Archive for the ‘Genel’ Category

Büyükada Hakkında Herşey

Cumartesi, Mart 27th, 2010

BÜYÜKADA’DA GÖRÜLEBİLECEK YERLER

İSKELE BİNASI
Bu bina, Osmanlı Neo-Klasik akımın Büyükada’daki temsilcisidir. Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte bu uslubun temsilcilerinden olan ve Bostancı ile Moda iskelelerini de yapan Mimar Vedat Tek olduğu tahmin edilmektedir. Yapım tarihi 1914 ‘tür. Çinileri Kütahyalı Mehmed Emin Efendi tarafından yapılmıştır. 1999-2001 yıllarında restorasyon uygulanmıştır.

KÖŞKLER
19.yy sonu ile 20.yy. başlarında yaptırılan ahşap köşkler geleneksel Türk mimarisi ile Batı’dan gelen mimari uslüpların karışımı olarak ortaya çıkmışlardır. Özellikle bizzat geliştiği Belçika, Almanya, Fransa gibi ülkelerde bile az sayıda örneği bulunan Art Nouveau uslubunda çok sayıda ve önemli derecede örnekleri Büyükada’da bulunmaktadır. Bu köşkleri haritada gösterilen Küçük Tur yolunu izleyerek görebilirsiniz.

YETİMHANE
İsa Tepesinde Hristos Manastırı’nın biraz ilerisinde Büyükada’nın en güzel yerlerinden birinde kuruludur. 1898 yılında bir Fransız şirketi tarafından otel olarak inşa edilmiştir. Yapının mimarı Alexandre Vallaury’dir.İstanbul’da doğmuş ve yaşamış olan Fransız asıllı bir mimardır. Yetimhane binası 26.000 m2′lik bir alan içinde bulunmaktadır. Yapı araziye kuzey-güney istikametinde yerleşmiş bir konumdadır. Boyu 101 m.dir. Yüksekliği araziye göre 22-24 m. arasında değişmektedir. Yapının özelliği geleneksel Türk konut şemasının ve teknolojisinin farklı boyutta ve işlevde bir yapıya uygulanmasıdır. Çıkmalar, çıkma destekleri, pencereler, çatı Türk mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Bu bina ahşap karkas sistemde bu büyüklükte yapılmış Türkiye’deki, belki de dünyadaki tek yapıdır. Bina otel olarak yapılmasına rağmen devletten izin alınamaması yüzünden çalıştırılamamıştır. Daha sonra bir zengin Rum aile tarafından satın alınarak Patrikhaneye bağışlanmıştır. Parikhane tarafından da yetim Rum çocukları için okul olarak kullanılmıştır. 1970’lerin başlarında bina boşaltıldı. Yaklaşık 30 yıldır boş olarak tutulmaktadır.

HAMİDİYE CAMİİ
Ada Camii sokağında, yolun üzerinde kalan bir bahçe içindedir. Mimari açıdan eklektik bir yapıdır. II. Abdülhamid’in emri ile 1895 yılında inşa edilmiştir. Kesme küfeki taştan yapılmış olup iki katlıdır. Alt katı o yıllarda henüz okulu olmayan Türk çoçukları için okul olarak yapılmış, sonra okul başka binaya taşınınca, alt kat mescit olarak değerlendirilmiştir. Cami mekânı kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Mihrap ve duvarlar çini taklidi nakışlarla süslüdür. Minaresi kesme küfeki taştan yapılmış olup, tek şerefelidir.

NİZAM CAMİİ
Nizam Cd. No.81 Büyükada adresindedir. 1967 yılında yapılmıştır.

HACI HAVVA ÖZEN CAMİİ
Çarşı içinde Ş.Recep Koç caddesi 26 numaradadır.1986 yılında yapılmıştır.

KUMSAL CAMİİ
Kumsal semtinde Deniz Kulübü Sokağında 22 numaradadır.1985 yılında yapılmıştır.

Aya Yorgi ManastırıPatrikhane kayıtlarına göre inşa tarihi 1751’dir. Bu tarihte yapılmış olan küçük kilise, şapel ve dua yeri eski kilise diye bilinir ve iki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapıdır. Tepede çan kulesinin hemen arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesidir ve 1905 de inşa edilmiş, 1909 yılında açılışı yapılmıştır.

Aya Nikola Manastırı
Manastır Karacabey Koyu’nun kuzeye bakan yamacında kuruludur. Bizans döneminde asıl manastır ve kilise deniz kenarında kurulu idi. Zamanla bu manastır yıkılıp denize göçünce XVI. yüzyılda şimdiki yerinde küçük bir kilise olarak yapıldı. 1894’deki büyük depremde yıkılan Heybeliada Ruhban Mektebini’ni yeniden inşa ettiren banker Stefanovik, artan malzeme ile de Aya Nikola manastırını yaptırmıştır.

HRİSTOS MANASTIRI
Ada’nın ikinci yüksek tepesi olan İsa Tepesi’nde kurulu olan ve aslı belki Bizanslılar dönemine dayanan bu manastır, 1597 yılında Patrik Meletios Pigas tarafından yeniden kurulmuştur. 6 Ağustos yortu günüdür. Bir anlamda bağ bozumunu sembolize etmektedir. O gün gelen ziyaretçilere papaz tarafından (bir zamanlar) üzüm ikram edilirmiş.

AYA DİMİTRİ CEMAAT KİLİSESİ
Ada’nın Kumsal semtinde, Zağnos Paşa caddesi ile Alaçam sokağının kesiştiği yerde büyük bir bahçe içindedir. Büyük dini bayramlarda ayin burada yapılmaktadır.Ortodoks adalıların müşterek gayret ve katkıları ile inşa edilmiştir. Dış cephede girişin üzerindeki kitabede 1856-1857 tarihi okunmaktadır. Dik dörtgen planlı, üç neflidir.

PANAİİYA KİLİSESİ
Bir kapısı çarşı caddesine, diğer kapısı arabacılar meydanına açılır. Panagiya Kiliseleri Meryem Ana adına yapılır ve üç yortuya atfedilir. Meryem Ana’nın doğumu (26 Ekim), Meryem Ananın mabede girmesi (21 Kasım), Meryem Ananın ölümü (15 Agustos). Adadaki büyük kilise de Meryem Ana’nın ölümüne adanmıştır ve bulunduğu yer Ada’nın eski mezarlık alanıdır.

AYA TODORİ ŞAPELİ
Maden semtinde Yılmaz Türk caddesinde evler arasında, yolun hemen altında, küçük bir şapeldir. Yoldan 17 basamakla inilir. Bunun da eski bir mezarlık kilisesi olduğu tahmin edilmektedir.

PROFİTİS İLİAS MEZARLIK KİLİSESİ
Aya Nikola’da Rum Ortodoks mezarlığı içindedir. 1878 yapılmıştır. 4 x 7mt. ölçüsünde dikdörtgen planlı, ahşap basit bir yapıdır.

ERMENİ KATOLİK KİLİSESİ
Anadolu kulübü’nden Çankaya Meydan’nına çıkan Mehmetçik sokakta soldadır. 1868 yılında Avrupalı tüccar Andon Apelyan tarafından Meryem Ana adına yaptırlmıştır. Tek açıklıklı dikdörtgen bir hacimden ibaret olup beşik tonoz örtülü, beşik çatılı kiremit örtülüdür.

SAN PACİFİCO LATİN KATOLİK KİLİSESİ
Bahçesi bir taraftan Lâla Hatun sokağına bir taraftan Yeni sokağa bakar. 1885 yılında yapılmıştır. Dikdörtgen planlı tek açıklıklı beşik tonoz örtülü, ahşap beşik çatılıdır. Ortodoks kiliselerinin aksine İkonastasis yoktur. Basit bir narteksi vardır.

MUSEVİ SİNAGOGU (Heset Le Abraham Sinagogu)
Kumsal semtinde olup dikdörtgen planlıdır. Sivri bir kubbesi vardır. 1921 yılında yapılmıştır.

Neler Yapabilirsiniz …
Saat meydanı civarındaki sokaklarda bulunan bisikletçilerden bisiklet kiralayabilirsiniz.
Yürüyerek, bisikletle yada faytonla Küçük Tur yaparak Ada’nın tabiat güzelliklerini, köşkleri görebilirsiniz.
Büyük Tur’a çıktığınızda bunlara ilaveten Ada’nın yerleşim olmayan kısımlarını da görürsünüz.
Birlik meydanına giderek Lunapark gazinosunda çamlar arasında dinlenebilirsiniz.
Birlik meydanından Yüce Tepeye çıkarak Ada’yı yukarıdan görme imkanına kavuşabilirsiniz.Yemek yiyebilirsiniz. Aya Yorgi Kilisesini ziyaret edebilirsiniz.
Birlik meydanından ormanın içine girerek Yetimhaneye ve Hristos Kilisesine gidebilirsiniz.
İskeleden Yürüyerek kısa sürede Hamidiye Camii ne varabilirsiniz.
Yürüyerek San Pacifico, Ermeni Katolik, Paragia ve Aya Dimitri Kiliselerine ulaşabilirsiniz.
Faytonla veya yürüyerek Aya Todori Şapeli, Aya Nikola Manastırı, Profitis İlias Kiliselerine giderek ziyaret edebilirsiniz.
Kumsal semtindeki Musevi Sinagogunu görebilirsiniz.
Dil burnuna giderek piknik yapabilirsiniz yada daha ilerideki Aşıklar Gazinosunda çamların altında semaverden çay içebilirsiniz.
Plajlara gidip yüzebilirsiniz.
Çankaya caddesindeki Türing Kültür Evi’ne gidebilirsiniz.
İskele civarındaki lokantalarda yemek yiyebilirsiniz.
Akşam (yaz aylarında) sinemaya gidebilirsiniz.
Otellerden birine yerleşip gecenin keyfini çıkarabilirsiniz

BÜYÜKADA’YA ULAŞIM
(Vapur, deniz otobüsü, motor tarifeleri)

VAPUR İLE YOLCULUK SÜRELERİ
Sirkeci – Büyükada : 90 dakika
Bostancı – Büyükada direkt : 30 dakika
Bostancı  – Heybeliada – Büyükada : 45 dakika
Bostancı – Tekmil Adalar – Büyükada : 60 dakika

DENİZ OTOBÜSÜ İLE YOLCULUK SÜRELERİ
Kabataş – Büyükada : 30 dakika
Bostancı – Büyükada : 10 dakika

Büyükada İskele Başmemurluğu
Tel. : (0216) 382 60 06

Büyükada Deniz Otobüsü İskele Memurluğu
Tel. : (0216) 382 44 36

Ada içi ulaşımda ise faytonlar kullanılmaktadır. İtfaiye, Emniyet, Belediye ve sağlık kurumlarının araçları dışında motorlu araç kullanımı yasaktır. Bu sebeple gürültü ve hava kirliliği yoktur

TARİHÇE
Büyükada’da Bizans öncesi yerleşimlere ait çok az bilgi vardır. Muhtemelen Antik dönemde meskun olan Ada’daki en önemli bulgu, 1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender’in babası Makedonya kralı II. Filip’e ait altın sikkeleri ihtiva eden Büyükada Definesidir. Hepsi 207 altın sikkeden ibaret olup şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesindedir. Büyükada, diğer İstanbul Adaları gibi yaklaşık 7 yüzyıllık Bizans döneminde hapishane ve manastırlarıyla ün kazanmıştır. Bu dönemde Bizans’ta ortaya çıkan taht kavgaları, siyasi ve dini içerikli anlaşmazlıklar neticesinde Büyükada’ya prensesler, prensler, din adamları sürgün olarak gönderilmiş ve bunlara korkunç işkenceler yapılmıştır.

