bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta,    Maiyet Köşkü ve bahçenin bir bölümünde kafeterya hizmetleri yapılmakta ve bu    bahçede, diğer saray ve kasırlarımızda olduğu gibi, ulusal ya da uluslararası    resepsiyonlar verilebilmektedir. Öte yandan yine bahçede, yakın bir geçmişe    dek lojman olarak kullanılan Cumhuriyet Dönemi yapısı da, müze-sanat ilişkisini    kuran yeni işleviyle özellikle çocukların, güzel sanatlardaki becerilerini geliştirene    resim, heykel ve tiyatro çalışmalarını sürdürdükleri mekânlar olarak değerlendirilmiştir.</p>
<p>Ihlamur Yolu, Beşiktaş<br />
Tel : (0212) 259 50 86<br />
Faks : (0212) 258 89 03</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!-- İçerik #--><!--:--><!--:en-->
<p><strong>Ihlamur Kasırları</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1499" title="Ihlamur_kasri_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Ihlamur_kasri_01.jpg" alt="Ihlamur_kasri_01" width="510" height="482" /></p>
<p>Beşiktaş,    Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nin 18. yüzyılda Hacı Hüseyin    Bağları adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir. Sultan III. Ahmed    Dönemi’nde Padişah’a ait bir “Has Bahçe”ye dönüştürülmesine karşılık 19.yüzyılın    ikinci yarısına kadar &#8220;Hacı Hüseyin Bağları&#8221; olarak bilinen bu alan,    I. Abdülhamid (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi çekmiştir.</p>
<p>Sultan Abdülmecid’in    (1839-1861) Osmanlı tahtına geçmesiyle birlikte yeni yapılaşmalara gidilmiş,Beşiktaş’ta    Dolmabahçe Sarayı, Küçüksu Kasrı ve Ihlamur Mesiresi’nin bulunduğu bu alanda    da Ihlamur Kasırları’nın yapımına başlanmıştır.</p>
<p>Sultan    Abdülmecid Ihlamur Mesiresi’ne bugünkü kasırları yaptırmadan önce de sık sık    gelir ve buradaki yalın ve küçük bağ evinde dinlenir; kimi konukları bu arada    ünlü Fransız ozanı Lamartine’i burada kabul ederek görüşürdü.</p>
<p>Yüksek çevre duvarlarının    sınırlandırıldığı 24.724 m<sup>2</sup> lik ağaçlı bir alan içindeki Nikogos    Balyan’ın yaptığı bu iki yapı; yapıldıkları 1849-1855 yıllarından bu yana kimi    zaman &#8220;Nüzhetiye&#8221; kimi zaman da &#8220;Ihlamur Kasırları&#8221; adıyla    anılagelmiştir.</p>
<p>Törenler için düşünülen    ve kullanılan Merasim Köşkü: Ön cephesindeki dönemin beğenisini yansıtan Barok    çizgiler taşıyan merdiveni, ilginç ve hareketli kabartmalarıyla çarpıcı bir    mimarlığa sahiptir. İç süslemelerinde; Osmanlı sanatında 19. yüzyılda tercih    edilen motifler ve kalem işleri kullanılmış, Avrupa’nın çeşitli üsluplarındaki    mobilyalar ve döşeme öğeleriyle belirli bir bütünlük sağlanmıştır.</p>
<p>Padişahın    maiyeti, kimi zaman da haremi tarafından kullanılan Maiyet Köşkü ise; diğerine    oranla daha küçük ve daha yalındır.</p>
<p>Sultan Abdülmecid’in    genç yaşta ölümünden sonra, Abdülaziz de (1861-1876) ağabeyinin sevdiği bu yapılara    ve çevreye fazla önem vermemekle birlikte ilgi göstermiş, meraklı olduğu horoz    ve koç döğüşüyle güreşlerin bazılarını bu bahçede yaptırmıştır. Sultan Mehmed    Reşad’ın da (1909-1918) zaman zaman kullandığı yapıda, İstanbul’u ziyaret eden    Bulgar ve Sırp kralları ağırlanmıştır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1500" title="Ihlamur_kasri_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/Ihlamur_kasri_02.jpg" alt="Ihlamur_kasri_02" width="350" height="263" /></p>
<p>Cumhuriyet’in    kuruluşundan sonra 1966 yılında TBMM Milli Saraylar bünyesinde katılan Ihlamur    Kasırları’nın Merasim Köşkü bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta,    Maiyet Köşkü ve bahçenin bir bölümünde kafeterya hizmetleri yapılmakta ve bu    bahçede, diğer saray ve kasırlarımızda olduğu gibi, ulusal ya da uluslararası    resepsiyonlar verilebilmektedir. Öte yandan yine bahçede, yakın bir geçmişe    dek lojman olarak kullanılan Cumhuriyet Dönemi yapısı da, müze-sanat ilişkisini    kuran yeni işleviyle özellikle çocukların, güzel sanatlardaki becerilerini geliştirene    resim, heykel ve tiyatro çalışmalarını sürdürdükleri mekânlar olarak değerlendirilmiştir.</p>
<p>Ihlamur Yolu, Beşiktaş<br />
Tel : (0212) 259 50 86<br />
Faks : (0212) 258 89 03</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat tarihlerinde  09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül tarihlerinde 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete  açıktır.</p>
<p><!-- İçerik #--></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/ihlamur-kasirlari/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası</title>
		<link>http://merakligezgin.com/hereke-ipekli-dokuma-ve-hali-fabrikasi/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/hereke-ipekli-dokuma-ve-hali-fabrikasi/ #comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 07:46:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[İzmit - Kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[halı fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[hereke]]></category>
		<category><![CDATA[müze fabrika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1456</guid>
		<description><![CDATA[Hereke    İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası
1843 yılında Hereke Fabrika-i Hümâyûnu adıyla Hereke’de kurulan fabrika, Osmanlı    İmparatorluğu’nun o tarihe kadar halı ve ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı    fabrikasıdır.