İstanbul’un Türkler tarafından fethinden yaklaşık birbuçuk ay önce Fatih Sultan Mehmed’in kenti kuşatması sırasında Baltaoğlu Süleyman Bey bir donanma ile Kınalıada, Burgazada ve Heybeliada’yı teslim almış, yalnızca Büyükada bir kaleye sahip olduğu için kısa bir süre direnebilmiştir.

Türklerin Adaları alması ile huzur ve sükun gelmiştir. Yerli halk balıkçılık ve tarımla geçinmiştir. Manastır ve kiliselerdeki keşişler el yazması dini eserleri çoğaltarak hayatlarını sürdürmüşlerdir.

Ada’ya Türklerin yerleşmesi 1846′da küçük gemilerin hizmete başlaması ile oluşmuştur. 1875′de daha büyük gemilerin gelmesi ile düzenli seferlere geçilmiştir. Bundan sonra Ada’da nüfus hızla artmıştır. Zengin Türklerin yanısıra yabancılar da Ada’ya rağbet etmiş ve köşkler, konaklar, oteller dönemin mimari usluplarını yansıtan binalar, kiliseler ve cami yapılmıştır. 1861’de Padişah Abdülaziz döneminde İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairesinden biri olarak Yedinci Daire diye anılan Adalar Belediyesi Teşkilatı kuruldu ve merkezi Büyükada oldu.

1894’de meydana gelen depremde ve 1900′lü yılların başlarında çıkan çarşı yangınında önemli hasarlar meydana geldi. 1945 yılından sonra Ada’ya yazlığa gelen Türklerde çoğalma olmuş, iskele çevresinde başlayan yapılaşmalar kıyı boyunca devam ederek tepelere doğru tırmanmıştır. 1984 yılında SİT alanı olarak kabul edilen Büyükada İstanbul’un en seçkin yerlerinden biri olma özelliğini korumaktadır

BÜYÜKADA REHBERİ

GENEL BİLGİLER

Büyükada 9 adet adadan oluşan İstanbul Adaları’nın ilçe merkezidir. 5400 Km2 yüzölçümüne, 2000 yılı itibarı ile 7320 kişilik nufusa sahiptir. Bu nufus yaz aylarında 10 -15 katına kadar çıkmaktadır. Evlerin büyük çoğunluğu yazlık olarak kullanılmaktadır. İki tepeden oluşan Ada’nın kuzeyindeki İsa Tepesi (Hristos) 164 metre, güneyindeki Yüce Tepe (Aya Yorgi) ise 202 metredir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
Büyükada’da yerleşim dışındaki bitki örtüsü, incelendiğinde, iğne yapraklı orman (Pinus brutia Ten.), Maki garik formasyonundan oluştuğu görülmektedir. Ada’da orman kuran tek ağaç türü Kızılçam’dır. Ada’da Kızılçam’ın Türkiye’deki doğal yayılış sahası içerisinde kuzey sınırında yer alması, oldukça sığ topraklar üzerinde yetişmiş olması ve yüzyıllar boyu insan tesirinde kalması, eğri, büğrü, fazla boylanmayan gövdeli ferdlerin oluşmasına sebep olmuştur.
Ada’da Kızılçam ormanı dışında görülen ikinci bitki tipi makidir. Maki Türkiye’nin Akdeniz bölgesindeki bitki toplumları içerisinde en karakteristik doğal vejetasyon tipidir. Ada’da oldukça boylu, sekonder tipte oluşmuş maki elemanları görülür. Yerleşim yerlerinde ise pek çok ekzotik bitki türü Ada’ya uyum sağlamış olarak görülür.

BANKALAR
Büyükada’da 4 adet banka bulunmaktadır. Hepsinde ATM vardır.
1- Akbank : Ş. Recep Koç Cd. No.11/A  (0216) 382 63 19
2- T.İş Bankası : Düz sk. No.4  (0216) 382 64 67
3- Yapı veKredi Bankası : Gülistan Cd. No 10  (0216) 382 22 16
4- T.C. Ziraat Bankası : Ş. Recep Koç Cd. no 13-B  (0216) 382 10 00

EMNİYET
Adalar Emniyet Müdürlüğü Büyükada Karakol Meydanı‘ında bulunmaktadır. Herhangi bir sorununuz olduğunda emniyet müdürlüğüne başvurabileceğiniz gibi iskele binası içindeki polis departmanına da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
Adalar Emniyet Müdürlüğü Telefon: (0216) 382 60 36

SAĞLIK
Büyükada’da Adalar Devlet Hastanesi bulunmaktadır. Bu hastanede küçük çaplı ameliyatlar yapılabilmektedir. Daha büyük müdahaleler için hastalar Kartal Devlet Hastahanesi’ne veya başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmektedirler.
Belediyeye ait ambulans tekne hastaları kısa sürede Kartal’a ulaştırmaktadır.

İlaç ihtiyacı için Ada’da 4 adet eczahane bulunmaktadır.
Büyükada Eczahanesi : Çınar Cd. No: 2 (0216) 382 67 56
Halk Eczahanesi : Çınar Cd. No:17 (0216) 382 60 37
Merkez Eczahanesi : 23 Nisan Cd. No: 12 (0216) 382 63 92
Yeni Eczahanesi : Çınar Cd. No: 11 (0216) 382 38 00
Adalar Devlet Hastanesi : Lâla Hatun cd. No.47 (0216) 382 62 28
Ambulans    (0216) 382 68 03

Bir sağlık probleminiz olduğunda Turist Danışmaya (Information), Belediye Zabıtasına, Adalar Devlet Hastahanesi’ne müracaat edebilirsiniz.

OKULLAR
1- Büyükada Şehid Murat Yüksel İlköğretim Okulu (0216) 382 60 44
2- Büyükada İlköğretim Okulu (0216) 382 64 66
3- Büyükada Rum İlkokulu (0216) 382 64 82

SİNEMALAR
Büyükada’da 2 adet yazlık sinema bulunmaktadır. Bu sinemalar yaz sezonu boyunca açık olup, akşamları saat 22.00 de gösterime başlarlar. Genellikle her gün ayrı bir film gösterilir.
Büyükada Sineması : Lâla Hatun Sk. No 14
Lâle Sineması : Çınar Cd. No.52 (0216) 382 70 69

PASTAHANELER
Bahar Pastanesi : Saat Meydanı  (0216) 382 68 70
Büyükada Pastanesi : Ş. Recep Koç Cad. No: 42  (0216) 382 43 03
Güven Pastanesi : Ş. Recep Koç Cad. No: 14  (0216) 382 64 18

PLAJLAR
1- Nakibey Plajı : Maden semtinde olup, yürüyerek veya fayton ile gidebilirsiniz.
2- Kumsal Plajı : Kumsal semtindedir ve yürüyerek ya da fayton ile gidebilirsiniz
3- Yörükali Plajı : İskele yanından motorlu tekne seferleri vardır.
4- Prenses Plajı : İskele yanından motorlu tekne seferleri vardır, yürüyerek veya fayton ile de gidebilirsiniz.

KÜÇÜK TUR
İskeleden başlar. Çankaya caddesi, Nizam yoluyla Birlik Meydanına ulaşılır. Birlik Meydanından Rum Mezarlığı, Karacabey Koyu, Maden Yılmaz Türk Caddesi Yoluyla Çınar Meydanı ve iskeleye dönüş.

BÜYÜK TUR
Küçük Tur’daki gibi Birlik Meydanına varılır. Buradan Büyük Tur tabelasının gösterdiği yola girilir. Ada’nın arkası dolaşıldıktan sonra Rum mezarlığından sonra Küçük Tur’daki yol takip edilerek iskeleye dönülür.
Her iki tura da yürüyerek, bisikletle ya da fayton ile çıkabilirsiniz. Faytonla çıktığınız taktirde elinizdeki haritaya dikkat ediniz.

DİL BURNU
Büyükada’nın batısında yer alan Dil Burnu 500 metre uzunluğunda 100 metre genişliğindedir. Kuzeyinde kalan kısımda Nizam (Değirmen) Koyu, güneyinde ise plaj ve tesislerin bulunduğu Yörük Ali Koyu bulunmaktadır. Yaz aylarında Ada’ya günübirlik gelenlerin en çok tercih ettikleri yerlerden biridir. Çam ağaçlarının altında piknik masaları vardır.

ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kaymakamlık  : (0216) 382 60 17
Belediye Başkanlığı  : (0216) 382 78 09
Belediye Santral  : (0216) 382 78 50
Büyükada Devlet Hastanesi  : (0216) 382 62 28
Merkez Sağlık Müdürlüğü  : (0216) 382 62 10
Ambulans  : (0216) 382 63 03
Belediye Zabıta  : (0216) 382 68 03
Halk Eğitim Merkezi : (0216) 382 56 66
Müftülük : (0216) 382 56 03
Milli Eğitim Müdürlüğü : (0216) 382 65 01
Büyükada İskele : (0216) 382 60 06
Deniz Otobüsü İskelesi : (0216) 382 44 36
Polis : (0216) 382 60 36
İtfaiye : (0216) 382 68 21
Iski : (0216) 382 62 15
PTT : (0216) 382 59 71
Muhtarlık (Nizam Mahallesi) : (0216) 382 59 32
Muhtarlık (Maden Mahallesi) : (0216) 382 45 86

KULÜPLER – DERNEKLER

ANADOLU KULÜBÜ
1906′da Leon Pearce adlı bir İngiliz avukatın önderliği ile Büyükada’da kurulan Prinkipo Yacht Club Company Ltd. 1923′de adını değiştirerek Büyükada Yat Klubü Osmanlı Anonim Şirketi adını, Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Büyükada Yat Klubü Türk Anonim Şirketi adını aldı. 1937 de klubün iflası üzerine Atatürk’ün emri ile Yat Klüp, Anadolu Kulübü’nün Büyükada şubesine dönüştü.
Adres: 23 Nisan Cd. No.: 58 Büyükada
Telefon : (0216) 382 68 30 – 382 11 24

SEFEROĞLU KULÜBÜ
1972 yılında Seferoğlu Tenis ve Su Sporları Kulübü adıyla kurulmuştur. Amacı kulüp üyelerinin ve çocuklarının tenis, basketbol, yüzme, voleybol gibi sportif faaliyetlerde bulunabilmesini sağlamaktır. Kulübün yönetim binası olarak kullanılan Art Nouveau ve Ampir elemanlarla zenginleştirilmiş süslemesiyle seçmeci (eklektik) tarzdaki yapı 1999 yılının Ağustos ayında yanmıştır.
Adres: Çankaya cd. No: 68 Büyükada
Telefon : (0216) 382 54 64

BÜYÜKADA SU SPORLARI DERNEĞİ
Büyükada Deniz Kulübü olarak da bilinen dernek 1985 yılında 11 Büyükada’lı tarafından kuruldu. Amacı Adalı çocuklara ve gençlere su sporlarını sevdirmek ve öğretmektir. 1995 yılında başlattığı ve sadece yaz aylarında yapılan yüzme çalışmaları 1999 da kapalı havuzun da devreye girmesi ile 12 aya yayılmıştır. Büyükada da oturan ve okuyan her çocuk, kulübün tesislerinden ücretsiz olarak faydalanabilir. Büyükada Deniz Kulübü’nün yüzücüleri birçok müsabakalara katılmakta ve çok iyi neticeler elde etmektedirler.
Adres: Deniz Kulübü Sk. No: 18 Büyükada
Telefon : (0216) 382 75 76 – 382 76 01 Fax: (0216) 382 32 76

BÜYÜKADA KÜLTÜR DERNEĞİ
1994 de kurulan ve 1995 de faaliyete geçen Büyükada Kültür ve Yardımlaşma Derneği Büyükada ile ilgili yayınlar, kültür ve sanat faaliyetleri, çevre çalışmaları ve yardımlar yapmaktadır.
Adres: Çınar Meydanı No:18 Büyükada
Telefaks: (0216) 382 73 78

ADALAR ROTARY KULÜBÜ DERNEĞİ
Adres: Camii Sk. No: 9 Büyükada
Telefon: (0216) 382 28 55

Bu bilgiler için Panorama Butik Oteline teşekkür ederiz, otelin web sitesine gitmek için tıklayınız >>>

BÜYÜKADA’DA GÖRÜLEBİLECEK YERLER

İSKELE BİNASI
Bu bina, Osmanlı Neo-Klasik akımın Büyükada’daki temsilcisidir. Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte bu uslubun temsilcilerinden olan ve Bostancı ile Moda iskelelerini de yapan Mimar Vedat Tek olduğu tahmin edilmektedir. Yapım tarihi 1914 ‘tür. Çinileri Kütahyalı Mehmed Emin Efendi tarafından yapılmıştır. 1999-2001 yıllarında restorasyon uygulanmıştır.

KÖŞKLER
19.yy sonu ile 20.yy. başlarında yaptırılan ahşap köşkler geleneksel Türk mimarisi ile Batı’dan gelen mimari uslüpların karışımı olarak ortaya çıkmışlardır. Özellikle bizzat geliştiği Belçika, Almanya, Fransa gibi ülkelerde bile az sayıda örneği bulunan Art Nouveau uslubunda çok sayıda ve önemli derecede örnekleri Büyükada’da bulunmaktadır. Bu köşkleri haritada gösterilen Küçük Tur yolunu izleyerek görebilirsiniz.

YETİMHANE
İsa Tepesinde Hristos Manastırı’nın biraz ilerisinde Büyükada’nın en güzel yerlerinden birinde kuruludur. 1898 yılında bir Fransız şirketi tarafından otel olarak inşa edilmiştir. Yapının mimarı Alexandre Vallaury’dir.İstanbul’da doğmuş ve yaşamış olan Fransız asıllı bir mimardır. Yetimhane binası 26.000 m2′lik bir alan içinde bulunmaktadır. Yapı araziye kuzey-güney istikametinde yerleşmiş bir konumdadır. Boyu 101 m.dir. Yüksekliği araziye göre 22-24 m. arasında değişmektedir. Yapının özelliği geleneksel Türk konut şemasının ve teknolojisinin farklı boyutta ve işlevde bir yapıya uygulanmasıdır. Çıkmalar, çıkma destekleri, pencereler, çatı Türk mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Bu bina ahşap karkas sistemde bu büyüklükte yapılmış Türkiye’deki, belki de dünyadaki tek yapıdır. Bina otel olarak yapılmasına rağmen devletten izin alınamaması yüzünden çalıştırılamamıştır. Daha sonra bir zengin Rum aile tarafından satın alınarak Patrikhaneye bağışlanmıştır. Parikhane tarafından da yetim Rum çocukları için okul olarak kullanılmıştır. 1970’lerin başlarında bina boşaltıldı. Yaklaşık 30 yıldır boş olarak tutulmaktadır.

HAMİDİYE CAMİİ
Ada Camii sokağında, yolun üzerinde kalan bir bahçe içindedir. Mimari açıdan eklektik bir yapıdır. II. Abdülhamid’in emri ile 1895 yılında inşa edilmiştir. Kesme küfeki taştan yapılmış olup iki katlıdır. Alt katı o yıllarda henüz okulu olmayan Türk çoçukları için okul olarak yapılmış, sonra okul başka binaya taşınınca, alt kat mescit olarak değerlendirilmiştir. Cami mekânı kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Mihrap ve duvarlar çini taklidi nakışlarla süslüdür. Minaresi kesme küfeki taştan yapılmış olup, tek şerefelidir.

NİZAM CAMİİ
Nizam Cd. No.81 Büyükada adresindedir. 1967 yılında yapılmıştır.

HACI HAVVA ÖZEN CAMİİ
Çarşı içinde Ş.Recep Koç caddesi 26 numaradadır.1986 yılında yapılmıştır.

KUMSAL CAMİİ
Kumsal semtinde Deniz Kulübü Sokağında 22 numaradadır.1985 yılında yapılmıştır.

Aya Yorgi ManastırıPatrikhane kayıtlarına göre inşa tarihi 1751’dir. Bu tarihte yapılmış olan küçük kilise, şapel ve dua yeri eski kilise diye bilinir ve iki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapıdır. Tepede çan kulesinin hemen arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesidir ve 1905 de inşa edilmiş, 1909 yılında açılışı yapılmıştır.

Aya Nikola Manastırı
Manastır Karacabey Koyu’nun kuzeye bakan yamacında kuruludur. Bizans döneminde asıl manastır ve kilise deniz kenarında kurulu idi. Zamanla bu manastır yıkılıp denize göçünce XVI. yüzyılda şimdiki yerinde küçük bir kilise olarak yapıldı. 1894’deki büyük depremde yıkılan Heybeliada Ruhban Mektebini’ni yeniden inşa ettiren banker Stefanovik, artan malzeme ile de Aya Nikola manastırını yaptırmıştır.

HRİSTOS MANASTIRI
Ada’nın ikinci yüksek tepesi olan İsa Tepesi’nde kurulu olan ve aslı belki Bizanslılar dönemine dayanan bu manastır, 1597 yılında Patrik Meletios Pigas tarafından yeniden kurulmuştur. 6 Ağustos yortu günüdür. Bir anlamda bağ bozumunu sembolize etmektedir. O gün gelen ziyaretçilere papaz tarafından (bir zamanlar) üzüm ikram edilirmiş.

AYA DİMİTRİ CEMAAT KİLİSESİ
Ada’nın Kumsal semtinde, Zağnos Paşa caddesi ile Alaçam sokağının kesiştiği yerde büyük bir bahçe içindedir. Büyük dini bayramlarda ayin burada yapılmaktadır.Ortodoks adalıların müşterek gayret ve katkıları ile inşa edilmiştir. Dış cephede girişin üzerindeki kitabede 1856-1857 tarihi okunmaktadır. Dik dörtgen planlı, üç neflidir.

PANAİİYA KİLİSESİ
Bir kapısı çarşı caddesine, diğer kapısı arabacılar meydanına açılır. Panagiya Kiliseleri Meryem Ana adına yapılır ve üç yortuya atfedilir. Meryem Ana’nın doğumu (26 Ekim), Meryem Ananın mabede girmesi (21 Kasım), Meryem Ananın ölümü (15 Agustos). Adadaki büyük kilise de Meryem Ana’nın ölümüne adanmıştır ve bulunduğu yer Ada’nın eski mezarlık alanıdır.

AYA TODORİ ŞAPELİ
Maden semtinde Yılmaz Türk caddesinde evler arasında, yolun hemen altında, küçük bir şapeldir. Yoldan 17 basamakla inilir. Bunun da eski bir mezarlık kilisesi olduğu tahmin edilmektedir.

PROFİTİS İLİAS MEZARLIK KİLİSESİ
Aya Nikola’da Rum Ortodoks mezarlığı içindedir. 1878 yapılmıştır. 4 x 7mt. ölçüsünde dikdörtgen planlı, ahşap basit bir yapıdır.

ERMENİ KATOLİK KİLİSESİ
Anadolu kulübü’nden Çankaya Meydan’nına çıkan Mehmetçik sokakta soldadır. 1868 yılında Avrupalı tüccar Andon Apelyan tarafından Meryem Ana adına yaptırlmıştır. Tek açıklıklı dikdörtgen bir hacimden ibaret olup beşik tonoz örtülü, beşik çatılı kiremit örtülüdür.

SAN PACİFİCO LATİN KATOLİK KİLİSESİ
Bahçesi bir taraftan Lâla Hatun sokağına bir taraftan Yeni sokağa bakar. 1885 yılında yapılmıştır. Dikdörtgen planlı tek açıklıklı beşik tonoz örtülü, ahşap beşik çatılıdır. Ortodoks kiliselerinin aksine İkonastasis yoktur. Basit bir narteksi vardır.

MUSEVİ SİNAGOGU (Heset Le Abraham Sinagogu)
Kumsal semtinde olup dikdörtgen planlıdır. Sivri bir kubbesi vardır. 1921 yılında yapılmıştır.

Neler Yapabilirsiniz …
Saat meydanı civarındaki sokaklarda bulunan bisikletçilerden bisiklet kiralayabilirsiniz.
Yürüyerek, bisikletle yada faytonla Küçük Tur yaparak Ada’nın tabiat güzelliklerini, köşkleri görebilirsiniz.
Büyük Tur’a çıktığınızda bunlara ilaveten Ada’nın yerleşim olmayan kısımlarını da görürsünüz.
Birlik meydanına giderek Lunapark gazinosunda çamlar arasında dinlenebilirsiniz.
Birlik meydanından Yüce Tepeye çıkarak Ada’yı yukarıdan görme imkanına kavuşabilirsiniz.Yemek yiyebilirsiniz. Aya Yorgi Kilisesini ziyaret edebilirsiniz.
Birlik meydanından ormanın içine girerek Yetimhaneye ve Hristos Kilisesine gidebilirsiniz.
İskeleden Yürüyerek kısa sürede Hamidiye Camii ne varabilirsiniz.
Yürüyerek San Pacifico, Ermeni Katolik, Paragia ve Aya Dimitri Kiliselerine ulaşabilirsiniz.
Faytonla veya yürüyerek Aya Todori Şapeli, Aya Nikola Manastırı, Profitis İlias Kiliselerine giderek ziyaret edebilirsiniz.
Kumsal semtindeki Musevi Sinagogunu görebilirsiniz.
Dil burnuna giderek piknik yapabilirsiniz yada daha ilerideki Aşıklar Gazinosunda çamların altında semaverden çay içebilirsiniz.
Plajlara gidip yüzebilirsiniz.
Çankaya caddesindeki Türing Kültür Evi’ne gidebilirsiniz.
İskele civarındaki lokantalarda yemek yiyebilirsiniz.
Akşam (yaz aylarında) sinemaya gidebilirsiniz.
Otellerden birine yerleşip gecenin keyfini çıkarabilirsiniz

BÜYÜKADA’YA ULAŞIM
(Vapur, deniz otobüsü, motor tarifeleri)

VAPUR İLE YOLCULUK SÜRELERİ
Sirkeci – Büyükada : 90 dakika
Bostancı – Büyükada direkt : 30 dakika
Bostancı  – Heybeliada – Büyükada : 45 dakika
Bostancı – Tekmil Adalar – Büyükada : 60 dakika

DENİZ OTOBÜSÜ İLE YOLCULUK SÜRELERİ
Kabataş – Büyükada : 30 dakika
Bostancı – Büyükada : 10 dakika

Büyükada İskele Başmemurluğu
Tel. : (0216) 382 60 06

Büyükada Deniz Otobüsü İskele Memurluğu
Tel. : (0216) 382 44 36

Ada içi ulaşımda ise faytonlar kullanılmaktadır. İtfaiye, Emniyet, Belediye ve sağlık kurumlarının araçları dışında motorlu araç kullanımı yasaktır. Bu sebeple gürültü ve hava kirliliği yoktur

TARİHÇE
Büyükada’da Bizans öncesi yerleşimlere ait çok az bilgi vardır. Muhtemelen Antik dönemde meskun olan Ada’daki en önemli bulgu, 1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender’in babası Makedonya kralı II. Filip’e ait altın sikkeleri ihtiva eden Büyükada Definesidir. Hepsi 207 altın sikkeden ibaret olup şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesindedir. Büyükada, diğer İstanbul Adaları gibi yaklaşık 7 yüzyıllık Bizans döneminde hapishane ve manastırlarıyla ün kazanmıştır. Bu dönemde Bizans’ta ortaya çıkan taht kavgaları, siyasi ve dini içerikli anlaşmazlıklar neticesinde Büyükada’ya prensesler, prensler, din adamları sürgün olarak gönderilmiş ve bunlara korkunç işkenceler yapılmıştır.