1800’lü    yıllarda başlatılan Türk sanayiinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında açılan    bu fabrika, kuruluşundan başlayarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><span id="__end"><strong>Hereke    İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası</strong></span></p>
<p>1843 yılında Hereke Fabrika-i Hümâyûnu adıyla Hereke’de kurulan fabrika, Osmanlı    İmparatorluğu’nun o tarihe kadar halı ve ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı    fabrikasıdır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1505" title="hereke_hali_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/hereke_hali_02.jpg" alt="hereke_hali_02" width="500" height="201" /></p>
<p>1800’lü    yıllarda başlatılan Türk sanayiinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında açılan    bu fabrika, kuruluşundan başlayarak sürekli yenilik ve değişiklikler yaşamıştır.    Fabrika, o yılların öncü teknolojisini kullanmakta ve Osmanlı devleti adına    milli dokumacılık ürünlerinin geliştirmesi ve çağdaşlaştırılmasına öncülük etmekteydi.    Öyleki, Hereke Fabrikası’nın en üst kalitedeki ürünleri; Osmanlı sanayii’nin    bir vitrini niteliğindeki başta Dolmabahçe olmak üzere padişaha ait saray, köşk    ve kasırlarda yer alıyordu. Öte yandan bu konuda kolaylık sağlaması için Dolmabahçe    Sarayı yapılırken, “Hereke Dokumahanesi” adıyla sarayın bünyesinde bir de atölye    kurulmuştu.</p>
<p>Cumhuriyet Dönemi’nde de çalışmasını    sürdüren Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası; günümüzde bir Müze-Fabrika    olarak üretimini sürdürmekte ve konumuyla benzerleri arasında özel bir yer tutmaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1504" title="hereke_hali_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/hereke_hali_01.jpg" alt="hereke_hali_01" width="400" height="673" /><!--:--><!--:en-->
<p><span id="__end"><strong>Hereke    İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası</strong></span></p>
<p>1843 yılında Hereke Fabrika-i Hümâyûnu adıyla Hereke’de kurulan fabrika, Osmanlı    İmparatorluğu’nun o tarihe kadar halı ve ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı    fabrikasıdır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1505" title="hereke_hali_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/hereke_hali_02.jpg" alt="hereke_hali_02" width="500" height="201" /></p>
<p>1800’lü    yıllarda başlatılan Türk sanayiinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında açılan    bu fabrika, kuruluşundan başlayarak sürekli yenilik ve değişiklikler yaşamıştır.    Fabrika, o yılların öncü teknolojisini kullanmakta ve Osmanlı devleti adına    milli dokumacılık ürünlerinin geliştirmesi ve çağdaşlaştırılmasına öncülük etmekteydi.    Öyleki, Hereke Fabrikası’nın en üst kalitedeki ürünleri; Osmanlı sanayii’nin    bir vitrini niteliğindeki başta Dolmabahçe olmak üzere padişaha ait saray, köşk    ve kasırlarda yer alıyordu. Öte yandan bu konuda kolaylık sağlaması için Dolmabahçe    Sarayı yapılırken, “Hereke Dokumahanesi” adıyla sarayın bünyesinde bir de atölye    kurulmuştu.</p>
<p>Cumhuriyet Dönemi’nde de çalışmasını    sürdüren Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası; günümüzde bir Müze-Fabrika    olarak üretimini sürdürmekte ve konumuyla benzerleri arasında özel bir yer tutmaktadır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1504" title="hereke_hali_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/hereke_hali_01.jpg" alt="hereke_hali_01" width="400" height="673" /></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/hereke-ipekli-dokuma-ve-hali-fabrikasi/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Florya Atatürk Deniz Köşkü</title>
		<link>http://merakligezgin.com/florya-ataturk-deniz-kosku/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/florya-ataturk-deniz-kosku/ #comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 07:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[florya]]></category>
		<category><![CDATA[köşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1454</guid>
		<description><![CDATA[Florya Atatürk    Deniz Köşkü

Marmara    Denizi kıyısında, Yeşilköy ile Küçükçekmece arasında bir yerleşim bölgesi olan    Florya’nın 19. yüzyılda sönük bir avcı uğrağı konumunda olduğu bilinmektedir.    Atatürk’ün buraya olan ilgisiyle önem kazanan Florya giderek yazlık bir dinlenme    merkezine dönüşmüştür.