İstanbul’un Türkler tarafından fethinden yaklaşık birbuçuk ay önce Fatih Sultan Mehmed’in kenti kuşatması sırasında Baltaoğlu Süleyman Bey bir donanma ile Kınalıada, Burgazada ve Heybeliada’yı teslim almış, yalnızca Büyükada bir kaleye sahip olduğu için kısa bir süre direnebilmiştir.

Türklerin Adaları alması ile huzur ve sükun gelmiştir. Yerli halk balıkçılık ve tarımla geçinmiştir. Manastır ve kiliselerdeki keşişler el yazması dini eserleri çoğaltarak hayatlarını sürdürmüşlerdir.

Ada’ya Türklerin yerleşmesi 1846′da küçük gemilerin hizmete başlaması ile oluşmuştur. 1875′de daha büyük gemilerin gelmesi ile düzenli seferlere geçilmiştir. Bundan sonra Ada’da nüfus hızla artmıştır. Zengin Türklerin yanısıra yabancılar da Ada’ya rağbet etmiş ve köşkler, konaklar, oteller dönemin mimari usluplarını yansıtan binalar, kiliseler ve cami yapılmıştır. 1861’de Padişah Abdülaziz döneminde İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairesinden biri olarak Yedinci Daire diye anılan Adalar Belediyesi Teşkilatı kuruldu ve merkezi Büyükada oldu.

1894’de meydana gelen depremde ve 1900′lü yılların başlarında çıkan çarşı yangınında önemli hasarlar meydana geldi. 1945 yılından sonra Ada’ya yazlığa gelen Türklerde çoğalma olmuş, iskele çevresinde başlayan yapılaşmalar kıyı boyunca devam ederek tepelere doğru tırmanmıştır. 1984 yılında SİT alanı olarak kabul edilen Büyükada İstanbul’un en seçkin yerlerinden biri olma özelliğini korumaktadır

BÜYÜKADA REHBERİ

GENEL BİLGİLER

Büyükada 9 adet adadan oluşan İstanbul Adaları’nın ilçe merkezidir. 5400 Km2 yüzölçümüne, 2000 yılı itibarı ile 7320 kişilik nufusa sahiptir. Bu nufus yaz aylarında 10 -15 katına kadar çıkmaktadır. Evlerin büyük çoğunluğu yazlık olarak kullanılmaktadır. İki tepeden oluşan Ada’nın kuzeyindeki İsa Tepesi (Hristos) 164 metre, güneyindeki Yüce Tepe (Aya Yorgi) ise 202 metredir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
Büyükada’da yerleşim dışındaki bitki örtüsü, incelendiğinde, iğne yapraklı orman (Pinus brutia Ten.), Maki garik formasyonundan oluştuğu görülmektedir. Ada’da orman kuran tek ağaç türü Kızılçam’dır. Ada’da Kızılçam’ın Türkiye’deki doğal yayılış sahası içerisinde kuzey sınırında yer alması, oldukça sığ topraklar üzerinde yetişmiş olması ve yüzyıllar boyu insan tesirinde kalması, eğri, büğrü, fazla boylanmayan gövdeli ferdlerin oluşmasına sebep olmuştur.
Ada’da Kızılçam ormanı dışında görülen ikinci bitki tipi makidir. Maki Türkiye’nin Akdeniz bölgesindeki bitki toplumları içerisinde en karakteristik doğal vejetasyon tipidir. Ada’da oldukça boylu, sekonder tipte oluşmuş maki elemanları görülür. Yerleşim yerlerinde ise pek çok ekzotik bitki türü Ada’ya uyum sağlamış olarak görülür.

BANKALAR
Büyükada’da 4 adet banka bulunmaktadır. Hepsinde ATM vardır.
1- Akbank : Ş. Recep Koç Cd. No.11/A  (0216) 382 63 19
2- T.İş Bankası : Düz sk. No.4  (0216) 382 64 67
3- Yapı veKredi Bankası : Gülistan Cd. No 10  (0216) 382 22 16
4- T.C. Ziraat Bankası : Ş. Recep Koç Cd. no 13-B  (0216) 382 10 00

EMNİYET
Adalar Emniyet Müdürlüğü Büyükada Karakol Meydanı‘ında bulunmaktadır. Herhangi bir sorununuz olduğunda emniyet müdürlüğüne başvurabileceğiniz gibi iskele binası içindeki polis departmanına da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
Adalar Emniyet Müdürlüğü Telefon: (0216) 382 60 36

SAĞLIK
Büyükada’da Adalar Devlet Hastanesi bulunmaktadır. Bu hastanede küçük çaplı ameliyatlar yapılabilmektedir. Daha büyük müdahaleler için hastalar Kartal Devlet Hastahanesi’ne veya başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmektedirler.
Belediyeye ait ambulans tekne hastaları kısa sürede Kartal’a ulaştırmaktadır.

İlaç ihtiyacı için Ada’da 4 adet eczahane bulunmaktadır.
Büyükada Eczahanesi : Çınar Cd. No: 2 (0216) 382 67 56
Halk Eczahanesi : Çınar Cd. No:17 (0216) 382 60 37
Merkez Eczahanesi : 23 Nisan Cd. No: 12 (0216) 382 63 92
Yeni Eczahanesi : Çınar Cd. No: 11 (0216) 382 38 00
Adalar Devlet Hastanesi : Lâla Hatun cd. No.47 (0216) 382 62 28
Ambulans    (0216) 382 68 03

Bir sağlık probleminiz olduğunda Turist Danışmaya (Information), Belediye Zabıtasına, Adalar Devlet Hastahanesi’ne müracaat edebilirsiniz.

OKULLAR
1- Büyükada Şehid Murat Yüksel İlköğretim Okulu (0216) 382 60 44
2- Büyükada İlköğretim Okulu (0216) 382 64 66
3- Büyükada Rum İlkokulu (0216) 382 64 82

SİNEMALAR
Büyükada’da 2 adet yazlık sinema bulunmaktadır. Bu sinemalar yaz sezonu boyunca açık olup, akşamları saat 22.00 de gösterime başlarlar. Genellikle her gün ayrı bir film gösterilir.
Büyükada Sineması : Lâla Hatun Sk. No 14
Lâle Sineması : Çınar Cd. No.52 (0216) 382 70 69

PASTAHANELER
Bahar Pastanesi : Saat Meydanı  (0216) 382 68 70
Büyükada Pastanesi : Ş. Recep Koç Cad. No: 42  (0216) 382 43 03
Güven Pastanesi : Ş. Recep Koç Cad. No: 14  (0216) 382 64 18

PLAJLAR
1- Nakibey Plajı : Maden semtinde olup, yürüyerek veya fayton ile gidebilirsiniz.
2- Kumsal Plajı : Kumsal semtindedir ve yürüyerek ya da fayton ile gidebilirsiniz
3- Yörükali Plajı : İskele yanından motorlu tekne seferleri vardır.
4- Prenses Plajı : İskele yanından motorlu tekne seferleri vardır, yürüyerek veya fayton ile de gidebilirsiniz.

KÜÇÜK TUR
İskeleden başlar. Çankaya caddesi, Nizam yoluyla Birlik Meydanına ulaşılır. Birlik Meydanından Rum Mezarlığı, Karacabey Koyu, Maden Yılmaz Türk Caddesi Yoluyla Çınar Meydanı ve iskeleye dönüş.

BÜYÜK TUR
Küçük Tur’daki gibi Birlik Meydanına varılır. Buradan Büyük Tur tabelasının gösterdiği yola girilir. Ada’nın arkası dolaşıldıktan sonra Rum mezarlığından sonra Küçük Tur’daki yol takip edilerek iskeleye dönülür.
Her iki tura da yürüyerek, bisikletle ya da fayton ile çıkabilirsiniz. Faytonla çıktığınız taktirde elinizdeki haritaya dikkat ediniz.

DİL BURNU
Büyükada’nın batısında yer alan Dil Burnu 500 metre uzunluğunda 100 metre genişliğindedir. Kuzeyinde kalan kısımda Nizam (Değirmen) Koyu, güneyinde ise plaj ve tesislerin bulunduğu Yörük Ali Koyu bulunmaktadır. Yaz aylarında Ada’ya günübirlik gelenlerin en çok tercih ettikleri yerlerden biridir. Çam ağaçlarının altında piknik masaları vardır.

ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kaymakamlık  : (0216) 382 60 17
Belediye Başkanlığı  : (0216) 382 78 09
Belediye Santral  : (0216) 382 78 50
Büyükada Devlet Hastanesi  : (0216) 382 62 28
Merkez Sağlık Müdürlüğü  : (0216) 382 62 10
Ambulans  : (0216) 382 63 03
Belediye Zabıta  : (0216) 382 68 03
Halk Eğitim Merkezi : (0216) 382 56 66
Müftülük : (0216) 382 56 03
Milli Eğitim Müdürlüğü : (0216) 382 65 01
Büyükada İskele : (0216) 382 60 06
Deniz Otobüsü İskelesi : (0216) 382 44 36
Polis : (0216) 382 60 36
İtfaiye : (0216) 382 68 21
Iski : (0216) 382 62 15
PTT : (0216) 382 59 71
Muhtarlık (Nizam Mahallesi) : (0216) 382 59 32
Muhtarlık (Maden Mahallesi) : (0216) 382 45 86

KULÜPLER – DERNEKLER

ANADOLU KULÜBÜ
1906′da Leon Pearce adlı bir İngiliz avukatın önderliği ile Büyükada’da kurulan Prinkipo Yacht Club Company Ltd. 1923′de adını değiştirerek Büyükada Yat Klubü Osmanlı Anonim Şirketi adını, Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Büyükada Yat Klubü Türk Anonim Şirketi adını aldı. 1937 de klubün iflası üzerine Atatürk’ün emri ile Yat Klüp, Anadolu Kulübü’nün Büyükada şubesine dönüştü.
Adres: 23 Nisan Cd. No.: 58 Büyükada
Telefon : (0216) 382 68 30 – 382 11 24

SEFEROĞLU KULÜBÜ
1972 yılında Seferoğlu Tenis ve Su Sporları Kulübü adıyla kurulmuştur. Amacı kulüp üyelerinin ve çocuklarının tenis, basketbol, yüzme, voleybol gibi sportif faaliyetlerde bulunabilmesini sağlamaktır. Kulübün yönetim binası olarak kullanılan Art Nouveau ve Ampir elemanlarla zenginleştirilmiş süslemesiyle seçmeci (eklektik) tarzdaki yapı 1999 yılının Ağustos ayında yanmıştır.
Adres: Çankaya cd. No: 68 Büyükada
Telefon : (0216) 382 54 64

BÜYÜKADA SU SPORLARI DERNEĞİ
Büyükada Deniz Kulübü olarak da bilinen dernek 1985 yılında 11 Büyükada’lı tarafından kuruldu. Amacı Adalı çocuklara ve gençlere su sporlarını sevdirmek ve öğretmektir. 1995 yılında başlattığı ve sadece yaz aylarında yapılan yüzme çalışmaları 1999 da kapalı havuzun da devreye girmesi ile 12 aya yayılmıştır. Büyükada da oturan ve okuyan her çocuk, kulübün tesislerinden ücretsiz olarak faydalanabilir. Büyükada Deniz Kulübü’nün yüzücüleri birçok müsabakalara katılmakta ve çok iyi neticeler elde etmektedirler.
Adres: Deniz Kulübü Sk. No: 18 Büyükada
Telefon : (0216) 382 75 76 – 382 76 01 Fax: (0216) 382 32 76

BÜYÜKADA KÜLTÜR DERNEĞİ
1994 de kurulan ve 1995 de faaliyete geçen Büyükada Kültür ve Yardımlaşma Derneği Büyükada ile ilgili yayınlar, kültür ve sanat faaliyetleri, çevre çalışmaları ve yardımlar yapmaktadır.
Adres: Çınar Meydanı No:18 Büyükada
Telefaks: (0216) 382 73 78

ADALAR ROTARY KULÜBÜ DERNEĞİ
Adres: Camii Sk. No: 9 Büyükada
Telefon: (0216) 382 28 55

Bu bilgiler için Panorama Butik Oteline teşekkür ederiz, otelin web sitesine gitmek için tıklayınız >>>

Türkler Hangi Ülkelere Vizesiz Gidebiliyor

Perşembe, Eylül 3rd, 2009

Türkiye’den artık 55 ülkeye vizesiz seyahat yapabilirsiniz. Suriye, Libya ve Ürdün’ün Türk vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmasının ardından, Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 55′e yükseldi. Suriye ile karşılıklı vize uygulaması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim başkanlığında ekim ayında Halep ve Gaziantep’te yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği toplantılarının ardından kaldırıldı.

Türkiye’ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeleri şöyle:

Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guetemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela.

Türkiye’den artık 55 ülkeye vizesiz seyahat yapabilirsiniz. Suriye, Libya ve Ürdün’ün Türk vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmasının ardından, Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 55′e yükseldi. Suriye ile karşılıklı vize uygulaması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim başkanlığında ekim ayında Halep ve Gaziantep’te yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği toplantılarının ardından kaldırıldı.

Türkiye’ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeleri şöyle:

Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guetemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela.

Adıyaman – Nemrut Dağı Milli Parkı Adıyaman – Nemrut Mountain National Park

Pazar, Ağustos 30th, 2009

Adıyaman – Nemrut Dağı Milli Parkı


Yeri:Adıyaman ili; Kahta ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım: Adıyaman il merkezinde Kahta’ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park alanı Kahta’ya 9 km, Adıyaman’a 43 km uzaklıktadır.

Özelliği: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos’a ait Tümülüs ve kutsal alanlar, Milli Park’ın ana özelliğini teşkil etmektedir.

Antiochos’un tümülüsü ve dev heykelleri, Arsameia(Eskikale),Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü Milli Park içerisinde kalan kültürel değerlerdir. Eski çağlarda “Kommagene”olarak anılan bu bölgede, I.Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık onun oğlu I.Antiochos (MÖ 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır. MS.72 yılında da Roma’ya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.

Nemrut Dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp Antiochos’un Tümülüsü ve kutsal alanlardır. Tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır. Kralın kemiklerinin yada küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir. Girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır.

Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır, bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)’la çevrilmiştir. Eski Kahta Köyü yakınında Kommagene’nın başşehri Arsameia yer alır. Burada, Mithridates’in kutsal alanı bulunmaktadır.

Yine Eski Kahta yakınında Kocahisar Köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuş Yenikale yer alır. Kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir. İçinde su depoları, hamam, cami ve Kahta Çayı’na inen gizli su yolu bulunmaktadır.

Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’nın daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan Cendere Köprüsü yer almaktadır. Köprü sütunları üzerindeki kitabeye göre Kommagene şehirleri tarafından Roma İmparatoru Septimus Severus(MS 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır. Arsameia’nın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü Karakuş Tepe Tümülüsü bulunmaktadır.

Orman formasyonu içerisinde meşe türleri ve ağaç alanları bulunur.Yaban hayatı bakımından ayı, kurt, çakal, tilki, porsuk türlerine rastlanır.

Görülebilecek Yerler: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos’un Tümülüsü ile kutsal alanları, dev heykeller, Arsameia(Eski Kale),Yeni Kale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü en başta ziyaretçilerin görmesi gerekli yerlerdir.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Park içerisinde konaklama, yeme-içme olanakları bulunmaktadır. Nemrut Dağı Milli Parkı’nda otel, Karadut ve Kahta’da pansiyonlar mevcuttur.

Adıyaman – Nemrut Mountain National Park

Location: Nemrut Dagi National Park lies between Kahta (9km) and Adiyaman (43km).

Transport: The park can be reached by the road connecting the centre of Adiyaman to Kahta.

Highlights: Most famous site of all, and one of the best-known images of Turkey, are the huge sculptures of gods on the mountain. In addition, it is also the site of tumulus of Antioch, Arsameia (Eskikale), Yenikale (New Castle), Karakus Tepe (Peak), and Cendere Bridge. In the ancient city of Commagene, King Mithridates I established an independent kingdom, which gained importance during the reign of King Antioch (62 – 32 BC), the son of Mithridates. In 72 AD, the Commageneians lost the war against the Roman Empire, after which they also lost their independence.

The ruins on the top of Nemrut Dagi indicate that it was not a residence, but specifically built for the tumulus of Antioch and his sacred space. The tumulus is at an altitude of 2150m and overlooks the River Firat and the neighbouring plains. It is thought that the king’s bones or ashes were put inside the room carved into the main rock, then covered by the tumulus which is 50m high and 150m in diameter. The courtyards are shaped like terraces, and religious ceremonies were held on the western side.

On both terraces, the huge sculptures of the gods, measuring up to 7m high, are positioned between the lion and eagle sculptures. These are surrounded by great stone blocks, arranged perpendicularly with inscriptions and embossed designs. The capital city of Commagene, Arsameia, is in the neighbourhood of the old Kahta village. The holy field of Mithridates is also in that area.

Yenikale is also of great historic interest, and in the area of old Kahta. This castle was built on very steep rocks, and has water depots, baths, mosque, and a hidden water road that leads to river Kahta.

Cendere Bridge, built with one arch on two rocks, crosses the narrowest point of the river Cendere. According to the epitaph written on the columns of the bridge, the Commagene cities had built it in honour of Roman Emperor Septimus Severus (193-211 AD) and his wife and sons. Karakus Peak Tumulus, in which the women of the royal family were buried, is a 21m tall tumulus 10km south-west of Arsameia.

Bears, wolves, jackals, foxes and badgers inhabit the nearby forest.

Facilities: Food and accommodation is available in the national park, with hotels in Nemrut Dagi and pensions in Karadut and Kahta.

İşhan Manastırı (Kanlı Kilise) – Yusufeli – Artvin

Çarşamba, Ağustos 26th, 2009

İşhan Manastırı (Kanlı Kilise)

ishan_kilise_01

İşhan Köyün içinde bulunan İşhan Manastırı,  9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile şapelden (küçük kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve bu görevini 16.yüzyıla kadar (Osmanlıların Artvin ve çevresini ele geçirene kadar) devam ettirmiştir. Osmanlılar Artvin ve çevresini ele geçirdikten sonra manastırın batıya bakan tarafı camiye dönüştürülmüş ve bu sayede yapının harap olması da engellenmiştir. Cami olarak ibadete açık konumda olması ise 1983 yılına kadar devam etmiştir. Şu anda kilise bölümü de cami bölümü de kullanılmamaktadır.

Manastır her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendisine çekmektedir.Turistler köyün ekonomisine katkıda bulunduğu gibi, aynı zamanda köyün ve yöremizin tanıtımı için de oldukça iyi bir fırsat sağlamış olmaktadırlar.

Ulaşım

Yusufeli ilçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Olur-Oltu güzergahı üzerinde ilerlerken sol tarafta yoldan 10km kadar iç kısımdadır.

Neden İşhan Kilisesi’ne Kanlı Kilise deniyor?

İşhan Kilisesi,onarımını üstlenen güzel Elen uğruna (bölgedeki Selçuklu kale beylerinden birinin kızı) nice canlar verildiği için “Kanlı Kilise” olarak da anılıyor. İlk kan, Selçuklu döneminde kilisenin onarımı sırasında çıkan bir isyanda aktı. Ardından bey kızı “Elen” ile evlenmek isteyenler, 2km uzaklıktan oklarını kilisenin üzerinden aşırtamadıkları için öldürüldü. Bu olaylardan sonra “Kanlı Kilise” diye anılan İşhan Kilisesi tüm olumsuzluklara rağmen hala ayakta.

İşhan Kilisesi’nin yıllarca toprak altında bulunduğu ve Selçuklu döneminde bulunarak onarıldığı ilgili kaynaklarda yer alıyor. Köylüler ise kiliseyle ilgili birtakım enteresan hikayeler anlatıyor.En çok bilinen ve anlatılanlardan birisi ise şu: Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat’ın elçisi Veliddin Ağa, bölgede bulunan Livana ve Tavusker kalelerinden vergi almak için gönderilir. Veliddin Ağa, İşhan Köyündeki tarihi kiliseyi görür ve buranın üniversiteye dönüştürüldüğünde halkın kendilerine bağlanacağını Keykubat’a önerir. Alaattin Keykubat,bir sonraki sene Keyrüsrev Ağa’nın başkanlığındaki bir grubu, kiliseyi onarması için İşhan’a gönderir. Kilisenin onarımı 8 yıl sürer. Bu sekiz yıl içerisinde büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa görevden alınır. Kilisenin onarılması görevini bu kez bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan “Elen” üstlenir. Elen’in güzelliği dillere destandır.

Bir gün, kendisiyle evlenmek isteyenler arasından seçim yapmak için bir yarış düzenler. Elen,yarışmacıların kiliseden 2 km uzaklıkta bulunan mezarlıktan bir ok atacaklarını,kilisenin üstünden aşıran kişiyle evleneceğini, aşıramayanların ise okun düştüğü yerde öldürüp, oraya gömüleceğini söyler. Güzel Elen ile evlenme hayali, birçok delikanlıyı bu yarışa çeker. Ancak birçoğu oklarının düştüğü yerde öldürülür. Gençler arasından birinin attığı ok tam kilisenin üstüne düşer, o da kiliseye gömülür. Şu anda kilisenin önündeki ardıç ağacının, oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten ağaç olduğu da söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırmayı başarabilen tek kişi ise bir Türk genci olan Şerif Bey’dir.