Atatürk için İstanbul  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Florya Atatürk    Deniz Köşkü</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1516" title="florya_ataturk_03" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/florya_ataturk_03.jpg" alt="florya_ataturk_03" width="432" height="376" /></p>
<p>Marmara    Denizi kıyısında, Yeşilköy ile Küçükçekmece arasında bir yerleşim bölgesi olan    Florya’nın 19. yüzyılda sönük bir avcı uğrağı konumunda olduğu bilinmektedir.    Atatürk’ün buraya olan ilgisiyle önem kazanan Florya giderek yazlık bir dinlenme    merkezine dönüşmüştür.</p>
<p>Atatürk için İstanbul    Belediyesi tarafından 1935 yılında mimar Seyfi Arkan’a projelendirilen köşk,    yazlık bir konut olarak yapılmış ve aynı yıl 14 Ağustos tarihinde kullanıma    açılmıştır.</p>
<p>Ulu    Önder, 1936 yılının Haziran ve Temmuz aylarında uzunca bir süre burada yaşamış,    siyasal ve bilimsel toplantılar için köşkü özellikle kullanmış, aralarında İngiliz    Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson’un da bulunduğu kimi önemli konukları burada    ağırlamıştır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1517" title="florya_ataturk_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/florya_ataturk_01.jpg" alt="florya_ataturk_01" width="300" height="231" /></p>
<p>Köşk, Atatürk tarafından    son olarak 28 Mayıs 1938 günü kullanılmış, kendisinin ölümünden sonra bu yapılar    Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak Sayın İsmet İnönü, Sayın Celal Bayar,    Sayın Cemal Gürsel, Sayın Cevdet Sunay, Sayın Fahri Korutürk ve Sayın Kenan    Evren tarafından kullanılmıştır.</p>
<p>16    Eylül 1988 tarihinde Cumhurbaşkanlığı’mızca TBMM’ne bağlı Milli Saraylar Daire    Başkanlığı’na devredilen bu yapılar topluluğu, restorasyona alınarak Atatürk    Müzesi haline getirilmiş ve içinde “Atatürk İstanbul’da” konulu sürekli bir    fotoğraf sergisi oluşturulmuştur. Öte yandan köşkün bir bölümünde de Atatürk    ile ilgili çeşitli yayınlar tanıtılmakta ve satılmaktadır. Yaverlik ve Genel    Sekreterlik binaları onarılarak TBMM sosyal tesisleri haline getirilmiş, bu    binaların arasında kalan boşluğa kafeterya ve restoran hizmeti veren bir yapı    eklenmiş, yine bahçe; kafeterya hizmetleri verilecek bir konuma getirilmiştir.</p>
<p>Florya<br />
Tel : (0212) 426 51 51<br />
Faks : (0212) 580 75 34</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında  09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1520" title="florya_ataturk_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/florya_ataturk_02.jpg" alt="florya_ataturk_02" width="470" height="310" /></p>
<p><!-- İçerik #--><!--:--><!--:en-->
<p><strong>Florya Atatürk    Deniz Köşkü</strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1516" title="florya_ataturk_03" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/florya_ataturk_03.jpg" alt="florya_ataturk_03" width="432" height="376" /></p>
<p>Marmara    Denizi kıyısında, Yeşilköy ile Küçükçekmece arasında bir yerleşim bölgesi olan    Florya’nın 19. yüzyılda sönük bir avcı uğrağı konumunda olduğu bilinmektedir.    Atatürk’ün buraya olan ilgisiyle önem kazanan Florya giderek yazlık bir dinlenme    merkezine dönüşmüştür.</p>
<p>Atatürk için İstanbul    Belediyesi tarafından 1935 yılında mimar Seyfi Arkan’a projelendirilen köşk,    yazlık bir konut olarak yapılmış ve aynı yıl 14 Ağustos tarihinde kullanıma    açılmıştır.</p>
<p>Ulu    Önder, 1936 yılının Haziran ve Temmuz aylarında uzunca bir süre burada yaşamış,    siyasal ve bilimsel toplantılar için köşkü özellikle kullanmış, aralarında İngiliz    Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson’un da bulunduğu kimi önemli konukları burada    ağırlamıştır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1517" title="florya_ataturk_01" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/florya_ataturk_01.jpg" alt="florya_ataturk_01" width="300" height="231" /></p>