Ancak o da, oku attıktan sonra heyecanla atını hızlı koşturup,bir ağaca çarpıp ölür. Şerif Bey’in gömüldüğü yere Ramazan ayının 27.gecesi ışık düştüğü söylentileri yayılır. Bu olaydan sonra Elen kilisenin onarımında görev yapan Yahudi bir ustaya âşık olur. Ancak Yahudi usta da, kilisenin onarımı sırasında üzerine düşen bir taşın altında kalarak can verir. İşte tüm bu olaylar,tarihi İşhan Kilisesi’nin “Kanlı Kilise” olarak anılmasına sebep olur.

Yusufeli hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız >>>

İşhan Manastırı (Kanlı Kilise)

ishan_kilise_01

İşhan Köyün içinde bulunan İşhan Manastırı,  9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile şapelden (küçük kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve bu görevini 16.yüzyıla kadar (Osmanlıların Artvin ve çevresini ele geçirene kadar) devam ettirmiştir. Osmanlılar Artvin ve çevresini ele geçirdikten sonra manastırın batıya bakan tarafı camiye dönüştürülmüş ve bu sayede yapının harap olması da engellenmiştir. Cami olarak ibadete açık konumda olması ise 1983 yılına kadar devam etmiştir. Şu anda kilise bölümü de cami bölümü de kullanılmamaktadır.

Manastır her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendisine çekmektedir.Turistler köyün ekonomisine katkıda bulunduğu gibi, aynı zamanda köyün ve yöremizin tanıtımı için de oldukça iyi bir fırsat sağlamış olmaktadırlar.

Ulaşım

Yusufeli ilçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Olur-Oltu güzergahı üzerinde ilerlerken sol tarafta yoldan 10km kadar iç kısımdadır.

Neden İşhan Kilisesi’ne Kanlı Kilise deniyor?

İşhan Kilisesi,onarımını üstlenen güzel Elen uğruna (bölgedeki Selçuklu kale beylerinden birinin kızı) nice canlar verildiği için “Kanlı Kilise” olarak da anılıyor. İlk kan, Selçuklu döneminde kilisenin onarımı sırasında çıkan bir isyanda aktı. Ardından bey kızı “Elen” ile evlenmek isteyenler, 2km uzaklıktan oklarını kilisenin üzerinden aşırtamadıkları için öldürüldü. Bu olaylardan sonra “Kanlı Kilise” diye anılan İşhan Kilisesi tüm olumsuzluklara rağmen hala ayakta.

İşhan Kilisesi’nin yıllarca toprak altında bulunduğu ve Selçuklu döneminde bulunarak onarıldığı ilgili kaynaklarda yer alıyor. Köylüler ise kiliseyle ilgili birtakım enteresan hikayeler anlatıyor.En çok bilinen ve anlatılanlardan birisi ise şu: Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat’ın elçisi Veliddin Ağa, bölgede bulunan Livana ve Tavusker kalelerinden vergi almak için gönderilir. Veliddin Ağa, İşhan Köyündeki tarihi kiliseyi görür ve buranın üniversiteye dönüştürüldüğünde halkın kendilerine bağlanacağını Keykubat’a önerir. Alaattin Keykubat,bir sonraki sene Keyrüsrev Ağa’nın başkanlığındaki bir grubu, kiliseyi onarması için İşhan’a gönderir. Kilisenin onarımı 8 yıl sürer. Bu sekiz yıl içerisinde büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa görevden alınır. Kilisenin onarılması görevini bu kez bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan “Elen” üstlenir. Elen’in güzelliği dillere destandır.

Bir gün, kendisiyle evlenmek isteyenler arasından seçim yapmak için bir yarış düzenler. Elen,yarışmacıların kiliseden 2 km uzaklıkta bulunan mezarlıktan bir ok atacaklarını,kilisenin üstünden aşıran kişiyle evleneceğini, aşıramayanların ise okun düştüğü yerde öldürüp, oraya gömüleceğini söyler. Güzel Elen ile evlenme hayali, birçok delikanlıyı bu yarışa çeker. Ancak birçoğu oklarının düştüğü yerde öldürülür. Gençler arasından birinin attığı ok tam kilisenin üstüne düşer, o da kiliseye gömülür. Şu anda kilisenin önündeki ardıç ağacının, oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten ağaç olduğu da söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırmayı başarabilen tek kişi ise bir Türk genci olan Şerif Bey’dir.

Ancak o da, oku attıktan sonra heyecanla atını hızlı koşturup,bir ağaca çarpıp ölür. Şerif Bey’in gömüldüğü yere Ramazan ayının 27.gecesi ışık düştüğü söylentileri yayılır. Bu olaydan sonra Elen kilisenin onarımında görev yapan Yahudi bir ustaya âşık olur. Ancak Yahudi usta da, kilisenin onarımı sırasında üzerine düşen bir taşın altında kalarak can verir. İşte tüm bu olaylar,tarihi İşhan Kilisesi’nin “Kanlı Kilise” olarak anılmasına sebep olur.

Yusufeli hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız >>>

İkigöz Mağarası – İstanbul

Perşembe, Temmuz 30th, 2009

İkigöz Mağarası – İstanbul

Coğrafi Konum ve Ulaşım

İstanbul’un Çatalca ilçesinin kuzeybatı kesiminde ve Çatalca’ya 55 km uzaklıkta bulunan İkigöz mağarası Pınarca mevkiinin hemen kuzeyinde yer almaktadır. Söz konusu mağaraya söz konusu bölgedeki yaygın ulaşım ağı sayesinde kolay bir şekilde ulaşılabilmektedir.

Özellikler

Suvatkapı Düdeni-Dokuzağaç Tepe- Saklısu ve Mekanlarüstü Tepe arasında kalan karstik bölgenin yüzey sularını toplayan İkigöz Mağarası hidrolik olarak yarı aktif bir mağaradır. Genel olarak kuzey yönünde gelişen mağaranın doğu ve batı yönlerinde uzanan yan kolları vardır. Özellikle çakıl ve kum depoları ile zilalanmış kayaları çoğu yerde görmek mümkündür. Toplam uzunluğu 4816 metre olan mağaranın son noktası girişe göre 45 m yukarıdadır. Doğu kenarı boyunca çöküntü dolinleri bulunmaktadır. Bu da bölgeden gelen yeraltı sularının Pınarca Deresi’nin kaynaklarını oluşturduğunu göstermektedir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

İkigöz Mağarası – İstanbul

Coğrafi Konum ve Ulaşım

İstanbul’un Çatalca ilçesinin kuzeybatı kesiminde ve Çatalca’ya 55 km uzaklıkta bulunan İkigöz mağarası Pınarca mevkiinin hemen kuzeyinde yer almaktadır. Söz konusu mağaraya söz konusu bölgedeki yaygın ulaşım ağı sayesinde kolay bir şekilde ulaşılabilmektedir.

Özellikler

Suvatkapı Düdeni-Dokuzağaç Tepe- Saklısu ve Mekanlarüstü Tepe arasında kalan karstik bölgenin yüzey sularını toplayan İkigöz Mağarası hidrolik olarak yarı aktif bir mağaradır. Genel olarak kuzey yönünde gelişen mağaranın doğu ve batı yönlerinde uzanan yan kolları vardır. Özellikle çakıl ve kum depoları ile zilalanmış kayaları çoğu yerde görmek mümkündür. Toplam uzunluğu 4816 metre olan mağaranın son noktası girişe göre 45 m yukarıdadır. Doğu kenarı boyunca çöküntü dolinleri bulunmaktadır. Bu da bölgeden gelen yeraltı sularının Pınarca Deresi’nin kaynaklarını oluşturduğunu göstermektedir.

* Ekipmanlı Normal Ziyaretçilerin Rehber Eşliğinde Ziyaret Edebilecekleri Mağara

Karpuz önemli bir antioksidandır

Perşembe, Temmuz 23rd, 2009

karpuz_merakligezginKarpuz’un besin değerleri (100 gram karpuz)

* Kalsiyum – 7 mg
* Karbonhidrat – 7,55 gram
* Yağlar – 0,15 gram
* Florür – 1,5 mcg
* Demir – 0,24 mg
* Magnezyum – 10 mg
* Fosfor – 11 mg
* Potasyum – 112 mg
* Protein – 0,61 gram
* Sodyum – 1 mg
* Şekerler – 6,20 gram
* Toplam Lif – 0,4 gram
* Toplam Folat – 3 mcg
* A Vitamini – 569 IU
* C Vitamini – 8.1 mg
* Su – 91,45 gram
* Enerji – 30 kcal
* Karotenoitler (Likopen, Phytofluene, Phytoene, beta-karoten, Lutein ve Neurosporene)

Sağlıklı beslenme ve Karpuz

* Karpuz, yüksek potasyumu sayesinde tuzun kan basıncını yükseltmesini engeller, aynı zamanda böbrek taşı riskini azaltır.
* Karpuz bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyona karşı mücadelede yardımcı olur.
* Karpuz konsantre karotenoid kaynağıdır, bu hali ile kanserin önlenmesi için etkilidir.
* Karpuz tüketim bazı osteoartrit, romatoid artrit semptomlarının azaltılmasına katkıda bulunmaktadır.
* Karpuz antioksidanlar açısından zengindir, vücut içinde serbest radikallerin nötralize edilmesine yardımcı olarak kolon kanseri riskini azaltır.
* Karpuz  kalp krizi riskini düşürür.
* Karpuz ve içinde bulunan beta karoten özellikle gece görüşünü geliştirir.

www.merakligezgin.com

karpuz_merakligezginKarpuz’un besin değerleri (100 gram karpuz)

* Kalsiyum – 7 mg
* Karbonhidrat – 7,55 gram
* Yağlar – 0,15 gram
* Florür – 1,5 mcg
* Demir – 0,24 mg
* Magnezyum – 10 mg
* Fosfor – 11 mg
* Potasyum – 112 mg
* Protein – 0,61 gram
* Sodyum – 1 mg
* Şekerler – 6,20 gram
* Toplam Lif – 0,4 gram
* Toplam Folat – 3 mcg
* A Vitamini – 569 IU
* C Vitamini – 8.1 mg
* Su – 91,45 gram
* Enerji – 30 kcal
* Karotenoitler (Likopen, Phytofluene, Phytoene, beta-karoten, Lutein ve Neurosporene)

Sağlıklı beslenme ve Karpuz

* Karpuz, yüksek potasyumu sayesinde tuzun kan basıncını yükseltmesini engeller, aynı zamanda böbrek taşı riskini azaltır.
* Karpuz bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyona karşı mücadelede yardımcı olur.
* Karpuz konsantre karotenoid kaynağıdır, bu hali ile kanserin önlenmesi için etkilidir.
* Karpuz tüketim bazı osteoartrit, romatoid artrit semptomlarının azaltılmasına katkıda bulunmaktadır.
* Karpuz antioksidanlar açısından zengindir, vücut içinde serbest radikallerin nötralize edilmesine yardımcı olarak kolon kanseri riskini azaltır.
* Karpuz  kalp krizi riskini düşürür.
* Karpuz ve içinde bulunan beta karoten özellikle gece görüşünü geliştirir.

www.merakligezgin.com

Pırasa ve Faydaları

Perşembe, Temmuz 23rd, 2009

pırasa_merakligezginPırasa yüksek bir vitamin ve mineral kaynağıdır, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.

Pırasanın sağlıklı beslenme ile ilişkisi :

* Pırasa yüksek kan şekeri düzeyini dengeler. C , B6 vitamini, folat, demir ve manganez içeren pırasa şekerin düzgün bir şekilde metabolize olmasını temin eder.
* Pırasanın düzenli kullanımı HDL seviyesini yükseltir  (High Density Lipoprotein ya da ‘iyi kolesterol), LDL (Low Density  Lipoprotein)  değerlerini ise azaltır.
* Pırasa yüksek kan basıncını azaltarak inme ve kalp krizi riskini de azaltır.
* Pırasanın önemli ölçüde kolon ve prostat kanseri riskini azalttığı gözlemlenmiştir.
* Kadınlarda yumurtalık kanseri önlemede faydalı olduğunu gözlemlenmiştir.
* Pırasa çok iyi bir lif kaynağıdır, sindirime çok yararlıdır.
* Pırasa iyi bir kalsiyum kaynağıdır, iskelet yapısının sağlıklı olabilmesi ve kan pıhtılaşması için kalsiyum gereklidir.
* Pırasa antiseptik özellikler içerir

Dikkat

Tedavi edilmemiş veya mevcut böbrek ve safra kesesi sorunları olan kişiler düzenli olarak pırasa tüketiminden kaçınmalıdır.

pırasa_merakligezginPırasa yüksek bir vitamin ve mineral kaynağıdır, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.

Pırasanın sağlıklı beslenme ile ilişkisi :

* Pırasa yüksek kan şekeri düzeyini dengeler. C , B6 vitamini, folat, demir ve manganez içeren pırasa şekerin düzgün bir şekilde metabolize olmasını temin eder.
* Pırasanın düzenli kullanımı HDL seviyesini yükseltir  (High Density Lipoprotein ya da ‘iyi kolesterol), LDL (Low Density  Lipoprotein)  değerlerini ise azaltır.
* Pırasa yüksek kan basıncını azaltarak inme ve kalp krizi riskini de azaltır.
* Pırasanın önemli ölçüde kolon ve prostat kanseri riskini azalttığı gözlemlenmiştir.
* Kadınlarda yumurtalık kanseri önlemede faydalı olduğunu gözlemlenmiştir.
* Pırasa çok iyi bir lif kaynağıdır, sindirime çok yararlıdır.
* Pırasa iyi bir kalsiyum kaynağıdır, iskelet yapısının sağlıklı olabilmesi ve kan pıhtılaşması için kalsiyum gereklidir.
* Pırasa antiseptik özellikler içerir

Dikkat

Tedavi edilmemiş veya mevcut böbrek ve safra kesesi sorunları olan kişiler düzenli olarak pırasa tüketiminden kaçınmalıdır.

Ayva’nın Ne Faydası Var

Perşembe, Temmuz 23rd, 2009

ayva_merakligezginAyva, elma ve armut ile aynı aileye aittir, onların uzak akrabası olarak kabul edilir.

Ayvanın Besin Değerleri (100 gram ayva için)

* Karbonhidratlar – 15.3 gram
* Şekerler – 12,53 gram
* Diyet lifi – 1,9 gram
* Yağ – 0,10 gram
* Protein – 0,4 gram
* Su – 83,8 gram
* A vitamini – 40 mg
* Niasin (B3 vitamini) – 0,2 mg
* B6 Vitamini – 0.04 mg
* Folat (Vitamin B9) – 8 mg
* C Vitamini – 15.0 mg
* Kalsiyum – 8 mg
* Demir – 0,7 mg
* Magnezyum – 8 mg
* Fosfor – 17 mg
* Potasyum – 197 mg
* Sodyum – 4 mg
* Enerji – 60 kcal (240 kJ)

Sağlıklı beslenme ve Ayva

* Lif bakımından zengin olduğu için kilo vermek isteyenler için çok uygundur.
* Ayva serbest radikallere karşı mücadele eder, kanser riskini azaltan antioksidan özellikleri vardır.
* Ayva’nın  anti-viral özellikleri zengindir.
* Ayvanın mide ülserine karşı etkin olduğu tespit edilmiştir.
* Ayva hem sindirimi kolaylaştırır hem de kolestrolün düşürülmesine yardımcı olur.
* Ayva yüksek kan basıncını düşürür.
* Ayva C vitamini sayesinde kalp hastalığı riskini azaltır.

www.merakligezgin.com


ayva_merakligezginAyva, elma ve armut ile aynı aileye aittir, onların uzak akrabası olarak kabul edilir.

Ayvanın Besin Değerleri (100 gram ayva için)

* Karbonhidratlar – 15.3 gram
* Şekerler – 12,53 gram
* Diyet lifi – 1,9 gram
* Yağ – 0,10 gram
* Protein – 0,4 gram
* Su – 83,8 gram
* A vitamini – 40 mg
* Niasin (B3 vitamini) – 0,2 mg
* B6 Vitamini – 0.04 mg
* Folat (Vitamin B9) – 8 mg
* C Vitamini – 15.0 mg
* Kalsiyum – 8 mg
* Demir – 0,7 mg
* Magnezyum – 8 mg
* Fosfor – 17 mg
* Potasyum – 197 mg
* Sodyum – 4 mg
* Enerji – 60 kcal (240 kJ)

Sağlıklı beslenme ve Ayva

* Lif bakımından zengin olduğu için kilo vermek isteyenler için çok uygundur.
* Ayva serbest radikallere karşı mücadele eder, kanser riskini azaltan antioksidan özellikleri vardır.
* Ayva’nın  anti-viral özellikleri zengindir.
* Ayvanın mide ülserine karşı etkin olduğu tespit edilmiştir.
* Ayva hem sindirimi kolaylaştırır hem de kolestrolün düşürülmesine yardımcı olur.
* Ayva yüksek kan basıncını düşürür.
* Ayva C vitamini sayesinde kalp hastalığı riskini azaltır.

www.merakligezgin.com


Dolmabahçe Sarayı

Perşembe, Temmuz 2nd, 2009

Dolmabahçe Sarayı

17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından biri olan bu yörenin; Altın Post’u aramaya çıkan Argonotların efsanevi gemisi Argos’un demirlediği, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülür.

dolmabahce_sarayi_03

Osmanlılar Döneminde kaptan paşaların donanmayı demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapılageldiği doğal bir liman görünümünde olan bu koy; 17. yüzyıldan başlayarak dönem dönem doldurulmuş ve Dolmabahçe adıyla padişahların Boğaziçi’ndeki has bahçelerinden biri konumuna getirilmiştir.

Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahlar tarafından yaptırılan köşk ve kasırlarla donatılan Dolmabahçe; zamanla “Beşiktaş Sahil Sarayı” adıyla anılan bir saray görünümü kazanmıştır.

Beşiktaş Sahil Sarayı, Sultan Abdülmecid Döneminde (1839-1861) ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle 1843 yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı’nın temelleri atılmıştır.

Yapımı, çevre duvarlarıyla birlikte 1856 yılında bitirilen Dolmabahçe Sarayı 110.000 m2’yi aşan bir alan üstüne kurulmuş ve ana yapısı dışında onaltı ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane gibi işliklere uzanan bir dizi içinde, çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır. Bu yapılar arasına Sultan II. Abdülhamid Döneminde (1876-1909) Saat Kulesi ve Veliahd Dairesi arka bahçesindeki Hareket Köşkleri eklenmiştir.

Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve Nikogos Balyan tarafından yapılan sarayın ana yapısı; Mabeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muayede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn  adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Mabeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; Padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yer alan Muayede Salonu’ysa; Padişah’ın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır.

dolmabahce_sarayi_02

Tüm yapı, bodrumla birlikte üç katlıdır. Biçimde, ayrıntılarda ve süslemelerde gözlenen belirgin batı etkilerine karşılık bu saray, bu etkilerin Osmanlı ustalarca yorumlanmış bir uygulamasıdır. Öte yandan, gerek kuruluş gerekse oda ve salon ilişkileri açısından geleneksel Türk evi plan tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı bir yapı bütünüdür. Beden duvarları taştan, iç duvarları tuğladan, döşemeleri ahşaptan yapılmıştır. Çağın teknolojisine açık olan saraya, 1910-12 yıllarındaysa elektrik ve kalorifer sistemi eklenmiştir. 45.000 m2’lik kullanılır döşeme alanı, 285 odası, 46 salonu, 6 hamamı ve 68 tuvaleti vardır. Döşemelerin ince işçilikli parkelerinin üstünde, önce sarayın dokumevinde, sonra da Hereke’de dokunmuş 4454 m2 halı serilidir.

Padişahın devlet işlerini yürüttüğü Mabeyn; işlevi ve görkemiyle Dolmabahçe Sarayı’nın en önemli bölümüdür. Girişte karşılaşılan Medhal Salon, üst kat ile bağlantıyı sağlayan Kristal Merdiven, elçilerin ağırlandığı Süfera Salonu ve padişahın huzuruna çıktıkları Kırmızı Oda; imparatorluğun tarihsel görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve döşenmiştir. Üst katta yer alan Zülvecheyn Salonu; padişahın Mabeyn’de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için mermerleri Mısır’dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışabileceği oda ve salonlar bulunmaktadır.

Harem ve Mabeyn bölümleri arasında yer alan Muayede Salonu; Dolmabahçe Sarayı’nın en yüksek ve en görkemli parçasıdır. 2000 m2’yi aşan alanı, 56 sütunu, yüksekliği 36 m.yi bulan kubbesi ve bu kubbeye bağlı yaklaşık 4,5 tonluk İngiliz yapımı avizesiyle bu salon, sarayın diğer bölümlerinden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır. Salon, bodrumdaki tesislerden elde edilen sıcak havanın sütun diplerinden içeri verilmesiyle ısıtılmakta, böylelikle soğuk mevsimlere rastlayan törenler daha sıcak bir atmosferde yapılabilmekteydi. Geleneksel bayramlaşma töreni günlerinde, Topkapı Sarayı’nda bulunan altın taht bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu tahtta devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı. Galeriler ise elçilik görevlilerine, Saray Orkestrası’na, bay ve bayan konuklara ayrılmıştı.

Dolmabahçe Sarayı’nın Batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan yapısında “Harem”in eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterilmiştir. Ancak Topkapı Sarayı’nın tersine, Harem, artık saraydan ayrı tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu değildir; aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir.

Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem Bölümü’ne, Mabeyn ve Muayede Salonu’ndan geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap kapılarla kesilmiş koridorlardan geçilmekte, bu bölümde Boğaziçi’nin yansımalarıyla aydınlanan salonlar, sofalar boyunca padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli görevleri olan kadınların, şehzade ve sultanların yatak odaları, çalışma ve dinlenme odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan Dairesi, Mavi ve Pembe Salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve Reşad tarafından kullanılan odalar, Cariyerler Bölümü, Kadınefendi odaları, Büyük Atatürk’ün çalışma ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı, levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları Harem’in ilginç ve etkileyici parçalarını oluşturmaktadır.