<p>Köşk, Atatürk tarafından    son olarak 28 Mayıs 1938 günü kullanılmış, kendisinin ölümünden sonra bu yapılar    Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak Sayın İsmet İnönü, Sayın Celal Bayar,    Sayın Cemal Gürsel, Sayın Cevdet Sunay, Sayın Fahri Korutürk ve Sayın Kenan    Evren tarafından kullanılmıştır.</p>
<p>16    Eylül 1988 tarihinde Cumhurbaşkanlığı’mızca TBMM’ne bağlı Milli Saraylar Daire    Başkanlığı’na devredilen bu yapılar topluluğu, restorasyona alınarak Atatürk    Müzesi haline getirilmiş ve içinde “Atatürk İstanbul’da” konulu sürekli bir    fotoğraf sergisi oluşturulmuştur. Öte yandan köşkün bir bölümünde de Atatürk    ile ilgili çeşitli yayınlar tanıtılmakta ve satılmaktadır. Yaverlik ve Genel    Sekreterlik binaları onarılarak TBMM sosyal tesisleri haline getirilmiş, bu    binaların arasında kalan boşluğa kafeterya ve restoran hizmeti veren bir yapı    eklenmiş, yine bahçe; kafeterya hizmetleri verilecek bir konuma getirilmiştir.</p>
<p>Florya<br />
Tel : (0212) 426 51 51<br />
Faks : (0212) 580 75 34</p>
<p>Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında  09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1520" title="florya_ataturk_02" src="http://merakligezgin.com/wp-content/uploads/florya_ataturk_02.jpg" alt="florya_ataturk_02" width="470" height="310" /></p>
<p><!-- İçerik #--></p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/florya-ataturk-deniz-kosku/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Filizi Köşk</title>
		<link>http://merakligezgin.com/filizli-kosk/ </link>
		<comments>http://merakligezgin.com/filizli-kosk/ #comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 07:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merakli Gezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserler/Saraylar]]></category>
		<category><![CDATA[filizi]]></category>
		<category><![CDATA[köşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merakligezgin.com/?p=1452</guid>
		<description><![CDATA[Filizi Köşk
II.    Abdülhamid’in (1876-1909) Başkâtib’i olarak Yıldız Sarayı’nda görev yapan Tahsin    Paşa’ya ait olan yapı, 19. yüzyılda saray ileri gelenlerinin yazlık olarak kullandıkları    bir yöre olan Göztepe’dedir.
19. yüzyılın son    çeyreğine ait olan Filizi Köşk, genel olarak dönemin beğenisi olan Art-Nouveau    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><strong>Filizi Köşk</strong></p>
<p>II.    Abdülhamid’in (1876-1909) Başkâtib’i olarak Yıldız Sarayı’nda görev yapan Tahsin    Paşa’ya ait olan yapı, 19. yüzyılda saray ileri gelenlerinin yazlık olarak kullandıkları    bir yöre olan Göztepe’dedir.</p>
<p>19. yüzyılın son    çeyreğine ait olan Filizi Köşk, genel olarak dönemin beğenisi olan Art-Nouveau    özellikler taşımasına karşılık, birkaç kez el değiştirdiğinden dolayı kimi yerlerde    bu özelliğini yitirmiştir.</p>
<p>Üç katlı ve orta    sofaya açılan yan odalardan oluşan planıyla geleneksel Türk Evi Planı’na sahip    olan yapı, restore edilmiş ve Türk Parlementerler Birliği sosyal tesisi olarak    hizmete girmiştir.<!--:--><!--:en-->
<p><strong>Filizi Köşk</strong></p>
<p>II.    Abdülhamid’in (1876-1909) Başkâtib’i olarak Yıldız Sarayı’nda görev yapan Tahsin    Paşa’ya ait olan yapı, 19. yüzyılda saray ileri gelenlerinin yazlık olarak kullandıkları    bir yöre olan Göztepe’dedir.</p>
<p>19. yüzyılın son    çeyreğine ait olan Filizi Köşk, genel olarak dönemin beğenisi olan Art-Nouveau    özellikler taşımasına karşılık, birkaç kez el değiştirdiğinden dolayı kimi yerlerde    bu özelliğini yitirmiştir.</p>
<p>Üç katlı ve orta    sofaya açılan yan odalardan oluşan planıyla geleneksel Türk Evi Planı’na sahip    olan yapı, restore edilmiş ve Türk Parlementerler Birliği sosyal tesisi olarak    hizmete girmiştir.</p>
<p><!--:--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://merakligezgin.com/filizli-kosk/ /feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