Günümüzde Dolmabahçe Sarayı’nın bütün birimleri restore edilmiş ve ziyarete açılmış bulunmaktadır. Saray’ın değerli eşyalarının sergilendiği iki “Değerli Eşyalar Sergi Salonu”, Milli Saraylar Yıldız Porselenleri Koleksiyonu’ndan örneklerin yer aldığı “İç Hazine Sergi Binası”, genellikle Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’nun bölüm bölüm ve uzun süreli sergiler biçiminde izleyicilere sunulduğu “Sanat Galerisi”, bu galerinin alt katında sarayın çeşitli objeleri ve mimari süslemelerinden alınmış kuş motiflerinin fotoğraflarından oluşan sürekli serginin bulunduğu tarihsel koridor, Mabeyn Bölümü’ndeki Abdülmecid Efendi Kütüphanesi; Dolmabahçe Sarayı’nın başlıca sergileme birimlerini oluşturmaktadır.

Sarayın hemen girişinde bulunan eski Mefruşat Dairesi’nde Kültür-Tanıtım Merkezi yer almakta ve Milli Saraylar’ın çeşitli yerlerinde sürdürülen bilimsel çalışmalarla tanıtım etkinlikleri bu merkezden yönlendirilmektedir. Öte yandan, yine bu merkezde çoğunluğunu 19. yüzyıla yönelik yayınların oluşturduğu bir kitaplık kurularak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

dolmabahce_sarayi_01

Saat Kulesi, Mefruşat Dairesi, Kuşluk, Harem ve Veliahd Dairesi bahçelerinde ziyaretçilere yönelik kafeterya hizmetleri veren bölümler ve hediyelik eşya satış reyonları oluşturulmuş, bu reyonlarda Kültür-Tanıtım Merkezi’nce hazırlanan ve milli sarayları tanıtıcı bilimsel nitelikte kitaplar, çeşitli kartpostallar ve Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’ndan seçilmiş ürünlerin tıpkı basımları satışa sunulmuştur. Öte yandan Muayede Salonu ve bahçeler ise ulusal/uluslararası resepsiyonlara ayrılmış, yeni düzenlemelerle saray, müze içinde müze birimlerine, sanat ve kültür etkinliklerine kavuşturulmuştur.

Dolmabahçe Caddesi, Beşiktaş
Tel : (0212) 236 90 00 (20 hat)
Faks : (0212) 259 32 92

Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

Dolmabahçe Sarayı

17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından biri olan bu yörenin; Altın Post’u aramaya çıkan Argonotların efsanevi gemisi Argos’un demirlediği, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülür.

dolmabahce_sarayi_03

Osmanlılar Döneminde kaptan paşaların donanmayı demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapılageldiği doğal bir liman görünümünde olan bu koy; 17. yüzyıldan başlayarak dönem dönem doldurulmuş ve Dolmabahçe adıyla padişahların Boğaziçi’ndeki has bahçelerinden biri konumuna getirilmiştir.

Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahlar tarafından yaptırılan köşk ve kasırlarla donatılan Dolmabahçe; zamanla “Beşiktaş Sahil Sarayı” adıyla anılan bir saray görünümü kazanmıştır.

Beşiktaş Sahil Sarayı, Sultan Abdülmecid Döneminde (1839-1861) ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle 1843 yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı’nın temelleri atılmıştır.

Yapımı, çevre duvarlarıyla birlikte 1856 yılında bitirilen Dolmabahçe Sarayı 110.000 m2’yi aşan bir alan üstüne kurulmuş ve ana yapısı dışında onaltı ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane gibi işliklere uzanan bir dizi içinde, çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır. Bu yapılar arasına Sultan II. Abdülhamid Döneminde (1876-1909) Saat Kulesi ve Veliahd Dairesi arka bahçesindeki Hareket Köşkleri eklenmiştir.

Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve Nikogos Balyan tarafından yapılan sarayın ana yapısı; Mabeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muayede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn  adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Mabeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; Padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yer alan Muayede Salonu’ysa; Padişah’ın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır.

dolmabahce_sarayi_02

Tüm yapı, bodrumla birlikte üç katlıdır. Biçimde, ayrıntılarda ve süslemelerde gözlenen belirgin batı etkilerine karşılık bu saray, bu etkilerin Osmanlı ustalarca yorumlanmış bir uygulamasıdır. Öte yandan, gerek kuruluş gerekse oda ve salon ilişkileri açısından geleneksel Türk evi plan tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı bir yapı bütünüdür. Beden duvarları taştan, iç duvarları tuğladan, döşemeleri ahşaptan yapılmıştır. Çağın teknolojisine açık olan saraya, 1910-12 yıllarındaysa elektrik ve kalorifer sistemi eklenmiştir. 45.000 m2’lik kullanılır döşeme alanı, 285 odası, 46 salonu, 6 hamamı ve 68 tuvaleti vardır. Döşemelerin ince işçilikli parkelerinin üstünde, önce sarayın dokumevinde, sonra da Hereke’de dokunmuş 4454 m2 halı serilidir.

Padişahın devlet işlerini yürüttüğü Mabeyn; işlevi ve görkemiyle Dolmabahçe Sarayı’nın en önemli bölümüdür. Girişte karşılaşılan Medhal Salon, üst kat ile bağlantıyı sağlayan Kristal Merdiven, elçilerin ağırlandığı Süfera Salonu ve padişahın huzuruna çıktıkları Kırmızı Oda; imparatorluğun tarihsel görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve döşenmiştir. Üst katta yer alan Zülvecheyn Salonu; padişahın Mabeyn’de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için mermerleri Mısır’dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışabileceği oda ve salonlar bulunmaktadır.

Harem ve Mabeyn bölümleri arasında yer alan Muayede Salonu; Dolmabahçe Sarayı’nın en yüksek ve en görkemli parçasıdır. 2000 m2’yi aşan alanı, 56 sütunu, yüksekliği 36 m.yi bulan kubbesi ve bu kubbeye bağlı yaklaşık 4,5 tonluk İngiliz yapımı avizesiyle bu salon, sarayın diğer bölümlerinden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır. Salon, bodrumdaki tesislerden elde edilen sıcak havanın sütun diplerinden içeri verilmesiyle ısıtılmakta, böylelikle soğuk mevsimlere rastlayan törenler daha sıcak bir atmosferde yapılabilmekteydi. Geleneksel bayramlaşma töreni günlerinde, Topkapı Sarayı’nda bulunan altın taht bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu tahtta devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı. Galeriler ise elçilik görevlilerine, Saray Orkestrası’na, bay ve bayan konuklara ayrılmıştı.

Dolmabahçe Sarayı’nın Batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan yapısında “Harem”in eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterilmiştir. Ancak Topkapı Sarayı’nın tersine, Harem, artık saraydan ayrı tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu değildir; aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir.

Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem Bölümü’ne, Mabeyn ve Muayede Salonu’ndan geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap kapılarla kesilmiş koridorlardan geçilmekte, bu bölümde Boğaziçi’nin yansımalarıyla aydınlanan salonlar, sofalar boyunca padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli görevleri olan kadınların, şehzade ve sultanların yatak odaları, çalışma ve dinlenme odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan Dairesi, Mavi ve Pembe Salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve Reşad tarafından kullanılan odalar, Cariyerler Bölümü, Kadınefendi odaları, Büyük Atatürk’ün çalışma ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı, levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları Harem’in ilginç ve etkileyici parçalarını oluşturmaktadır.

Günümüzde Dolmabahçe Sarayı’nın bütün birimleri restore edilmiş ve ziyarete açılmış bulunmaktadır. Saray’ın değerli eşyalarının sergilendiği iki “Değerli Eşyalar Sergi Salonu”, Milli Saraylar Yıldız Porselenleri Koleksiyonu’ndan örneklerin yer aldığı “İç Hazine Sergi Binası”, genellikle Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’nun bölüm bölüm ve uzun süreli sergiler biçiminde izleyicilere sunulduğu “Sanat Galerisi”, bu galerinin alt katında sarayın çeşitli objeleri ve mimari süslemelerinden alınmış kuş motiflerinin fotoğraflarından oluşan sürekli serginin bulunduğu tarihsel koridor, Mabeyn Bölümü’ndeki Abdülmecid Efendi Kütüphanesi; Dolmabahçe Sarayı’nın başlıca sergileme birimlerini oluşturmaktadır.

Sarayın hemen girişinde bulunan eski Mefruşat Dairesi’nde Kültür-Tanıtım Merkezi yer almakta ve Milli Saraylar’ın çeşitli yerlerinde sürdürülen bilimsel çalışmalarla tanıtım etkinlikleri bu merkezden yönlendirilmektedir. Öte yandan, yine bu merkezde çoğunluğunu 19. yüzyıla yönelik yayınların oluşturduğu bir kitaplık kurularak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

dolmabahce_sarayi_01

Saat Kulesi, Mefruşat Dairesi, Kuşluk, Harem ve Veliahd Dairesi bahçelerinde ziyaretçilere yönelik kafeterya hizmetleri veren bölümler ve hediyelik eşya satış reyonları oluşturulmuş, bu reyonlarda Kültür-Tanıtım Merkezi’nce hazırlanan ve milli sarayları tanıtıcı bilimsel nitelikte kitaplar, çeşitli kartpostallar ve Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’ndan seçilmiş ürünlerin tıpkı basımları satışa sunulmuştur. Öte yandan Muayede Salonu ve bahçeler ise ulusal/uluslararası resepsiyonlara ayrılmış, yeni düzenlemelerle saray, müze içinde müze birimlerine, sanat ve kültür etkinliklerine kavuşturulmuştur.

Dolmabahçe Caddesi, Beşiktaş
Tel : (0212) 236 90 00 (20 hat)
Faks : (0212) 259 32 92

Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

Videos About Turkey

Çarşamba, Temmuz 1st, 2009

Discover Turkey 1 – 2008 (60 seconds)

Discover Turkey 2 – 2008 (60 seconds)

Discover Turkey 3 – 2008 (3 minutes)

Learn About Antalya – Turkey (60 seconds)

Learn About Cappadocia – Turkey (60 seconds)

East of Turkey – (60 seconds)

SPA in Turkey (60 seconds)

Turkey, World of Dreams – 1

Turkey, World of Dreams – 2

Turkey, World of Dreams -3

Turkey, World of Dreams – 4

Turkey, World of Dreams – 5

Turkey, World of Dreams -6

Turkey in general, 10 minutes video

Istanbul – 1

Istanbul – 2

Cappadocia 5 minutes video

Blue Voyage – 1 minute

Yachting in Turkey5 minutes video

Golf in Turkey5 minutes video

Rafting in Turkey5 minutes video

Winter Sports in Turkey 5 minutes video

Discover Turkey 1 – 2008 (60 seconds)

Discover Turkey 2 – 2008 (60 seconds)

Discover Turkey 3 – 2008 (3 minutes)

Learn About Antalya – Turkey (60 seconds)

Learn About Cappadocia – Turkey (60 seconds)

East of Turkey – (60 seconds)

SPA in Turkey (60 seconds)

Turkey, World of Dreams – 1

Turkey, World of Dreams – 2

Turkey, World of Dreams -3

Turkey, World of Dreams – 4

Turkey, World of Dreams – 5

Turkey, World of Dreams -6

Turkey in general, 10 minutes video

Istanbul – 1

Istanbul – 2

Cappadocia 5 minutes video

Blue Voyage – 1 minute

Yachting in Turkey5 minutes video

Golf in Turkey5 minutes video

Rafting in Turkey5 minutes video

Winter Sports in Turkey 5 minutes video